Ama [Allah,] Kendisine karşı taahhütlerine sadık kalanlar[ın] ⁵⁹ ve Kendisine karşı sorumluluk bilinci duyanlar[ın farkındadır]: ve Allah, Kendisine karşı sorumluluk bilinci taşıyanları sever.
59 Bazı müfessirler, ‘ahdihî’deki şahıs zamirini burada sözü edilen kişi veya kişilere ircâ ederler ve bu nedenle de ‘ahd’i “vaad etme” anlamında alırlar -böylece, “vaadini yerine getiren[e gelince]...” şeklinde anlarlar. Ancak bir sonraki ayetten açıkça anlaşılacağı gibi, ‘ahdihî’deki zamir Allah’a râcidir. Sonuçta bu ibare, ya “O’na karşı sorumluluklarını yerine getirenler”, yahut “O’na karşı taahhütlerine sadık olanlar” şeklinde çevrilmelidir -ki, ikincisi bana göre daha tercihe şayandır. (İnsanın “Allah’a karşı taahhüdü”nün anlamı için bkz. sure 2, not 19.)