Orada apaçık göstergeler (ayetler)[1], İbrahim'in (ibadet için) durduğu yerler[2] vardır. Oraya kim girerse güvende olur. Bir yolunu bulup gidebilenlerin[3] o Beyt’te, Ka’be’de hac yapması, Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır. Kim bunu göz ardı ederse bilsin ki Allah’ın kimseye ihtiyacı olmaz. Bunu göz ardı edenler bilsinler ki Allah’ın kimseye ihtiyacı yoktur.
[*] Kâbe'yi insanlar için sevap kazanma ve güvende olma yeri haline getirdik. Siz makam-ı İbrahim'i (İbrahim'in durduğu yerleri) dua yeri yapın." dedik. (Bakara 2/125) İbrahim aleyhisselamın durduğu yerler; Arafat, Müzdelife, Mina ve Kabe'dir. Hac İbadeti buralarda yapılır. Bunların her birinin orada göstergeleri vardır. [*] "Bir yolunu bulup gidebilenlerin" ayetini düşünen her insan, hacca yol bulabilmek için yol güvenliğine, yeteri kadar maddi imkana ve sağlığa ihtiyaç olacağını kolayca anlar. Bir kişi Nebi sallallahu aleyhi ve selleme gelerek; "Ey Allah'ın Elçisi haccı farz kılan nedir, diye sorunca şöyle cevap verdi: «الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ» azık ve binit. (Tirmizi, Hac 22/4) Rasulullah'ın bu sözü hem fıtrattan hem de aşağıdaki ayetlerden çıkardığı hükümdür. Allah Teâlâ Kureyş suresinde şöyle buyurur: "Kureyşliler; yakınlık gördükleri için, kış ve yaz seferlerinde yakınlık gördükleri için bu Beyt'in (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsinler. Onları açlıktan tokluğa, korkudan güvenliğe kavuşturan Rabbine." Bu sureye göre, Mekkelilerin, Kâbe'nin Rabbine ibadet etmelerini gerektiren iki şeyden biri, Allah'ın onları, "açlıktan kurtarıp doyurması" diğeri de "korku çektirmeyip güvene kavuşturması"dır. Bu sayede onlar, hem yaz ve kış yolculuklarını rahat yapıyor hem de Mekke'de huzur içinde yaşıyorlardı. Yolculuk diye anlam verilen kelime "rihle = رحلة" Rasululah'ın sözünde geçen "râhile = الرَّاحِلَةُ" yolcunun bindiği binittir. Yol güvenliği olmasa yolcu o binite binemez. Dolayısıyla binit kelimesi aynı zamanda güvenliği de ifade etmektedir. Allah Teala, dünyayı yarattığı günden itibaren dört ayı haram kılmıştır. Bunlar Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep aylarıdır. Recep ayı tektir; diğer üçü ise arka arkayadır. Hac, arka arkaya gelen üç haram ayında yapılır. Bunlardan içinde hac ibadetini barındıran ayın adı Zilhicce'dir. Dünya kurulduğu günden beri bu aylar, insanın can düşmanına bile dokunamayacağı aylardır. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: "Bu aylarda kendinizi kötü duruma düşürmeyin. (Tevbe 9/36)" Bu üç ayın birincisinde hac için yola çıkılır. Ortasında hac yapılır ve geri dönülür. Bu ayların kutsallığına riayet etmeyip hacıların yollarını kesen olursa, yapılması gerekeni de şöyle hükme bağlamıştır: "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer engellenecek olursanız kolayınızda olan bir 'hedy' (kurban) kesin. Hedy, yerine varıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden biri hasta olur yahut başında bir rahatsızlığı bulunur da tıraş olursa, fidye olarak ona; oruç, sadaka veya kurban gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umreden yararlanan kişi, kolayına gelen bir hedy keser...(Bakara 2/196) Sonuç olarakRasululah, haccı farz kılan şeyin «الزَّادُ وَالرَّاحِلَةُ» azık ve binit" olduğunu yukarıdaki âyetlerden çıkarmıştır. Çünkü o, Kur'an'ı açıklamaz, Allah'ın yaptığı açıklamaları bize bildirir. O açıklamalar, Allah'ın Kur'ân ile birlikte indirdiği hikmettir.