close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ankebût Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-in tukeżżibû fekad keżżebe umemun min kablikum(s) vemâ ‘alâ-rrasûli illâ-lbelâġu-lmubîn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve yalanlarsanız sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı ve Peygambere düşen iş, ancak apaçık tebliğden ibaret.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Yok eğer (Hakkı ve uyarılarımızı) yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamış (ve belalarını bulmuş)lardı. Elçiye düşen ise, sadece açık bir tebliğdir." (İman edip etmediğiniz ondan sorulmayacaktır.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve eğer beni yalanlarsanız bilin ki, başka toplumlar da sizden önce, Allah'ın peygamberlerini yalanladılar. Elçiye düşen, sadece kendisine emanet edilen mesajı, apaçık bir şekilde iletmektir.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Size tebliğ edilen vahyi yalanlıyorsanız eğer, unutmayın, sizden önceki birçok milletler de kendilerine yapılan dinî tebliği, rasullerini yalanlamışlardı. Peygambere düşen görev, yalnız açıkça tebliğdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
"Eğer yalanlarsanız; sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen ise sadece apaçık bir tebliğdir."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (elçilerin çağrısını) yalanlamışlardır. Elçiye düşen, yalnızca açık bir tebliğdir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Kureyş topluluğu, beni) eğer tekzib ederseniz (bana zarar veremezsiniz, çünkü) sizden önceki ümmetler de peygamberlerini tekzib etmişlerdi. Peygambere düşen vazife ise, ancak açık bir tebliğdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(De ki:) “Eğer siz (beni) yalanlayacaksanız, muhakkak sizden önce de birçok toplum, (peygamberleri) yalanladılar. (Başlarına azap geldi.) Çünkü Peygamberin üzerinde apaçık bir tebliğden başka bir görev yoktur. (Onları azaptan kurtaramaz.)
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, biliniz ki sizden önce de nice toplumlar peygamberlerini yalanlamışlardı. Peygamberin üzerinde, apaçık tebliğden başka bir görev yoktur.
Besim Atalay
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, sizden önce, nice nice, birçok ümmetler yalanlamıştı, peygambere düşen ancak, açıkçana ulaştırmak»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
“Eğer siz (resulümü) yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de (resullerimi) yalanlamışlardı (fakat onların yalanlamaları bana değil onlara kaybettirmişti). (Şunu bilin ki;) Resulün görevi apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”
Cemil Said
swap_vert close
Peygamberi tekzîb idiyorsunuz. Fakat sizden evvel gelen akvâm dahî böyle yapdı rasûl yalnız teblîğ ile mükellefdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Eğer (gerçeği) yalanlamaya kalkışırsanız, bilesiniz ki sizden önceki nice topluluklar da böyle yalanlamalarda bulundular. Elçinin görevi açık bir tebliğden ibarettir.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalan saymışlardır. Peygamber'e düşen, yalnız açık bir tebliğdir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçinin görevi ancak açıkça bildirmektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Eğer (size tebliğ edileni) yalan sayarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de yalan saymışlardı. Peygambere düşen yalnız açık bir tebliğdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve eğer tekziyb ederseniz sizden evvel bir takım ümmetler de tekziyb etmişlerdi, Resulün vazifesi ise açık bir tebliğden ibarettir
Emrah Demiryent
swap_vert close
Eğer (size tebliğ edileni) yalanlarsanız, bilin ki sizden önceki birçok millet de (kendilerine tebliğ edileni) yalanlamışlardı. Peygambere düşen (vazife) sadece apaçık tebliğdir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, şunu bilin ki, sizden öncekiler de yalanlamışlardı. Resûle düşen de açıkça çağrı yapmaktan başka bir şey değildir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Eğer siz (beni) tekzîb ederseniz sizden evvelki ümmetler de (peygamberlerini) tekzîb etmişdir. Peygamberin üzerine (düşen vazîfe) ise apaçık tebliğden başkası değildir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Hem (beni) yalanlarsanız (bilin ki), doğrusu sizden önceki birtakım ümmetler de(peygamberlerini) yalanlamıştı. Peygambere düşen ise ancak apaçık tebliğdir.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve eğer (size tebliğ edileni) yalanlarsanız, bilin ki sizden önceki birçok milletler de (kendilerine tebliğ edileni) yalanlamışlardı. Elçiy’e düşen ise yalnız açık bir tebliğdir.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Eğer (elçimizi) yalanlarsanız, sizden önceki topluluklar da yalanlamışlardı. Elçiye düşen görev, yalnızca açıkça tebliğ etmektir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Beni yalancı yerine koyarsanız koyun. Çünkü sizden önceki uluslar elçilerini yalancı yerine koymuşlardı. Ancak, elçilere düşen iş, insanalrı açıktan açığa uyarmaktır, okadar."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Eğer siz peygamberi yalancı sayarsanız ona ne! Çünkü sizden evvel geçen ümmetler de peygamberlerini yalancı saymışlardı. Peygambere şüphe kalmayacak veçhile aşikâr bir surette risaleti tebliğ etmeden başka hiçbir şey düşmez.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, andolsun sizden önceki ümmetler [umem] de yalanlamıştı. Elçiler üzerine apaçık bir tebliğden başka bir şey düşmez.¹²
12 Krş. Mâide, 5/92; Yâsin, 36/17  
Kadri Çelik
swap_vert close
“Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de (peygamberlerini) yalanlamışlardır. Peygambere düşen ise, yalnızca apaçık bir tebliğdir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“Fakat nankörlük eder de Allah’ın ayetlerini yalanlayacak olursanız, şunu iyi bilin ki, sizden önceki bazı toplumlar da hakîkati yalanlamış ve bu yüzden Allah’ın lânetine uğramışlardı. O hâlde seçiminizi yapın ve sonuçlarına da katlanın; çünkü elçinin görevi, yalnızca gerçekleri size açık ve net olarak duyurmaktan ibarettir.”“Ey halkım! Elimdeki kutsal sahifelerde, bakın Rabb’im sizlere neler söylüyor:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız; sizden önceki ümmetler de yalanladı. Rasûl’e düşen görev Açıkça Tebliğ Etmek’ten / Bildirim’den başkası değildir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Eğer inkar ederseniz, bilin ki sizden önce de inkar eden milletler oldu. Tanrı elçisinin görevi, sadece duyurmaktır... "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Eğer siz gerçeklerimizi yalanlarsanız; bilin ki sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Elçiye düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Size tebliğ edileni) yalanlarsanız, elbette sizden önceki milletler de (gerçekleri) yalanlamıştı. Elçi’ye düşen (görev) yalnızca apaçık tebliğdir. [*]
Tebliğle ilgili olarak bkz. Mâide 5:67, 99; Ra‘d 13:40; Nahl 16:35, 82; Nûr 24:54; Yâsîn 36:17; Şûrâ 42:48; Teğâbun 64:12; Ğâşiye 88:21.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Mekkeliler! Muhammed’i) yalanlarsanız (yalanlayın,) sizden önceki ümmetler de (kendi Peygamberlerini) yalanlamışlardı. Zâten Peygambere düşen, apaçık bir tebliğden başka bir şey değildir.¹
1 Bu hitap, Hz. İbrahim’e ait olabilirse de onun sözlerini hikâye sırasında Rasûlüllah’a hitap olması daha belirgindir. Eğer bu hitabı Hz. İbrahim’e ait kabul edersek o zaman tercüme, “Eğer yalanlarsanız (yalanlayın), sizden önceki ümmetler de (kendi Peygamberlerini) yalanlamışlardı” dedi, şeklinde olur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
“Ve Eğer [beni] yalanlarsanız [bilin ki, başka] toplumlar da sizden önce [Allah’ın peygamberlerini] yalanladılar: Bir elçiye düşen, sadece [kendisine emanet edilen] mesajı dosdoğru bir şekilde iletmektir.”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
– Şayet beni yalancılıkla suçlarsanız, unutmayın ki sizden önceki toplumlar da elçilerini yalancılıkla suçlamışlardı. Bir elçinin görevi ilahi mesajı apaçık tebliğ etmekten başka bir şey değildir. 6/34, 24/54
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
“Ama eğer yalanlarsanız, iyi bilin ki sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı: zaten elçiye düşen de (İlâhi mesajı) bütün açıklığıyla iletmekten başkası değildir.”[³⁴⁹⁰]
[3490] Âyetin içeriği, Hz. İbrahim’e değil de doğrudan Allah’a atfedilebilir. Bu durumda âyetin konusu Hz. İbrahim olabileceği gibi Rasulullah da olabilir (Taberî). Bu âyetin sonundaki ses (mubîn), aşağısıyla (yesîr) değil yukarısıyla uyumlu olduğu için, biz bu âyeti Hz. İbrahim’in sözünün bir devamı olarak tırnak içine aldık.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey müşrikler) Eğer siz (Peygamberi ve onun hak davetini) yalan sayıyorsanız, -biliniz ki- sizden önceki ümmetler de peygamberlerini yalanlamışlardı. (Fakat sonları nice oldu, onlardan hiç ibret almaz mısınız?) Peygamber'e düşen apaçık bir tebliğden ibarettir.
Osman Fırat
swap_vert close
"Eğer siz yalanlarsanız bilin ki, sizden önce geçen birtakım ümmetler de yalanlamışlardı. Resule düşen apaçık tebliğden başka bir şey değildir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Ve eğer tekzîp ederseniz, muhakkak ki, sizden evvel bir nice ümmetler de tekzîp ettiler. Peygamber üzerine de apaçık tebliğden başka bir şey yoktur.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
“Şayet siz beni yalancı sayarsanız, sizden önceki birtakım ümmetler de resullerini yalancı saymıştı. Elçinin görevi imana zorlamak değil, sadece açıkça tebliğ etmektir. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Elçiye düşen, yalnız açıkça duyurmaktıır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Eğer beni tekzîb iderseniz sizden evvelki ümmetler de rasûlleri tekzîb itdiler. Bir rasûle âşikâr tebdiğden başka bir şey yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki toplumlar da yalanladılar. Elçiye düşen, açık tebliğden başka nedir ki!"
Şaban Piriş
swap_vert close
Eğer yalanlarsanız, sizden önceki toplumlar da yalanlamışlardı. Peygamberin görevi apaçık duyurudan başka bir şey değildir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
“Yalanlayacak olursanız, bilin ki sizden önceki ümmetler de peygamberlerini yalanlamıştı. Peygambere düşen ise, açıkça tebliğ etmekten ibarettir.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Eğer yalanlarsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamıştı. Resule de düşen, açık bir tebliğden başka şey değildir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“daħı eger dutar-iseñüz bayıķ yalan duttı ümmetler sizden ilerü. daħı degül yalavaç üzere illā degürmek bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eger yalanlasañuz, taḥḳīḳ yalanladı sizden burun geçen ümmetler nebīlerive peyġamber üstine yoḳ‐durur, illā risāleti degürmek.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey Məkkə əhli!) Əgər (məni) təkzib etsəniz, (bilin ki) sizdən əvvəlki ümmətlər də (öz peyğəmbərlərini) təkzib etmişdilər. Peyğəmbərin vəzifəsi ancaq (dini, Allahın hökmlərini, risalətini) açıq-aşkar təbliğ etməkdir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But if ye deny, then nations have denied before you. The messenger is only to convey (the Message) plainly.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"And if ye reject (the Message), so did generations before you: and the duty of the messenger is only to preach publicly (and clearly)."
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنْ
ve eğer
تُكَذِّبُوا
yalanlarsanız
فَقَدْ
ger- çekten
كَذَّبَ
yalan- lamıştı
اُمَمٌ
ümmetler
مِنْ قَبْلِكُمْۜ
sizden önceki
وَمَا
ve yoktur
عَلَى
üzerine
الرَّسُولِ
resul
اِلَّا
ancak
الْبَلَاغُ
tebliğ
الْمُب۪ينُ
apaçık
"Eğer (beni ve size tebliğ ettiğimi) yalanlarsanız iyi bilin ki sizden önceki (birtakım) ümmetler de (kendilerine tebliğ edileni) yalanlamışlardı. Zaten (Allah'ın) resul(ün)e düşen sadece apaçık tebliğdir."
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
بَلَاغ
İsim
ب ل غ
Tebliğ
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan