close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 20. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fe-in hâccûke fekul eslemtu vechiye li(A)llâhi vemeni-ttebe’an(i)(k) vekul lilleżîne ûtû-lkitâbe vel-ummiyyîne eeslemtum(c) fe-in eslemû fekadi-htedev(s) ve-in tevellev fe-innemâ ‘aleyke-lbelâġ(u)(k) va(A)llâhu basîrun bil’ibâd(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Seninle çekişirlerse hemen de ki: Ben ve bana uyanlar, özümüzü Allah'a teslim ettik. Kendilerine kitap verilenlerle analarından doğdukları gibi kalanlara de ki: Siz de teslim oldunuz mu? Özlerini Allah'a tapşırırlar, İslam dinini kabul ederlerse şüphe yok ki doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse sana düşen ancak bildirmedir ve Allah, kullarını görür.
Çekişenler, Necran Hıristiyanlarıdır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Eğer Seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: "Ben, Bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah’a teslim ettim." Ve kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de (Kur’an’a ve Bana) teslim oldunuz mu? (Söyleyin!)" Eğer (İslam’a ve Kur’an’a) teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık Sana düşen yalnızca tebliğ (etmek)dir. Allah, kullarını hakkıyla Görendir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O halde ey peygamber! Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: “Ben bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim.” Daha önce kitap verilmiş olanlara ve kitaba yabancı olanlara sor: “Siz de kendinizi O'na teslim ettiniz mi?” Ve eğer teslim olurlarsa, muhakkak doğru yol üzeredirler ama yüz çevirirlerse, unutma ki senin görevin sadece mesajı iletmeye devam etmektir. Allah kullarını çok iyi görür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın birliği ve dini konusunda karşı deliller getirerek seninle münakaşaya kalkışırlarsa: “Ben, bana, benim sünnetime tâbi olanlarla birlikte varlığımı, benliğimi Allah'a teslim ettim, İslâm'ı yaşayan bir müslüman oldum” diyerek tartışmalarına fırsat verme. Kendilerine verilen kutsal kitapların hükmünce sorumlu tutulanlara, Mekke ve civarındaki belli kabilelere, yazı, hesap-kitap bilmeyen ümmîlere de: “Siz de varlığınızı, benliğinizi Allah'a teslim ettiniz mi? İslâm'ı yaşayan müslümanlar oldunuz mu?” de. Eğer İslâm'ı yaşayan müslüman oldularsa, hidayete erdiler demektir. Şayet davetinden, Kur'ân'dan, yüz çevirirler, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendirmeye devam ederlerse, elimizden kurtulacaklarını mı zannediyorlar? Sana düşen görev yalnızca tebliğdir. Allah kullarının davranışlarını biliyor, görüyor.
Ahmet Varol
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girerlerse: "Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim" de. Kendilerine Kitab verilmiş olanlara ve din adına bir şey bilmeyenlere (müşriklere) de: "Teslim oldunuz mu?" diye sor. Eğer teslim olurlarsa doğru yola girmiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse sana düşen sadece tebliğdir Allah kulları görmektedir. [3]
3.Bu ayeti kerimede "teslim olmak" ile kastedilen "Müslüman olmak"tır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Eğer seninle çekişip-tartışırlarsa, de ki: 'Ben, bana uyanlarla birlikte, kendimi Allah'a teslim ettim.' Ve kitap verilenlerle ümmilere de ki: 'Siz de teslim oldunuz mu?' Eğer teslim oldularsa, gerçekten hidayete ermişlerdir. Fakat yüz çevirdilerse, artık sana düşen yalnızca tebliğ(etmek)dir. Allah, kulları hakkıyla görendir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Ey Rasûlüm, din işinde Yahudi ve Hristiyanlar seninle münakaşaya kalkışırlarsa şöyle de: “- Ben, bana bağlı olanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlerl Arap müşriklerine de söyle: “- Siz İslâmı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâmı kabul ederlerse muhakkak doğru yolu bulmuşlardır; yok eğer yüz çevirirlerse artık sana düşen (vazife) ancak tebliğdir. Allah, kullarının tasdiklerini de, inkârlarını da hakkıyle görücüdür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bundan sonra eğer seninle tartışırlarsa, sen deki: “Ben ve bana tabi olanlar, yüzümüzü Allah’a çevirmişiz.” Ehl-i kitap ve okuryazar olmayanlara söyle: “Müslüman olacak mısınız?” Eğer Müslüman olurlarsa, doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer sırt çevirirlerse, sana düşen yalnız tebliğdir (mesajı ulaştırmaktır.) Allah kullarını çok iyi görendir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Seninle tartışmaya girerlerse de ki: “Ben ve bana tâbi olanlar, bütün benliğimizi Allah'a teslim ettik.” Daha önce kitap verilmiş olanlara ve kitap ile ilgisi olmayanlara sor: “Siz kendinizi O'na teslim ettiniz mi?” Eğer O'na teslim olurlarsa muhakkak doğru yol üzerindedirler; ama yüz çevirirlerse unutma ki, senin görevin sadece mesajı iletmektir; zira Allah, kullarını çok iyi görmektedir.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlar seninle tartışmak isterlerse, deyesin ki: «Ben, bana uyanlarla, kendimi Allaha ısmarlamışım», kitaplı olanlarla, okumamış olanlara söyleyesin ki: «İslâma girdiniz mi?», İslâma girerlerse doğru yolu bulurlar, eğer çekinirlerse, sana düşen ancak eriştirmektir, Allah görür kullarını
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Eğer (bunda kanıta rağmen hakikati kabullenmeye yanaşmayıp yine de) seninle tartışmaya girerlerse de ki: “Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere (daha önce vahye muhatap olmayanlara) de ki: “Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse, sana düşen sadece tebliğdir. Allah kullarını hakkıyla görendir.
Bkz. 7/158 ve “Ümmi” ifadesi ile ilgili dipnotu.  
Cemil Said
swap_vert close
Seninle mubâhase idenlere: "Ben ve bana tâbi’ olanlar kâmilen Allâh’a teslîm-i nefs itmişlerdir" de. Ehl-i kitâb olanlar ile câhillere di ki: "Allâh’a teslîm oluyor mısınız?" Eğer olur ise tarîk-i müstakîmdirler. Eğer i’râz iderler ise sen yalnız ânlara teblîga me’mûrsın. Allâh ibadını görür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, "Ben bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a verdim" de. Kendilerine Kitap verilenlere ve kitapsızlara: "Siz de İslam oldunuz mu?" de, şayet İslam olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını görür.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere[86] de ki: “Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah, kullarını hakkıyla görendir.
“Ümmî”, okuma yazması olmayan demektir. Buradaki kullanımı ile, kendilerine kitap verilmeyenlerle, Arap müşrikleri kastedilmiştir. Kitap verilenler ise Yahudilerle Hıristiyanlardır.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girerlerse, de ki: “Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah’a teslim ettim.” Ehl-i kitaba ve ümmîlere, “Siz de Allah’a teslim oldunuz mu?” de! Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse, sana düşen yalnızca bildirimde bulunmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: «Bana uyanlarla birlikte ben kendimi Allah'a teslim ettim.» Ehl-i kitaba ve ümmîlere de: «Siz de Allah'a teslim oldunuz mu?» de. Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Yok eğer yüz çevirdilerse sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah kullarını çok iyi görmektedir.
 «Ümmî», lügatte okuma-yazması olmayan manasına gelmekte ise de tefsirler, bu âyette, kendilerine kitap verilmemiş olan Arap müşriklerinin kastedildiğini belirtmişlerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Seninle tartışırlarsa, "Ben ve beni izleyenler kendimizi ALLAH'a teslim ettik," de. Kitap verilenlere ve kitap verilmeyenlere (ümmilere), "Teslim oldunuz mu," de. Teslim olurlarsa, doğruyu bulurlar. Yüz çevirirlerse, görevin sadece duyurmaktır. ALLAH kulları görür.
"Ümmi" kelimesinin anlamı tahrif edilerek Muhammed peygamberin okuma yazma bilmediği yalanı uydurulmuştur. Bak 2:78; 7:157-158.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Buna karşı seninle münakaşaya kalkışırlarsa de ki «ben: Yüzümü islâm ile tertemiz Allaha tuttum bana tabi' olanlar da», o kitab verilenlerle verilmiyen ümmîlere de de ki: siz, «islâmı kabul ettiniz mi?» eğer nizaı keser islâma girerlerse doğru yolu tutmuşlardır, yok yüz çevirirlerse sana da düşen ancak tebliğdir, Allah görüyordur o kulları da
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Şayet (kâfirler) seninle (din hususunda) tartışmaya girecek olurlarsa (onlara): “Ben bana uyanlarla birlikte kendi özümü (tüm varlığımla her şeyimi), Allah’a teslim ettim” de. (Resûlüm!) Ehl-i kitaba ve ümmilere (müşriklere) de ki: “İslâm’ı kabul ettiniz mi?” Eğer İslâm’a girerlerse muhakkak doğru yolu bulmuşlardır. Yok, eğer (îmân etmekten) yüz çevirirlerse sana düşen (vazife) sadece tebliğdir. Allah, kullarını (n bütün yaptıklarını) hakkıyla görendir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Eğer, seninle tartışırlarsa de ki: “Ben, bütün benliğimle Allah'a teslim oldum, bana tabi olanlar da.” Kendilerine Kitap verilenlere ve Kitap verilmeyenlere: “Siz de teslim oldunuz mu?” de. Eğer teslim olmuşlarsa, kuşkusuz doğru yolu bulmuşlardır. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen, yalnızca duyurmaktır. Allah, Kullarını Hakkıyla Görendir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Habîbim) seninle mücâdele ederlerse (şöyle) de: «Ben, bana tâbi olanlarla birlikde, kendimî Allaha teslîm etmişimdir», Kendilerine Kitab verilenlerle ümmîlere (Arab müşriklerine) de deki: «Siz de İslâmı (Allaha teslîm olmayı) kabul etdiniz mi»? Eğer İslama girerlerse muhakkak doğru yolu bulurlar. Eğer yüz çevirirlerse artık sana düşen (vâzîfe) ancak tebliğdir. Allah kulları (nı) lâyıkıyle görücüdür.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Buna rağmen (onlar) seninle tartışırlarsa, artık de ki: “(Ben) kendimi Allah'a teslîm ettim, bana tâbi' olanlar da!” Hem kendilerine kitab verilenlere ve ümmîlere(diğer müşriklere) de ki: “(Siz de) teslîm oldunuz mu?” Bunun üzerine İslâm'a girerlerse, o hâlde muhakkak doğru yola ermiş olurlar. Artık yüz çevirirlerse, o takdirde sana düşen ancak tebliğdir. Allah ise, kulları(nı) hakkıyla görendir.(5)
(5)Bu âyetler, Peygamber Efendimiz (Aleyhissalâtü Vesselâm)’ın nübüvvetinin bütün insanlara şâmil olduğunun en açık delillerindendir. Bir hadîs-i şerîfte: “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemîn olsun ki, ister yahudi ister hristiyan olsun, bu ümmetten beni işitip de gönderildiğim şeylere îmân etmeden ölen kimse Cehennemliktir!” buyurulmuştur. (İbn-i Kesîr, c. 1, 273)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Seninle tartışmaya girerlerse de ki:“Ben ve bana uyanlar, bütün benliğimizi Allah’a teslim ettik.” Ve daha önce kitap verilmiş olanlara ve ümmilere (kitap ile ilgisi olmayanlara) de ki: “Siz de (Allah’a) teslim oldunuz mu?” Eğer teslim oldularsa doğru yolu buldular demektir. Eğer yüz çevirirlerse (unutma ki,) senin görevin sadece (mesajlarımızı) tebliğ etmektir; Allah ise, kullarını (onların yaptıklarını) çok iyi görmektedir. (*)
(*) Not: Eğer ümmi’nin anlamı okuma yazması olmayanlar ise o zaman Ali İmran-20. ayetin meali şöyle olur!(… Kendilerine kitap verilenlere de, ümmilere (okuma yazması olmayanlara) da deki: “Siz de (Allah’a) teslim oldunuz mu?” şeklinde olur. Yani muhatap kitle sadece kitap ehli ile okuma yazma bilmeyenlerdir, okuma yazma bilenler ise, Kur’an’ın mesajının dışında kalırlar. Böyle bir şey olur mu? Hâlbuki Mekke toplumundan olup vahiy kâtiplerinin hepsi okuma yazma biliyordu, yoksa vahyi/Kur’an’ı yazamazlardı. Eğer ‘’el-ümmiyyin’’ın anlamı okuma yazması olmayanlar ise, o zaman Mekke toplumunun tümü (ki bunların içinde vahiy kâtipleri de bulunur) okuma yazma bilmiyordu demektir. Oysa ((الأُمِّيِّينَ kitap ehli olmayan, Kitapla alakası bulunmayanlardır. Ayrıca geleneksel inanışın aksine Allah resulü okuma yazmayı biliyordu. Beyyine Sûresi-2. ayet buna bir delildir: (رَسُولٌ مِنَ اللّٰهِ يَتْلُوا صُحُفًا مُطَهَّرَةًۙ) (O), Allah tarafından gönderilen, tertemiz sahifeleri okuyan bir elçidir.’’ deniliyor. Demek ki Resulullah’ın okuma yazması vardı ki, Kur’an’ı sayfalardan okuyordu. والأميين الذين لا كتاب لهم وهم مشركو العرب ( تفسير القرطبي - لباب التأويل في معاني التنزيل) {والأمّيين} هم مشركو العرب، ودخل في ذلك كل من لا كتاب له (البحر المحيط - التفسير الكبير – الطبري - إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم - الوسيط في تفسير القرآن الكريم) ذلك أن جذر (أمم) في العربية لم يكن في الأصل يعطي معنى عدم معرفة الكتابة.... ، وبالتالي لا يمكن أن يوصفوا بأنهم أميين بهذا المعني. ثم إن هناك دلائل قد تتيح القول أن الرسول ذاته كان يقرأ ويكتب أيضا – أطلق اليهود والنصارى على الناس الذين لا يدينون بدينهم، أي ليسوا يهوداً ولا نصارى، لفظ الأمي، وجاءت من كلمة غوييم العبرية "الأمم - وهذا واضح في الآية رقم 20 من آل عمران: "وقل للذين أوتوا الكتاب والأميين"، فالذين أوتوا الكتاب هم اليهود والنصارى، والباقي من الناس هم الأميون)(4) د. محمد شحرور، النبي محمد (ص) كان أمياً وكان يقرأ ويكتب . وهذا ثابت بالقران الكريم كما في سورة البية الاية - 2 (رسول من الله يتلوا صحفا مطهرة) وما معني يتلوا صحفا؟ هل يمكن أن يتلو صحفا من كان جاهلا بالقرائة والكتابة ؟ هل نحن نؤمن بالقرن اكريم ؟ أم بالروايات المختلعة والاحاديث الضعيفة والوضوعة ؟ ولكن مع الاسف ان المسلمين يحرفون عن معاني القران الكريم ويؤمنون بالخرافاة والروايات الموضوعة المعارضة للقران الكرية.! ".. فقد ذكر "الفراء" وهو من علماء العربية المعروفين، أن الأميين هم العرب الذين لم يكن لهم كتاب. ويراد بالكتاب، التوراة والإنجيل. ولذلك نعت اليهود والنصارى في القرآن ب "أهل الكتاب"، وهذا المعنى يناسب كل المناسبة لفظة "الأميين" الواردة في القرآن الكريم، وتعني الوثنيين أي جماع قريش وبقية العرب، ممن لم يكن من يهود وليس له كتاب) (.6- د. جواد علي، المفصل في تاريخ العرب قبل الإسلام،) أما القدماء فقد كان هذا الرأي شائعا جدا لديهم. ابن تيمية: (الأميين وهم الذين لا كتاب لهم من العرب) (7)، ابن هشام: (والأميين: الذين لا كتاب لهم) (8)، القرطبي: (قال ابن عباس : الأميون العرب كلهم، من كتب منهم ومن لم يكتب، لأنهم لم يكونوا أهل كتاب)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Seninle tartışırlarsa deki “Ben kendimi Allah’a teslim ettim ve bana tabi olanlar da (teslim oldular).” Kitap verilenlere ve daha önce vahye muhatap olmamışlara (ümmilere) deki “Sizde (Allah’a) teslim oldunuz mu?” Eğer teslim olurlarsa doğru yola girmişlerdir, yok eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak açıklamak (tebliğ) dir. Allah kullarını görendir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Yine de seninle çekişecek olurlarsa onlara de ki: « Ben kendimi bana uyanlarla birlikte Allah’a verdim. Kendilerine Kitap verilenlerle Kitap’sızlara da de ki: « Siz de kendinizi Allah’a verdiniz mi?» Eğer onlar kendilerini Allah’a verecek olurlarsa doğru yolu tutmuş olurlar. Yok eğer bundan yüz çevirecek olurlarsa işte artık sana düşen yalnız bildirmektir. Allah kullarını görücüdür.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar sana karşı çal çene ederlerse kendilerine «ben, bana tâbi olanlar ile beraber kendimi Allah/a teslim ettim [⁴]», Kitaba nâil olanlar ile ümmilere [⁵] de «islâmı kabul ettiniz mi» dersin. Eğer islâmı kabul ederlerse onlar doğru yolu bulmuşlar demektir. Şayet yüz çevirirlerse sana düşen yalnız risaleti tebliğdir. Allah kullarını görür;
[4] Yahut amelimi ancak O'nun için işledim - dilim ile yüreğim ile, bütün azam ile Allah'a boyun eğdim.[5] Arap müşriklerine.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girerlerse de ki: “Ben özümü Allah’a teslim ettim, bana uyanlar da.” Kendilerine kitap verilenlere ve verilmeyenlere [ummiyyîn]⁵ de ki: “Siz de Allah’a teslim/Müslüman oldunuz mu?” Eğer Allah’a teslim/Müslüman olurlarsa, elbette doğru yolu bulmuşlardır. Şayet dönerlerse, sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah kullarını en iyi görendir.
5 Ummî: sözlükte okuma yazma bilmeyen, anasından doğduğu gibi demektir. Burada “Kendilerine vahyedilmiş belli bir kitabı olmayan topluluktur” (Razî).  
Kadri Çelik
swap_vert close
Eğer seninle tartışmaya girişirlerse, “Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim” de. Kendilerine kitab verilenlere ve ümmilere (şirk koşanlara), “Siz de teslim (Müslüman) oldunuz mu?” de. Şayet teslim (Müslüman) olurlarsa, hidayete ermiş olurlar. Yüz çevirirlerse, sana yalnız tebliğ etmek düşer. Allah kullarını hakkıyla görendir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Eğer bunca delillere rağmen, onlar yine de hakikati kabullenmeye yanaşmayıp seninle tartışmaya girişirlerse, onlara de ki:“Ben, tüm benliğimle Allah’a teslim oldum, benim izimden gelenler de tüm kalpleriyle O’na teslim olup gönülden boyun eğmişlerdir.” O hâlde, Ey Müslüman! Kendilerine vaktiyle Kitap verilmiş olan Yahudi ve Hıristiyanlara ve ilâhî vahiy bilgisinden tamamen yoksun bulunan ümmilere bu gerçeği tebliğ etmek üzere de ki:“Siz de Allah’a, yani ilâhî vahiy yoluyla gönderdiği hükümlerine kayıtsız şartsız teslim olmak istemez misiniz?”Eğer kibir, bencillik, bağnazlık ve haksız önyargılardan kurtularak hakîkate teslim olurlarsa, doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, bundan dolayı üzülme. Bir sonraki toplumsal aşamanıza uygun emirler (9. Tevbe: 29) gelinceye kadar, onları sapıklıklarıyla baş başa bırak. Çünkü bu aşamada senin görevin, yalnızca ilâhî mesajı onlara ulaştırmaktan ibarettir. Hiç kuşkusuz Allah, kullarını görmektedir. Elbette zâlimleri de:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Seninle karşılıklı tartıştılarsa, de ki: “Yüzümü Allah’a yönelerek teslim ettim; bana tâbi’ olmuş kimse de (teslim etti)!”. Kitap verilmiş olanlara ve Ümmiyyler’e de ki: “Teslim oldunuz mu?”. Teslim oldularsa, doğru yolu bulmuşlardır. Yüz çevirdilerse, doğrusu sana düşen görev, Tebliğ Etmek’tir / Bildirim’dir. Allah Kullar’ı görmektedir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! seni eleştirenlere şöyle diyebilirsin: " Benim gönlüm Allah'tan yana, arkadaşlarım da öyle. " Elinde kitabı olsun olmasın herkese şunu sor: " Müslüman mısınız ?" Eğer Müslüman ise kurtuldu demektir. Eğer kabul etmezlerse, sana düşen sadece duyurudur. Çünkü Allah, kullarını zaten görüp izlemektedir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Seninle tartışmaya girişirlerse de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendimi Allah’a teslim ettim." Kendilerine kitap verilenlere ve kitabı olmayanlara de ki: "Siz de İslâm’ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm’a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Yok! Eğer yüz çevirirlerse sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah insanların ne yaptığını hakkıyla gören, işiten, bilendir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Seninle tartışırlarsa de ki: “Ben kendimi bana uyanlarla birlikte Allah’a teslim ettim.” Kitap ehline ve [ümmi]lere [*] de ki: “Siz de Allah’a teslim oldunuz mu?” Teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Yüz çevirirlerse sana düşen, sadece (mesajı) ulaştırmaktır. Allah kulları görendir.
[Ümmi] kavramı sanıldığı gibi “okuma-yazma bilmeyen” değil, “[el-Kitab]’ı (Tevrat’ı) bilmeyen”, “kitap ehlinden olmayan” veya “Mekkeli” demektir. Buna göre söz konusu kavram, [el-ümmiyyûn/el-ümmiyyîn] şeklinde çoğul kalıpta Bakara 2:77’de “Kitabı (Tevrat’ı) bilmeyenler”, bu ayette ve Âl-i İmrân 3:75’te “kitap verilmeyenler, kitap ehlinden olmayanlar”, Cum‘a 62:2’de “Mekkeliler” anlamına gelmekte, [el-ümmî] şeklinde tekil kalıpta A‘râf 7:157-158’de “Hz. Muhammed” için kullanılmaktadır. Hz. Muhammed’in ümmiliği, onun peygamberlikten önce Tevrat’ı yani dini metinleri bilmemesi ve onlar hakkında yazılı veya sözlü yorumda bulunmaması, kitap ehlinden olmaması ve Mekkeli oluşu anlamındadır; konunun okuma-yazma bilmemeyle ilişkisi yoktur. Burada geçen “ümmiler” ifadesi, Âl-i İmrân 3:75’te de olduğu gibi öncesindeki bağlam gereği “kitap ehlinden olmayanlar” demektir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, seninle tartışmaya kalkışırlarsa: “Ben bana uyan kimselerle birlikte tüm varlığımı Allah’a teslim ettim.” de. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmîlere¹ de: “Siz de Müslüman olmaya var mısınız?” de. Eğer onlar, Müslüman olurlarsa doğru yolu bulurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen, sadece duyurmaktır. Şüphesiz Allah kulları(nın yaptıklarını) çok iyi görür.
1 Ümmî: Kelime olarak üç anlama gelir: a- Anadan doğduğu hal üzere bulunan yani, okuması yazması, tahsili olmayan Araplar, b- Ümmete mensup, c- Ümm’ül-Kurâ’ya mensup, yani “Mekkeli” demektir. Müfessirlerin hemen hemen tamamı, birinci anlamı tercih etmişlerdir. Yani, kitapsız Arap müşriklerine ve onlar gibi kitabı olmayan tüm insanlara “ümmî” denilmiştir. Elmalılı bu konuyu özetle: “Ümmî okuyup yazmaya uğraşmamış manasına bir vasıftır. Ümmîlik alelade kimseler hakkında genelde ilim eksikliğini ifade eden bir noksan sıfat iken bir ümmînin okuyup yazanlardan daha âlim olması, âdet dışı olarak çalışmayla elde edilmeyen, Allah tarafından verilen bir hediye olduğuna delalet eder. Ve binaenaleyh ilmî ve amelî üstünlüğü okuyup yazanları âciz bırakan bir Peygamber hakkında her türlü şüpheyi yok eden ve o Peygamberin doğrudan doğruya Allah tarafından gönderilmiş bulunduğunu ispat eden harikulade bir mucizedir” şeklinde değerlendirmiştir. Peygamber (s.a.v)’in okuma-yazmayı bilip-bilmediği tarih boyunca münakaşa konusu olmuştur. Ancak onun peygamberlikten önce okuma-yazma bilmediği ayet (Ankebut: 48) ile sabit olup bu konuda herhangi bir ihtilaf da yoktur. Aynı konu için Bk. (Bakara: 110, Âlu İmran: 20, A’raf: 157-158, Cuma: 2)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O halde [ey Peygamber,] seninle tartışanlara de ki: “Ben tüm benliğimi Allah’a teslim ettim ve bana tâbi olan herkes [de öyle yaptı]!” Daha önce vahiy verilmiş olanlara ve kitap ile ilgisi olmayanlara ¹⁴ sor: “Siz [de] kendinizi O’na teslim ettiniz mi?” Ve eğer O’na teslim olurlarsa muhakkak doğru yol üzerindedirler; ama yüz çevirirlerse, unutma ki senin görevin sadece mesajı iletmektir: zira Allah, yarattıklarını[n kalplerindeki her şeyi] görür.
14 Râzî’ye göre bu ifade (ümmiyyîn) kendilerine vahyedilmiş belli bir kitabı olmayan toplumlara işaret etmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Eğer seninle tartışırlarsa de ki: “Ben ve bana tabi olanlarla birlikte, varlığımı Allah’a teslim ettim.” Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki, “Siz de teslim oldunuz mu?”. Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını zaten görmektedir. 3/66, 680, 2/131, 13/40, 3/66
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Şu hâlde, eğer seninle tartışırlarsa de ki: Ben tüm varlığımla Allah’a teslim oldum, bana uyanlar da…[⁵⁵⁹] Daha önce kendilerine vahiy emanet edilmiş olanlara ve vahiyden bîhaber olanlara “Siz de tüm varlığınızla teslim oldunuz mu?” diye sor! Eğer teslim olurlarsa, işte o zaman doğru yolu bulmuş olurlar; yok eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğ etmektir: Zira Allah kulları her hâliyle görür.
[559] Bu âyet En’âm sûinin 79. âyeti ışığında anlaşılmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, Rablerinin ayetlerini inkar edenler) Eğer seninle tartışmaya girerlerse; "Ben bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim!" diyerek onları uyar ve o kendilerine kitap verilenler ile ûmmilere (Kitap verilmeyen Arap müşriklerine): Siz de İslam'ı kabul ettiniz mi? diyerek teklifte bulun. Eğer İslam'a girerlerse, doğru yolu bulmuş olurlar, yok eğer (Hak davetinden) yüz çevirirlerse, sana düşen görev ancak tebliğdir. Allah kullarını elbet hakkıyle görendir. (Hak daveti kabul etmeyenlerin kimler olduğunu bilir ve hak ettikleri cezayı verir)
Osman Fırat
swap_vert close
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben de özümü Allah’a teslim ettim bana uyanlar da. " Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlardır. Yok eğer dönerlerse, sana düşen, sadece duyurmaktır. Allâh kullarının yaptıklarını görmektedir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık seninle mücadelede bulunurlarsa de ki: «Ben nefsimi Allah Teâlâ'ya teslim ettim, bana tâbi olanlar da.» Ve kendilerine kitap verilmiş olanlar ile ümmîlere de de ki: «İslâmiyet'i kabul ettiniz mi?» Eğer İslâmiyet'i kabul etmişler ise şüphesiz hidâyete ermişlerdir. Ve eğer kaçınırlarsa senin üzerine lâzım gelen ancak tebliğdir. Allah Teâlâ ise kulları büsbütün görücüdür.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Buna karşı seninle münakaşaya kalkışanlara de ki: “Ben yüzümü, özümü Allah'a teslim ettim. Bana bağlı olanlar da O'na teslim oldular. ” O Ehl-i kitapla, kitap ehli olmayan ümmîlere (müşriklere) de ki: “Siz de teslim olup müslüman olmaya var mısınız? ” Eğer hakka teslim olup İslâm'a girerlerse doğru yolu bulmuş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse, sana düşen görev, sadece hakkı tebliğdir. Allah kullarını hakkıyla görür.
Bu âyet, Kur’ân’ın bütün insanlığa hitap eden evrensel bir tebliğ olduğunu gösterir. Zira buradaki tasnifin dışında insan topluluğu yoktur. Ehl-i kitap: Hıristiyanlar, Yahudiler gibi kutsal semâvî kitapları olanlar; ümmîler ise: genel olarak müşrikler ve arap müşrikleri gibi kitapsız dinlere mensup olanlardır. Ayırım Arap - Arap olmayan tarzında değil, böyle pek kapsamlı bir tasnif ile yapılmıştır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Seninle tartışmaya girişirlerse, de ki: "Ben de özümü Allah'a teslim ettim bana uyanlar da." Kendilerine Kitap verilenlere ve ümmilere de ki: "Siz de İslam oldunuz mu?" Eğer İslam olurlarsa doğru yolu bulmuşlardır. Yok eğer dönerlerse, sana düşen, sadece duyurmaktır. Allah kulları(nın yaptıklarını) görmektedir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Eğer seninle (dîn husûsunda) mubâhase iderler ise di ki: Ben yüzimi ve bütün mevcûdiyetimi Allâh Te'âlâ'ya teslîm itdim ve ona muhlis ve hâlis kıldım ve bana tâbi' olanlar da (mü'minler de) böyle yapdılar. Kendilerine kitâb virilenlere (Yehûd ve Nasârâ'ya) ve ümmîlere (müşrikîn-i 'araba) siz de teslîm oldınız mı, İslâm'a geldiniz mi? diye sor. [¹] Eğer onlar da Allâh'a teslîm-i mevcûdiyet ider ve îmân ve tasdîkde ihlâs iylerlerse muhakkak hidâyete irerler. Eğer İslâm'dan yüz çevirirlerse sana lâzım olan ancak teblîğdir. (Onların behemehal hidâyete yetişdirilmesi ile mükellef değilsin) Allâh (kullarının her hâl ve şânını) göricidir.
[1] Hazret-i peygamberle dîn husûsunda mubâhase içün gelen Necran hey'et-i meb'ûsesine virilecek cevâb olarak nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Seninle tartışırlarsa de ki: “Ben her şeyimle Allah’a teslim oldum; bana uyanlar da öyle!” Kendine Kitap verilenler ile ümmilere (önceki kitaplardan bilgisi olmayanlara) de ki: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa, yola gelmiş olurlar. Ama yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca ayetleri bildirmektir. Allah kullarını görür.
[*] Ümmiler, ilahi kitapların içeriğini bilmeyenlerdir. (Bkz.Bakara 2/78)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Seninle tartışmaya girişirlerse de ki:-Ben, bana tabi olanlarla birlikte kendimi Allah'a teslim ettim. Kendilerine kitap verilenlere ve ümmilere de de ki:-Siz de teslim oldunuz mu? Eğer teslim oldularsa doğru yolu bulmuşlar demektir. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca tebliğdir. Allah kullarını görmektedir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar seninle tartışacak olurlarsa de ki: “Ben yüzümü Allah'a döndüm ve Ona teslim oldum; bana uyanlar da böyle yaptılar.” Kendilerine kitap verilenlere de, verilmeyenlere de “Siz de teslim oldunuz mu?” diye sor. Onlar da hakka teslim olurlarsa doğru yolu bulmuş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen ancak tebliğden ibarettir. Allah ise kullarını görmektedir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Seninle kanıt yarıştırmaya girerlerse şöyle söyle: "Ben yüzümü Allah'a teslim ettim. Bana uyanlar da." Kitap verilenlerle ümmîlere de sor: "Siz de teslim oldunuz mu?" Eğer teslim olurlarsa doğruya ve güzele kılavuzlanmışlardır. Yüz çevirirlerse sana düşen sadece tebliğ etmektir. Allah, kullarını görmektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes eger ḥüccetleśeler senüñ-ile; eyit “ıśmarladum yüzüñi Tañrı’ya daħı her kim uydı baña” daħı eyit anlara kim virinildiler kitāb, daħı yazu bilmezlere ya'nį 'arab müşriķleri “müsülmān olduñuz mı? pes eger müsülmān olalar bayıķ ŧoġru yol duttılar. daħı eger yüz döndürürler-ise yoķdur üzerüñe illā degürmek. daħı Tañrı [26b] göricidür ķulları.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes eger ḥüccet durġursalar üstüñe pes eyit yā Muḥammed ki ben ıṣmarladum özümi Tañrı Ta‘ālāya baña uyanları daḫı. Daḫı eyit ol kişiler kim kitāb virildiler, ümmīlere daḫı kitāb gelmedi anlara: Müselmān olduñuz mı? GerMüselmān olsalar doġru yol üstine olurlar ve eger i‘rāż eyleseler pes senüñ üstüñe yoḳdur illā emānet degürmek. Daḫı Tañrı Ta‘ālā görür barça ḳullarını.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Əgər onlar (yəhudi və xaçpərəstlər) səninlə mübahisə edərlərsə, belə de: “Mən özümü ardımca gələnlərlə birlikdə Allaha təslim etmişəm”. Kitab verilmiş şəxslərə və savadsızlara (ərəb müşriklərinə) de: “Siz də təslim (müsəlman) oldunuzmu?” Əgər təslim olarlarsa (islamı qəbul edərlərsə), doğru yola yönəlmiş olarlar, yox, əgər üz döndərərlərsə, (sənə bir zərər gəlməz), sənin vəzifən ancaq (haqqı) təbliğ etməkdir. Allah, şübhəsiz ki, bəndələrini görəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if they argue with thee, (O Muhammad), say: I have surrendered my purpose to Allah and (so have) those who follow me. And say unto those who have received the Scripture and those who read not: Have ye (too) surrendered? If they surrender, then truly they are rightly guided, and if they turn away, then it is thy duty only to convey the message (unto them). Allah is Seer of (His) bondmen.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
So if they dispute with thee, say: "I have submitted My whole self(360) to Allah and so have those who follow me." And say to the People of the Book and to those who are unlearned(361): "Do ye (also) submit yourselves?" If they do, they are in right guidance, but if they turn back, Thy duty is to convey the Message; and in Allah.s sight are (all) His servants(362).
360 Wajh: whole self. See n. 114 to 2:112. 361 The People of the Book may be supposed to know something about the previous religious history of mankind. To them the appeal should be easy and intelligible, as all religion is one, and it is only being renewed in Islam. But the appeal is also made to the pagan Arabs, who are unlearned, and who can well be expected to follow the example of one of their own, who received divine enlightenment, and was able to bring new knowledge to them. A great many of both these classes did so. But the few who resisted Allah's grace, and actually threatened and persecuted those who believed, are told that Allah will look after His own. 362 Note the literary skill in the argument as it proceeds. The mystery of birth faintly suggests that we are coming to the story of Jesus. The exposition of the Book suggests that Islam is the same religion as that of the People of the Book. Next we are told that the People of the Book made their religion one-sided, and through the priesthood of the family of 'Imran, we are brought to the story of Jesus, who was rejected by a body of the Jews as Muhammad was rejected by a body of both Jews and Christians.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاِنْ
buna rağ- men eğer
حَٓاجُّوكَ
seninle tar- tışırlarsa
فَقُلْ
artık de ki
اَسْلَمْتُ
teslim ettim
وَجْهِيَ
yüzümü
لِلّٰهِ
Allah'a
وَمَنِ
ve o kimse ki
اتَّـبَعَنِۜ
bana tabi oldu
وَقُلْ
ve de ki
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اُو۫تُوا
kendile- rine verildi
الْكِتَابَ
kitap
وَالْاُمِّيّ۪نَ
ve ümmilere
ءَاَسْلَمْتُمْۜ
teslim oldunuz mu
فَاِنْ
ve eğer
اَسْلَمُوا
teslim olurlarsa
فَقَدِ
o hâlde elbette
اهْتَدَوْاۚ
hidâyeti bulmuşlardır
وَاِنْ
yok eğer
تَوَلَّوْا
yüz çevi- rirlerse
فَاِنَّمَا
o takdir- de ancak
عَلَيْكَ
sana düşen
الْبَلَاغُۜ
tebliğdir
وَاللّٰهُ
ve Allah
بَص۪يرٌ
hakkıyla görendir
بِالْعِبَادِ۟
kulları
(Resulüm!) Buna rağmen (onlar) seninle tartışmaya girişirlerse (onlara) de ki: "(Ben) Yüzümü (ve tüm varlığımı) Allah'a teslim ettim ve bana tabi olanlar da (böyle yaptılar)." Kendilerine kitap verilen (Yahudi ve Hristiyan)lara ve ümmilere (âyetlerimizden habersiz olanlara) da, "(siz de Allah'a) teslim oldunuz mu?" de! Eğer onlar (Allah'a) teslim olurlarsa elbette hidâyeti bulmuş olurlar. Yok, eğer yüz çevirirlerse sana düşen; yalnızca (hakkı) tebliğdir. Allah, kulları(nı) hakkıyla görendir.
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
حَٓاجَّ
Fiil-III
ح ج ج
Delil getirdi, tartıştı, münakaşa etti
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
وَجْه
İsim
و ج ه
Yüz, vech, teveccüh
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
اُمِّىّ
İsim
ا م م
Ümmi (okuma yazması olmayan, ayetlerden habersiz olan, ehl-i kitap olmayan insanlar)
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اَسْلَمَ
Fiil-IV
س ل م
Teslim etti, teslim oldu, Müslüman oldu
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
تَوَلّٰى
Fiil-V
و ل ي
Yüz çevirdi, çevirdi, geri döndü, dönüp gitti, üstlendi, dost edindi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
بَلَاغ
İsim
ب ل غ
Tebliğ
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
بَصِير
İsim
ب ص ر
Basîr (Allah'ın esması, ismidir. Gizli ve açık her şeyi gören demektir), gören, görücü
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd