close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 78. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-inne minhum leferîkan yelvûne elsinetehum bilkitâbi litahsebûhu mine-lkitâbi vemâ huve mine-lkitâbi veyekûlûne huve min ‘indi(A)llâhi vemâ huve min ‘indi(A)llâhi veyekûlûne ‘ala(A)llâhi-lkeżibe vehum ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kitap ehlinin bir bölüğü de kitaptan bir şey okuyorlarmış zannına kapılmanız için dillerini oynatıp dururlar, halbuki okudukları, kitapta yoktur. Bu, Allah katındandır derler, değildir Allah katından ve bile bile Tanrıya bühtan ederler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlardan (Yahudi ve Hristiyanlardan ve Müslüman görünen münafıklardan) öyleleri vardır ki, siz onu(n söylediklerini ve okur göründüklerini) kitaptan (Allah’ın kelâmından) sanasınız (ve kutsal kurallar gibi sarılasınız) diye dillerini kitaba doğru eğip bükerler; (veya kitapta olanı eksik ve değişik söylerler, onlar sadece istismar ve suistimal peşindedirler.) Oysa o (konuştukları), kitaptan değildir. (Ayrıca kendi uydurduklarını) "Bu Allah katındandır" derler; oysa o, Allah katından değildir. (Bunlar) Kendileri de (haksız ve dayanaksız olduğunu) bildikleri halde Allah’a karşı (O’nun adına böyle) yalan söyleyip (asılsız iddialar ileri sürmektedir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlardan öyle bir gurup daha vardır ki, söyledikleri Allah'ın kitabından olmadığı halde ondan olduğunu sanasınız diye, dilleriyle kitabı çarpıtırlar. Ve Allah'tan olmadığı halde bu Allah'tandır derler. Böylece bile bile Allah'a karşı yalan uydururlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ehl-i kitaptan öyle bir grup da var ki, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitaptan okuyormuş gibi dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değildir. Bir de: “Bu Allah katındandır” derler. O Allah katından da değildir. Onlar bile bile Allah adına yalan söylüyorlar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/75.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan bir topluluk da, Kitap'tan olmayan bir şeyi Kitap'tan sanmanız için, Kitab üzerinde dillerini eğip bükerler ve "Bu Allah katındandır" derler. Oysa o Allah katından değildir. [14] Onlar bile bile Allah hakkında yalan söylemektedirler.
14.Kitap`taki bazı kelimelerin farklı anlamlara gelebilmesi için değişik şekillerde okurlar. Böylece Kitap`la ilgisi olmayan bazı iddiaları Kitab`a dayandırmaya çalışırlar.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan öyleleri vardır ki, dillerini kitaba doğru eğip bükerler, siz onu (bu okur göründüklerini) kitaptan sanasınız diye. Oysa o kitaptan değildir. 'Bu Allah katındandır' derler. Oysa o, Allah katından değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı (böyle) yalan söylerler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kitap ehlinden bir gürûh da vardır, dillerini kitaba doğru eğer bükerler ki, siz, o tahrif ettiklerini kitaptan sanasınız. Halbuki o, kitaptan değildir. Bir de: “- Bu Allah katındandır” derler; halbuki o, Allah katından değildir. Allah nâmına bile bile yalan söylerler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan bir fırka da, dillerini kitaba yaklaştırırlar ki, sen onların söylediklerini kitaptan sanasın. Hâlbuki o söyledikleri kitaptan (vahiyden) değildir. “Allah’ın katındandır” diyorlar. Hâlbuki o Allah’ın katından değildir. Bildikleri halde Allah’a karşı yalan söylüyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlardan bir grup var ki, kitapta olmayan bir şeyi siz kitaptan sanasınız diye, dilleriyle kitabı çarpıtırlar ve Allah'tan olmadığı halde, “Bu, Allah katındandır!” derler, böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlardan birtakımları, kitaptan sanmanızçin —dillerin bükerek — kitaptan okurlar, o, kitaptan değildir, bir de derler ki: «Bu, Allah katındandır», o, Allah katından değil, bile bile Allaha karşı yalan söylerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlardan bir grup vardır ki, Kitap'tan olmadığı hâlde Kitap'tan sanasınız diye (okudukları metinleri ayetler arasına karıştırarak) Kitap'tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve: “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Kitap ehlinin bir kısmına yapılan bu gönderme, aslında Kur’an’a inandığı halde ondaki ilahi öğretilerin hükümlerini gelenekçi anlayışın gölgesine bırakarak hurafelerle örten ya da karıştıran Müslümanları da ihtiva etmektedir. Nitekim Kur’an’da hiçbir karşılığı bulunmadığı halde Allah adına uydurulanları dinin aslında varmış gibi gösteren, Müslüman kimliğinin Kur’an’la gelişmesine, inanç alanının hurafe ve bidatlerden arındırılarak dinin özüne dönülmesine karşı çıkan birtakım sözde Müslümanlar da maalesef bulunmaktadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Ânlardan bir fırka lisânları ile kitâbın sözlerini tebdîl idiyorlar. Ve size beyân itdiklerinin kitâbda bulındığını söylüyorlar. Halbuki o sözler Allâh’dan gelmiyor, bildikleri halde Allâh’a karşu yalan söylüyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlardan bir takımı, Kitapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlardan (Kitap ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kitap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, “Bu, Allah katındandır” derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlardan bir grup, kitapta olmayanı ondan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler ve Allah katından olmadığı halde, “Bu Allah katındandır” derler. Onlar bile bile Allah hakkında yalan uydurmaktadırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ehl-i kitaptan bir gurup, okuduklarını kitaptan sanasınız diye kitabı okurken dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları Kitap'tan değildir. Söyledikleri Allah katından olmadığı halde: Bu Allah katındandır, derler. Onlar bile bile Allah'a iftira ediyorlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onların bazısı, kitapta olmayanı kitaptan sanasınız diye dillerini bükerek kitabı taklit eder ve ALLAH katından olmadığı halde, "Bu ALLAH katındandır," derler. Bile bile, ALLAH adına yalan söylerler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kitap ehlinden öyle bir güruh da vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini kitaba doğru eğip bükerler. Halbuki o, kitaptan değildir. "Bu, Allah katındandır." derler; oysa o, Allah katından değildir. Allah'a karşı, kendileri bilip dururken, yalan söylerler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de onlardan bir fırka vardır dillerini kitaba eğer büğerler: onu kitabdan sanasınız diye: halbuki kitabdan değildir, hem o Allah tarafındandır derler: halbuki Allah tarafından değildir, de Allah namına bile bile yalan söylerler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Ve şüphesiz onlardan (ehl-i kitaptan) bir grup (var ki) kitaptan (Tevrât’tan) olmadığı hâlde okurken, kitaptan (Tevrât’tan) olduğunu sanasınız diye, dillerini eğip bükerler (kelimeleri çarpıtarak okurlar). Bu (okuduklarımız) Allah’ (ın kelâmı olan Tevrât) tandır derler, hâlbuki o (okudukları şeyler) Allah’ (ın kelâmı olan Tevrât) tan değildir. Onlar, bile bile Allah adına yalan söylüyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan¹ bir kısım kimseler de Kitap'ta olmadığı halde, Kitap'tan sanasınız diye Kitap'ı dillerini eğip bükerek okurlar. Oysa o Kitap'tan değildir. “Bu Allah katındandır.” diyorlar, oysa o, Allah'tan değildir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.
1- Din adamları sınıfı. (Ruhban sınıfı, cemaat liderleri, tarikat şeyhleri, ilahiyatçılar, mezhep kurucuları, dini geçim kaynağı yapanlar, insanları kendilerine çağıranlar.)  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Ehl-i Kitabdan öyle bir güruh da vardır ki (bir şey okuyorlarmış gibi) dillerini Kitaba doğru eğib bükerler, siz onu Kitabdan sanasınız diye. Halbuki o, Kitabdan değildir. «Bu, Allah katındandır» derler, o ise, Allah katından değildir. Allaha karşı, kendileri bilib dururken, yalan söylerler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Doğrusu onlardan (ehl-i kitabdan) elbette bir fırka da vardır ki, kendisi Kitab'dan olmadığı hâlde, onu Kitab'dan sanasınız diye, (doğru kelimeyi değiştirerek) dillerini Kitab'la eğip bükerler. Ve o, Allah tarafından olmadığı hâlde: “Bu, Allah katındandır!” derler. Bu sûretle onlar, Allah'a karşı (hakikati) bile bile yalan söylerler.(1)
(1)“Dindar bir adam, din muhabbeti için: ‘Hak böyledir, hakīkat budur, Allah’ın emri böyledir’ der. Yoksa, Allah’ı kendi keyfine konuşturmaz. Hadsiz derece haddinden tecâvüz edip (aşıp), Allah’ın taklîdini yapıp, O’nun yerinde konuşmaz.” (Mektûbât, 26. Mektûb, 112)“Birbirine yakın zâtlar birbirini taklîd edebilirler. Bir cinsten olanlar, birbirinin sûretine girebilirler. Mertebece birbirine yakın olanlar, birbirinin makamlarını taklîd edebilirler. Muvakkaten (geçici olarak) insanları iğfâl ederler(aldatabilirler), fakat dâimî iğfâl edemezler. Çünki ehl-i dikkat nazarında alâ külli hâl (her hâl ü kârda) etvâr ve ahvâli (tavırları ve hâlleri) içindeki tasannuâtlar ve tekellüfâtlar (yapmacık ve zoraki hareketler) sahtekârlığını gösterecek, hîlesi devâm etmeyecek. Eğer sahtekârlıkla taklîde çalışan; ötekinden gāyet uzaksa, meselâ âdî bir adam, İbn-i Sînâ gibi bir dâhîyi ilimde taklîd etmek istese ve bir çoban bir pâdişâhın vaziyetini takınsa, elbette hiç kimseyi aldatamayacak. Belki kendi maskara olacak. Her bir hâli bağıracak ki, bu sahtekârdır.” (Sözler, 15. Söz, 53)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve şüphesiz onlardan öyle bir grup vardır ki, kitapta olmayan bir şeyi siz kitaptan sanasınız diye, dilleriyle kitabı çarpıtırlar ve o Allah katından olmadığı hâlde, “Allah katındandır!’’ derler, böylece bile bile Allah adına yalan söyleyip dururlar. *
(*) Bu ve devamındaki âyetlerde Ehl-i kitap’tan bir grubun kendi kitaplarındaki bilgileri çarpıtmalarına özel olarak değinildikten sonra, her akıl sahibinin kabul edeceği hakikatleri göz önüne almamalarının müslümanlarla kendi aralarındaki diyaloga engel teşkil ettiğine dikkat çekilmektedir. Yukarıda 69-74. âyetlerde Ehl-i kitap’tan bazılarının, müslümanların Kur’ân-ı Kerîm’e olan güvenlerini sarsmaya yönelik şaşırtma taktiklerine yer verilmiş ve onların gerçekte sadece kendilerini aldattıkları belirtilmişti. 78. âyette ise bir de kendi kitaplarındakileri yanlış aksettirmeyi hedefleyen bir şaşırtma taktiği uyguladıkları ve bile bile yüce Allah hakkında yalan uydurdukları bildirilmektedir. Kaynak: (Kur’an Yolu Tefsiri) Ayrıca Kitap ehlinin bir kısmına yapılan bu gönderme, aslında Kur’an’a inandığı halde ondaki ilahi öğretilerin hükümlerini gelenekçi anlayışın gölgesine bırakarak hurafelerle örten ya da karıştıran Müslümanları da ihtiva etmektedir. Nitekim Kur’an’da hiçbir karşılığı bulunmadığı halde Allah adına uydurulanları dinin aslında varmış gibi gösteren, Müslüman kimliğinin Kur’an’la gelişmesine, inanç alanının hurafe ve bidatlerden arındırılarak dinin özüne dönülmesine karşı çıkan birtakım sözde Müslümanlar da maalesef bulunmaktadır. (C. Külünkoğlu Meali 78. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan öyle kimseler var ki, dillerini kitaba sokarlar. Siz onun söylediğini kitaptan zannedersiniz, ama söyledikleri kitabın içinde yoktur. (söyledikleri kitap dan çıkmayınca, bu defada) Söylediklerinin Allah’ın katından olduğunu söylerler, ama o söyledikleri de Allah’ın katından değildir. Onlar bile bile Allah adına yalan söylüyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kitap’lılar arasında bir takımı da Kitap okurken ağızlarını eğip bükerler, bu okuduklarını Kitap’tan okuyor sanasınız diye. Oysaki bunlar Kitap’ta yoktur. «Bunlar Allah katındandır» derler. Oysaki Allah katından değildir. Onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ehl-i Kitaptan öyle bir güruh vardır ki o tahrif olunanı Kitaptan sanmanız için Kitabı, dillerini eğerek, bükerek okurlar [¹]. Kitaptan değil iken «Allah tarafındandır» derler. Halbuki o, Allah tarafından değildir. Onlar bile bile Allah/a karşı yalan söylerler.
[1] Âyeti yerinden oynatırlar veya Kitabı okurken dillerini, münzel olan âyetten muharref olan cihete döndürürler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlardan belli bir grup [ferîk] vardır ki, kitaptan olmayan şeyi, siz kitaptan sanasınız diye, dillerini kitapla eğip bükerler ve söyledikleri Allah’ın katından olmadığı hâlde “Bu, Allah’ın katındandır” derler. Böylece onlar bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlardan bir takımı (söyledikleri şeyler) kitapta olmadığı halde kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde, “Allah katındandır” derler ve bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlardan bir kısmı da, söyledikleri Kitaptan olmadığı hâlde, siz onları Kitaba ait metinler sanasınız diye Kitabı okurken kendi uydurdukları sözleri ayetler arasına karıştırır, ilâhî üslûbu taklit etmeye çalışarak, dillerini eğip bükerler. Böylece, bâtıl teviller yaparak ilâhî hükümleri çarpıtırlar. O uydurdukları sözler Allah katından olmadığı hâlde, “Bunlar Allah katındandır!” diyerek Allah adına bile bile yalan söylerler.Hıristiyanlara gelince, onların “Bizzat İsa Mesih, kendisini tanrı edinmemizi bize emretmişti!” sözleri çirkin bir iftiradan başka bir şey değildir:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Elbette, onlardan bir grup, o Kitap’tan değilken onu Kitap’tan saymanız için dillerini Kitap’la ilgili eğip büküyorlar. O Allah katından değilken o Allah katındandır” diyorlar. Onlar bile bile Yalan’ı Allah’a söylüyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kimileri de sizi yanıltmak için kitaptan okuyormuş gibi ağız hareketleri yaparlar. Aslında kitaptan falan değildir. Bir de kalkıp aslında olmadığı halde: " Bunlar Allah kelâmı " diyorlar. kendi yalanlarını, Allah'ın üstüne atıyorlar. Hem de bile bile bunu yapıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kitap ehlinden bir grup var ki; Kitaptan olmadığı halde kitaptan zannetmeniz için dillerini eğip bükerler. "Bu Allah katındandır!" derler. Kendi sözlerini ayetmiş gibi algılatmaya çalışırlar. Hâlbuki söyledikleri Allah katından değildir. Bilerek Allah’a karşı yalan söylerler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki onlardan (kitap ehlinden) bir grup, (okuduklarını) kitaptan sanasınız diye Kitab’ı (Tevrat’ı okurken) dillerini eğip bükerler. (Oysa) o (okudukları), Kitaptan (Tevrat’tan) değildir. (Söyledikleri) Allah katından olmadığı hâlde “O, Allah katındandır.” derler. Allah hakkında bilerek yalan söylerler. [*]
Burada kitap ehlinden bazılarının yaptığı gibi din ya da Allah adına konuşurken aldatmamanın gerekliliğine dikkat çekilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan öyleleri de vardır ki kitapta olmayan bir şeyi, Allah’ın kitabından sanmanızı sağlamak için dilleriyle çarpıtırlar.¹ Ve ardından da Allah tarafından gönderilmeyen şeyler için: “Bu, Allah’ın katındandır.” derler. Böylece Allah adına bile bile, yalan söylerler.
1 Bk. (Nisâ: 42 ve dipnotu.)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlardan öylesi de var ki, [söyledikleri] Kitâb-ı Mukaddes’den olmadığı halde ondan olduğunu düşünesiniz diye dilleriyle Kitâb-ı Mukaddes’i çarpıtırlar ve Allah’tan olmadığı halde, “Bu, Allah’tandır!” derler; böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar. ⁶⁰
60 Müfessirlerin çoğu, bunun, özellikle Kur’an’da sık sık Eski Ahid’i kasden tahrif etmekle itham edilen Yahudilere işaret ettiğini var sayarlar. Ancak sonraki iki ayet, bariz şekilde Hz. İsa’ya ve Hristiyanların Hz. İsa’nın tabiatı ve misyonu hakkındaki yanlış inançlarına atıfta bulunduğundan, bu pasajda hem Yahudilerin hem de Hristiyanların kasdedildiği sonucunu çıkarabiliriz. Bundan dolayı, bu cümlede üç defa geçen el-kitâb terimi, burada “Kitâb-ı Mukaddes” olarak çevrilmiştir. Muhammed Abduh’a göre (Menâr III, 345), yukarıda sözü geçen Kitâb-ı Mukaddes’in tahrifi, mutlaka metnin çarpıtılmasını gerektirmez: bu tahrifat, aynı zamanda, “bir ibareye, orijinal olarak kasdedilen anlamdan başka bir anlam yüklemek”le de gerçekleştirilebilir. Abduh, İnciller’de Allah’a atfen “Babam” teriminin mecazî kullanımını örnek olarak verir ki bu terim ile, Rabb’in Duası’ndan açıkça anlaşılacağı gibi, bütün insanlığın “Baba”sı, yani, Yaratıcısı ve Rabbi kasdedilmiştir. Ancak, Hz. İsa’ya tâbi olduklarını iddia edenlerden bazıları, daha sonra bu ibareyi mecazî bağlamından kopardılar ve “onu yalnızca Hz. İsa ile ilgili olan pozitif gerçeklik alanına aktardılar”: ve böylece o’nun, lafzî anlamda “Allah’ın oğlu”, yani, insan şeklinde tecessüm etmiş ilah olduğu düşüncesine geçerlilik kazandırdılar.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde sizin kitaptan zannetmeniz için dillerini eğip bükerler. Allah’ın kitabından okuyormuş gibi yaparlar, o Allah katından olmadığı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler. 2/79, 6/93
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Yine (Yahudilerden) öylesi de var ki, Tevrat’tan olmadığı hâlde ona ait olduğunu sanasınız diye dillerini eğip bükerek Tevrat’ı çarpıtırlar ve o Allah kelâmı olmadığı hâlde “Bu Allah kelâmıdır” derler: sonuçta onlar, bile bile Allah’a iftira etmiş olurlar.[⁶¹⁹]
[619] Bunun en tipik örneği Hz. İsa’nın tüm insanlığı yaratan ve yaşatan anlamına kullandığı “Babam” mecazını Pavlus Hıristiyanlığı’nın hakikate taşıması ve İsa’yı “Allah’ın oğlu” ilan etmesidir. Luka şöyle yazıyor: “Onu gördükleri zaman şaştılar ve anası ona dedi: Oğul, neden bizi böyle ettin? İşte babanla ben yüreğimiz çok sıkılarak seni aradık. Onlara dedi: Neden beni aradınız? Bilmiyor muydunuz ki benim için Baba’mın evinde bulunmak gerektir? Onlar ise kendilerine söylenen sözü anlamadılar” (2:48-50). Ve Markos: “Hepimizin Baba’sı bir değil mi? Bizi Allah yaratmadı mı?” (2:10) Ve Matta: “göklerden bir ses dedi: Sevgili oğlum budur, ondan razıyım” (3:16-17). Hz. İsa risaletini tebliğe başladığında, Yahudilerin kolektif tanrı anlayışını yansıtan “İlâhımızı” “İlâhıma” çevirdi. Bu onların zoruna gitti. Oysa Eski Ahid’de tüm insanlardan “Allah’ın oğulları” olarak söz ediliyordu (Tekvin 6:13). Ve mecaz cahillerin elinde hakikate dönüşünce, Tevhid de şirke dönüştü.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kitap ehlinden bir güruh da vardır ki, -okuduklarını kitaptan sanasınız diye- kitabı okurken dillerini eğip bükerler, oysa o kitaptan değildir... Söyledikleri Allah katından olmadığı halde, "Bu Allah katındandır" derler. Allah adına bile bile yalan söylerler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan (Kitap Ehlinden) bir grup var ki, Kitab’dan olmadığı hâlde Kitab’dan sanasınız diye (okudukları) Kıtap’tanmış gibi dillerini eğip bükerler ve, "Bu, Allah katındandır" derler. Hâlbuki o, Allah katından değildir. Bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve onlardan bir fırka da vardır ki, kitap ile dillerini eğer bükerler. Onu kitaptan sanasınız diye. Halbuki o kitaptan değildir. Ve derler ki, «O Allah katındandır.» Halbuki, o Allah tarafından değildir. Ve onlar bildikleri halde Allah Teâlâ'ya karşı yalan söylerler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ehl-i kitaptan bir kısmı da, aslında kitaptan olmadığı halde, Sizin kitaptan zannetmeniz için, Okurken ağızlarını dillerini eğip bükerler (bazı kelimelerin telaffuzunu değiştirirler). Bir şeyler söyleyip, “Bu Allah tarafındandır. ” derler. Halbuki o, Allah tarafından değildir. Bile bile Allah adına yalan uydururlar. [2, 75]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan bir grup var ki, Kitapta olmayan bir şeyi, siz Kitaptan sanasınız diye dillerini Kitapla eğip büker(sözlerini, Kitabın sözü imiş gibi göstermek için kelimeleri dillerinde bükerek okur, onları, Kitabın sözlerine benzetmeğe çalışır)lar ve: "O, Allah katındandır." derler. Oysa o, Allah katından değildir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i Kitâb'dan bir tâife vardır ki okuduklarını size kitâbdan zan itdirmek içün lisânlarını imâle iderler (kelimelerini ezüb büzerek, uzadarak okurlar) Halbuki o okudukları şeyler kitâbdan değildir (kendi uydurdukları şeylerdir) Bunlar Allâh tarafındandır dirler halbuki onlar Allâh'dan değildirler, öyle oldığını bildikleri halde Allâh Te'âlâ'ya iftirâ idüb yalan söylerler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlardan bir takımı Kitaptan okur gibi dillerini eğip bükerler[*] ki Kitap’tan sanasınız. Ama Kitaptan değildir. “O Allah katındandır.” derler, ama Allah katından da değildir. Allah’a karşı bile bile yalan söylerler.
[*] Kitap'ta olmayan şeye "Kitaptandır" derler, onu kendilerince açıklamaya kalkarlar, kelimelerin anlamlarını kaydırırlar, dışarıdan bakıldığında anlaşılmayacak biçimde eğip bükerler (iveç). Bunun örneği şu ayettir: "Kimi Yahûdiler kelimeleri yerlerinden tahrif edip (anlamlarını kaydırıp) "semi'na ve asayna", "isma' gayre musmain" bir de "رَاعـِناَ =râinâ" derler; bunu dillerini bükerek ve dine saldırarak yaparlar. Eğer bunlar, "semi'nâ ve ata'nâ", isma'"bir de "unzurnâ" deselerdi elbette daha iyi ve daha doğru olurdu. Ama kâfirlik etmelerinden (doğrulara kendilerini kapamalarından) dolayı Allah onları lanetledi. Artık onların pek az inanır." (Nisâ 4/46) تفسير الطبري - (6 / 535) قال أبو جعفر: يعني بذلك جل ثناؤه: وإنّ من أهل الكتاب = وهم اليهود الذين كانوا حَوالي مدينة رسول الله صلى الله عليه وسلم على عهده، من بني إسرائيل. وقوله ="لفريقًا"، يعني: جماعة (1) ="يلوون"، يعني: يحرِّفون ="ألسنتهم بالكتاب لتحسبوه من الكتاب"، يعني: لتظنوا أن الذي يحرّفونه بكلامهم من كتاب الله وتنزيله. (2) يقول الله عز وجل: وما ذلك الذي لوَوْا به ألسنتهم فحرّفوه وأحدثوه من كتاب الله، (3) ويزعمون أن ما لووا به ألسنتهم من التحريف والكذب والباطل فألحقوه في كتاب الله ="من عند الله"، يقول: مما أنزله الله على أنبيائه ="وما هو من عند الله"، يقول: وما ذلك الذي لووا به ألسنتهم فأحدثوه، مما أنزله الله إلى أحد من أنبيائه، ولكنه مما أحدثوه من قِبَل أنفسهم افتراء على الله.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların bir kısmı, kitaptan olmadığı halde, sizin kitaptan zannetmeniz için kitaba bakarak dillerini eğip bükerler. O, Allah katından olmadığı halde “Allah katındandır” derler. Bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kitap Ehlinden bir kısmı da var ki, kitabı okurken dillerini eğip bükerler—tâ ki, okudukları şeyi kitaptan sanasınız. Oysa o kitaptan değildir. Bir de derler ki, “Bu Allah katındandır.” Oysa o Allah katından değildir. Böylece, bile bile Allah hakkında yalan söyleyip dururlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan bir zümre vardır, aslında Kitap'tan olmayan bir şeyi siz Kitap'tan sanasınız diye, dillerini Kitap'la eğip bükerler. O, Allah katında olmadığı halde, "Bu, Allah katındandır." derler. Bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ anlardan bir bölük, egerler dillerini kitāb’ıla tā sanasız anı ya'nį tevrįt durur değil kitāb’dan daħı degül ol kitāb’dan. daħı eydūrler ol Tañrı ķatından.” daħı degül ol Tañrı ķatından. daħı eydürler Tañrı üzere yalanı anlar bilürlerken.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı anlardan bir bölük vardur dillerin depredürler, ḥattā siz anı kitābdanṣanasız, daḫı ol kitābdan degüldür. Daḫı eydürler ol Allāh ḳatındandur, olAllāh ḳatından degüldür. Daḫı söylerler Allāh ḥaḳḳında yalanı anlar bilür‐lerken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey müsəlmanlar!) Onlardan (kitab əhlindən) bir zümrə də vardır ki, siz onların oxuduqlarını (Tövratdan) hesab edəsiniz deyə, kitab oxuyan zaman dillərini (qəsdən) o tərəf-bu tərəfə əyirlər (bükürlər). Halbuki onların bu oxuduqları kitabdan (Tövratdan) deyildir. Onlar isə: “Bunlar Allah tərəfindəndir”, -dedilər. Bunlar isə heç də Allah tərəfindən deyildir. Söylədikləri Allah dərgahından olmadığı halda, “Bu, Allah dərgahındandır”,- deyirlər. Onlar bilə-bilə Allaha qarşı yalan söyləyirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And Lo! there is a party of them who distort the Scripture with their tongues, that ye may think that what they say is from the Scripture, when it is not from the Scripture. And they say: It is from Allah, when it is not from Allah; and they speak a lie concerning Allah knowingly.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
There is among them a section who distort the Book with their tongues: (As they read) you would think it is a part of the Book, but it is no part of the Book; and they say, "That is from Allah," but it is not from Allah. It is they who tell a lie against Allah, and (well) they know it!
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِنَّ
ve şüp- hesiz
مِنْهُمْ
onlardan vardır
لَفَر۪يقاً
elbet bir grup
يَلْوُ۫نَ
eğip bü- kerler
اَلْسِنَتَهُمْ
dillerini
بِالْكِتَابِ
kitapla
لِتَحْسَبُوهُ
onu sanmanız için
مِنَ الْكِتَابِ
kitaptan
وَمَا
değil iken
هُوَ
o
مِنَ الْكِتَابِۚ
kitaptan
وَيَقُولُونَ
ve derler
هُوَ
o
مِنْ عِنْدِ
katındandır
اللّٰهِ
Allah
وَمَا
değil iken
هُوَ
o
مِنْ عِنْدِ
katından
اللّٰهِۚ
Allah
وَيَقُولُونَ
ve söylüyorlar
عَلَى اللّٰهِ
Allah hakkında
الْكَذِبَ
yalan
وَهُمْ
hâlbuki onlar
يَعْلَمُونَ
biliyorlar
Yine (ehl-i kitap) o(la)nlardan öyle bir grup vardır ki kitaptan olmadığı hâlde (söylediklerini) kitaptan sanasınız diye dillerini kitapla eğip büker (sözlerini, Allah'ın vahyiymiş gibi göstermek için dillerini eğip bükerek onları, kitabın sözlerine benzetmeye çalışır)lar. Ve o (söyledikleri), Allah katından olmadığı hâlde, "bu, Allah katındandır" derler. Onlar Allah hakkında bile bile (yalan uydurup O'na iftira ederek) yalan söylüyorlar.
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَرِيق
İsim
ف ر ق
Zümre, kısım, grup, taraf, topluluk
لَوَى
Fiil-I
ل و ي
Eğip büktü, dönüp baktı
لِسَان
İsim
ل س ن
Dil, lisan, anılan
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حَسِبَ
Fiil-I
ح س ب
Sandı, zannetti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَذِب
İsim
ك ذ ب
Yalan, yalanlamak, yalan uydurmak
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi