Sonra da "Ey Rabbimiz, senin indirdiğine (İncil’e) iman ettik, peygambere de tabi olduk. Artık bizi (birliğini tasdik eden) şahitlerle beraber yaz" diye dua ve niyaz ettiler.
(Bizi yalnız bir şahit olan İsa a.s. ile değil, birliğine şahitlik eden bütün şehadet ehli ile yaz, dediler.. Yani melekler, peygamberler, ilim sahipleri ve özellikle "Siz insanlara şahit olasınız" -Bakara/143-ayeti gereğince; ahiretle bütün ümmetlere şahit olacak olan o peygamber Muhammed s.a.s. ve ümmeti ile yaz, dediler.. Görülüyor ki "min şahidiyn -şahitlerden" demediler, "ma'aş-şahidiyn- şahitlerle beraber" dediler. Zira biliyorlardı ki, kendileri "şahitlerden değildiler, -nitekim onlar Hz. İsa'dan kendilerine şahit olmasını dilemişlerdi- Evet Hz. İsa havarilerin İslam'ına ve bu duasına şahit olduğu gibi, (ahirette) Muhammed (s.a.s.) ve ümmeti de onlara şahitlik edecektir; çünkü Havariler, manevi bakımdan, Muhammed s.a.s. ümmeti ile beraberdir, o ümmet ki "peygamberlerden hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz." -Bakara/ 285- diye şahitlik yapmışlar ve Hz. İsa’yı ve havarileri beraberlerine almışlardır)