close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 117. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Bedî’u assemâvâti vel-ard(i)(c) ve-iżâ kadâ emran fe-innemâ yekûlu lehu kun feyekûn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gökleri de eşsiz, örneksiz yaratan odur, yeryüzünü de. Bir işin olmasını diledi mi ona ancak ol der, o iş oluverir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Allah) Gökleri ve yeri (başka bir örnekten ve projeden öğrenmeksizin, hiç yoktan) yaratıp var edendir. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL!" der, o da (murad ettiği şekilde ve en mükemmel biçimde) hemen oluverir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin varolmasını istediğinde, ona sadece “ol” der ve o şey de hemen oluverir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
O göklerin ve yerin yoktan var edicisi, eşsiz yaratıcısıdır. O bir planı gerçekleştirmeye karar verince sadece ona: - "Ol" buyurur. O da sünnetullaha uygunluk içinde süratle oluş sürecine girer.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/40; 36/82; 54/50.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Gökleri ve yeri bir örneğe dayanmadan yaratan O'dur. Bir şeyin olmasına hükmettiğinde ona "ol" der, o da oluverir.
22.Yani O, göklerde ve yerde olanların sahibidir. Hiç bir şeyi kendine eş, ortak edinmediği gibi yarattıklarından kendine oğul edinmiş de değildir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca 'OL' der, o da hemen oluverir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir işin olmasını istese ona yalnız; “ol” der, o da oluverir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O, gökleri ve yeri yoktan vareden, güzelce yaratandır. Bir şeye hükmettiği zaman, sadece ona “ol” der, o şey oluverir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece, “Ol” der, o da hemen oluşmaya başlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Gökleri de, yeri de bezeticidir, bir işe hükmedince ona: «Ol!» der, hemen olur o
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Gökleri ve yeri (herhangi bir bir örnek/model olmaksızın) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluş sürecine girer.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh arzın ve semâvâtın hâlikidir. Bir şey yapmağa karâr virir ise olsun dir ve o şey derhâl vücûda gelir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir işin olmasını dilerse, ona ancak "ol" der ve olur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
O, göklerin ve yerin eşsiz-örneksiz yaratıcısıdır; bir şeyin olmasını dilediğinde ona “ol!” der, hemen oluverir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(O), göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyi dilediğinde ona sadece «Ol!» der, o da hemen oluverir.
 Allah Teâlâ’nın bir şeyi murat etmesi, onun hakkında «Ol!» emridir. Allah’ın dilediği her şey vakti saati gelince mutlaka olur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir işin olmasını dilerse, ona sadece "Ol," der ve olur.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O, göklerin ve yerin yoktan var edicisidir ve O, bir işin olmasını murad edince, ona yalnızca "ol!" der, o da hemen oluverir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Göklerin, Yerin mübdii, bir emri murad etti mi ona yalnız «ol!» der, oluverir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bir örneğe ve hammaddeye ihtiyaç duymaksızın) gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. *(Allah) bir şeyin olmasını takdir ettiğinde, ona sadece ‘Ol!’ buyurur, o da hemen olur.”
* “(Allah) bir şeyin olmasını takdir ettiğinde, ona sadece “Ol!” buyurur o da hemen olur”; Allah Teâlâ, ilm-i ezelîsinde, bir şeyi yaratmayı takdir buyurmuşsa, yaratılacak olan şeyin, takdir buyrulan yaratılma zamanı geldiğinde, o şeyi, dilediği şekilde, dilediği miktarda, dilediği ölçülerde, bir örneğe ve hammaddeye ihtiyaç duymaksızın, idrak edemeyeceğiniz bir hızda yaratır, buna engel olacak hiçbir güç ve kuvvet de yoktur, manasındadır. Hülâsa; Allah Teâlâ’nın tekvîn sıfatı, âyet-i kerîmede, “ol” emri ile ifade edilmiştir.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
O, gökleri ve yeri hiçbir şeyi örnek almadan yaratandır. Bir şeyin olmasını istediğinde, ona sadece “Ol.” der, o da oluverir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Göklerin ve yerin Yaratıcısıdır o. O bir şey'e hükmetdi mi ona ancak «ol» der, o da oluverir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(O,) göklerin ve yerin benzersiz yaratıcısıdır. Ve bir işe hükmettiğinde, artık ona sâdece “Ol!” der, (o da) hemen oluverir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Zatım olan Allah) gökleri (uzaydaki gök cisimlerini) ve yerküreyi [bütün evreni, bir örnek edinmeksizin] eşsiz yaratandır. O, (Allah) bir işin olmasına karar verdiği zaman, ona yalnızca "ol" der, o da hemen oluş sürecine girer (Onun için hemen süreç başlıyor). (*)
(*) Şöyle bir iddia var! Bakara, 117. Ayet, “Allah ol deyince olur.” Derken, Kaf, 38. Ayette de gök ve yerin 6 evrede/aşamada yaratıldığı belirtilir. Evrenin oluşumu milyonlarca yıl sürmüştür. Cevap: İddia edilen meal şekli hatalıdır. Çünkü Bakara, 117. ayette, “kün fe kâne” yani; ‘ol dedi ve o da oldu.’ şeklinde, mazi (geçmiş zaman sigası ile) geçmez. Arapçası,’’ كُن فَيَكُونُ “kün fe yekûn” şeklinde, muzari (geniş, şimdiki ve gelecek zaman) sigası ile geçer. Muzari fiil, aşamalar içeren bir süreci ifade eder. Bu nedenlei ayetin meali, “Allah ol deyince oluş sürecine girer.” şeklindedir, yani yaratılışı hemen tamamlanmaz. Çünkü yüce Allah bir şeyin yaratmasını istediğ zaman onu takdir ettiği bir süreç içinde tamamlıyor. İşte ayetlerde de geçen (كن فيكن)‘’kün feyekün’’de bu anlamdadır: Not: Hem bu ayette, hem de aşağıdaki lügatta göre: (البديع) ‘’El Bedi’’ Esmaül Hüsna içerisindeki tüm isimler gibi yüce Allah’ın isimlerindendir. Zira (بديع) ‘’Bedi’’’zatında, sıfatlarında eşi ve benzeri olmayan demektir. Bu da sadece Allah’ın bir sıfatı olur. Bu nedenle (بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ) ‘’bedius- semavati vel- ardı’’ Gökleri ve yerküreyi [bir örnek edinmeksizin] eşsiz yaratandır’’şeklindeki ayetten hareketle birilerine (بديع)‘’Bedî’ veya (بديع الزمان) ’’Bediüzzaman ‘’yani ’’zamanın eşsiz yaratıcısı’’anlamına gelen böyle bir ifadenin kullanılmaması gerekir. Çünkü her ne kadar bunun başka anlamlara da geldiğini söyleyenler olsa da yine asil anlamı bu ayette olduğu gibidir. Çünkü (البديع) el Bedi’’yüce Allah’ın bir sıfatı olarak anlaşılıyor. البَديع: اسم مِن أسماء الله الحسنى، ومعناه: الَّذي لا مثيلَ له ولا شبيهَ في ذاته أو صفاته أو أفعاله، والمبدِع الَّذي خلق الأشياء ابتداء لا على مثالٍ سابق، وفردًا لم يشاركُه فيها غيرُه : مُوجِدها (تعريف و معنى بديع في معجم المعاني الجامع - معجم) فالله عز وجل بديع السموات والأرض، أي منشئها ومُوجدها ومبدعها ومخترعها على غير حدّ ولا مثال (الجامع لاحكام القرآن - القرطوبي).وقوله تعالى: {بَدِيعُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلأَرْضِ} أي: خالقهما على غير مثال سبق؛ قال مجاهد والسدي: وهو مقتضى اللغة، (تفسير القرآن العظيم )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Gökleri ve yeri benzersiz olarak yaratan O dur. Bir şeyin olmasına hükmettiği zaman o’na “ol ” der, o da hemen oluverir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yerlerin de, göklerin de türeticisi Allah’tır. Allah bir işin olmasını yasadı mı, ona « Ol!» der, o da oluverir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gökleri, yeri örneksiz yaratandır. Herhangi bir işi istese ona ancak « ol » demesiyle o iş oluverir.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O, gökleri ve yeri eşsiz güzellikte var edendir [Bedi’]. Bir şeyin olmasına hükmettiğinde ona ancak “Ol!” der. O da olur/oluş sürecine girer.⁷⁸
78 “Fe-yekûn”, Arapçada istimrar/devamlılık ifade eden geniş veya şimdiki zaman kipidir. Olur, olmaya devam eder, oluş sürecine girer anlamındadır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Gökleri ve yeri yoktan var eden Allah'tır. O, bir şeyin olmasını dilerse, ona ancak “Ol” der ve böylece o da hemen oluverir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gökleri ve yeri yoktan var eden O’dur. Bir şeyi yaratmak isteyince, sözgelimi Hz. İsa örneğinde olduğu gibi, bir çocuğun babasız doğmasını isteyince, ona sadece “Ol!” der, o da hemen oluverir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Yer’in ve Gökler’in eşsiz-benzersiz yaratanı! Bir işe hüküm koyduğu / karar verdiği zaman, doğrusu ona “Ol!” diyor; artık oluyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Gökleri ve yeri döktüren Allah, bir şey istedi mi, ona sadece "ol " der, o da olur...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah gökleri yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(O), göklerin ve yerin yoktan yaratıcısıdır. [*] Bir işe hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der; o da hemen olmaya başlar. [*]
Burada geçen [bedî‘] kelimesi Yüce Allah’ın bir sıfatıdır; “yoktan var eden” anlamına geldiği gibi “eşsiz ve benzersiz güzellikte yaratan” anlamını da içermektedir. Benzer mesaj: En‘âm 6:101.,[Kün fe yekûnu] ifadesi genellikle “Ol” (der); o da hemen olur” şeklinde tercüme edilmektedir. Oysa burada hemen “olmaktan” değil, “oluşmaya başlamaktan” söz edilmektedir ki geniş zaman anlamı veren [yekûnu] kalıbı da bunu gerektirmektedir. Ayette yer alan [fe yekûnu] ifadesindeki [fe] edatı da oluşumun hemen başladığını gösteren bir anlam katkısı sunmaktadır. Bu konudaki diğer kullanımlar: Âl-i İmrân 3:47, 59; En‘âm 6:73; Nahl 16:40; Meryem 19:35; Yâsîn 36:82; Mü’min 40:68.  
Mehmet Türk
swap_vert close
O, göklerin ve yerin “Eşsiz Yaratıcısıdır”¹ ve O, bir işin olmasına karar verirse, ona sadece “ol” der, (o da) hemen oluverir.
1 Allah bu güzel ve benzersiz göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Çocuk edinmek ise böyle bir icat ile değil, doğum ile ve güçlükle olur. Yaratıklar Ondan koparak meydana gelmiş, Ondan doğarak oluşmuş şeyler değildir. Önceleri Hz. İsa’ya “Allah’ın oğlu” diyen Hristiyanlar, daha sonra ona hâşâ “Allah” da dediler. Bu âyet de işte onların dediklerinin yanlış olduğunu ispat etti. Bundan dolayıdır ki, İslâm’da Allah’a “baba” demek küfürdür. Ayrıca Vahdet-i Vücut felsefesinin dediği gibi her şey, Allah değil, Allah’ın yarattığı varlıklardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Göklerin ve yerin yaratıcısı O’dur: bir şeyin olmasını istediğinde ona sadece “Ol!” der -ve o (şey hemen) oluverir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
, Allah göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “Ol!” der, o da oluş sürecine girer. 6/101, 36/82
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Gökleri ve yeri yoktan, eşsiz ve benzersiz yaratan O’dur.[²²⁴] Bir işin olmasını murad ettiğinde, ona sadece “ol” der ve o da hemen oluş sürecine girer.[²²⁵]
[224] “Yoktan eşsiz ve benzersiz yaratan” diye çevirdiğimiz bedî‘ bazı dilciler tarafından dört harfli ebde‘a kökünden ism-i fail olan mubdi‘ mânasına alınmıştır. Bu sonuca takdir yoluyla varılmıştır. Fakat Asmaî bu görüşü reddederek kelimenin kökeninin üç harfli olup kıyas yoluyla sıfat-ı müşebbehe vurgusu kazandığını söyler. Birincilere göre “yoktan var eden”, Asmaî’ye göre ise “eşsiz ve benzersiz yaratan” anlamına gelir (Menâr). İkisi de doğru olduğu için biz mealde iki anlamı da verdik. İsm-i fail kalıbı daha çok failin fiiline ilişkin iken sıfat-ı müşebbehe kalıbı failin zâtına ilişkindir. Bu durumda bedî‘ hem Yaratan’ın eşsiz ve benzersizliğine, hem de yaratışının eşsiz ve benzersizliğine delâlet eder. İbdâ‘, “daha önce var olan bir örneğe ve hammaddeye ihtiyaç duymaksızın, benzeri daha önce var olmayan bir şeyi hiç yoktan yaratmak” demektir. Kur’an’da halk ile “yaratma” sadece iki yerde insana da nisbet edilir, lâkin ibdâ‘ ile “yaratma” asla insana nisbet edilmez. “Varlıktan önce ne vardı?” sorusunun cevabını ancak Bedî‘ olan Allah verirdi. İşte bu âyet, o cevabın ta kendisidir. [225] Buradaki kun (ol) emri, “teklif emrinin” karşıtı olan “tekvin emrine” tekabül eder. Teklif emri kelâm sıfatıyla, tekvin emri irade sıfatıyla bağlantılıdır. Teklif emri şuurlu varlıklara kelâmî bildirim (vahiy) yoluyla, tekvin emri şuursuz varlıklara fiilî yaptırım yoluyla ulaştırılır. Bu âyette şuursuz varlıklara yapılan tekvînî emrin eylemsel dili, şuurlu varlık olan insana gönderilen teklifî emrin dili olan “kelam”a çevriliyor. Bizim, buradaki kun emrini, eşyanın oluş diliyle bir söz değil bir fiil olarak algılamamız gerekir. Teklifin muhatabı şuurlu varlık olan insandır ve insan bu yönüyle fiili vahiydir. Tekvinin muhatabı ise sadece varlık değil, aynı zamanda yokluktur da. Yokluk böyle bir tekvin emriyle karşılaştığı zaman varlığa dönüşür. Bu süreç şuursuz eşyanın tâbi olduğu statik kadere göre işler (kevnî yasalar). Şuurlu varlıklara gönderilen teklif emri ise, onların tâbi olduğu dinamik kadere (fıtrî ve şer’î yasalar) göre işler. Maksat Allah’a bir soy ve sop izafe edilemeyeceği gerçeğini anlatmaktır. Allah bütün varlığın yoktan var edicisiyken, bu sınırsız gücü elinde bulunduran Zât’a oğul isnat etmek korkunç bir bühtandır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Göklerin ve yerin yaratıcısıdır O!.. O, bir şeyi diledi mi, ona ancak "Ol" der, o da hemen oluverir.
Osman Fırat
swap_vert close
O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah Teâlâ göklerin ve yerin mübdiidir. Bir şeyi irâde edince ona «Ol!» der, o da hemen oluverir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O, gökleri ve yeri yoktan var edendir. Bir şeyi yaratmak isteyince sadece “ol! ” der, oluverir. [36, 82; 16, 40; 54, 50]
Süleyman Ateş
swap_vert close
(O), göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyi yaratmak istedi mi, ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Gökleri ve yeri numûnesiz olarak yaradan odur. Bir şeyin olmasını irâde iderse ona "ol" dir ve o da derhâl olur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Gökleri ve yeri, örneksiz yaratan O’dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi onun için sadece “Ol!” der, o şey oluşur.[*]
[*] Bu âyete, "ol der, hemen olur" şeklinde meâl verilir. Allah her şeyi bir ölçüye göre yarattığından (Kamer 54/49) o emirle, sadece oluşum başlar. Mesela Allah, bir çocuğun olmasını murad ettiğinde emri, döllenme öncesinde verir (İnsan 76/1-2) ve çocuk oluşmaya başlar. Âyete yukarıdaki meâli vermemizin sebebi budur.  
Şaban Piriş
swap_vert close
O, göklerin ve yerin yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
O, gökleri ve yeri hiç yoktan ve benzersiz olarak yaratandır. Bir işi murad ettiğinde sadece “Ol” der; o da oluverir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Gökleri ve yeri, güzelliklerle donatarak yaratan Bedî' O'dur. Bir şeyin olmasına karar verdi mi ona sadece "Ol!" der. Artık o, oluverir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
beñdeşsüz yaradıcı gökleri daħı yiri. daħı ķaçan kim hükm eyleye bir işi, bayıķ eydür aña: “ol!” pes olur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
‘Ademden vücūda getürdi gökleri ve yirleri. Daḫı ḳaçan kim bir nesne ḥükmeylese, eyitmez aña illā ol. Pes olur, vücūda gelür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Göyləri və yeri icad edən (yoxdan yaradan) Odur. Bir işin yaranmasını istədiyi zaman, ona (o işə) yalnız: “Ol !” –deyər, o da (fövrən) olar.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The Originator of the heavens and the earth! When He decreeth a thing, He saith unto it only: Be! and it is.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
To Him is due the primal origin of the heavens and the earth(120): When He decreeth a matter, He saith to it: "Be," and it is.
120 The previous verse told us that everything in heaven and earth celebrates the glory of Allah. Lest anyone should think that the heavens and the earth were themselves primeval and eternal, we are now told that they themselves are creatures of Allah's will and design. Cf. 6:102, where the word bada'a is used as here for the creation of the heavens and the earth, and kh alaqa is used for the creation of all things. Bada'a goes back to the very primal beginning, as far as we can conceive it. The materialists might say that primeval matter was eternal: other things, i.e., the forms and shapes as we see them now, were called into being at some time or other, and will perish. When they perish, they dissolve into primeval matter again, which stands at the base of all existence. We go further back. We say that if we postulate such primeval matter, it owes its origin itself to Allah, Who is the final basis of existence, the Cause of all Causes. If this is conceded, we proceed to argue that the process of Creation is not then completed. "All things in the heavens and on the earth" are created by gradual processes. In "things" we include abstract as well as material things. We see the abstract things and ideas actually growing before us. But that also is Allah's creation, to which we can apply the word khalaqa, for in it is involved the idea of measuring, fitting it into a scheme of other things. Cf. 54:49; also 25:59. Here comes in what we know as the process of evolution. On the other hand, the "amr" (=Command, Direction, Design) is a single thing, unrelated to Time, "like the twinkling of an eye" (54:50). Another word to note in this connection is ja'ala "making" which seems to imply new shapes and forms, new dispositions, as the making of the Signs of the Zodiac in the heavens, or the setting out of the sun and moon for light, or the establishment of the succession of day and night (25:61-62). A Further process with regard to the soul is described in the word saww a , bringing it to perfection (91:7) but this we shall discuss in its place. Fatara (42:11) implies, like bada'a, * ' the creating of a thing out of nothing and after no pre-existing similitude, but perhaps fatara implies the creation of primeval matter to which further processes have to be applied later, as when one prepares dough but leaves the leavening to be done after. Badaa , 30:27, implies beginning the process of creation: this is made further clear in 32:7 where the beginning of the creation of pristine man from clay refers to his physical body, leaving the further processes of reproduction and the breathing in of the soul to be described in subsequent verses. Lastly, bara'a is creation implying liberation from pre-existing matter or circumstance, e.g., man's body from clay (59:24) or a calamity from previously existing circumstances (57:22). See also 6:94 n. 916; 6:98 n. 923; 59:24 nn. 5405-6. (Ed.)  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
بَد۪يعُ
Bedî''idir
السَّمٰوَاتِ
göklerin
وَالْاَرْضِۜ
ve yerin
وَاِذَا
ve o zaman ki
قَضٰٓى
hükmetti
اَمْراً
bir işe
فَاِنَّمَا
artık ancak
يَقُولُ
der
لَهُ
ona
كُنْ
ol
فَيَكُونُ
hemen olur
O, göklerin ve yerin Bedî''idir (örneksiz, eşsiz ve benzersiz yaratıcısıdır). O, bir işe hükmettiği zaman ona sadece "ol!" der ve o da hemen oluverir.
بَدِيع
İsim
ب د ع
Bedî' (Allah'ın esması, ismidir. Örneksiz, eşsiz ve benzersiz yaratan demektir.)
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu