[Evet!] Allah, [gerçekten] imana erenlerin de, ikiyüzlülerin de kimler olduğunu mutlaka gösterecektir. ⁷
7 Bu, muhtemelen, münâfık teriminin Kur’an’da kronolojik olarak ilk geçtiği ayettir. Terim, deyimsel olarak, nefak isminden türetilmiştir. Nefak da, girişi dışında bir de çıkış noktasına sahip olan ve özellikle tarla faresi, kertenkele ve benzeri hayvanların kolaylıkla girip çıkabilecekleri veya kendilerini kovalayanları atlatabilecekleri karmaşık yuvaları gösteren nefak isminden türetilmiştir. Münâfık terimi, mecazî olarak da, “ikiyüzlü” olan, hayatını içinde bulunduğu şartlarda kendisine pratik faydalar sağlayacak vaadlere göre düzenleyerek manevî ve sosyal yükümlülüklerinden her zaman kolayca sıyrılma yolları arayan bir kişilik yapısını anlatır. Böyle bir karaktere sahip olan kişi, genellikle, ahlaken olduğundan daha iyi görünmeye çalıştığından münâfık sıfatı, yaklaşık olarak “ikiyüzlü” (hypocrite) şeklinde çevrilebilir. Ancak şu farklılığın da gözden kaçırılmaması gerekir: Bu Batı kökenli terim (hypocrite) başkalarını kandırmayı amaçlayan bilinçli bir gizlenmeyi ifade ettiği halde, Arapça’daki münâfık terimi, -Kur’an’da da zaman zaman rastlandığı gibi- inançlarında ve ahlakî sorumluluklarında zayıf veya kararsız olan ve yalnızca kendisini kandırmaktan öteye geçmeyen kişileri anlatır. Bu sebeple, Kur’an metnini çevirirken alışılmış “ikiyüzlü” (hypocrite) kelimesini kullandığımda, mümkün olan ve gerekli görülen yerlerde açıklayıcı dipnotlarla yukarıdaki farklılığa işaret etme yolunu seçtim.