close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 79. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Mâ kâne libeşerin en yu/tiyehu(A)llâhu-lkitâbe velhukme ve-nnubuvvete śümme yekûle linnâsi kûnû ‘ibâden lî min dûni(A)llâhi velâkin kûnû rabbâniyyîne bimâ kuntum tu’allimûne-lkitâbe vebimâ kuntum tedrusûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hiçbir insana yakışmaz ki Allah, ona kitap, hüküm ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara, Tanrıyı bırakın da bana kul olun desin. Ancak öğretmekte, okumakta ve okumakta olduğunuz kitaba uyup Rabbani olun der.
Rabbâni, Ali, İbn-i Abbas ve Hasen'e göre fıkıh, yani İslâm hukuku bilgisini bilen ve Kur’ân'dan hüküm çıkarmaya gücü yeten bilgine derler. Hikmet sahibi, bilgin, Tanrıdan çekinen hakim, idarede, halkın işlerini güzellikle tedbîr eden, bilgilerini halka öğreten; helâli haramı, emri nehyi bilen anlamlarını verenler de vardır. Ali oğlu Muhammed-ibn-il-Hanefiyye'nin öldüğü gün İbn-i Abbas'ın, bu ümmetin Rabbânisi öldü dediği rivâyet edilmiştir. Bu sözün iştikakı hakkında birçok sözler söylenmiş, hattâ Süryanice'den geldiğini söyleyenler bulunmuştur (Mecma'ül-Beyan, 1. s.199).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve hikmeti ve peygamberliği verdikten sonra, (dönüp) insanlara: "Allah’ı bırakıp bana kulluk edin!" deme (hakkı ve yetki)si yoktur, (bu asla layık ve yakışık değildir!) Fakat o, (ilim ve eğitim ehline:) "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler (Allah’ın dinine samimi ve daimi hizmetçiler) olunuz" (demekle görevlidir).
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın kitap, sağlam muhakeme ve peygamberlik bağışladığı hiç kimsenin bundan sonra kalkıp insanlara, “Allah'la birlikte veya Allah'ı bırakıp bana da kulluk edin” demesi düşünülemez. Aksine o peygamber onlara şöyle öğüt verir: “Öğrendiğiniz ve derinlemesine incelemekte olduğunuz kitap gereğince, Rabbinize halis kullar olunuz.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kendisine Allah'ın kitap, hikmete dayalı hükümranlık, yargı ve icra yetkisi, şeriat ve peygamberlik verdiği beşer nevinden hiçbir kimsenin, tutup da: “Allah'ı bırakıp, kulu durumundaki bana kulluk ve ibadet edin” demesi yakışmaz. Fakat onun: “Öğretilmekte ve öğretmekte olduğunuz, okullar açıp ders olarak okuttuğunuz kitap uyarınca, Rabbinize samimiyetle bağlı kullar olunuz” demesi gerekir.
İmam Halef’in kıraatine dayalı olarak “te-allüm” kelimesine meçhul mânâ ilave edilmiştir.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah bir insana Kitab'ı, hükmü ve peygamberliği verdikten sonra onun insanlara: "Allah'ı bırakıp da bana kul olun" demesi sözkonusu olamaz. Ancak o: "Öğrettiğiniz Kitap gereğince ve kendiniz de incelediğiniz üzere gönülden Rabbe kullar olun" der.
79.İbnu İshak ve Beyhaki`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiklerine göre yahudi bilginleriyle Necrân hıristiyanları Resulullah (a.s.)`ın huzurunda toplanınca ve Resulullah (a.s.) onları İslâm`a davet edince Ebu Rafi` el-Kurezi: "Ey Muhammed! Hıristiyanların İsa`ya kulluk ettikleri gibi bizim de sana ibadet etmemizi mi istiyorsun?" diye sordular. Resulullah (a.s.) da: "Böyle bir şeyden Allah`a sığınırım" diye buyurdu. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten sonra insanlara: 'Allah'ı bırakıp bana kulluk edin' deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, 'Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler olunuz” (deme görevindedir.)
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Beşerden hiç kimseye yakışmaz ki, Allah ona kitap versin, anlayış versin, peygamberlik versin de sonra insanlara şöyle desin; “- Allah'ı bırakıp bana kul olun”. Fakat öğretmekte ve ders alıp vermekte olduğunuz kitap sayesinde, bildiği ile amel eden âlimlerden olun der.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bir insan ki, Allah ona kitap (yasa,) hüküm (iktidar) ve peygamberlik verdikten sonra, dönüp insanlara “Allah’tan ayrı olarak bana kul olun” demesi, ona yakışmaz (demez.) O, ancak “kitaptan öğrendiklerinizle, yaptığınız eğitimle Rabbani insanlar olun” der.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin, insanlara “Allah'ı bırakıp bana kul olun!” demesi mümkün değildir. Aksine “İlâhî kelâmın bilgisini öğreterek ve onu derinlemesine inceleyerek Allah adamları olun” der.
Besim Atalay
swap_vert close
Hiçbir kimse yoktur ki, Allah ona kitap versin, hikmet versin, peygamberlik versin de, sonra o: «Allahtan ayrı, bana kulluk edin» desin, yalnız, o der ki : «Kitaptan öğrendiğiniz, kitapta okuduğunuz üzere Allahı tanıyınız»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve nebîlik verdiği hiçbir insanın kalkıp da insanlara: “Allah'ın yanı sıra bana da kulluk edin!” demesi düşünülemez. Aksine, (onlara şöyle öğüt verir): “(İnsanlar arasında) öğretmekte olduğunuz ve bilgisini yaydığınız Kitab'ın gerektirdiği gibi Rabbe bağlı kullar olun (O'nun koyduğu hayat prensipleriyle terbiye olun)!”
Bu âyet, Hz. İsa’nın tanrı olduğunu iddia eden Hristiyanlara bir cevap niteliğindedir. Hz. İsa’nın diğer peygamberler gibi Allah’ın kulu ve resulü olduğu gerek İncil’in aslında ve gerekse Kur’an’ın muhtelif yerlerinde anlatılmaktadır.“Rabbani” ifadesi; Allah’ın kitabının tedrisinden geçerek ondaki öğütlerle tam terbiye olmuş ve bu olgunlukla insanların terbiyesine hayatlarını adamış kişiler için kullanılmıştır.  
Cemil Said
swap_vert close
Hiç olur mı ki Allâh’ın kendisine kitâb ve hikmet ve nübüvvet i’tâ iylediği bir kimse insânlara "Allâh ile birlikde bana da ’ibâdet idiniz" diyebilsün. Hayır mâdem ki kitâbı biliyorsınız ve tederrüs idiyorsınız Allâh’a ’ibâdet idiniz.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın kendisine Kitap'ı, hükmü, peygamberliği verdiği insanoğluna: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" demek yaraşmaz, fakat: "Kitabı öğrettiğinize, okuduğunuza göre Rabb'e kul olun" demek yaraşır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah’ın, kendisine Kitab’ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, “Allah’ı bırakıp bana kullar olun” demesi düşünülemez. Fakat (şöyle öğüt verir:) “Öğretmekte ve derinlemesine incelemekte olduğunuz Kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek ve dindar kullar) olun.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik vermesinden sonra hiçbir insanın kalkıp insanlara “Allah’ı bırakıp bana kul olun” demesi düşünülemez. Aksine “Öğretmekte olduğunuz kitap ve yapmakta olduğunuz incelemeler gereğince rabbin halis kulları olun!” der.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hiçbir insanın, Allah'ın kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik vermesinden sonra (kalkıp) insanlara: Allah'ı bırakıp bana kul olun! demesi mümkün değildir. Bilakis (şöyle demesi gerekir): Okutmakta ve öğretmekte olduğunuz Kitap uyarınca Rabbe hâlis kullar olunuz.  
 Hıristiyanlar, Hz. İsa’nın tanrı olduğunu iddia etmişlerdir ki, Hz. İsa’nın gerçek dininde bulunmayan ve Allah’ın birliği ile asla bağdaşmayan bu iddia, İslâm inancına göre tamamen bâtıldır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’in muhtelif âyetlerinde bildirildiğine göre Hz. İsa, kendisinin Allah’ın kulu olduğunu, Allah’ın kendisine kitap gönderdiğini ve Peygamber kıldığını söylemiş (Meryem 19/30-36), kendisinin ve annesinin tanrı olduğu iddialarını şiddetle reddederek, Allah’ı şirkten tenzih etmiştir. [Mâide 3/116-117]  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın kendisine kitap, bilgelik ve peygamberlik verdiği hiç bir insan, "ALLAH'tan sonra bana da kulluk ediniz," diye halkı kendisine çağırmaz. Aksine, "Öğrenip öğrettiğiniz kitap gereğince kendisini Rabbine adayan kullar olun," der
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnsanlardan hiçbir kimseye, Allah kendisine kitap, hüküm ve peygamberlik verdikten sonra, kalkıp insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kul olun." demesi yakışmaz. Fakat onun: "Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabb'e halis kullar olun" (demesi uygundur).
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hiç bir beşer için o salâhiyyet yoktur ki Allah ona kitab versin, hüküm versin, Peygamberlik versin de o sonra insanlara Allahdan beride bana kul olun diyebilsin, ve lâkin kitab ta'lim etmekte olduğunuz ve ders alıb vermekte bulunduğunuz için rabbanîler olunuz der
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap, hikmet (hüküm) ve peygamberlik verdiği bir kimsenin (kalkıp da) insanlara, “Allah’ı ilâh edinmekle birlikte, bana da kulluk edin!” demesi mümkün değildir. Bilakis O (resûlümüz Muhammed onlara): “(İnsanlara) öğrettiğiniz Kitap (Kur’ân) ve okuduğunuz şeyler (âyetler) gereğince, Rabbinize, (tevhid üzere, ilmi ile amel eden) ihlâslı kullar olun,” der.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın kendisine Kitap, Hüküm ve Nebi'lik verdiği bir beşerin, insanlara “Allah'ın yanı sıra bana da kulluk edin demesi yakışmaz. Ancak, okuyup öğrendiğiniz Kitap'ın gereği olarak, “Kulluğunuz yalnızca Rabb'inize ait olsun.”¹ demesi gerekir.
1- Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Beşerden hiç bir kimseye yakışmaz ki Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği versin de sonra o, insanlara: «Allahı bırakıb da (gelin) bana kul olun.» desin. Fakat o, «öğretmekde ve okuyub okutmakda olduğunuz Kitab sayesinde Rabbaniler olun» (der).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Bir insan için, Allah ona kitab, hikmet ve peygamberlik versin de, sonra (o kimse)insanlara: “Allah'ı bırakıp bana kul olun!” desin, (bu) olur şey değildir; fakat (bir peygamber ancak şöyle der): “(Öğrenip) öğretmekte ve oku(yup, okut)makta olduğunuz Kitab sâyesinde Rabbânî (ilim ve ihlâsla kulluk ederek Rabbe mensûb olan kimse)ler olun!”(2)
(2)Yahudi ve hristiyanların kâfir reislerinden bazıları: “Yâ Muhammed! Diler misin ki sana ibâdet edelim?” dediler. Resûlullah Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm): “Allah’dan başkalarına ibâdetle emretmekten Allah’a sığınırım! Benim insanlara gönderilmem, ancak ve ancak bir olan Allah’a ibâdet içindir” buyurdular ve bu âyet-i kerîme nâzil oldu. (İbn-i Kesîr, c. 1, 295)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’ın, kendisine Kitabı, hükmü (sağlam muhakeme) ve peygamberliği verdiği hiçbir beşerin,“Allah’ın yanı sıra bana da kullar (köleler) olun”demesi (insanları kendine köle edinmesi) asla söz konusu olamaz (böyle deme yetkisi de onları köle edinmesi de asla yoktur); Fakat “Öğretmekte ve incelemekte olduğunuz kitap uyarınca rabbânîler (Allah’ın istediği örnek, halis ve mutedeyyin kullar) olun” (der.) *
(*) Ehl-i Kitap bilginlerinin yalancılıkları beyân edildikten sonra, onların halkı sömürmek için uydurdukları, İsa’ya kudsiyet verilmesi, insanların peygamberlere ve din bilginlerine kul-köle olması yanlışı düzeltilmektedir: Allah’ın kendisine kitap, hüküm [yasama-yürütme] ve peygamberlik verdiği hiçbir beşer için [insanlardan hiçbir kimse için], insanlara, “Allah’ın yanı sıra bana da kul/köle olun” demek ve onları köle edinmek asla yakışmaz. Fakat, “Öğrettiğiniz ve ders aldığınız [okuduğunuz] kitap gereğince Rabbe içtenlikli kullar olunuz” (demesi yaraşır). 1)➡ Kur’an’da "esirleri köle /cariye edinin" söyleyen 1 tane bile ayet yoktur. Aksine; köleleştirmenin, firavunun yaptığı bir zulüm olarak görür. (Şuara 22) 2.)➡ Mevcut köleleri, özgürlüğe kavuşturmaya yönelik emirler vardır; Azad etmek (Beled 11-13) ve maddi destek sağlamak (tevbe 60) 3.)➡ Esir veya hür herkes Allah katında ve insanlık bakımında eşittir. (Nisa 25) 4.) ➡ Savaşta esir düşen kişilerin dahi, özgürlüğe kavuşturulması emredilmiştir. Köleleştirme kesinlikle yasaklanmıştır. (Muhammed- 4) Kısaca; köle edinmek yasak, elinize köle geçse, Kur’an’ın "özgürleştirin" iken, halen "Kur’an köleliği savunur veya yasaklamamış" demek, samimiyetsizliği gösterir. Ayrıca Nebi, dinde ikinci bir kaynak değil; yalnızca tek kaynak olan vahye çağıran bir elçidir… Ayette geçen “Rabbânîler olun” cümlesini, peygamberlerin bütün insanlara “Allah’a içtenlikle kulluk etme” çağrısı olarak anlamak mümkün olduğu gibi, özellikle ilim emanetini üstlenen veya toplumlara yön verme mevkiinde bulunan kişilere, doğruları öğretme ve gerçek kurtuluş yolunu aydınlatma hususundaki sorumluluklarını hatırlatma ifadesi olarak düşünmek de mümkündür. Bu öğüdün “öğretmekte olduğunuz kitap ve yapmakta olduğunuz incelemeler gereğince” şeklinde bir dayanağa bağlanması ikinci anlamı teyit etmektedir. Bu konumdaki kişilerin kendilerini gerçekten Allah yoluna adamış ve bu sorumluluğun bilincinde olmaları halinde, yol gösterilmeye muhtaç kişilerin yukarıda değinilen çarpık telakkiye yani onları rab mevkiine yükseltme anlayışına yönelmelerine zaten fırsat kalmaz. Bu âyette ilimle amel arasındaki sıkı bağa da dikkat çekilmekte; ilmin, ancak hayata yansıtılmakla ve aksiyon haline getirilmekle kuru bilgi olmaktan kurtulup gerçek değerini bulabileceği; kişinin, yaptığı etütler sonunda ulaştığı ve başkalarına öğrettiği sonuçlarla çelişen söz ve davranışlardan kaçınması gerektiği hatırlatılmaktadır. “Siz müslüman olduktan sonra” ifadesini M. Reşîd Rızâ “fıtrat gereğince”şeklinde açıklar. (Reşîd Rızâ,III,349 … bk. 3/19) و( من دون الله) يعني مع الله، وعبَّر عن المعية بلفظ (من دون اللّهِ) لأن كل من دُعِيَ مع الله فهو دون الله جل وعلا فهم دونه، والله جل وعلا هو الأكبر هو العظيم وفي هذا دليل على بشاعة عمله فمن دعا إلى عبادة نفسه فقد دعا الناس إلى أن يكونوا عابدين له من دون الله وإن لم ينههم عن عبادة الله ، بل وإن أمرهم بعبادة الله ، ومن جعل بينه وبين الله واسطة في العبادة كالدعاء فقد عبد هذه الواسطة من دون الله لأن هذه الوساطة تنافي الإخلاص له وحده (تفسير المنار)...  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir insan için, insanlara “Allah’dan başka bana kulluk edin” demesi olası değildir. Aksine insanlara “Kitaptan öğrendikleriniz ve öğrendiklerinizi yaşamınıza uygulayarak ve yaşayarak Rabbinize kulluk edenlerden olun” diye söylerler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın kendisine Kitap, doğru bilgi, peygamberlik verdiği bir âdemoğlu tutup insanlara: «Allah’ı bırakın da bana tapın demez. Belki: «Hepiniz de Kitap’ın size bildirdiği, sizin de öğrendiğiniz gibi Allah’ı bilici olun» der.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hiçbir insana yaraşmaz ki Allah ona Kitap, hüküm [²], peygamberlik versin, sonra da halka «Allah/ı bırakın, bana kul olun» desin. Fakat o kimse «Kitabı öğrendiğiniz, [³] okuduğunuz veçhile âlim-i kâmil [⁴] olun» der.
[2] Hikmet yâni sünnet — Kitabı anlamak.[3] Veya öğrettiğiniz.[4] Allah-ı bilip ta'atine müdavim olun — nâs'ın tâlim ve terbiyesi ile meşgul olun.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hiçbir beşer için söz konusu değildir ki, Allah ona Kitap, hikmet [hüküm] ve peygamberlik versin de sonra da o (kalkıp) insanlara “Allah’ı bırakıp bana kulluk ediniz” desin. Fakat (onun dediği sadece şudur): “Öğrettiğiniz Kitap ve okuttuğunuz şeyler gereğince Rabbe hâlis kullar [rabbâniyyîn] olunuz.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın, kendisine kitabı, hükmü ve peygamberliği verdiği bir insana (peygambere), “Allah'ı bırakıp bana ibadet edin” deme yetkisi yoktur. Lakin (her peygamber), “Öğrettiğiniz ve okuduğunuz kitap gereğince Rabbanî insanlar olunuz” (der).
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın kitap, hikmet ve Peygamberlik bağışladığı bir kimsenin, bütün bunlardan sonra kalkıp da insanlara, “Allah’ın yanı sıra banada kulluk ve ibâdet edin!” demesi söz konusu olamaz. Tam tersine, onlara şöyle öğüt verir: “İnsanlar arasında ilâhî Kitabın bilgisini yaygınlaştırarak ve kendi aranızda onun ayetlerini derinlemesine inceleyipdersler yaparak yüce Rabb’inizin eğitimiyle olgunlaşıp, kendisini yalnızca O’na adayarak Allah’ın kullarını eğiten rabbaniler olun!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir beşer için, Allah ona Kitap, Hikmet ve Nübüvvet verip de, sonra İnsanlar’a: -“Allah’tan başka bana kullar olun!” demesi olası değildir. Lâkin, Kitab’ı öğretiyor olduğunuza göre ve ders yapıyor olduğunuza göre, Rabbâniyyler / Rabb’e Kulluk Edenler olun!
Mehmet Çakır
swap_vert close
Yoksa Allah'ın Kitap, iktidar ve elçilik görevi verdiği aklı başında biri kalkıp da halkına: " Allah'ı bırakın bana kulluk edin " der mi!? Aksine: " kitaptan okuyup öğrendiğiniz ya da öğrettiğiniz şeylerin hakkını verin " demesi yerinde olur.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’ın Nebi’liği ve kitabını verdiği hiçbir insan "Allah’ı bırakıp bana kullar olun; Allah’ın yasalarının yanında benim yasalarıma da uyun!" demez. Fakat O; "Öğretmekte ve öğrenmekte olduğunuz Kitap hakkında sağlam bilgiler edinin, bilinçli inananlar olarak hayatınızı Allah’ın yasalarına göre yaşayın!" der. Nebi’nin size öğüdü böyledir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın kendisine Kitap, [hikmet] (doğru hüküm verme yeteneği) ve peygamberlik vermesinden sonra hiçbir insanın, insanlara “Allah’ın peşi sıra bana kullar olun!” demesi mümkün değildir. [*] Aksine (şöyle derler): “Kitabı (okuyup) öğreterek ve (ondan) ders yaparak kendini Rabbe adayan kullar olun!” [*]
Bu cümlede [teslis] (üçleme) gibi inanışların uydurma olduğu bildirilmektedir. Ayrıca bu ayet herhangi bir peygambere kul olma iddiasının da hem kitaba hem peygambere hem de peygamberlik kurumuna yönelik bir iftira olduğunun delilidir.,Ayette verilmek istenen temel mesaj, bütün peygamberlerin çağrısını öğretmektir ki arzu edilen durum ümmetin fertlerinin birer [rabbânî] olmalarıdır. [Rabbânî] olanlar yani kendini, benliğini, En‘âm 6:162’de belirtildiği gibi bütün desteğini, ibadetlerini, hayatını, ölümünü, bir anlamda her şeyini âlemlerin Rabbi olan Yüce Allah’a adayan yiğitler olmak risalet çağrısının temel öğretisidir. Bu mesajda bütün ilahî öğretilerin ortak amacı dile getirilmekte, vahyi öğrenip öğretmek ve vahiyden ders yapmak gerektiği ifade edilmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap, yetki ve Peygamberlik verdiği bir kimsenin, daha sonra kalkıp da: “Allah’ı bırakarak bana kulluk edin.” demesi yaraşmaz.¹ O, dese dese: “Okuyup öğrendiğiniz bu kitap gereğince, Allah’ın has kulları olun.” der.²
1 Bu âyet, Yahûdî ve Hıristiyan iki kişinin Peygamberimize gelerek: “Ey Muhammed! Sen bizim sana ibâdet etmemizi ve seni rab edinmemizi mi istiyorsun?” demeleri üzerine nâzil olmuştur. (Vâhidî)2 Bu âyet, “Allah’ın kendisine kitap, yetki ve Peygamberlik verdiği bir kimsenin, sonra kalkıp da: ‘Allah’ı bırakarak bana kulluk edin.’ dediği, daha hiç olmadı. Onlar, sadece: ‘Okuyup öğrendiğiniz bu kitap gereğince Allah’ın has kulları olun.’ der.” diye de anlaşılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın vahiy, sağlam muhakeme ve peygamberlik bağışladığı hiç kimsenin bundan sonra halkına, “Allah’ın yanısıra bana da kulluk edin!” demesi düşünülemez; ⁶¹ aksine, [onlara şöyle öğüt verir]: “ilahî kelâmın bilgisini yayarak ve kendiniz [onu] derinlemesine inceleyerek Allah adamları ⁶² olun!”
61 Açıkça Hz. İsa’ya atıfta bulunan bu ibare lafzen şöyledir: “Bir insan için Allah’ın ... bağışlaması ve daha sonra o’nun ... demesi [mümkün] değildir”. Zemahşerî, yukarıdaki cümlede geçen hükm terimini (“muhakeme” veya “sağlam muhakeme”) bu bağlamda hikmeh (“hikmet”) ile eş anlamlı görür.62 Sîbeveyh’e göre (Râzî tarafından nakledildiği üzere) rabbânî, “kendisini, özellikle Rabbini (er-rabb) tanımaya ve O’na itaat etmeye adayan kişidir”: İngilizcedeki “a man of God” (Allah adamı) ifadesine çok yakın bir anlam.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap hikmet ve nebilik verdiği hiçbir beşerin, bütün bunlardan sonra kalkıp da insanlara: “Allah’ın yansıra bana da kulluk edin” demesi söz konusu değildir. Fakat: -Kitabı okuyup, incelediğinize göre Rabbe kul olunuz, der. 9/30-31, 21/29
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah’ın kendisine kitap, hüküm ve nebilik verdiği hiç kimsenin, bunun ardı sıra topluma “Allah’ın yanısıra bana da kulluk edin!” demesi düşünülemez. Aksine “İlâhî kelâmı derinliğine öğrenip onu başkalarına da öğreterek[⁶²⁰] Rabbânî şahsiyetler olun!” der.[⁶²¹]
[620] Veya: “İlâhî kelâmla terbiye olup başkalarını da terbiye ederek..” [621] Rabbâni adamlar: Rabbin terbiyesine tam teslim olarak o terbiyeden geçmiş ve bu bilinçle Rabbe hayatını adamış adamlar…  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah'ın kendisine, kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir kimsenin (İsa a.s.'ın) insanlara "Allah'ı bırakıp da bana kul olun" demesi asla düşünülemez, o ancak "Başkalarına okuyup öğrettiğiniz Kitap ile amel edin de Rabbaniler (Rabb'a kul) olunuz" diyebilir.
Osman Fırat
swap_vert close
Hiçbir beşere yakışmaz ki, Allâh ona Kitap, hüküm (hikmet) ve Nebilik versin de, sonra O, insanlara: "Allâh’ı bırakıp bana kullar olun", desin; fakat: "Öğrettiğiniz/öğrendiğiniz Kitap ve okuduklarınız gereğince Rabba halis kullar olun!" der.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Hiç bir beşer için sahih değildir ki, Allah Teâlâ ona kitap, hüküm ve nübüvvet versin de sonra o nâsa, «Allah'tan berî de bana kul olunuz,» deyiversin. Fakat, «Öğrettiğiniz ve ders alıp verdiğiniz şey sebebiyle Rabbanîler olunuz,» der.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'ın kendisine kitap, hüküm ve nübüvvet verdiği hiçbir insanın kalkıp da halka: “Allah'ın yanı sıra bana da kul olun. ” deme yetkisi yoktur. Lâkin o insanlara: “Öğretmekte ve okuyup okutmakta olduğunuz kitap sayesinde rabbanî olun. ” der.
Hüküm: İlim, anlayış gücü, Allah’ın hükmünü infaz etme yetkisi; Rabbânî: Fakih, âlim, muallim, eğitimci, ilmi ile âmil olan kimse demektir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah ona Kitap, hüküm (hikmet) ve peygamberlik versin de, sonra (o kalksın) insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kullar olun", desin; fakat: "Öğrettiğiniz Kitap ve okuduğunuz şeyler gereğince Rabba halis kullar olun!" der.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın kitâb ve hikmet ve nübüvvet virdiği bir beşerin Allâh'dan gayrı benim kulum olınız (bana tapınız) dimeğe hakkı yokdur. (Hiç bir peygamber böyle dimez) Lâkin benim size öğretdiğim gibi ve okudığınız kitâb mûcibince muhlis olarak Cenâb-ı Hakk'a kul olunuz dir. [¹]
[1] Medîne yahûdîlerinden Ebû Râfi' el-Karzî ile Rasûlullah'ı ziyârete gelmiş olan Necran hıristiyanları hey'et-i meb'ûsesi reisi bir gün huzûr-u peygamberîye gelerek "Yâ Muhammed ister misin ki sana 'ibâdet idelim" dimeleriyle bu âyet-i kerîme nâzil olmuş ve böyle cevâb virilmişdir.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bir insana Allah; Kitap, hikmet ve nebîlik verecek, o da tutup insanlara “Allah’tan önce bana kul olun!” diyecek! Buna hiç kimsenin hakkı yoktur[*]. Onun diyeceği şudur: “Kitabı öğretmenize ve özümsemenize karşılık sadece Rabbinizden (sahibinizden) yana olun.”
[*] (Bkz. Hakka 69/44-46)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve peygamberlik verdiği bir insanın, bütün bunlardan sonra:-Allah'ı bırakıp, benim kullarım olun, demesi mümkün değildir. Fakat:-Kitabı okuyup, incelediğinize göre Rabb'e kul olunuz, der.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hiçbir beşere yakışmaz ki, Allah ona kitap, hikmet ve peygamberlik versin de, sonra o, insanlara “Allah'ın yanı sıra bana da kul olun” desin! Bilâkis, o, “Halka öğrettiğiniz ve okuyup okuttuğunuz kitaba uyun da yalnız Allah'a içtenlikle kulluk eden kimseler olun” der.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hiçbir insana yakışmaz ki, Allah kendisine kitap, hüküm-hikmet ve peygamberlik versin de sonra o, insanlara "Allah'ı bırakıp bana kullar olun" desin. O ancak şöyle der: "Öğrettiğiniz şu Kitap'a ve okuyup araştırdıklarınıza dayanarak benliklerini Allah'a adamış kullar/Rabbânîler olun!"
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
olmadı hįç ādemiye kim vire aña Tañrı kitāb’ı, daħı şerį'ati 'amel eylemek daħı peyġamberliġi; andan eyide ādemįlere “oluñ ķullar benüm [30b] Tañrı’dan ayruķ” velįkin “oluñ Tañrı’yı biliciler anuñ-ile kim olduñuz bilürsiz kitāb’ı daħı anuñ-ile kim olduñuz oķırsız.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Olmaya bir ādem oġlına Tañrı Ta‘ālā aña kitāb virse, ḥükm ve peyġam‐berlıḳ daḫı virse, andan ṣoñra ḫalḳa eyide: Benüm ḳullarum oluñuzdiye Tañrı Ta‘ālādan özge. Līkin eydür ki oluñuz Tañrı Ta‘ālā ḳulları kitābıbilmek bile ve kitābı oḳumaḳ bile.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Heç bir kəsə yaraşmaz ki, Allah ona kitab, hikmət və peyğəmbərlik bəxş etdikdən sonra o, insanlara: “Allahı buraxıb mənə qul olun!” – desin. Əksinə, o: “Öyrətdiyiniz kitabın və öyrəndiyiniz şeyin sayəsində rəbbani (mükəmməl elm və əməl, gözəl əxlaq və itaət sahibi) olun!” - deyər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is not (possible) for any human being unto whom Allah had given the Scripture and wisdom and the Prophethood that he should afterwards have said unto mankind: Be slaves of me instead of Allah; but (what he said was): Be ye faithful servants of the Lord by virtue of your constant teaching of the Scripture and of your constant study thereof.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
It is not (possible) that a man, to whom is given the Book, and Wisdom, and the prophetic office, should say to people: "Be ye my worshippers rather than Allah's(414)": on the contrary (He would say) "Be ye worshippers of Him Who is truly the Cherisher of all: For ye have taught the Book and ye have studied it earnestly."
414 It is not in reason or in the nature of things that Allah's messenger should preach against Allah. Jesus came to preach and convey the true message of Allah. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَا كَانَ
olmadı
لِبَشَرٍ
bir insan için
اَنْ يُؤْتِيَهُ
ona vermesi
اللّٰهُ
Allah'ın
الْكِتَابَ
kitap
وَالْحُكْمَ
ve hikmet
وَالنُّبُوَّةَ
ve nübüvvet
ثُمَّ
sonra
يَقُولَ
demesi
لِلنَّاسِ
insanlara
كُونُوا
olun
عِبَاداً
âbdlar
ل۪ي
bana
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
وَلٰكِنْ
aksine
كُونُوا
olun
رَبَّانِيّ۪نَ
rabbaniler
بِمَا
o şey sa- yesinde ki
كُنْتُمْ
oldunuz
تُعَلِّمُونَ
öğretiyorsunuz
الْكِتَابَ
kitabı
وَبِمَا
ve o şey sa- yesinde ki
كُنْتُمْ
oldunuz
تَدْرُسُونَۙ
okuyorsunuz
Allah'ın kendisine kitap, hikmet ve nübüvvet verdiği kimsenin, sonra(dan kalkıp) insanlara, "Allah'tan başka (bir de) bana âbd olun" demesi olacak şey değildir. Aksine (o ancak şöyle der), "(öğrenip) öğretmekte ve oku(yup okut)makta olduğunuz kitap uyarınca rabbaniler (yalnız Allah'a ihlâsla âbd olan kullar) olun!"
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بَشَر
İsim
ب ش ر
İnsan, beşer
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حُكْم
İsim
ح ك م
Hikmet, hüküm
نُبُوَّة
İsim
ن ب ا
Nübüvvet
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
نَاس
İsim
ن و س
İnsanlar
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
ل۪ي
Zamir
ل۪ي
Bana, beni, benim, benim için
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
رَبَّانِيّ۪ن
İsim
ر ب ب
Rabbaniler (yalnız Allah'a ihlâsla âbd olanlar)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
دَرَسَ
Fiil-I
د ر س
Okudu, ders aldı