close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Bakara Sûresi 101. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velemmâ câehum rasûlun min ‘indi(A)llâhi musaddikun limâ me’ahum nebeże ferîkun mine-lleżîne ûtu-lkitâbe kitâba(A)llâhi verâe zuhûrihim keennehum lâ ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Allah tarafından onlarda bulunan kitabın doğruluğunu bildiren bir peygamber geldi mi kitap ehlinin bir kısmı, Allah'ın kitabını artlarına atarlar, sanki de bilmezler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ne zaman onlara Allah katından, (kendi) yanlarındakini doğrulayan (onları Hakka ve hayra çağıran) bir elçi gelse, kitap verilenlerden birtakımı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabını arkalarına atıp (aykırı davranmışlardır).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah katından kendilerine ellerinde bulunan İlahî kitabı tasdik eden bir elçi geldiğinde, kitap verilenlerden bir gurup Allah'ın kitabını hiç bilmiyorlarmış gibi kaldırıp arkalarına attılar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah tarafından onlara, ellerindeki doğru bilgileri, kutsal kitaplardaki bilgileri tasdik edici bir rasûl gelince, kendilerine verilen kutsal kitabın hükmünce sorumlu tutulanlardan bir kısmı, Allah'ın kitabını, sanki hiç tanımıyorlarmış, bilmiyorlarmış gibi, taahhütlerini bozarak, sorumluluklarını yerine getirmediler, Muhammed'in hak peygamberliği ile ilgili, Tevrat'ın ve İncil'in hükümlerini de, Kur'ân'ı da büsbütün kulak arkası ettiler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/89-91; 3/187; 7/157.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara, Allah katından yanlarındakini doğrulayıcı bir peygamber gelince kendilerine kitap verilmiş olanlardan bir topluluk sanki hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ne zaman onlara Allah katından yanlarındakini doğrulayan bir elçi gelse, kitap verilenlerden bir bölümü, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitabını arkalarına attılar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yahûdilere, kendileri ile olan Tevrat'ı tasdik edici, Allah tarafından bir peygamber geldiği zaman, kendilerine kitab verilenlerden bir topluluk, sanki onun Allah kitabı olduğunu bilmiyormuş gibi, Tevrat'ı arkalarına attılar ve ondan yüz çevirdiler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve ne zaman ki; Allah katından Tevrat’ı doğrulayıcı bir elçi geldi. O kitap verilmişlerden bir kısmı Allah’ın kitabını arkalarına attılar. Sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi…
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlara, yanlarındaki kitabı doğrulayan peygamber geldiği zaman, kendilerine kitap verilenlerden bir grup, güya hakikati bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabını arkalarına atarak ondan yüz çevirmişlerdi.
Besim Atalay
swap_vert close
Ne zaman Allah katından yanlarında bulunan kitabı gerçekleyen bir peygamber geldiğinde onlara, bir takım kitaplılar sanki bilmezler gibi, Tanrının kitabını arkaya bırakırlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlara ne zaman Allah tarafından yanlarındakini (Tevrat'ın aslını) doğrulayan bir resûl geldiyse, kendilerine Kitap verilenlerden bir topluluk, sanki hiç bilmiyormuş gibi Allah'ın kitabını arkalarına attılar.
Cemil Said
swap_vert close
Allâh tarafından rasûl ânların içlerine geldiği ve kütüb-ü mukaddeselerini tasdîk iylediği vakit kütüb-ü mezkûreyi ahz itmiş olan bir fırka güyâ tanımıyorlarmış gibi Allâh’ın kitâbını arkalarına atdılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Yanlarındakini doğrulayan bir Peygamber, Allah katından onlara gelince Kitap verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın Kitabı'nı arkalarına attılar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab’ı (Tevrat’ı) doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, sanki bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitab’ını (Tevrat’ı) arkalarına attılar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı (Tevrat) tasdik edici bir elçi gelince Ehl-i kitabın bir kısmı, Allah’ın kitabını sanki bilmiyorlarmış gibi arkalarına atıp terk ettiler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi gelince ehl-i kitaptan bir gurup, sanki Allah'ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına atıp terkettiler.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yanlarındakini doğrulayan bir elçi ALLAH tarafından görevli olarak kendilerine gelince, kitap verilenlerin bazısı, ALLAH'ın kitabını sırtlarının ardına attı. Bilmezlermiş gibi...
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Üstelik Allah tarafından onlara, yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber gelince, daha önce kendilerine kitap verilenlerden bir kısmı, Allah'ın kitabını sırtlarından geriye attılar, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi yaptılar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hem Allah tarafından onlara beraberlerindekini tasdikleyici bir Peygamber gelince, eski kitab verilenlerden bir kısmı Allahın kitabını, omuzlarının arkasına attılar sanki bilmiyorlarmış gibi de
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ne zaman onlara, Allah tarafından, yanlarında bulunan (Tevrât’ın, tahrif edilmemiş kısımların) ı doğrulayan bir peygamber gelse, kendilerine kitap (Tevrât) verilenlerden bir kısmı, sanki (hiç haberleri yokmuş da) bilmiyorlarmış gibi, Allah’ın Kitab’ındaki (Tevrât’taki hakikatleri) göz ardı ettiler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ne zaman onlara, Allah'tan, yanlarındakini tasdik edici bir elçi gelse, Kitap Ehli'nden bir grup, sanki hiç haberleri yokmuş gibi, elçinin getirdiğine sırt çevirirler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlara ne zaman Allah katından nezdlerindeki (Kitabı) tasdik edici (ve doğrultucu) bir peygamber geldiyse kendilerine Kitab verilen (o kimse) lerden bir güruh sanki onlar (hakıykati) bilmiyorlarmış gibi Allahın Kitabını sırtlarının arkasına atmış (ondan yüz çevirmiş)dir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Hem onlara, Allah tarafından yanlarında olanı (Tevrât'ı) tasdîk edici bir peygamber gelince, kendilerine kitab verilenlerden bir tâife, sanki kendileri bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitâbını sırtlarının gerisine attılar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve kendilerine Allah tarafından yanlarında bulunanı (Tevrat’ın aslını, hâlâ ihtiva ettiği gerçekler ve İlâhî kaynağı itibariyle) tasdik eden bir elçi gelince önceden kendilerine Kitap verilmiş olanların bir bölümü, sanki (onun Allah tarafından gönderilmiş hak bir Kitap ve onu getiren Resulün de bekledikleri son elçi olduğunu) bilmiyorlarmış gibi Allah’ın kitabını arkalarına atarlar.*
(*) …Bu âyetlerde kınayıcı bir üslûpla, kendi dinlerine ve peygamberlerine karşı bu sadakatsizliği gösterenlerin, Hz. Muhammed’in peygamberliğini reddetmelerinde şaşılacak bir durum bulunmadığı bildirilmektedir. Hz. Peygamber, onların (tahrif edilmemiş) eski dinlerini ve kitaplarını tasdik ettiği, ayrıca yahudilerin kendi kitapları da bu son peygambere inanmalarını gerektirdiği halde, şimdi Medine yahudileri bunu bilmezlikten gelip, bir bakıma kendi kitaplarını da hiçe sayarak Hz. Muhammed’in nübüvvetini tanımamaktadırlar. Ayette Yahudilerin bu tutumlarının, yukarıda belirtilen tarihî karakterleriyle uyuşmakta olduğuna işaret edilmekte ve böylece Hz. Muhammed’den, yahudilerce sergilenen olumsuz tavırlara şaşmaması, bu yüzden huzursuz olmaması istenmektedir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: 1 Sayfa: 164-165)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın katından, onların yanında bulunan kitabı tasdik eden bir elçi geldiğinde, ehli kitaptan bir gurup, elçinin getirdiği kitabı (yazılı emirleri) sanki bilmiyorlarmış gibi, hemen arkalarına attılar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlara Allah katından ellerinde bulunan kitapı doğrulayıcı bir elçi gelince, kendilerine bu Kitap verilenler gerçek olduğunu bilmiyorlarmış gibi, bunu artlarına atıverdiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara yanlarındaki Kitaplarını tasdik ederek Allah tarafından bir peygamber gelince kendilerine Kitap verilen Yahutten bir güruh güya bilmiyorlarmış gibi Allah/ın Kitabını arkalarına attılar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah katından kendilerine, yanlarında bulunanı tasdik edici bir elçi geldiğinde; kendilerine kitap verilenlerden bir grup, Allah’ın kitabını sanki bilmiyorlarmış gibi, arkalarına attılar.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah katından onlara ellerinde olanı doğrulayan bir peygamber gelince, kendilerine kitab verilenlerden bir takımı bilmiyorlarmış gibi Allah'ın kitabını arkalarına attılar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah tarafından onlara, yanlarında bulunan Tevrat’ı onaylayan bir Elçi gelince, kendilerine daha önce Kitap verilmiş olan bu insanlardan bazıları, sanki hakîkati hiç bilmiyorlarmış gibi Allah’ın Kitabını kaldırıp arkalarına atıverdiler!Allah’ın kitabını atınca da, onun yerini hurâfe ve masallarla doldurdular:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah katından, onlara yanlarındakileri tasdik eden bir rasûl geldiğinde Kitap verilmiş kimselerden bir gurup, sanki bilmezler gibi Allah’ın kitabını arkalarına attılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendilerine Allah tarafından kendi kitaplarını tasdik eden bir elçi gelince, hem de ehli kitaptan bazıları, sanki hiç haberleri yokmuş gibi, Allah kelâmını kulak ardı ediverdiler.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara inandıkları Tevrat’ı doğrulayıcı bir Resul gelse; kitaptaki Resullerle ilgili ayetleri görmezden gelirler. Üstelik kimse görmesin diye de herkesten saklarlar. Böylece inandıkları Kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmına da inanmayarak inkâr etmiş olurlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah tarafından kendilerine, beraberlerindekini doğrulayıcı bir elçi gelince, kitap ehlinden bir grup, sanki Allah’ın kitabını bilmiyormuş gibi onu arkalarına attılar. [*]
Benzer mesaj: Âl-i İmrân 3:187.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlara Allah katından; yanlarındaki kitabı doğrultucu bir Peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir takımı, sanki hiçbir şey bilmiyorlarmış gibi, Allah’ın Kitabını arkalarına attılar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve [şimdi bile], ne zaman Allah’tan onlara halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir elçi gelse, kendilerini önceki çağlarda vahyedilen kelâma bağlı sayanlardan bazısı, [o’nun dediklerinin] farkında değilmiş gibi ilahî kelâma arkalarını dönerler, ⁸¹
81 Burada işaret edilen ilahî kelâm Tevrat’tır. Yahudiler, Tesniye xviii, 15, 18’de yer alan Arap Peygamber’in geleceği haberini (bkz. yukarıda not 33) gözardı etmek suretiyle Hz. Musa’ya bahşedilen vahyin tümünü reddetmiş oldular (Zemahşerî; ayrıca Menâr I, 397’de Abduh).  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir elçi gelse, sanki Allah’ın kitabını bilmiyorlarmış gibi arkalarına atar ve gerçeklere kulak tıkarlar. 7/157, 2/109
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlara Allah katından yanlarındaki Tevrat’ı (özünde) doğrulayan bir elçi gelince, kitap ehlinden bir kısmı, sanki gerçeği bilmiyorlarmış gibi[¹⁸⁷] Allah’ın kitabına sırt döndüler;[¹⁸⁸]
[187] Onların bildikleri “gerçek”ten kasıt, gelmesi beklenen “o nebi” olabilir (Bkz: 2:76, not 136). [188] Bir sonraki âyet ışığında: Onların sırt döndüğü ilâhî kelâm Tevrat’tı. Onlar, haberini Tevrat’tan aldıkları bir nebiyi zaten beklemekteydiler. O nebi kendi ırklarından değil de Araplardan seçildi. Üstelik Tevrat’ın özünü, onu getiren nebiyi, onların kıblesi Kudüs’ü onayladı. Buna rağmen Hz. Muhammed’i ve ona gelen vahyi reddettiler. Bununla da yetinmeyip, kendilerine gelecek nebiyi haber veren Tevrat’a da küsüp sırt döndüler.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar (daha önce de) ne zaman, kendilerine Allah tarafından, ellerindeki Kitabı tasdik edici (İsrailoğullarından) bir peygamber geldi ise, kitap ehlinden bir gurup, sanki Allah'ın kitabını (Tevrattaki hükümleri) bilmiyorlarmış gibi, (o peygambere tabi olacakları yerde, başka yollara saptılar) onu (Allah'ın kitabını, Tevrat) sırtlarının arkasına attılar, (hükümlerini hiçe saydılar)
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir Resul gelince, Kitap verilmiş olanlardan bir grup, Allâh’ın Kitabını sanki bilmiyorlarmış gibi, sırtlarının arkasına attılar (görmezden geldiler)..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlara Allah Teâlâ tarafından yanlarındaki kitabı musaddık olan bir resûl gelince o kendilerine kitap verilmiş olanlardan bir gürûh sanki bilmiyorlarmış gibi Allah'ın kitabını arkalarına atıverdiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlara, Allah katından, ellerinde ki Tevrat'ı tasdik eden bir Peygamber gelince, O Ehl-i kitaptan bir kısmı, güya gerçeği hiç bilmiyorlarmış gibi, Allah'ın kitabını arkalarına atarak ondan yüz çevirdiler de [7, 157; 2, 89-91]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah tarafından kendilerine, yanlarında bulunanı doğrulayıcı bir elçi gelince, Kitap verilmiş olanlardan bir grup, Allah'ın Kitabını sanki bilmiyorlarmış gibi, sırtlarının arkasına attılar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ellerinde bulunan kitâbı (Tevrat'ı) tadik idici bir rasûl geldikde kendilerine kitâb virilenlerden bir cemâ'at Allâh'ın kitâbını arkalarına atdılar, güyâ bunı bilmezlerdi. (Bildikleri halde inkâr iylediler)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah katından, yanlarındakini (Tevrat’ı) onaylayan bir Kitap[*] gelince, Kitap verilenlerden bir kısmı Allah’ın bu Kitabını, sanki hiç bilmiyorlarmış gibi kulak ardı ettiler.
[*] Ayette geçen Resul ( رسول ), hem bilgi hem de bilgiyi ileten elçi anlamındadır (Müfredat). Bilgi, elçiden önemli olduğundan Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Muhammed sadece elçidir. Ondan önce de elçiler geldi. O ölse veya öldürülse, gerisin geri mi döneceksiniz?" (Al-i İmran 3/144) Elçimiz Muhammed'in, Allah'tan getirdiği bilgiler Kur'an'da toplandığından artık bizim için Resul, Kur'an'dır. Bu yüzden resul kelimesine, yerine göre Allah'ın Kitab'ı anlamını vereceğiz.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir elçi gelse kendilerine kitap verilenlerden bir grup sanki Allah'ın kitabını bilmiyorlarmış gibi arkalarına atarlar.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlara ne zaman Allah katından, ellerindekini doğrulayan bir peygamber geldiyse, kendilerine kitap verilenlerden bir topluluk, Allah'ın kitabını, sanki hiç bilmiyormuş gibi arkasına atıverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah katından kendilerine, ellerinde bulunanı tasdikleyici bir resul geldiğinde, kitap verilenlerden bir fırka, Allah'ın Kitabı'nı hiç bilmiyorlarmış gibi kaldırıp arkalarına attılar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol vaķt kim geldi anlara yalavaç Tañrı ķatından girçek dutıcı anı kim anlaruñ-iledür bıraķdı bir bölük, anlardan kim viriñildiler kitāb, Tañrı kitābın, arķaları ardından; gelendür anlar bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol vaḳt kim geldi anlara peyġamber ki Muḥammeddür, Tañrı Ta‘ālāḳatından. Girçekleyici anlar‐ıla olan kitābı. Bıraḳdı bir ṭāyife anlardan | kim virildi anlara kitāb, ya‘nī Tevrīt, Tañrı Ta‘ālā kitābını arḳaları ardına.Ṣanasın anlar hīç bilmezler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah tərəfindən onlara əllərindəkini (Tövratı) təsdiq edən bir peyğəmbər gəldikdə kitab verilənlərdən (yəhudilərdən) bir qismi (Tövratda Muhəmməd əleyhissəlamın həqiqi peyğəmbər olduğu barədə deyilənləri) guya bilmirmiş kimi, Allahın kitabına arxa çevirdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when there cometh unto them a messenger from Allah, confirming that which they possess, a party of those who have received the Scripture fling the Scripture of Allah behind their backs as if they knew not,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And when there came to them a messenger from Allah, confirming what was with them, a party of the people of the Book threw away the Book of Allah(102) behind their backs, as if (it had been something) they did not know!
102 I think that by "the Book of Allah" here is meant, not the Qur'an, but the Book which the People of the Book had been given, viz., the previous Revelations. The argument is that Muhammad's Message was similar to Revelations which they had already received, and if they had looked into their own Books honestly and sincerely, they would have found proofs in them to show that the new Message was true and from Allah. But they ignored their own Books or twisted or distorted them according to their own fancies. Worse, they followed something which was actually false and mischievous and inspired by the evil one. Such was the belief in magic and sorcery. These are described in the next verse in terms referring to the beliefs and practices of the "People of the Book." (Cf. 3:187).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَمَّا
ve ne zaman ki
جَٓاءَهُمْ
onlara geldi
رَسُولٌ
bir resul
مِنْ عِنْدِ
katından
اللّٰهِ
Allah
مُصَدِّقٌ
tasdik edici
لِمَا
o şe- yi ki
مَعَهُمْ
yanların- dadır
نَبَذَ
attı
فَر۪يقٌ
bir grup
مِنَ الَّذ۪ينَ
o kimselerden ki
اُو۫تُوا
kendileri- ne verildi
الْكِتَابَۗق
kitap
كِتَابَ
kitabını
اللّٰهِ
Allah'ın
وَرَٓاءَ
gerisine
ظُهُورِهِمْ
sırtlarının
كَاَنَّهُمْ
sanki kendileri
لَا يَعْلَمُونَ
bilmiyorlar
Onlara, Allah katından yanlarında bulunan (Tevrât)ı tasdik edici bir resul gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir grup sanki Allah'ın kitabını bilmiyormuş gibi onu sırtlarının gerisine at(ıp terk et)tiler.
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مُصَدِّق
Etken fiil-II
ص د ق
Tasdik edici, doğrulayıcı, tasdik eden
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
مَع
Edat
مَع
Beraberlik ifade eden edat, ile
نَبَذَ
Fiil-I
ن ب ذ
Attı
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
وَرَاء
İsim
و ر ي
Arka, ardı, arkasında, gerisinde, ötesinde
ظَهْر
İsim
ظ ه ر
Sırt, arka
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi