Allah’ın, kendisine Kitabı, hükmü (sağlam muhakeme) ve peygamberliği verdiği hiçbir beşerin,“Allah’ın yanı sıra bana da kullar (köleler) olun”demesi (insanları kendine köle edinmesi) asla söz konusu olamaz (böyle deme yetkisi de onları köle edinmesi de asla yoktur); Fakat “Öğretmekte ve incelemekte olduğunuz kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek, halis ve mutedeyyin kullar) olun” (der.) *
(*) Ehl-i Kitap bilginlerinin yalancılıkları beyân edildikten sonra, onların halkı sömürmek için uydurdukları, İsa’ya kudsiyet verilmesi, insanların peygamberlere ve din bilginlerine kul-köle olması yanlışı düzeltilmektedir: Allah’ın kendisine kitap, hüküm [yasama-yürütme] ve peygamberlik verdiği hiçbir beşer için [insanlardan hiçbir kimse için], insanlara, “Allah’ın yanı sıra bana da kul/köle olun” demek ve onları köle edinmek asla yakışmaz. Fakat, “Öğrettiğiniz ve ders aldığınız [okuduğunuz] kitap gereğince Rabbe içtenlikli kullar olunuz” (demesi yaraşır). 1)➡ Kur’an’da "esirleri köle /cariye edinin" söyleyen 1 tane bile ayet yoktur. Aksine; köleleştirmenin, firavunun yaptığı bir zulüm olarak görür. (Şuara 22) 2.)➡ Mevcut köleleri, özgürlüğe kavuşturmaya yönelik emirler vardır; Azad etmek (Beled 11-13) ve maddi destek sağlamak (tevbe 60) 3.)➡ Esir veya hür herkes Allah katında ve insanlık bakımında eşittir. (Nisa 25) 4.) ➡ Savaşta esir düşen kişilerin dahi, özgürlüğe kavuşturulması emredilmiştir. Köleleştirme kesinlikle yasaklanmıştır. (Muhammed- 4) Kısaca; köle edinmek yasak, elinize köle geçse, Kur’an’ın "özgürleştirin" iken, halen "Kur’an köleliği savunur veya yasaklamamış" demek, samimiyetsizliği gösterir. Ayrıca Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir… Ayette geçen “Rabbânîler olun” cümlesini, peygamberlerin bütün insanlara “Allah’a içtenlikle kulluk etme” çağrısı olarak anlamak mümkün olduğu gibi, özellikle ilim emanetini üstlenen veya toplumlara yön verme mevkiinde bulunan kişilere, doğruları öğretme ve gerçek kurtuluş yolunu aydınlatma hususundaki sorumluluklarını hatırlatma ifadesi olarak düşünmek de mümkündür. Bu öğüdün “öğretmekte olduğunuz kitap ve yapmakta olduğunuz incelemeler gereğince” şeklinde bir dayanağa bağlanması ikinci anlamı teyit etmektedir. Bu konumdaki kişilerin kendilerini gerçekten Allah yoluna adamış ve bu sorumluluğun bilincinde olmaları halinde, yol gösterilmeye muhtaç kişilerin yukarıda değinilen çarpık telakkiye yani onları rab mevkiine yükseltme anlayışına yönelmelerine zaten fırsat kalmaz. Bu âyette ilimle amel arasındaki sıkı bağa da dikkat çekilmekte; ilmin, ancak hayata yansıtılmakla ve aksiyon haline getirilmekle kuru bilgi olmaktan kurtulup gerçek değerini bulabileceği; kişinin, yaptığı etütler sonunda ulaştığı ve başkalarına öğrettiği sonuçlarla çelişen söz ve davranışlardan kaçınması gerektiği hatırlatılmaktadır. “Siz müslüman olduktan sonra” ifadesini M. Reşîd Rızâ “fıtrat gereğince”şeklinde açıklar. (Reşîd Rızâ,III,349 … bk. 3/19)
و( من دون الله) يعني مع الله، وعبَّر عن المعية بلفظ (من دون اللّهِ) لأن كل من دُعِيَ مع الله فهو دون الله جل وعلا فهم دونه، والله جل وعلا هو الأكبر هو العظيم وفي هذا دليل على بشاعة عمله فمن دعا إلى عبادة نفسه فقد دعا الناس إلى أن يكونوا عابدين له من دون الله وإن لم ينههم عن عبادة الله ، بل وإن أمرهم بعبادة الله ، ومن جعل بينه وبين الله واسطة في العبادة كالدعاء فقد عبد هذه الواسطة من دون الله لأن هذه الوساطة تنافي الإخلاص له وحده (تفسير المنار)...