Onlardan öylesi de var ki, [söyledikleri] Kitâb-ı Mukaddes’den olmadığı halde ondan olduğunu düşünesiniz diye dilleriyle Kitâb-ı Mukaddes’i çarpıtırlar ve Allah’tan olmadığı halde, “Bu, Allah’tandır!” derler; böylece bile bile Allah hakkında yalanlar uydururlar. ⁶⁰
60 Müfessirlerin çoğu, bunun, özellikle Kur’an’da sık sık Eski Ahid’i kasden tahrif etmekle itham edilen Yahudilere işaret ettiğini var sayarlar. Ancak sonraki iki ayet, bariz şekilde Hz. İsa’ya ve Hristiyanların Hz. İsa’nın tabiatı ve misyonu hakkındaki yanlış inançlarına atıfta bulunduğundan, bu pasajda hem Yahudilerin hem de Hristiyanların kasdedildiği sonucunu çıkarabiliriz. Bundan dolayı, bu cümlede üç defa geçen el-kitâb terimi, burada “Kitâb-ı Mukaddes” olarak çevrilmiştir. Muhammed Abduh’a göre (Menâr III, 345), yukarıda sözü geçen Kitâb-ı Mukaddes’in tahrifi, mutlaka metnin çarpıtılmasını gerektirmez: bu tahrifat, aynı zamanda, “bir ibareye, orijinal olarak kasdedilen anlamdan başka bir anlam yüklemek”le de gerçekleştirilebilir. Abduh, İnciller’de Allah’a atfen “Babam” teriminin mecazî kullanımını örnek olarak verir ki bu terim ile, Rabb’in Duası’ndan açıkça anlaşılacağı gibi, bütün insanlığın “Baba”sı, yani, Yaratıcısı ve Rabbi kasdedilmiştir. Ancak, Hz. İsa’ya tâbi olduklarını iddia edenlerden bazıları, daha sonra bu ibareyi mecazî bağlamından kopardılar ve “onu yalnızca Hz. İsa ile ilgili olan pozitif gerçeklik alanına aktardılar”: ve böylece o’nun, lafzî anlamda “Allah’ın oğlu”, yani, insan şeklinde tecessüm etmiş ilah olduğu düşüncesine geçerlilik kazandırdılar.