close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 44. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Żâlike min enbâ-i-lġaybi nûhîhi ileyk(e)(c) vemâ kunte ledeyhim iż yulkûne aklâmehum eyyuhum yekfulu meryeme vemâ kunte ledeyhim iż yaḣtasimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bunlar, gaibe ait haberler ki sana vahyetmekteyiz. Meryem'i yetiştirmeyi tekeffül edecek kimdir diye kura çekmek için kalemlerini attıkları zaman da yanlarında değildin, bu hususta çekiştikleri zaman da.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Bunlar gayb haberlerindendir; ki bunları Sana Biz vahyediyoruz. Oysa onlardan (Yahudi din adamlarından) hangisi Meryem’i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur’a atarlarken Sen yanlarında değildin; birbirleriyle tartışıp çekişirlerken de yanlarında değildin.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Bütün bunlar akıl ve duyularla değil, vahiy ile bilinen gerçeklerdir. Zira Meryem'i kim koruma altına alacak diye birbirleriyle çekişip bunu kur'a ile belirlediklerinde sen onların yanlarında değildin. Bunları sana bildiriyoruz.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz, bilgi alanın dışındaki olaylardan, gayb âleminin haberlerindendir. İçlerinden hangisinin Meryem'i himayesine alacağına dair kura çekmek üzere kalemlerini (oklarını) atarlarken sen onların yanında değildin. Onlar bu yüzden tartışırlarken de yanlarında değildin.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 11/49; 12/102.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Bunlar sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Meryem'i kimin sorumluluğuna alacağını belirlemek için kalemlerini attıkları sırada sen yanlarında değildin. Aralarında tartıştıkları zaman da sen yanlarında değildin.
Ali Bulaç
swap_vert close
Bunlar, gayb haberlerindendir; bunları sana vahyediyoruz. Onlardan hangisi Meryem'i sorumluluğuna alacak diye kalemleriyle kur'a atarlarken sen yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında değildin.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İşte bu Meryem, Zekeriyya ve Yahya (Aleyhisselâm) kıssaları, sana vahyetmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. Ey Rasûlüm, yoksa Meryemi hangisi himayesine alacak diye, Tevrat yazdıkları kalemleriyle kur'a atarlarken, sen onların yanlarında değildin; çekişirlerken de yanlarında bulunmuyordun.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunlar gaybi bilgilerdir. Onları sana vahyediyoruz. Onlar, hangisi Meryem’e kefil olacak diye kalemlerini ortaya atarken, sen onların yanında değildin. Ve tartışırlarken de sen onların yanında değildin.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Şimdi sana vahyettiğimiz şey, gayb haberlerindendir. Zira, hangisinin Meryem'in hâmisi olacağını kura ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte değildin ve birbirleriyle çekişirlerken de yanlarında yoktun.
Besim Atalay
swap_vert close
İşte bunlar görünmeyen eski haberlerden vahyettik onu sana, Meryeme kimin bakacağı bilinmek üzere, kur'a çekmek için, kalemlerini attıkları, kavga yaptıkları bir sırada, yanlarında değildin
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sana vahyettiğimiz (bu kıssalar), gaybın (görmediğin ve yaşamadığın devrin) haberlerindendir. Zira hangisinin Meryem'in hamisi olacağını kura ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte değildin ve onlar tartışırken de sen yanlarında yoktun.
İslam öncesi Araplarca uygulanan, kör oklarla fal açmaya benzer eski bir Sami âdeti vardı. Bu âdette yazı yazmada kullanılan kamışlar suya atılırdı. Kimin kalemi suyun üzerine çıkarsa o kazanırdı. Hz. Meryem’i himaye konusunda İsrailoğulları, Tevrat’ı yazmakta kullandıkları kamışlarını (kalemlerini) nehre atmak suretiyle kura çekmişlerdi. Çekilen kurada hangisinin kalemi su yüzüne çıkarsa Meryem’i o himayesine alacaktı.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! sana mechûl fıkraları vahiy ideceğiz: Meryem’e bakmak kime teveccüh ideceği bilinmek içün saman çöpleri suya atdıkları vakit [1] sen yok idin. Meryem’i paylaşamadıkları zamân sen mevcûd değil idin.
[1] Ya’ni kur’a çekdikleri zamân  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur’a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu konuda) tartışırlarken de yanlarında değildin.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunlar sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kura çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar tartışırken de sen yanlarında değildin.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Resûlüm!) Bunlar, bizim sana vahiy yoluyla bildirmekte olduğumuz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye kur'a çekmek üzere kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; onlar (bu yüzden) çekişirken de yanlarında değildin.  
 Tefsircilerin beyanına göre İsrailoğulları, Tevrat’ı yazmakta kullandıkları kalemlerini nehre atmak suretiyle kur’a çekmişlerdi ki, böylece hangisinin kalemi su yüzüne çıkarsa Meryem’i o himayesine alacaktı. Bu kur’ayı oklarla çektikleri de rivayet edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye zar atarlarken sen onların yanında değildin; çekiştikleri zaman da sen onların yanında değildin.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İşte bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. (Yoksa) "Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak?" diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususta) Tartışırlarken de yanlarında bulunmadın.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bu işte sana gayb haberlerinden, onu sana vahy ile bildiriyoruz (ya Muhammed), yoksa Meryemi hangisi himayesine alacak, diye kalemleriyle kur'a atarlarken de sen yanlarında değildin, çekişirlerken di yanlarında değildin
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sana vahyettiğimiz hususlar (Meryem’in annesi Hanne’nin, Zekeriyyâ ve Meryem’in durumlarıyla ilgili olarak bildirdiklerimiz) gayb (görmediğin bir devrin) haberlerindendir. (Yahûdî âlimlerinden) hangisi, Meryem’i (n bakımını üstlenip) himayesine alacak diye kura oklarını atarlarken, sen onların yanlarında değildin. (Meryem’in bakımını üstlenme hususunda) birbirleriyle çekiştikleri zaman da yanlarında değildin.
Erhan Aktaş
swap_vert close
İşte bunlar, sana vahiy ile bildirdiğimiz ğayba ait bilgilerdir. Meryem'i kim himaye edecek diye kalemlerini attıkları¹ zaman da çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.
1- Kura çektikleri.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) bunlar sana vahyetmekde olduğumuz ğayb haberlerindendir. Meryem'i onlardan hangisi himaayesine alacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. (Bu hususda) çekişirlerken de yine yanlarında yokdun.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Habîbim, yâ Muhammed!) Bunlar gayb haberlerindendir ki, onu sana vahyediyoruz. Yoksa, içlerinden hangisi Meryem'i himâyesine alacak diye kalemlerini (kur'a için nehre) atarlarken, sen onların yanında değildin! (Onlar) birbirleriyle çekişirlerken de yanlarında değildin!(4)
(4)Annesi tarafından Mescid-i Aksâ’ya teslîm edilen Hz. Meryem’i, ilimce en büyük reisleri bulunan İmrân’ın kızı olması sebebiyle, her âlim kendisi himâye etmek istedi. Sonunda kur‘a attılar ve Hz. Meryem vâlidemizin teyzesinin beyi olan Zekeriyyâ (as)’ın kalemi su yüzüne çıktı. (İbn-i Kesîr, c. 1, 282)“Kur’ân’ın vukūât ve ahvâl-i mâziyeye (geçmişte olan hâllere ve hâdiselere) dâir ihbârâtı (haberler vermesi)aklî bir iş değil ki akıl ile ihbâr edilsin. Belki, semâ‘a mütevakkıf (işitmeye bağlı) nakildir. Nakil ise, kırâet ve kitâbet (okuma-yazma) ehline mahsustur. Dost ve düşmanın ittifâkıyla kırâetsiz, kitâbetsiz, emânetle ma‘ruf(güvenilir oluşuyla tanınan), ümmî (okuma-yazması olmayan) lâkabıyla mevsuf bir zâta nüzûl ediyor (iniyor). Hem o ahvâl-i mâziyeyi öyle bir sûrette ihbâr eder ki, bütün o ahvâli görür gibi bahseder. Çünki uzun bir hâdisenin ukde-i hayâtiyesini (can damarını) ve rûhunu alır. Maksadına mukaddeme (başlangıç) yapar. Demek Kur’ândaki fezlekeler, hulâsalar gösteriyor ki, bu hulâsa ve fezlekeyi gösteren, bütün mâzîyi bütün ahvâli (hâlleri) ile görüyor. Zîrâ bir zâtın bir fende veya bir san‘atta mütehassıs (ihtisas sâhibi) olduğu, hülâsalı bir sözle, fezlekeli bir san‘atçıkla, o şahısların mahâret ve melekelerini gösterdiği gibi, Kur’ân’da zikrolunan vukūâtın (hâdiselerin) hulâsaları ve ruhları gösteriyor ki, onları söyleyen, bütün vukūâtı ihâta etmiş(kuşatmış), görüyor, ta‘bir câiz ise, bir mahâret-i fevkalâde ile ihbâr ediyor.” (Zülfikār, 25. Söz, 35)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) Bunlar (bu kıssalar), sana vahyettiğimiz gaybın (görmediğin ve yaşamadığın devrin) haberlerindendir. Ve hangisi Meryem’i himayesine alacak diye kura çekme üzere oklarını atarlarken sen onların yanında değildin ve birbirleriyle çekişirlerken de yanlarında yoktun (bunları ancak sana gelen vahiy yoluyla öğrendin).
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
(Ey Resul!) “Sana vahyettiğimiz bu olay, gayb haberlerinden bir haberdir. Meryem’e kimin kefil olacağını tespit etmek için, aralarında kura çekerken tartıştıkların da, sen onların yanlarında değildin.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
İşte bunlar bilinmeyen olayların yankılarıdır. Biz bunları senin gönlüne bildiriyoruz. Onlar Meryem’in yetiştiricisi kim olacak diye fal oklarını suya atarlarken sen onların yanında değildin. Bu iş için çekişirlerken de sen onların yanında değildin.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Bu haberler gayip haberlerdendir ki biz onları sana vahyediyoruz. Onlar Meryem/in terbiyesini hangisi tekeffül edecek diye kalemlerini [⁹] attıkları zaman sen yanlarında değildin. Bu hususta kavga ettikleri zaman yine yanlarında değildin.
[9] Kur'a için Tevrat yazdıkları kalemleri veya ok veya değnekleri nehre attıkları zaman.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bütün bunlar sana vahyettiğimiz algılanamayan [ğayb] haberlerdendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye kalemlerini/kamışlarını attıklarında sen onların yanında değildin ve onlar birbirleriyle hasımlaştıklarında da yanlarında yoktun.
Kadri Çelik
swap_vert close
Bu, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye (kura çekmek için) kalemlerini atarlarken, sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın.
(Hz. Meryem, annesi tarafından Allah yolunda mabede adanmış bir kız olduğu için cinsiyeti nedeniyle onun koruyuculuğunu kimin yapacağı konusu, mabetteki görevliler için bir problem oldu. Bu nedenle görevliler problemi çözmek için kura çektiler.)  
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! İşte bunlar, sana vahiyle bildirdiğimiz ve senin daha önce hiç bilmediğin gayb haberlerindendir. Yoksa, içlerinden hangisi Meryem’in kefaletini üstlenecek, onu himayesine alacak diye kura çekmek üzerekalemlerini suya attıkları sırada, sen onların yanında değildin; onlar bu konuyu tartışırlarken de yanlarında bulunmuyordun. Dolayısıyla, insanoğlunun bilgi ve tecrübe sınırlarını aşan bu ve benzeri olayları bizzat görmüşçesine haber vermen, senin Peygamber olduğunu gösteren delillerden biridir:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bu, sana vahyettiğimiz Gayb’ın haberlerindendir. Hangisi Meryem’e kefil olacak diye kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de yanlarında değildin.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! sana fısıldadığımız bu olayların hepsi, perde arkası / gayb haberleridir: Çünkü onlar: Meryem'e kim bakacak diye kur'a atarlarken sen orada değildin. Hattâ bu hususta birbirlerine girdiklerini de görmedin.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sen bunları bilmiyordun. Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini kur’a için atarlarken sen yanlarında değildin! Bu konuda tartışırlarken de yanlarında değildin!
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu(nlar), sana vahyetmekte olduğumuz [gayb] (bilinemeyen) haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem’i himayesine alacak diye (kura çekmek için) kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Onlar (bu konuda) çekişirken de yanlarında değildin.
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) İşte bu; Bizim, sana vahiyle bildirdiğimiz, ğayb’a ait haberlerdendir. Onlar, “kim Meryem’in sorumluluğunu üstlenecek?” diye kalemleri ile kur’a çekerlerken sen, onların yanında olmadığın gibi, onlar birbirleriyle çekişirken de yanlarında değildin.¹
1 Meryemle ilgili en doğru haber budur. Sakın birilerinin yanındaymış gibi anlattıklarına itibar etme.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Sana [şimdi] vahyettiğimiz şey, senin idrakini aşan bir hususla ilgilidir: ³⁰ zira, hangisinin Meryem’in hâmisi olacağını kur’a ile belirlediklerinde sen onlarla birlikte değildin, ³¹ ve [o konuda] birbirleriyle çekiştiklerinde yanlarında yoktun.
30 Hz. Peygamber’e seslenen bu ara pasaj, Kur’an’da anlatılan Hz. Meryem kıssasının vahyin doğrudan bir ürünü olduğu ve bu yüzden, Hristiyanlarca güvenilir sayılan metinlerdeki şekli ile buradaki şekli arasındaki bütün farklılıklara rağmen özünde doğru olduğu gerçeğini vurgulamayı amaçlar (Muhammed Abduh, Menâr III, 301).31 Bkz. yukarıdaki 26. not. Yukarıda “kur’a ile” diye çevrilen ibare, lafzî olarak “kamışlarını atarak” anlamına gelmektedir -muhtemelen, İslam öncesi Araplarca uygulanan ve Lane III, 1247’de ayrıntılı biçimde izah edilen, kör oklarla fal açmaya benzer eski bir Sâmî âdetine işaret. “Onlar” zamiri, Hz. Zekeriya’nın da içinde bulunduğu din adamları zümresine râcidir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye (Kur’a için) kalemlerini suya atarken sen onların yanında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin. 11/120, 12/111
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Ey Nebi!) Sana aktardığımız bu bilgi senin gıyabında olup biten olayların haberlerindendir.[⁵⁸²] İçlerinden hangisi Meryem’i himaye edecek diye kur’a çektiklerinde sen yanlarında değildin; onlar (bu konuda) birbirleriyle tartışırlarken de yanlarında değildin.[⁵⁸³]
[582] Kur’an’da ğayb farklı vurgularla kullanılmıştır. Bazen idraki aşan mutlak hakikatlere, bazen idrak edilebilir olduğu hâlde görülemeyenlere, bazen de muhatabın gıyabında olan olaylara delâlet eder. Bu bağlamda vurgu sonuncusunadır. [583] Âyetteki ğayba dair bir açıklama ve benzeri bir meydan okuma için bkz: 28:44, not 54.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Bu olaylar, sana vahy yoluyla sana bildirdiğimiz gayb haberlerindendir! (Azizler) İçlerinden hangisi Meryem'i himayesi alacak diye (kur'a çekmek üzere) kalemlerini atarken ve birbirleriyle çekişirken sen (elbette) onların yanında bulunmuyordun. (O halde nasıl olur da senin hak peygamber ve bu haberlerin hak vahiy olduğu hususunda kuşku edilebilir?)
Osman Fırat
swap_vert close
(Ey Muhammed) Bunlar sana vahyettiğimiz, gayb haberleridir. Meryem’e hangisi kefil olacak diye (kur’a) kalemlerini atarlarken sen onların yanında değildin; birbirleriyle çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin. ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bu sana gayb haberlerindendir. Onu sana vahyediyoruz. Meryem'i hangisi tekeffül edecek diye kalemlerini attıkları zaman sen onların yanında değildin ve onlar muhâsemede bulundukları zaman da sen onların yanında bulunmuyordun.
Suat Yıldırım
swap_vert close
İşte bunlar gayb kabîlinden haberler olup onları Biz sana vahyediyoruz. Yoksa onlar Meryem'i kimin himaye edeceğine dair kur'a çekerlerken ve birbirleriyle tartışırlarken sen yanlarında bulunmuyordun. [11, 49; 12, 102]
Bu âyet, Kur’ân’ın vahyedilmesinden önce, bu hâdiselerin Hz. Peygamber (a.s.) ve kavmi tarafından bilinmediğini açıkça göstermektedir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(Ey Muhammed) Bunlar sana vahyettiğimiz, görünmez alemin haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye (kur'a) oklarını atarlarken sen onların yanında değildin; birbirleriyle çekiştikleri zaman da sen yanlarında değildin.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Bütün bunlar sana vahy iylediğimiz gayb haberleridir. Sen, Meryem'i, hangisinin taht ve sıyânet ve ve kefâlete alacağını anlamak içün kalemlerini suya atdıkları (Fal itdikleri) ve yine bu husûsda (sen ben diye) münâkaşa ve muhâsame iyledikleri zamân onların yanlarında değildin. [¹]
[1] "Hanne bint 'İmrân" Meryem-i doğurdukdan sonra ma'bede götürüb nezri mûcibince teslîm itdi. O zamân ma'bedin ileri gelir huddâmı oniki zât olub Zekeriyâ da bunlardan idi. Kız olmağla berâber ma'bede kabûl buyurulmasından dolayı hiç bir çocuğa benzemeyen Meryem'i hangisinin taht ve sıyânet ve terbiyeye alacağı hakkında birbiriyle münâkaşa itdiler. Bir karâr viremediklerinden nihâyet fal itmeğe mecbûr oldılar. O zamân huddam-ı ma'bedin falı Tevrât'ı yazdıkları kalemleri suya atmakdı. Hangi kalem suyun geldiği tarafa doğrı yüzer ve giderse o kalemin sâhibi kazanırdı. Zâten müşârunileyh Meryem'in yakın akrabâsı idi, bu âyet-i kerîmede işâret olunan bu mes'eledir. Cenâb-ı Hak: Yâ Muhammed sen huddâm-ı ma'bedin fal açdıkları ve münâkaşa iyledikleri zamân onların yanında olmadığın içün bu hâle bittabi' vâkıf değildin. Senin bunları oldığı gib söylemen sana tarafımızdan vahy olundığını gösterir bir mu'cizedir buyuruyor.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İşte bu, sana vahiy yoluyla bildirdiğimiz gayb[*] haberlerindendir. Yoksa Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye kura çekerlerken yanlarında değildin. Aralarında tartışırlarken de yanlarında değildin.
[*] Duyu organların erişemeyeceği veya kişinin bilmediği şeylere gayb denir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e hangisi kefil olacak diye kalemlerini atarlarken (kura çekerlerken) sen yanlarında değildin, konuyu tartışırlarken de yanlarında değildin.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa, onlar Meryem'in bakımını kim üstlenecek diye kur'a çekerken sen onların yanında değildin. Onlar tartışırken de sen yanlarında değildin.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu, gayb haberlerindendir ki, sana vahyediyoruz. Onlar, Meryem'in bakımını kimin üstleneceğini belirlemek için kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin. Çekiştikleri sırada da yanlarında değildin.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
şol, ħaberlerindendür gaybuñ vaḥy eylerüz anı saña iy muḥammed! daħı olmaduñ-ıdı anlaruñ ķatında, ol vaķt kim bıraġurlar-ıdı ķalemlerini ķanķısı anlaruñ boyun duttu meryem’e. daħı olmaduñ-ıdı anlaruñ ķatında ol vaķt kim ŧartışurlar-ıdı.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol ḫaberler Meryemden, özgesinden ġayb ḫaberlerinden. Saña vaḥy eylerüzanı. Sen anlar ḳatında degül‐idüñ ḳalemlerini bıraḳġanda. Ḳanḳı kişiolardan Meryemi bisleye? Daḫı sen anlar ḳatında degül‐idi‐sen anlar çekiş‐gende.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Bunlar qeyb xəbərlərindəndir ki, vəhy ilə sənə bildiririk. Onlar: “Məryəmi kim öz himayəsinə alacaq?” – deyə, qələmlərini (suya) atdıqları və bir-birilə mübahisə etdikləri zaman sən ki onların yanında deyildin.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
This is of the tidings of things hidden. We reveal it unto thee (Mohammad). Thou wast not present with them when they threw their pens (to know) which of them should be the guardian of Mary, nor wast thou present with them when they quarrelled (thereupon).
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
This is part of the tidings of the things unseen(383), which We reveal unto thee (O Messenger.) by inspiration: Thou wast not with them when they cast lots with arrows(384), as to which of them should be charged with the care of Mary: Nor wast thou with them when they disputed (the point)(385).
383 Things unseen: belong to a realm beyond the reach of human perception and therefore it would be unseemly to dispute or speculate about them. (R). 384 Literally, reeds: aqlam.. For the Arab custom of casting lots with arrows, see 2:219, n. 241. 385 Christian apocryphal writings mention the contention between the priests as to the honour of taking charge of Mary, and how it was decided by means of rods and reeds in favour of Zakariya.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
ذٰلِكَ
işte bunlar
مِنْ اَنْـبَٓاءِ
haberlerindendir
الْغَيْبِ
gayb
نُوح۪يهِ
onu vah- yediyoruz
اِلَيْكَۜ
sana
وَمَا كُنْتَ
ve sen değildin
لَدَيْهِمْ
yanlarında
اِذْ
o za- man ki
يُلْقُونَ
atıyorlardı
اَقْلَامَهُمْ
kalemlerini
اَيُّهُمْ
onlardan hangisi
يَكْفُلُ
himayesi- ne alacak
مَرْيَمَۖ
Meryem'i
وَمَا كُنْتَ
ve sen değildin
لَدَيْهِمْ
yanlarında
اِذْ
o za- man ki
يَخْتَصِمُونَ
çekişiyorlardı
(Resulüm!) İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. İçlerinden hangisi Meryem'i himayesine alacak diye (kura çekmek için) kalemlerini (suya) atarlarken sen onların yanında değildin, (onlar bu yüzden) çekişirken de sen onların yanında değildin.
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَبَأ
İsim
ن ب ا
Haber
غَيْب
İsim
غ ي ب
Gayb, gizli, görünmeyen
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَدَي
Mekan zarfı
لَدَي
Yanında, -de, -da
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَلْقَى
Fiil-IV
ل ق ي
Attı, saldı, teklif etti, bıraktı, verdi, ilka etti, laf attı, karşı karşıya geldi, ulaştırdı
قَلَم
İsim
ق ل م
Kalem
اَىّ
Soru eki
اَىّ
Hangi, hangisi, nasıl
كَفَلَ
Fiil-I
ك ف ل
Himayesine aldı, baktı, bakımını üstlendi
مَرْيَم
Özel isim
مَرْيَم
Hz. Meryem (r.a.)
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
لَدَي
Mekan zarfı
لَدَي
Yanında, -de, -da
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اِخْتَصَمَ
Fiil-VIII
خ ص م
Çekişti, tartıştı, davalaştı