Şüphesiz Allah katında (özü Allah’a teslimiyet ve temeli barış olan yegâne hak) din (ve düzen) İslâmdır. Daha önce kitap verilenler, azgınlıkları yüzünden kendilerine hakikat bilgisi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık ve başkaldırı yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Hâlbuki Allah’ın mesajlarını kim inkâr ederse bilsin ki, Allah hesabı çarçabuk görendir.*
(*) Din kavramı; Kur’an’da, inanç sistemi, yaşam biçimi, toplumsal düzen, yasa, hesap, karşılık/ceza vb. anlamlarda kullanılmıştır. Din, öncelikli anlamı itibariyle, yaşamı düzenleyen ilke ve kuralların referans alındığı değerler demektir. Kur’an’a göre, “yaşamı” düzenlemede vahyin değerlerini referans almayan her düşünce ve inanç küfürdür. Keza insanlar; yaşamlarını, düzenlerini hangi değerleri referans alarak belirliyorlarsa, referans aldıkları değerler onların dinidir. (Örneğin 3: 73; 6:70; 7:51; 76; 26) Kur’an, nasıl ki Mekkeli müşriklerin cahiliye değerlerini referans alan düzenlerini, sistemlerini din olarak tanımlıyorsa; günümüzün Kur’an’ı referans almayan bütün düzen ve sistemleri de “birer dinidirler. (Yani bunlar beşeri dinlerdir, hak dini dğildirler)” Ancak şu gerçek göz ardı edilmemelidir: Allah, Kur’an’î değerleri referans almak koşulu ile yaşadığımız hayatı düzenlemeyi insana bırakmıştır: Nasıl bir yönetim biçimi, nasıl bir ekonomik sistem, nasıl bir yaşam biçimi vb. olması gerektiği konusunda yetki de görev de sorumluluk da insana aittir. Kur’an’ı referans almak koşulu ile günün koşul ve ihtiyaçlarına göre istediğimiz düzeni/sistemi kurmak insana bırakılmış bir husustur. (E. Aktaş Meali 6. Ayet Açıklaması) Ayrıca tevhid dini, insanlara yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. İnsanların inanç sistemlerini, hukuklarını, değerlerini, eğitimlerini, hayat ve varlıkla ilgili tüm düşüncelerini belirler, onları iyi ve faydalı işler yapmaya teşvik eder, zararlı işlerden alıkoyar… (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)