Unutmayın, insanlık için inşa edilen ilk mâbed, Bekke’dekiydi: ⁷⁵ bereketli ve bütün âlemler için bir rehber[lik kaynağı],
75 Bütün otoriteler, bu ismin Mekke ile (ki doğru yazım Mekkeh şeklindedir) eş anlamlı olduğunda hemfikirdirler. Bu çok eski isim için muhtelif etimolojiler öne sürülmektedir; ama bu konudaki en dikkate değer açıklama Zemahşerî tarafından yapılmıştır (ve Râzî de bunu desteklemiştir): Bazı eski Arapça lehçelerinde dudaktan çıkan b ve m sessiz harfleri, fonetik olarak birbirlerine yakın olduğundan bazan yer değiştirebilirler. Bu bağlamda Mekke’deki Mâbed’den -yani, Kâbe- söz edilmesi, onun Kur’an’da tayin edilen namaz yönü (kıble) oluşu gerçeğinden kaynaklanır. Kâbe’nin prototipi Hz. İbrahim ve İsmail tarafından inşa edildiğinden (bkz. 2:125 vd.) -ve bu sebeple, Kudüs’deki Hz. Süleyman tapınağından daha eski olduğundan- onun Kur’an’a tâbi olanların kıblesi olarak tayin edilmesi, nihaî tahlilde, bütün bir Kitâb-ı Mukaddes’in temeli olan İbrahimî gelenekten bir kopuş anlamına gelmez; tersine, o Ata ile doğrudan irtibatın yeniden kurulmasını sağlamış olur: Yukarıdaki 73. notta bahsedilen iki Yahudi itirazının ikincisinin cevabı burada yatmaktadır.