close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 75. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemin ehli-lkitâbi men in te/menhu bikintârin yu-eddihi ileyke veminhum men in te/menhu bidînârin lâ yu-eddihi ileyke illâ mâ dumte ‘aleyhi kâ-imâ(en)(k) żâlike bi-ennehum kâlû leyse ‘aleynâ fî-l-ummiyyîne sebîlun veyekûlûne ‘ala(A)llâhi-lkeżibe vehum ya’lemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kitap ehlinin içinde öylesi vardır ki ona bir kantar altın emanet etsen onu, olduğu gibi öder. Öylesi de vardır ki bir altın emanet etsen ayak direyip ısrar etmedikçe geri vermez. Bu da, okumayazma bilmeyenlerin mallarını almada bir vebal yok bize demelerindendir. Bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, bir kantar (bir kasa altın) emanet bıraksan, yine onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir lira (dahi) emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça, onu sana ödemez. Bu (haksız ve ahlâksız tavırları) onların "ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayan kimseler) konusunda bizim üzerimizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmaları yüzündendir. (Yani Ehl-i Kitap; Müslümanları ve başka insanları ezip sömürmeyi, kendileri için bir hak ve imtiyaz görmektedirler.) Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah’a karşı yalan söylemektedirler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah bize de kitap verdi diyenlerin hepsi bir değildir. Onlardan öyleleri var ki onlara yüklerle emanet bıraksan, onu sana eksiksiz öder. Yine onlardan öylesi de vardır ki bir ufak altın emanet etsen, başına dikilmedikçe sana geri vermez. Bu da onların “Ümmilere karşı yani anasından doğduğu hal üzere kalmış fıtratı bozulmamış kimselere veya Yahudi olmayan, hesap kitap bilmeyen araplara karşı veya Ümmü'lKurâ denilen Mekkeli'lere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize bir suç yüklenemez” demelerindendir.Böylece onlar Allah'a karşı bile bile yalan söylerler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Ehl-i kitaptan öyleleri vardır ki, onlara yüklerle altın ve gümüşü emanet bıraksan, onu sana noksansız iade ederler. Yine onların öyleleri vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan tepesine dikilip ısrarla istemedikçe onu sana iâde etmez. Bu da, onların: “Ümmîlere, Mekke ve civarındaki belli kabilelere, okuyup yazması olmayan, hesap bilmeyenlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur” demeleri sebebiyledir. Onlar bile bile Allah adına yalan uyduruyorlar.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/14.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir kantar mal emanet etsen, onu sana geri verir. Ama öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet etsen başına dikilip durmadığın sürece onu sana geri vermez. Bu onların: "Bilgisizlere karşı bizim üzerimizde bir sorumluluk yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar bile bile Allah hakkında yalan söylemektedirler. [13]
13.Yahudiler, vahiy ve vahiyle bildirilmiş kitaplar hakkında bir şey bilmemeleri sebebiyle müşrik Araplara "ümmiler (:bilgisizler, cahiller)" demekte ve kendilerinin onlara yaptıkları haksızlıklardan dolayı sorumlu tutulmayacaklarını ileri sürüyorlardı. Daha sonra yahudi olmamalarına binaen Müslümanlar hakkında da benzer şeyler söylemeye başladılar. Ayeti kerimedeki "onlar bile bile Allah hakkında yalan söylemektedirler" ifadesiyle kastedilen şey ise, sözkonusu iddialarını Allah tarafından kendilerine bildirilmiş bir hüküm olarak göstermeye çalışmalarıdır. Yahudiler Allah katından kendilerine böyle bir hüküm bildirilmediğini bildikleri halde bu hükmü Allah`a isnad etmekle, bile bile Allah hakkında yalan söylemiş oluyorlardı.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kitap Ehlinden öyleleri vardır ki, bir kantar emanet bıraksan onu sana geri verir; öyleleri de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, sen, onun tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Bu onların 'ümmiler (zayıf ve bilgisizler veya Ehl-i Kitap olmayanlar) konusunda üzerinizde bir yol (sorumluluk) yoktur' demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri halde Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, kendisine bir yük altın emanet etsen onu (noksansız olarak) sana öder. Öylesi de vardır ki, ona emanet olarak bir altın versen, sen üzerine ayak direyip ısrar etmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar derler ki, câhil Arapların malını almakta bize günah ve sorumluluk yoktur. Onlar bile bile Allah'a karaşı yalan söylerler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Ehl-i kitabın hepsi bir değil.) onlardan öyleleri var ki, bir ton altın emanet bıraksan onu sana geri öder. Öyleleri de var ki, bir dinar emanet bıraksan, ısrar etmedikçe onu sana geri ödemez. Çünkü onlar, “Arapların (ümmilerin) malları bize helaldir” derler. Bile bile Allah’a iftira etmiş olurlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmedikçe onu sana ödemez. Onlar, “Cahillere karşı bize bir sorumluluk yoktur” dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Kitaplı olanlardan öyleleri vardır ki, çekiyle altını bıraksan, sana onu yine öder, öylesi de vardır ki, bir altın versen dahi, üstüne düşmedikçe onu ödemez sana, bu onların «Okuyup yazmak bilmiyenlerin malı, bize helaldir» demiş olmalarından, Allaha karşı bile bile yalan söylerler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Kitap ehli arasında öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere (Kitap ehli olmayanlara, zayıf ve bilgisizlere) karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar (bile bile), Allah hakkında yalan uydururlar.
Bkz. 7/158 ve “Ümmi” ifadesi ile ilgili dipnotu.  
Cemil Said
swap_vert close
Ehl-i kitâbdan ba’zıları vardır ki ânlara kantar ile (mal) tevdî’ iylesen aynen i’âde iderler diğerleri ise mecbûr idilmedikce bir dinarını bile i’âde itmez. Böyle hareket itdiklerinin sebebi câhillere karşu biz ’ahdimizi îfâya borclı değiliz dimeleridir. Böylece bilerek yalan söylerler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kitap ehli arasında kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir lira emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu, onların: "Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur" demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, “Ümmîlere karşı (yaptıklarımızdan) bize vebal yoktur” demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylerler.[96]
Bu âyette geçen “ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından, “zayıf kimseler”, “bilgisizler”, “Kitap ehlinden olmayanlar” şeklinde yorumlanmıştır. Yahudilerin bir kısmı hak, hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar, kendi dinlerinden olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ehl-i kitap’tan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen onu sana noksansız öder; içlerinden öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen tepesine dikilip durmadıkça onu sana ödemez. Çünkü onlar “Ümmîlere yaptıklarımızdan dolayı bize bir vebal yoktur” derler. Onlar bile bile Allah adına yalan söylemektedirler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet bıraksan, onu sana noksansız iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet bıraksan, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, «Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan dolayı bize vebal yoktur» demelerindendir. Allah adına bile bile yalan söylüyorlar.  
 Âyette geçen «ümmîler»den maksat, ehl-i kitaptan olmayan Araplardır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kitap halkından öylesi var ki kendisine yığınla emanet bıraksan sana aynen öder. Fakat onlardan öylesi de var ki kendisine bir Dinar emanet etsen, başına dikilip durmadıkça geri ödemez. "Ümmilere karşı bizim bir sorumluluğumuz yok" dedikleri için böyle davranıyorlar ve bile bile yalanlarını ALLAH'a yakıştırıyorlar.
Din adamları, Kuran'ın Tanrı sözü olduğunu kanıtlamak için Kuran'daki "ümmi" kelimesinin anlamını kaydırarak Muhammed'in okur yazar olmadığını iddia ederler. Bu ayette olduğu gibi, Yahudiler ve Hıristiyanlar, Arap halkını, kitapları olanlar ve olmayanlar olarak iki gruba ayırıyorlardı. Yoksa, geçmiş din adamlarının iddia ettiği gibi, Yahudiler ve Hıristiyanlar, dinsel mücadelelerinde halkı okur-yazarlar ve okur-yazar olmayanlar diye iki gruba ayırmıyorlardı. Bak 2:78; 3:20; 7:157-158.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Fakat öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur." demelerinden dolayıdır. Ve onlar, bile bile Allah'a karşı yalan söylerler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ehli kitabdan öylesi vardır ki ona yüklerle emanet bıraksan onu sana te'diye eder, gene onlardan öylesi vardır ki ona bir dinar emanet etsen tepesine binmedikçe onu sana te'diye etmez, bunun sebebi: Çünkü bunlar bizim aleyhimize ümmilerde bir yol yoktur derler ve Allaha karşı bile bile yalan söylerler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kitap ehlinden (olan yahûdîlerden) öylesi vardır ki, ona, kantar dolusu altını emânet bıraksan, onu sana, (tastamam) geri verir ve onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emânet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça, onu sana geri vermez. Bu (çirkin davranışlarının sebebi), onların, “Ümmîlere (bizden olmayanlara) karşı, (yapmış olduğumuz haksızlıklardan dolayı) bize bir sorumluluk (günah) yoktur, (zira Allah’ın hükmü böyledir)” demelerinden dolayıdır. Ve onlar, (böyle söylemekle) Allah adına kasten yalan söylüyorlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki, kendisine yüklerle mal emanet etsen, onu sana eksiksiz iade eder. Öylesi de var ki bir dinar emanet etsen, başına dikilmedikçe onu sana iade etmez. Bunun sebebi: “Ümmilerin¹ malını yemede vebal yoktur.” diye düşünmelerindendir. Onlar, bile bile, Allah adına yalan söylerler.
1- Arapların batıl, kendilerinin hak dine mensup olduklarına inanan Yahudiler, onların mallarını kendilerine helal sayıyorlardı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kitablılardan öyle kimse vardır ki kendisine bir kantar (altın) emânet etsen onu sana eksiksiz öder. öyle kimse de vardır ki ona emaneten tek bir altın versen onu — sen üzerinde ayak direyib durmadıkça — sana ödemez. Bunun sebebi şudur: Onlar «Ummîler hakkında bize karşı (mes'uliyyete) bir yol yokdur» demişler (öyle fikir beslemişler) dir. Onlar Allaha karşı, kendileri de bilib durdukları halde, yalan söylerler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ehl-i kitabdan öylesi de vardır ki, ona yığınla (altın) emânet etsen, onu sana iâde eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar (bir altın) emânet etsen, tepesine dikilip durmazsan, onu sana iâde etmez. Bu, şübhesiz onların: “Ümmîler (ehl-i kitab olmayanlara yaptığımız haksızlıklar) hakkında üzerimize bir yol (bir vebâl) yoktur!” demeleri sebebiyledir. Ve onlar (hakikati) biliyor oldukları hâlde, Allah'a karşı yalan söylüyorlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Oysa Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, kendisine yükler dolusu emanet bıraksan onu sana geri verir; öylesi de vardır ki, ona bir dinar-(para) emanet bıraksan, sen onun tepesine dikilip durmadıkça, onu sana ödemez. Bu onların "ümmiler (Ehl-i Kitap olmayan kimseler) konusunda üzerimizde bir yol (sorumluluk) yoktur" demiş olmalarındandır. Oysa kendileri (gerçeği) bildikleri hâlde Allah’a karşı yalan söylemektedirler. *
(*)“ümmî” kelimesi tefsir bilginleri tarafından,“zayıf kimseler”,“bilgisizler”,“Kitap ehlinden olmayanlar”şeklinde yorumlanmıştır. Yahudilerin bir kısmı hak, hukuk ve dürüstlük konularında kendilerini yalnızca kendi dindaşlarına karşı sorumlu tutuyorlar, kendi dinlerinden olmayanlara karşı ise dürüst davranma zorunluluğu duymuyorlardı. (Diy. İ. Meali (Yeni) 75. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kitap ehlinden, kantarlarca şeyleri emanet etsen, verdiklerini sana geri verenler olduğu gibi, bir dinar versen, başında durmadıkça sana bir dinarı vermeyecek kimseler de vardır. Böyle davranmalarının sebebi “Vahyi bilmeyen (ümmi, cahil) insanlara karşı, yaptıklarımızdan dolayı sorulacak değiliz” demeleridir. Hâlbuki (sorulacaklarını) bildikleri halde, Allah adına yalan söylüyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kitap’lılar arasında öyleleri vardır ki kendilerine kantar dolusu altın inanacak olsan, onu sana eksiksiz olarak geri verir. Aralarında öyleleri de vardır ki ona tek bir dinar inanacak olsan, tepesine binmedikçe onu geri vermez. Bu da besbelli ki şundan ileri geliyor. Onlar: «Kitap’sızların malını yemek suç değildir» diye düşünüyorlar. Onlar Allah’a karşı bile bile yalan söylerler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Ehl-i Kitaptan öyleleri vardır ki ona bir kantar altın emanet etsen yine onu sana öder. Öyleleri de vardır ki ona bir tek altın emanet etsen isteyip durmadıkça [⁴] onu sana ödemez. Bu da onların «ümmiler hakkında bize bir muaheze yolu yoktur» demelerinden [⁵] nâşidir. Onlar bile bile Allah/a karşı yalan söylerler.
[4] Öbürlerine çok para versen kolayca alırsın, bunlara az bir para versen yine isteyip durmadıkça veya dâvaya kalkışmadıkça alamazsın.[5] Yâni «Arapların vesair Ehl-i Kitap olmayanların mallarını almak helâldir» demelerinden nâşidir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kitap ehli’nden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan sana (aynen) iade eder. Öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet versen, başına devamlı dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu onların “Ümmilere/bizden olmayanlara karşı bize bir sorumluluk yoktur”²² demelerinden dolayıdır. Onlar Allah’a karşı bile bile yalan söylerler.
22 Yahudiler, Allah’ın kendilerini, Yahudi olmayanlara karşı her türlü ahlaki sorumluluktan muaf tuttuğuna inanırlar.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Kitab ehlinden kantarla emanet bıraksan onu sana ödeyen ve bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe onu sana ödemeyen vardır. Bu (davranışları), onların, “Ümmiler (Yahudi olmayanlar) hakkında üzerimize bir yol (sorumluluk) yoktur” demelerindendir. Onlar bile bile Allah'a karşı yalan söylemektedirler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Kitap Ehli’nden öyle kimseler vardır ki, onlara yığın yığın hazineler emânet etmiş olsan bile, geri istediğin zaman onu derhâl sana öderler. Yine içlerinde öyle kimseler vardır ki, onlara yalnızca bir tek altın para bile emânet etsen, sen başlarında dikilip durmadıkça, onu sana geri ödemezler. Bunun sebebi, onların:“Yahudi inancına mensup olmayan o câhil ümmilere karşı işlediğimiz günahlardan dolayı bize bir sorumluluk yoktur. Çünkü Allah, Yahudi olmayan toplumların hakkını yemeyi bize helâl kılmıştır!” şeklinde bir iddia ortaya atmalarıdır. Oysa Tevrat’ta bu iddiayı destekleyecek bir hüküm olmadığını bile bile, bunun ilâhî kaynaklı bir inanç olduğunu öne sürerekAllah adına yalan söylüyorlar.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kitap ehlinden öyle kimse vardır ki ona “yükler dolusu” emanet etsen, onu sana iade eder. Onlardan öyle kimse de vardır ki “bir dinar” emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu onların: -“Ümmiyyler hakkında üzerimize bir sebîl / yol / vebal yok” dedikleri sebebiyledir. Onlar bile bile Yalan’ı Allah’a söylüyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Ehlikitaptan öyle kimseler vardır ki külçe külçe altın emanet etsen sana aynen iade eder. Ama öyleleri de vardır ki emanet ettiğin bir kuruşu gidip tepesine dikilmedikçe geri vermez. Hem bu gibiler: " kör cahiller konusunda bize sorumluluk yüklenmemiştir " diye bir söz uydurup Allah'ın üstüne atıyorlar. Hem de bunu bile bile yapıyorlar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, O’na yüklerle mal emanet etsen, emaneti sana eksiksiz iade eder. Fakat onlardan öylesi de var ki, O’na bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe emaneti sana iade etmez. Bu da onların "Ümmîlere karşı yaptıklarımızdan bize vebal yoktur!" demelerinden dolayıdır. Onlar bilerek Allah’a karşı yalan söyler. Onların katında kendilerinden olmayanların hiçbir hakkı yoktur.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki [*] ona yığınla mal emanet etsen, onu sana (tastamam geri) öder. Onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen, başına dikilmediğin sürece onu sana (geri) ödemez. Bunun sebebi, “[Ümmi]lere [*] karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize hiçbir yol (sorumluluk) yoktur.” demeleridir. Onlar Allah hakkında bilerek yalan söylüyorlar. [*]
Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:69, 72, 75, 78, 113; Nisâ 4:46; Mâide 5:66; A‘râf 7:168. Bu ayet gruplardaki bütün kişilerin aynı olmadığını, içlerinde farklılıklar bulunabileceğini, bu yüzden de toptancı değerlendirmelerden kaçınılması gerektiğini göstermektedir.,Burada geçen [el-ümmiyyîne] (ümmiler) ifadesi, Âl-i İmrân 3:20’de de açıkladığımız gibi öncesindeki bağlam gereği “kitap ehlinden olmayanlar” demektir.,Yüce Allah Âl-i İmrân 3:78’de de geçen bu cümlede kitap ehlinden olan bu kişilerin bile bile Allah’a yalan isnat ettiklerini haber vermektedir. Belli ki bu kişiler kendilerini ayrıcalıklı görmelerini ilahi bir bilgiye dayandırdıklarını düşünmekte, bu davranışlarını onlara Allah’ın bildirdiğini iddia etmektelerdi. Onlara göre başkalarına karşı herhangi bir sorumluluklarının olmaması, dini kabullerinin bir sonucuydu. İşte Yüce Allah kendilerini yalanlamakta ve bu düşünceleri sebebiyle Allah’a yalan isnat ettiklerini bildirmektedir. Yûnus 10:18 ve Hucurât 49:16’da ifade edildiği gibi bu tipler “Allah’a bilmediğini haber veren” ve “O’na -hâşâ- din öğretmeye çalışan” insanlar olarak tanıtılmış olmaktadır. Buna benzer içeriklerde olmak üzere, Bakara 2:80 ve A‘râf 7:28’de de çeşitli uyarılar bulunmaktadır.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki ona yüklü bir emanet bıraksan, onu sana eksiksiz iade eder.¹ Öylesi de vardır ki; ona bir dinar bile emanet etsen,² “kendi dinimizden olmayanlara karşı yaptıklarımızdan dolayı bize bir sorumluluk yoktur.” demeleri sebebiyle, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Ve böylece onlar, Allah’a karşı bile bile yalan söylerler.
1 Yahûdî âlimlerinden, daha sonra Müslüman olan Abdullah b. Selâm, Kureyşten birisinin emanet olarak bıraktığı bin iki yüz okka altını eksiksiz teslim etmiş idi. (Celâleyn)2 Yahûdîlerden Fenhas b. Âzura’ Kureyşten birisinin kendisine emanet bıraktığı bir dinarı inkâr etmişti. (Kurtubî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
GEÇMİŞ vahyin izleyicileri arasında öylesi var ki, kendisine bir hazine emanet etsen sana [sadakatle] iade eder; ve öylesi de var ki ona ufak bir altın sikke emanet etsen, başında dikilmedikçe sana geri vermez; bu, onların, “Kitap ile ilgisi olmayan bu halk[a yaptığımız hiçbir şey]den dolayı bize bir suç yüklenemez” şeklindeki iddialarının bir sonucudur: ⁵⁷ [Böylece] onlar, [bile bile] Allah hakkında yalan söylerler. ⁵⁸
57 Lafzen, “bu böyledir, çünkü ... derler”. Kâle fiili (lafzen, “dedi”), Arapça’da çoğu zaman “iddia etti” veya “bir görüş belirtti” anlamında kullanılır. Hz. Peygamber’in birçok Hadisi’nden de anlaşıldığı gibi, burada kasdedilen insanlar Yahudilerdir.58 Yani, kendi kitaplarının böyle bir iddiaya hiçbir temel sağlamadığını çok iyi bildikleri halde, haksız olarak, Allah’ın kendilerini Yahudi-olmayanlara (“kitap ile ilgisi olmayan halk” şeklinde küçümsedikleri insanlara) karşı her türlü ahlakî sorumluluktan muaf tuttuğunu iddia ederler.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Kitap ehlinden kimi de vardır, kendisine bir kantar altın emanet etsen, onu sana olduğu gibi geri verecektir. Kimi de vardır ki, ona bir dinar versen, tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermez. Bu onların; “Ümmilere karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur.” demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler. 3/113-114, 28/52...55
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
ÖNCEKİ vahyin mensuplarından öyleleri var ki, kendisine bir hazine emanet etsen (kuruşuna dokunmadan) iade eder; öyleleri de var ki, tek bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe sana geri vermez. Bu, onların, “Bizden[⁶¹⁶] olmayanlara yaptıklarımızdan dolayı bir şey lazım gelmez” şeklindeki iddiaları yüzündendir. Fakat onlar bile bile Allah hakkında yalan söylüyorlar.
[616] Lafzen: “Kitap ehlinden..”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi de vardır ki; kendisine kantarla mal emanet bıraksan (geri istediğinde) onu sana hemen öder, fakat onlardan öylesi de vardır ki, bir dinar emanet etsen, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Bunun sebebi onların (birbirlerine) "Ümmilere (Arap kavmine) karşı yaptıklarımızdan dolayı bize günah yoktur" demelerindendir. (Arapların mallarını yememizin hiçbir mahzuru yoktur, çünkü Allah bize bunu helal kılmıştır, bile derler.) Onlar Allah adına bile bile yalan söylerler.
Osman Fırat
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle mal emanet etsen, onu sana (eksiksiz) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmadıkça onu sana iade etmez. Bu da onların, "Ümmîlere karşı bize vebal yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar, bile bile Allah’a karşı yalan söylüyorlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki, kendisine bir kıntar emanet versen onu sana ödeyiverir ve onlardan öylesi de vardır ki, kendisine bir dinar emanet bıraksan onu sana ödemez, meğer ki onun üzerine ayak direyip durasın. Bunun sebebi de, «Ümmîler hakkında bizim üzerimize bir yol yoktur,» demiş olmalarıdır. Ve onlar bildikleri halde Allah Teâlâ'ya karşı yalan söylerler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki kendisine yüklerle altın emanet bıraksan onları sana öder. Ama öylesi de vardır ki, bir altın bile versen başında dikilip durmadıkça onu sana geri vermez. Bunun sebebi, onların: “Ümmîler hakkında ne yaparsak mübahtır, ondan dolayı sorumlu olmayız. ” demeleridir. Onlar bile bile, Allah hakkında yalan uydururlar. [3, 14]
“Ümmîler” kelimesi ile onlar burada, Yahudi olmayan ve kendi çevrelerinde bulunan “Araplar”ı kasdediyorlardı.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Kitap ehlinden öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan, onu sana öder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başına dikilmeden onu sana ödemez. Onlar "Ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur." dedikleri için böyle yapıyorlar ve Allah'a karşı bile bile yalan söylüyorlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ehl-i Kitâb'dan öyle kimseler vardır ki ona kantarla (altun, gümüş ve malı) emânet itsen sana onı i'âde ider ve virir [¹] ve öyleleri de vardır ki bir dinâr emânet itsen onı tediye ve i'âde itmez [²] Emânet, ancak üzerinde durub tazyîk ile alınabilir. Bu da (onların emâneti i'âde itmemeleri) bize ümmîlerin (müşriklerin ve kendilerinden gayrı ehl-i kitâbın) malını ahzda günâh yokdur ve onların bizim üzerimizde hakları yokdur dimelerindendir (Yahûdîlerce kendilerinden gayrı olanların malı helâl 'add olunur) Bunun yalan oldığını bildikleri halde Allâh Te'âlâ üzerine yalan söylerler.
[1] 'Abdullah ibni Selâm'a bir kimse kable'l İslâm 180 okka altun emânet itmişdi. Sâhibinin mürâca'atında bilâ te'allül malını teslîm ve i'âde itdi. Bu âyet-i kerîme onun hakkında nâzil olmuşdur. [2] Yahûdîlerden Muhlis bin 'Âzûra nâm kimseye biri bir altun emânet virmişdi. Onı almak içün günlerce gidüb geldi. Fevkal'âde tazyîk ile ahz idebildi.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ehl-i Kitap[1] içinde öyleleri var ki bir hazineyi[2] emanet etsen aldığı gibi geri verir. Öyleleri de var ki bir dinarı[3] emanet etsen, tepesine dikilmeden vermez. Bu gibiler, Allah'a karşı bile bile yalan söyleyerek şöyle derler: "Kitab’ı bilmeyenlere (ümmilere)[4] karşı bir sorumluluğumuz yoktur[5]
[2] Ayetin esas metni "kantar dolusu altın" dır. Açıklamalı mana tercih edildiği için "hazine" kelimesi kullanılmıştır. [3] Dinar, Rasulullah döneminde para olarak kullanılan Bizans (İstanbul) altınıdır. Bu paralardan bugün İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunanların en ağırı 4.35 gr. gelmektedir. [4] Ümmilere, kitap konusunda bilgisi olmayanlara, elinde kitabı olmayanlara. (Bkz. Bakara 2/78, Araf 7/157) [5] Bu ırkçılıktır, kendini üstün görmedir. Çağımızın hastalığı emperyalizmin (sömürgeciliğin) ve medeniyetler çatışması tezinin düşünsel arka planıdır.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kitap ehlinden; bir yük altın bıraksan onu sana iade eden kimseler vardır. Onlardan, bir dinar versen tepesine dikilmedikçe onu sana geri vermeyen kimseler de vardır. Bu, onların:-Kitapsızlara karşı üzerimize bir sorumluluk yoktur, demelerindendir. Onlar, bile bile Allah hakkında yalan söylerler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kitap Ehlinden öylesi vardır ki, kendisine yükler dolusu emanet bıraksan, onu sana geri verir. Onlardan öylesi de vardır ki, bir dinar bile emanet edecek olsan, tepesine dikilmedikçe onu sana ödemez. Buna sebep de, “Kitap Ehli olmayanlar hakkında yaptıklarımızdan sorumlu tutulmayız” demeleridir. Böylece, Allah hakkında bile bile yalan söylüyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ehlikitap'tan öylesi vardır ki, ona yüklerle emanet teslim etsen onu sana iade eder. Onlardan öylesi de vardır ki, ona bir dînar emanet etsen, tepesine çökmedikçe onu sana geri vermez. Bunun sebebi şudur: Onlar: "Ümmîlerin, bizim aleyhimize yol bulmaları mümkün değildir." demişlerdir. Onlar, bilip durdukları halde, Allah hakkında yalan söylerler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bir nicesi kitāb ehli’nüñ oldur kim eger imin dutasañ anı bin iki yüz vaķıyya altuna degüre anı saña. daħı bir nicesi anlaruñ oldur kim ya'nį ķa'b bin eşref, eger imin dutasañ anı bir ķızıla, ödemeye anı saña, illā kim hemįşe olduġunca anuñ üzere durıcı şol andan ötürüdür kim bayıķ anlar eyittiler “yoķdur üzerümüze yazu bilmezler içinde yol ya'nį yazuķ.” daħı eydürler Tañrı üzere yalanı ol ḥalde kim bilürler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı niçesi kitāb ehlinüñ ant virseñ aña bir ḳınṭār altun, saña kāmil ḳay‐tarur. Daḫı niçesi anlaruñ emānet virseñ aña bir altunı ḳaytarmaz anı sañaillā her vaḳt üstine durmış olsañ. Anlar anuñ gibi eylemek anuñ‐çundur kieyitdiler: Yoḳdur bizüm üstümüze oḳumaḳ yazmaḳ bilmeyenlerde hīç yol. Daḫı söylerler Tañrı Ta‘ālā ḥaḳḳına yalanı anlar bilürlerken.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kitab əhlindən elə kəslər vardır ki, əgər onlara bir qinar (çoxlu) əmanət verərsənsə, onu tamamilə sənə qaytararlar; elələri də vardır ki, onlara təkcə bir dinar qızıl əmanət versən, başlarının üzərində möhkəm durub tələb etməyincə sənə qaytarmazlar. Bunun səbəbi budur ki, onlar: “Ümmilərə görə (kitab əhli olmayan cahil ərəblərin mallarını mənimsəməyə görə) bizə irad tutulmayacaq”, - deyər və bilə-bilə Allaha qarşı yalan söyləyərlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Among the People of the Scripture there is he who, if thou trust him with a weight of treasure, will return it to thee. And among them there is he who, if thou trust him with a piece of gold, will not return it to thee unless thou keep standing over him. That is because they say: We have no duty to the Gentiles. They speak a lie concerning Allah knowingly.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Among the People of the Book are some who, if entrusted with a hoard of gold(409), will (readily) pay it back; others, who, if entrusted with a single silver coin(410), will not repay it unless thou constantly stoodest demanding, because, they say, "there is no call on us (to keep faith) with these ignorant (Pagans)(411)." but they tell a lie against Allah, and (well) they know it.
409 Hoard of gold: qintar: a talent of 1,200 ounces of gold. See 3:14 , n. 354. (R). 410 Silver coin: dinar. In the later Roman Empire , the denarius was a small silver coin. It must have been current in Syria and the markets of Arabia in the time of the Prophet. It was the coin whose name is translated in the English Bible by the word penny. Matt. 22:19 ; hence the abbreviation of a penny is d(= denarius). The later Arabian coin dinar, coined by the Umayyads, was a gold coin after the pattern of the Byzantine (Roman) denarius aureus and weighed about 66349 grains troy. 411 Every race imbued with race arrogance resorts to this kind of moral or religious subterfuge. Even if its members are usually honest or just among themselves, they are contemptuous of those outside their circle, and cheat and deceive them without any qualms of conscience. This is a "lie against Allah".  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ
ehl-i kitaptan vardır
مَنْ
o kim- se ki
اِنْ
eğer
تَاْمَنْهُ
ona ema- net etsen
بِقِنْطَارٍ
yığınla
يُؤَدِّه۪ٓ
onu iade eder
اِلَيْكَۚ
sana
وَمِنْهُمْ
fakat onlar- dan vardır
مَنْ
o kim- se ki
اِنْ
eğer
تَاْمَنْهُ
ona ema- net etsen
بِد۪ينَارٍ
bir dinar
لَا يُؤَدِّه۪ٓ
onu iade etmez
اِلَيْكَ
sana
اِلَّا
ancak
مَا دُمْتَ
devam ettin
عَلَيْهِ
üzerinde
قَٓائِماًۜ
dikilerek
ذٰلِكَ
budur
بِاَنَّهُمْ
çünkü şüp- hesiz onlar
قَالُوا
dediler
لَيْسَ
yoktur
عَلَيْنَا
üzerimize
فِي الْاُمِّيّ۪نَ
ümmiler hakkında
سَب۪يلٌۚ
bir yol
وَيَقُولُونَ
ve söylüyorlar
عَلَى اللّٰهِ
Allah hakkında
الْكَذِبَ
yalan
وَهُمْ
hâlbuki onlar
يَعْلَمُونَ
biliyorlar
Ehl-i kitaptan öylesi vardır ki ona yığınla (mal) emanet etsen, onu sana (noksansız) iade eder. Fakat onlardan öylesi de vardır ki ona bir dinar emanet etsen, tepesine dikilip durmazsan onu sana iade etmez. Bu da onların, "ümmilere (ehl-i kitap olmayan insanlara) karşı (yaptıklarımızdan dolayı) bize vebal (ve günah) yoktur" demelerinden dolayıdır. Onlar Allah hakkında bile bile (yalan uydurup O'na iftira ederek) yalan söylüyorlar.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَمِنَ
Fiil-I
ا م ن
Emniyette oldu, emin oldu, güvendi, emanet etti
قِنْطَار
İsim
ق ن ط ر
Yük, yığınla mal
اَدَّى
Fiil-II
ا د ي
Öderdi, iade etti, eda etti, verdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَمِنَ
Fiil-I
ا م ن
Emniyette oldu, emin oldu, güvendi, emanet etti
دِينَار
İsim
د ن ر
Dinar
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَدَّى
Fiil-II
ا د ي
Öderdi, iade etti, eda etti, verdi
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَامَ
Fiil-I
د و م
Devam etti, bulunduğu müddetçe
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
قَٓائِم
Etken fiil
ق و م
Kâim (Allah'ın ismi, esmasıdır. Kıyamda tutan demektir), kaim, ayakta olan, kıyamda duran, dosdoğru yapan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اُمِّىّ
İsim
ا م م
Ümmi (okuma yazması olmayan, ayetlerden habersiz olan, ehl-i kitap olmayan insanlar)
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
كَذِب
İsim
ك ذ ب
Yalan, yalanlamak, yalan uydurmak
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
عَلِمَ
Fiil-I
ع ل م
Bildi