close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 195. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Festecâbe lehum rabbuhum ennî lâ udî’u ‘amele ‘âmilin minkum min żekerin ev unśâ(s) ba’dukum min ba’d(in)(s) felleżîne hâcerû veuḣricû min diyârihim veûżû fî sebîlî vekâtelû vekutilû leukeffiranne ‘anhum seyyi-âtihim veleudḣilennehum cennâtin tecrî min tahtihâ-l-enhâru śevâben min ‘indi(A)llâh(i)(k) va(A)llâhu ‘indehu husnu-śśevâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Gerçekten de Rableri, dualarını kabul etti, ben, erkek olsun, kadın olsun, içinizden iyilik yapanın iyiliğini boşa çıkarmam, bazınız bazınızdan meydana gelmedir ve hepiniz birsiniz bence. Ama benim yolumda göçenlerin, yurtlarından çıkarılanların, eziyete uğrayanların, savaşıp vuruşanların, vurulup ölenlerin kusurlarını, andolsun ki mutlaka örteceğim ve onları, kıyılarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım, Allah katından mükafattır bu, daha güzel mükafat da gene Allah katında.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Nitekim Rableri de onlara (dualarını kabul ederek şöyle) icabet etti: "Şüphesiz Ben, erkek olsun kadın olsun, sizden (hayırlı) bir işte bulunanın işini (ve ücretini) boşa çıkarmayacağım. (Zaten) Sizin kiminiz kiminizdendir. (Mü’minler birbirlerinin destekleyicisi konumundadırlar. Kendi fıtratlarına uygun işlerde çalışıp kazanma ve temel insan haklarından yararlanma konusunda kadınlar ve erkekler eşittir.) İşte, hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılıp sürgün edilenlerin, (Benim) yolumda işkence görenlerin ve (zalimlerle) çarpışıp öldürülenlerin; (bunların) mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından (kutlu) bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah ki; karşılığın (sevabın) en güzeli O’nun katındadır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Nitekim Rableri onların dualarını kabul ederek cevap verdi; İster erkek, ister kadın olsun, benim yolumda çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım. Çünkü, hepiniz birbirinizin soyundan gelirsiniz. Allah'ın yasaklarını bırakıp, O'nun istediği gibi bir hayat yaşamak için hicret edenlere, eğer bulundukları yer zulüm ve kötülük yurdu haline gelmişse orayı terkedenlere, zorla yurtlarından çıkarılıp başka diyarlara sürülenlere, benim yolumda eziyet çekenlere ve bu yolda savaşıp öldürülenlere gelince: Onların kötülüklerini mutlaka sileceğim ve onları Allah'tan bir mükafat olarak, içinden ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Zira, mükafatların en güzeli Allah katında olandır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri onların dualarını kabul etti, dileklerini yerine getirdi. “Ben, erkek olsun, kadın olsun, aynı insanlık ailesine mensup ve eşit olduğunuz için, sizden, hâlis niyet ve amaçlarla, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirenlerin, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşrû, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlayanların, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olanların, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işleyenlerin amellerini zayi etmeyeceğim, boşa çıkarmayacağım. Baskı, zulüm ve işkencenin hâkim olduğu memleketlerinden özgürce bana kulluk ve ibadet etmek, güç ve gönül birliği yapmak için hicret edenler, yurtlarından sürülenler, benim yolumda, İslâm uğrunda eziyete uğrayanların, savaşanların, öldürülenlerin, işte onların kusurlarını sileceğim, bağışlayacağım. Onları, Allah katından bir mükâfat olarak, altlarından ırmaklar akan Cennet konaklarına koyacağım.” En güzel mükâfat Allah katındadır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/186; 60/1; 85/8.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Rableri onların dualarına şöyle karşılık verdi: "Ben, erkek olsun kadın olsun sizin içinizden çalışanın işini zayi etmem. Siz birbirinizdensiniz. Şüphesiz hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda kendilerine eziyet edilenlerin, çarpışanların ve öldürülenlerin kötülüklerini örtecek ve kendilerini altından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. Bu Allah katından bir karşılıktır. Karşılığın en güzel olanı Allah katındadır.
195.Nesai`nin Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiğine göre Habeşistan kralı Necaşi`nin ölüm haberi gelince Resulullah (a.s.) Müslümanlardan onun için namaz kılmalarını istedi. Müslümanların: "Habeşistanlı bir kul için namaz kılacak mıyız?" diye sormaları üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevab verdi: 'Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Siz, birbirinizdensiniz. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp-çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun katındadır.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Nihayet Rableri de onların dualarına şöyle icabet buyurdu: “- Muhakkak ki ben, içinizden gerek erkek ve gerek dişi olsun hayır işleyen hiç kimsenin yaptığını zâyi etmem. Hep birbirinizdensiniz, din yönünden erkek ve dişiniz birdir. Dinlerini korumak için Mekke'den Medine'ye hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, dinim uğrunda işkenceye düşenlerin, savaşanların ve bu yolda öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim; onları altından nehirler akar cennetlere koyacağım. Bu lütuflar, onlara Allah katından mükâfattır ve sevabın da en güzeli Allah katındadır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bunun üzerine sahipleri olan Allah, onların dualarını kabul etti ki: “Sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın yaptığınız zayi etmeyeceğim. (Kadın erkek arasında bir fark yoktur.) Zira birbirinizdensiniz. Hicret edenler, memleketlerinden çıkartılanlar, Allah yolunda eziyet gören, öldüren ve öldürülenler ise; onlardan kötülüklerini sileceğim, onları, altlarında nehirler akan Cennetlere sokacağım. Allah katından ebedî bir mükâfat olarak… Güzel mükâfat ise, ancak Allah’ın katındadır. (Yani, ebedî olandır.)”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Bunun üzerine Rabbleri, onların dualarını kabul etti. Dedi ki: “Birbirinizden olduğunuz için erkek olsun, kadın olsun benim yolumda çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler, and olsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu ödül Allah tarafındandır. Zira ödüllerin en güzeli, Allah katından olanıdır.”
Besim Atalay
swap_vert close
«Erkek, dişi içinizden çalışan bir kimsenin işini, boşa gidermem, birbirinizden meydana geldiniz» diye cevap verdi Tanrıları onlara, yurtlarından çıkarılan göçmenleri, benim için üzülenleri, çarpışanları, öldürülmüş olanları Allahın katından sevap olarak, herhalde altından ırmaklar akan cennetlere koyarız, kapatırız onların günahlarını, Allahın katında güzel sevap var
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri de onların dualarına şöyle icabet buyurur: “Ben, erkek olsun kadın olsun içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Hepiniz birbirinizin neslinden türeyen, eşit hak ve sorumluluklara sahip kimselersiniz. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler. Andolsun, Ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Çünkü mükâfatın/ödülün en güzeli Allah katında olandır.”
Bkz. 2/186Ayette; dualara icabet eden Allah “çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım” ifadesiyle kuru bir duaya değil, çalıştıktan ve gerekeni yaptıktan sonra dua etmeye vurgu yapıyor. Kötülüklerin örtülmesi ve günahların silinmesi için hicret edenlerin gayretini, samimiyetini, fedakârlığını ve kahramanlığını örnek veriyor. Yani bu dünyanın gelip geçici zevkleri için değil, ahiretin sonsuz ve sınırsız nimetlerini kazanmak için daima iyiliğe, güzelliğe yönlendirecek faaliyetlerin olmasını, her türlü zulmü, haksızlığı, kötülüğü, fitneyi ortadan kaldıracak çalışmaların bulunmasını istiyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh du’âlarını kabûl itdi ve ânlara buyurdu ki: "Erkek, kadın hiç birinizin a’mâlinizden bir şey gâib olmıyacakdır. Hicret idenlerin, memleketlerinden tard olunanların benim uğrumda ezâ çekenlerin muhârebe idüb ölenlerin günâhlarını sileceğim ânları enhâr ile sulanmış cennetlere idhâl ideceğim." Bu Allâh’ın mükâfâtıdır ve Allâh’ın mükâfâtı hepsinden ahsendir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Rableri dualarını kabul etti: "Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. And olsun ki, Allah katından bir nimet olarak, onları içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Nimetin güzeli Allah katındadır".
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: “Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Rableri onların dualarına şöyle karşılık verir: “Şüphesiz ben, erkek olsun kadın olsun -ki birbirinizden meydana gelmişsinizdir- sizden bir şey yapanın emeğini asla boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda eziyete uğratılanların, savaşanların ve öldürülenlerin, işte onların günahlarını elbette sileceğim. Andolsun ki, Allah katından bir mükâfat olarak onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Şüphe yok ki nimetin güzeli Allah’ın katındadır!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri, onların dualarını kabul etti. (Dedi ki:) Ben, erkek olsun kadın olsun -ki hep birbirinizdensiniz- içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar ve öldürüldüler; andolsun, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, Allah tarafındandır. Allah; karşılığın güzeli O'nun katındadır.
Edip Yüksel
swap_vert close
Rab'leri onlara cevap verdi: "Ben, sizden hiçbir çalışanın yaptığını ödülsüz bırakmam, ister erkek olsun, ister kadın olsun; hepiniz eşitsiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkence ve hakarete uğrayanlar, vuruşanlar, öldürülenler... Onların kötülüklerini örteceğim ve onları içlerinde ırmaklar akan bahçelere yerleştireceğim. ALLAH'tan bir karşılık olarak... En güzel karşılık ALLAH'ın yanındadır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Rableri onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden, hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler... Onların günahlarını elbette örteceğim ve Allah katından bir mükafat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere de koyacağım. En güzel mükafat Allah katındadır".
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Rableri de dualarına şöyle icabet buyurdu: her halde ben içinizden gerek erkek ve gerek dişi hiç bir hayr işleyenin işlediğini boşa gidermem, hep biribirinizdensiniz, benim için hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda işkenceye uğrıyanların, cihada gidenlerin ve bu uğurda katledilenlerin, kabahatlerini taraflarından keffaretleyeceğim, onları altından ırmaklar akar Cennetlere koyacağım, tasavvur edemeyeceğiniz bir sevâb ile Allah tarafından müsâb olacaklar, sevâbın da en güzeli Allah yanında
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri onların (mü’minlerin) dualarına (şöyle) icabet buyurdu: “Ben elbette, sizden erkek ve kadın (ayırmaksızın hayra) çalışan hiçbir kimsenin amelini boşa çıkarmayacağım. Sizler, hep birbirinizdensiniz. (Hepiniz Âdem ve Havvâ’nın çocuklarısınız, sevap ve ceza hususunda hepiniz eşitsiniz!) İşte (dini için) hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, benim yolumda eziyete uğrayanların, savaşanların ve öldürülenlerin, mutlaka günahlarını örteceğim ve elbette onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. (Hiç şüphesiz ki) en güzel mükâfatlar Allah nezdindedir.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ve Rabb'leri, onlara cevap verdi: “Ben, sizden; erkek olsun, kadın olsun -ki hepiniz birbirinizdensiniz- iyi şeyler yapanların yaptıklarının karşılığını boşa çıkarmam.” Onlar ki benim yolumda hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerdir. İşte bunların kötülüklerini örterim. Onların yaptıklarının karşılığı Allah'ın yanındadır. Kuşkusuz, onları içinden nehirler akan Cennetlere koyacağım. Karşılıkların en iyisi, Allah katındadır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Nihayet Rableri onlar (ın duaların) a (şöyle) icabet etdi: «içinizden gerek erkek, gerek kadın — ki kiminiz kiminizden (haasıl olmadır) — (hayırlı) bir iş yapanın amelini ben elbette boşa çıkarmayacağım, işte hicret edenlerin, yurdlarından çıkarılanların, benim yolumda işkenceye, hakaarete, ziyana uğrayanların, muhaarebe edenlerin ve öldürülenlerin de, andolsun suçlarını örteceğim ve andolsun, Allah canibinden bir mükâfat olmak üzere, onları altından ırmaklar akar cennetlere de sokacağım. (Daha büyük ve) güzel mükâfat ise Allah'ın yanındadır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Rableri de onlar(ın duâların)a şöyle cevab verdi: “Muhakkak ki ben, içinizden erkek olsun kadın olsun, (sâlih) bir iş yapanın amelini zâyi' etmem.(1) Hep birbirinizdensiniz. İşte hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet edilenler, savaşanlar ve öldürülenler var ya, kötülüklerini onlardan mutlaka örteceğim ve Allah katından bir mükâfât olarak onları elbette altlarından nehirler akan Cennetlere koyacağım!” (Rabbiniz olan) Allah ki, mükâfâtın güzeli O'nun katındadır.
(1)Bu âyet-i kerîme, mü’minlerin annesi Ümmü Seleme (ra)’nın: “Yâ Resûlallah! Ben hicrette kadınlardan bahsedildiğini hiç işitmedim!” demesi üzerine nâzil oldu. (Kurtubî, c. 2/4, 318)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri de, onların dualarına şöyle icabet buyurdu: “Ben, erkek olsun, kadın olsun içinizden, çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım. (Sizler, erkek -kadınlar) birbirinizdensiniz. Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, (din ve inançları uğruna) benim yolumda eziyet gördüler, (kendilerini korumak için saldırganlarla) çarpıştılar ve öldürüldüler. Elbette, ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından (içlerinden) ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu mükâfat, (zatım olan) Allah tarafındandır. Allah ise, sevabın (ödülün) en güzeli katında olandır.”*
(*) Ayette; dualara icabet eden Allah “çalışan hiçbir kimsenin yaptığını boşa çıkarmayacağım” ifadesiyle kuru bir duaya değil, çalıştıktan ve gerekeni yaptıktan sonra dua etmeye vurgu yapıyor. Kötülüklerin örtülmesi ve günahların silinmesi için hicret edenlerin gayretini, samimiyetini, fedakârlığını ve kahramanlığını örnek veriyor. Yani bu dünyanın gelip geçici zevkleri için değil, ahiretin sonsuz ve sınırsız nimetlerini kazanmak için daima iyiliğe, güzelliğe yönlendirecek faaliyetlerin olmasını, her türlü zulmü, haksızlığı, kötülüğü, fitneyi ortadan kaldıracak çalışmaların bulunmasını istiyor. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Rableri onların dualarına cevap vermiş “Elbette ki ben, sizden gerek erkek olsun gerekse kadın olsun, doğru işleri yapanların yaptıklarını zayi etmem, sizin bir kısmınız bir kısmınızdansınız.[3] Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, Allah yolunda eziyet çekenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin, yaptıkları kötülüklerin tümünün üzerini örteceğim ve Allah’ın katında yaptıklarının karşılığı olarak, onları altlarından ırmaklar akan güzel bahçelere (cennetlere) koyacağım. O Allah ki, en güzel karşılıklar O nun yanındadır.
[3] Bir bütünün parçaları olmak için aynı özelliklere sahip olmak gerekir. Yukarıdaki ayet’in kastettiği inanıyorsanız, inananlar bir gurup, inkar edenler bir gurup, münafıklar bir gurup vs…  
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Çalapları da onların yalvarısını onadı. Buyurdu: "Gerçekten ben erkek olsun kadın olsun, kadın olsun, ki hepiniz birbirinizden üremişsinizdir, iyilik işleyen hiçbirinizin işlediği iyiliği boşa çıkarmıyacağım. İşte o kimseler ki göçtüler, yurtlarından çıkarıldılar, Benim uğrumda acı çektiler, Benim uğrumda vuruştular, Öldüler, ne de olsa Ben onların bütün kötülüklerini örterim. Onları içinden ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bu karşılık Allah’ın katındandır. Karşılıkların en güzeli de Allah’ın katındakidir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Rabbileri onların dualarını kabul buyurdu: Erkek olsun, kadın olsun amel eden hiçbir kimsenin amelini heba etmeyeceğim. Siz birbirinizden peyda oldunuz [¹], Artık hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, benim yolumda eza görenler; vuruşanlar ve cihatta katlolunanlar yok mu * Allah yanından bir sevap olmak üzere onların kötülüklerini ört bas edeceğim, onları altlarında ırmaklar akar uçmaklara sokacağım. Güzel sevap [²] Allah yanındadır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri onlara şöyle cevap verir: “Elbette Ben, sizden erkek olsun dişi olsun, hiçbir çalışanın emeğini zayi etmem. Çünkü hepiniz birbirinizdensiniz. Göç/ hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, Ben’im yolumda işkence/eziyet görenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin elbette kötülüklerini/günahlarını örterim ve elbette Allah katından bir karşılık olarak onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Zira karşılıkların en güzeli Allah katında olanıdır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Rableri onlara (dualarını kabul ederek şöyle) cevap verdi: “Birbirinizden meydana gelen sizlerden erkek olsun, kadın olsun, iş yapanın işini asla boşa çıkarmam. Hicret edenlerin, memleketlerinden çıkarılanların, yolumda ezaya uğratılanların, savaşan ve öldürülenlerin günahlarını elbette örteceğim. Hiç şüphesiz onları, Allah katından bir ödül olarak altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Ödüllerin en güzeli şüphesiz Allah katındadır.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Rab’leri de duâlarını kabul ederek onlara şöyle cevap verdi: “Elbette Ben, gerek erkek, gerek kadın olsun, içinizden Benim yolumda çaba harcayan hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım. İlâhî adâlet karşısında her insan, ancak göstermiş olduğu gayret oranında ceza veya mükâfât alacak ve kadın-erkek, efendi-köle, siyah-beyaz, zengin-fakir ayrımı yapılmayacaktır. Çünkü toplumsal statüleriniz ne kadar farklı olursa olsun, hepiniz birbirinizin neslinden türeyen, eşit hak ve sorumluluklara sahip kimselersiniz.İşte, Müslümanca bir hayatın önünde engel olan her şeyi; gerektiğinde içinde yaşadığı toplumu, ülkeyi, aileyi, çevreyi, arkadaş ortamını, alışkanlıkları, hayat tarzını... terk ederek, İslâm’ı özgürce yaşayabileceği yepyeni bir ortama geçiş yapanlar, yani Allah yolunda İslâm diyarına hicret edenler, zalimler tarafından mallarına-mülklerine el konulup yurtlarından çıkarılanlar, Benim yolumda işkence ve eziyetlere uğrayanlar, yeryüzünde ilâhî adâleti egemen kılmak için savaşan ve bu uğurda şehit düşenler var ya; işte Ben, böyle fedâkâr müminlerden oluşan bir toplumu dâimâ iyiliğe, güzelliğe yönlendirecek, böylece, bireysel ve toplumsal hayatlarında her türlü zulmü, haksızlığı, kötülüğü yok ederek onların günahlarını sileceğim ve tarafımdan bir ödül olarak, onları âhirette, içinde ırmaklar çağıldayan cennet bahçelerine yerleştireceğim.Öyleyse, bu dünyanın gelip geçici zevkleri için değil, âhiretin sonsuz nîmetlerini kazanmak için çalışın. Çünkü ödüllerin en güzeli, Allah katında olandır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara rabb’leri karşılık verdi: “Ben, erkek veya kadından, sizden bir çalışanın çalışmasını boşa çıkarmam. Siz birbirinizdensiniz. Hicret etmiş, yurtlarından çıkarılmış, benim yolumda eziyet edilmiş, savaşmış ve öldürülmüş olanların kötülüklerini örterim. Onları, altından Irmaklar akan cennetlere girdiririm. Allah katından bir sevâp olarak! Allah ki O’nun katında Sevâb’ın / Yatırım’ın güzeli vardır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Rab’lerinin ise onlara cevabı kesindir: " Ben, emek sarf eden hiçbir emekçinin emeğini zayi etmem. Kadın erkek fark etmez, ha siz ha onlar. " Ben, yurtlarından çıkarıldığı için göç etmek zorunda kalanların, benim için çile çekenlerin, savaşırken öldürülenlerin geçmiş suçlarını silip hepsini, içinde derelerin çağladığı bahçelere alacağım. Allah'tan bir karşılık olmak üzere. Çünkü en güzel karşılığı sadece Allah verir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Rabbin onlara şu karşılığı verdi: "Erkek olsun kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın yaptığını zayi etmeyeceğim! Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve savaşta öldürülenlerin gizli kalmış günahlarını örteceğim! Allah katından bir mükâfat olmak üzere onları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacağım! Mükâfatın en güzeli Allah katındadır."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri, onlar(ın duaların)a şöyle cevap verdi: “Şüphesiz ki ben erkek olsun kadın olsun, içinizden çalışıp bir iş (fedakârlık) yapan kimsenin yaptığını ziyan etmeyeceğim. [*] (Çünkü) hepiniz birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, benim yolumda eziyete uğratılanlar, savaşanlar ve öldürülenler (var ya), şüphesiz ki ben de onların kötülüklerini örteceğim ve onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım.” (Bu ödül), Allah tarafından bir sevap olarak (verilecektir). Karşılıkların güzeli yalnızca Allah katında olandır.
Yüce Allah erkek olsun kadın olsun, iyilik ve fedakârlık yapanların yapıp ettiklerini ziyan etmeyeceğini bildirmektedir ki bu anlamda Âl-i İmrân 3:171 ve Bakara 2:143’te müminlerin ecrini ziyan etmeyeceği ifadesi yer almaktadır. Yüce Allah yorumunu yapmakta olduğumuz cümlede kadın veya erkek müminlerin, ayrıca ıslah sahibi insanların ve muhsinlerin de ödüllerini ziyan etmeyeceğini belirtmekte, böylece ihsan sahibi insanların yaptığı fedakârlıkların hiçbir şekilde boşa gitmeyeceği mesajını da vermektedir. “Erkek” veya “kadın” ikilisine dair Nisâ 4:124 ve Nahl 16:97 gibi ayetlerde, ayrıca Ahzâb 33:35’te erkeklere ve kadınlara ait özel kalıpların kullanılmasının nedeni, vahyin “cinsiyet” değil de “şahsiyet” merkezli bir sunum yapmasıdır. Benzer mesajlar: Nisâ 4:123-124; Nahl 16:97; İsrâ 17:9; Kehf 18:2; Tâhâ 20:75, 112.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bunun üzerine Rableri, onlara: “Ben, ister erkek olsun, ister kadın olsun, sizden çalışan hiç kimsenin emeğini boşa çıkarmam. Çünkü sizin birbirinizden farkınız yoktur.¹ Hicret² edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, Benim yolumda eziyet çekenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin günâhlarını kesinlikle örtecek ve onları, kendilerine Allah tarafından verilmiş bir mükâfat olarak zemîninden ırmaklar akan Cennetlere koyacağım. Zîrâ mükâfatın en güzeli, yalnız Allah katındadır.” diye cevap verdi.
1 Yani, “kulluk yönüyle hepiniz insansınız ve Ben, herkesi birbirine eşit tutarım. Erkekler, unutmasınlar ki kadınlar da kendileri gibi insandır. Ben kadın-erkek arasında hiçbir ayırım yapmam.” Bu âyet, Ümmü Seleme (r.a)’nın Peygamberimize: “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben, Allah’ın kadınların hicreti hakkında söylediği bir şey, duymadım.” demesi üzerine indirilmiştir. (Tirmîzî)2 Hicret: Bir yerden başka bir yere göç etmek demektir. İslam Tarihinde Peygamber (s.a.v) ve ashabının İslâm Devletini kurmak üzere Mekke’den Medine’ye göç etmeleridir. Efendimiz (s.a.v) Mekke’de tebliğini sürdürürken Kureyşliler de inkârlarında diretiyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v) tebliğini Mekke’nin dışına taşırmak istiyordu. Bu nedenle Taif’e gitti. Tâifliler de Kureyşliler gibi inkârcılıkta direndiler ve Peygamberimizi taşa tuttular. Peygamberimiz (s.a.v) daha sonra özellikle hacc mevsiminde Mekke dışından gelenlerle görüşüyor ve onlara İslâm’ı anlatıyordu. Peygamberimiz (s.a.v) bir gün Akâbe mevkiinde Medineli altı kişi ile karşılaştı. Onlara Kur’ân okudu ve İslâm’a davet etti. Medineliler, Yahûdilerin geleceğini bildikleri ve kendisiyle bizi korkuttukları peygamber bu olmasın dediler. Yahûdilerden önce Müslüman olmanın gereğine inanıp Müslüman oldular. Akabe’de Müslüman olan Medineliler memleketlerine gittiklerinde bu durumu yakınlarına aktardıktan bir yıl sonra, on iki kişilik bir topluluk Hacc için Mekke’ye geldi. Bunlar Peygamberimiz (s.a.v)’le görüştüler ve “hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocukları öldürmemek, iftira etmemek, Allah ve Rasûlüne muhalefette bulunmamak” hususunda Peygamberimiz (s.a.v)’e bey’at ettiler. Peygamberliğin on üçüncü yılında Medineli Müslümanlardan yetmiş iki kişilik bir grup hacc için Mekke’ye geldiler. Peygamber (s.a.v) amcası Abbas’la birlikte Akabe’ye geldi. Medineli Müslümanlar: “Allah’tan getirdiklerine bilerek ve inanarak sana bey’at ediyoruz. Biz, Rabbimize bey’at ediyoruz. Allah’ın kudret eli ellerimizin üzerindedir. Kendimizi, oğullarımızı, kadınlarımızı koruduğumuz şeylerden seni de koruyacağız. Eğer bu ahdimizi bozarsak, Allah’ın ahdini bozan, bedbaht insanlar olalım. Ey Allah’ın Rasûlü! Biz ahdimizde sadığız” dediler. Bir müddet sonra Peygamberimiz (s.a.v) Müslümanların Medine’ye hicret etmelerine izin verdi. Hz. Ömer, sonra Hz. Hamza ve diğer Müslümanlar Medine’ye hicret etmeye başladılar. Kureyşliler, Müslümanların Medine’de tutunduklarını görünce telaşa düştüler. Peygamberimizin hicretine engel olabilmek için Dar’ün-Nedve adı verilen meclis binasında toplandılar. Ebu Cehil’in teklifi üzere Peygamberimiz (s.a.v)’i öldürmeye karar verdiler. Onlar bu tip hileler düşünürlerken Peygamberimiz (s.a.v) Hz. Ebû Bekir’in evine vardı. Allah’ın kendilerine hicret iznini verdiğini bildirdi. Rasûlullah (s.a.v) Hz. Ebu Bekir’le birlikte Sevr Dağına doğru yol alıp Hıra Mağarasına gizlendiler. Peygamber (s.a.v) ile Hz. Ebu Bekir bu mağarada üç gün kaldılar. Yol Kılavuzu Uraykıt Peygamberimiz ve Hz. Ebubekir’in bineceği develeri getirdi. Peygamberimiz devenin ücretini Ebu Bekir’e ödeyerek yola koyuldular. Yolculukta geceleri yol alıyor, gündüzleri gizleniyorlardı. Peygamberimiz (s.a.v)’in Mekke’den çıktığını duyan Medine’deki Müslümanlar yolları gözlüyorlardı. Medineliler yollara dökülüp Peygamberimizi karşıladılar. Peygamberimiz (s.a.v) Kuba’da bir müddet kaldı ve Kuba Mescidi’ni inşa ettirdi. Hz. Ali de Kuba’da Rasûlulah (s.a.v)’e yetişti. Peygamberimiz (s.a.v) bir kaç gün sonra Medine’ye hareket etti. Hz. Peygamber (s.a.v)’in Medine’ye gelişi Medineli mü’minleri büyük bir sevince boğdu. Rasûlullah (s.a.v) Medine’ye varınca mü’minlerin her biri onu kendi evinde ağırlamak istediler. Peygamberimiz (s.a.v) bir süre Ebu Eyyub el-Ensari’nin evinde misafir olarak kaldı. Daha sonra Peygamberimiz (s.a.v)’e bir ev ve mescid inşa edildi. Hicret, Müslümanların tarihlerinin başlangıcı kabul edildi. İslâm’da hiç bir şey putlaştırılamaz, isterse, bu içinde doğup büyüdüğümüz, yakınlarımızın, malımızın, ticaretimizin, acı tatlı her türlü hatıralarımızın bulunduğu yer olsun. Müslüman nerede inancını yaşayabiliyorsa, vatanı orasıdır. Kişinin bulunduğu memlekette, Allah’a ibadet etmek kolay olmaz; dinini açığa vurmakta zorluklarla karşılaşır, daralırsa, orada bağlanıp kalmamalı, ibadetlerini serbest yapabileceği yere gitmelidir. Hicret edip o darlıktan genişliğe çıkmak için ne gerekiyorsa yapmak ve Allah’a kulluk etmek mü’minin prensibi olmalıdır. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ve Rableri onların dualarını şöyle cevaplar: “İster erkek, ister kadın olsun, [Benim yolumda] çaba gösterenlerden hiç kimsenin çabasını boşa çıkarmayacağım: [çünkü] hepiniz birbirinizin soyundan gelirsiniz. ¹⁵⁰ Zulüm ve kötülük diyarından kaçanlara, ¹⁵¹ yurtlarından sürülenlere, Benim yolumda eziyet çekenlere ve [bu yolda] savaşıp öldürülenlere gelince; onların kötülüklerini mutlaka sileceğim ve onları, Allah’tan bir mükafat olarak, içinden ırmaklar akan hasbahçelere sokacağım: Zira mükafatların en güzeli, Allah katında olanıdır.”
150 Yani, “siz hepiniz, tek ve aynı insan ırkının mensuplarısınız ve bu yüzden birbirinize eşitsiniz”.151 Bkz. sure 2, not 203 ve sure 4, not 124.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah da onların duasına şöyle karşılık verdi: “Ben, sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın çalışmasını zayi etmeyeceğim. Benim yolumda eziyet edilenler, yurtlarından çıkarılanlar, hicret edenler, savaşanlar ve öldürülenlerin, kesinlikle kusurlarını yok sayıp affedeceğim ve onları tabanından ırmakların çağladığı cennetlere koyacağım. Allah katından bir ödül olarak... Zira ödüllerin en güzeli Allah katındandır.” 2/186, 40/60
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Rableri de onların dualarına şöyle icâbet etti: “Erkek olsun kadın olsun, -ki zaten hepiniz mükellef olarak birbirinize eşitsiniz[⁷⁰⁸]- emek veren hiç kimsenin emeğini zayi etmeyeceğim. Kötülükten ve kötülük diyarından hicret edenlere, yurtlarından sürülenlere, yolumda eziyet çekenlere, savaşanlara ve öldürülenlere gelince: Onların günahlarını mutlaka örteceğim ve elbet onları Allah’tan bir ödül olarak zemininden ırmaklar akan cennetlere sokacağım;[⁷⁰⁹] zira ödüllerin en güzeli Allah katındadır.”
[708] Ba‘dukum min ba‘d deyimsel ifadesinin en ikna edici açılımı bizce budur. [709] Cennet, amellerin bedeli değil Kerîm olan Allah’ın ödülüdür.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Rableri de onların niyazım kabul eder ve: "Birbirinizden meydana gelen sizlerden, erkek olsun kadın olsun (hayırlı) bir iş yapanın amelini elbette boşa çıkarmam, onlar ki, hicret ettiler yurtlarından oldular, benim yolumda işkenceye, hakarete, zarara uğradılar, savaştılar ve canlarım verdiler. Andolsun ki, ben onların suçlarını örteceğim ve onları (ağaçlarının) altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Bu güzel mükafat ise Allah katındandır." Buyurur.
Osman Fırat
swap_vert close
Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda eziyet görenler, savaşanlar ve öldürülenlerin de andolsun, günahlarını elbette örteceğim. Allah katından bir mükâfat olmak üzere, onları altından ırmaklar akan cennetlere koyacağım. Mükâfatın en güzeli Allah katındadır. ?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık Rabb-i Kerîmleri onlara şöyle icabet etti ki: «Ben sizden gerek erkek ve gerek kadın, bir amel edenin amelini zâyi kılmam. Bazınız bazınızdansınız. İmdi hicret etmiş olanlar ve yurtlarından çıkarılmış bulunanlar ve Benim yolumda eziyete uğrayanlar ve savaşta bulunan ve öldürülenler yok mu, elbette Allah indinde bir sevap olmak üzere onların suçlarını örteceğim ve elbette onları altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım!. Ve güzel mükâfaat ise Allah Teâlâ nezdindedir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onların Rabbi de dualarına şöyle icabet buyurdu: “Sizden gerek erkek, gerek kadın, hayır işleyen hiçbir kimsenin çalışmasını zayi etmem. Çünkü siz birbirinizdensiniz, birbirinizden farkınız yoktur. Benim rızam için hicret edenlerin, vatanlarından sürülenlerin, Benim yolumda işkenceye, zarara uğrayanların, Benim yolumda savaşanların ve öldürülenlerin, Elbette kusurlarını örtecek ve elbette onları Allah tarafından mükâfat olarak içinden ırmaklar akan cenetlere yerleştireceğim. En güzel ödüller Allah'ın yanındadır. [2, 186; 60, 1; 85, 8]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Rableri onlara karşılık verdi: "Ben, sizden erkek kadın, hiçbir çalışanın işini zayi etmeyeceğim. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkence edilenler, vuruşanlar ve öldürülenler... Elbette onların kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Yaptıklarına), Allah katından bir karşılık olarak (onlara bu ni'metleri vereceğim). Karşılıkların en güzeli Allah katındadır."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların bu du'âlarına rableri icâbet buyurdı. Ve sizden gerek erkek ve gerek kadın bana itâ'at iden ve sâlih ameller işleyen her birinizin ecrini ve mükâfâtını zâyi' itmem. Ba'zınız ba'zınızdansınız (dîn ve kardaşlık husûsunda cümleniz bir müsâvîsiniz) Şunlar ki hicret itdiler ve diyârlarından çıkarıldılar ve benim yolumda dûçâr-ı ezâ ve cefâ oldılar, kıtâl idüb katl olundılar, onların günâhlarını bağışlarım. Ve onları ağaçları altından nehirler akan cennete koyarım didi. Bu, ('afv ve cennet) onlar içün Allâh tarafından mahz-ı sevâb ve in'âmdır. Allâh Te'âlâ 'indinde sevâb ve in'âmın en güzel ve en iyisi vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Rableri, dualarını kabul etti ve dedi ki: "Erkek olsun, kadın olsun, sizden kim iyi bir çaba gösterirse çabasını boşa çıkarmam. Biriniz diğerindensiniz[1]. Hele hicret[2] eden, yurdundan çıkarılanlar, yolumda eziyet gören, savaşan ve öldürülenler var ya; onların da hatalarını örter, katımdan bir ödül olarak içinden ırmaklar akan bahçelere sokarım." Güzel karşılık Allah katındadır.
[1] Her erkek bir kadının oğlu, her kadın bir erkeğin kızıdır. "Erkek olsun,kadın olsun, sizden kim iyi bir çaba gösterirse çabasını boşa çıkarmam."(Al-i İmran 3/195) Kur'an'da cinsiyet ayrımcılığı yoktur. Kur'an'ın erkek ve kadınlara has yaptığı düzenlemeler fıtrattan ve Allah'ın yaratılışa koyduğu ölçüden kaynaklanır. Bkz (Nisa 4/34). [2] Hicret: Göç etmek  
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah da onların duasına karşılık verdi:-Ben, sizden erkek veya kadın hiç bir çalışanın amelini zayi etmem, siz birbirinizdensiniz. Hicret edenler, memleketlerinden çıkarılanlar, benim yolumda işkence edilenler, savaşan ve öldürülenlerin, elbette günahlarını örteceğim ve onları alt taraflarından ırmakların aktığı cennetlere girdireceğim. Allah katından bir mükafat olarak... Mükafatın en güzeli Allah katındandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Rableri de onlara şu cevabı verdi: Erkek olsun, kadın olsun, sizden iyi bir iş yapanın emeğini Ben asla boşa çıkarmam. Siz zaten birbirinizdensiniz. Hicret eden, yurdundan çıkarılan, Benim yolumda eziyete uğrayan, savaşan ve can veren kimselerin Ben kötülüklerini örtecek ve onları altlarından ırmaklar akan Cennetlere yerleştireceğim. Bu Allah katından bir ödüldür. Ödülün en güzeli de Allah katındadır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Rableri onlara cevap verdi: "Ben sizden, erkek-kadın hiçbir çalışanın ürettiğini boşa çıkarmayacağım. Hep birbirinizdensiniz. Göç edenler, yurtlarından çıkarılanlar, yolumda işkenceye uğratılanlar, çarpışıp da öldürülenler var ya, onların kötülüklerini yemin olsun örteceğim. Ve yemin olsun ki onları, Allah katından bir karşılık olarak, altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım." Allah katındandır karşılıkların en güzeli.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes uy virdi anlara anlaruñ çalabı’sı “bayıķ ben żāyı eylemezin işleyicinüñ işini sizden, irkek yā dişi bir niceñüz bir niceden. pes anlar kim gittiler yirlerinden; daħı çıķarınıldılar illerinden daħı incidinildiler yolumda daħı çalışdılar daħı depelendiler 'afv eyleyem anlardan yavuz işlerin daħı givürem anları uçmaķlara kim aķar altından ırmaķlar. yanud virmek Tañrı ķatından.” Daħı Tañrı ķatındadur yanud virmek görki.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ḳabūl eyledi Tañrı Ta‘ālā du‘ālarını ve eyitdi ki ben yitirmezin kimse‐nüñ ‘amelini sizden, irkekden ve dişiden, biri birüñüzden. Pes ol kişiler kihicret eylediler ve çıḳdılar iḳlimlerinden. İnçindiler benüm yolumda,daḫı ṣavaşdılar ġazālıḳda ve öldürüldiler. Giderür‐men anlar üstindenyazuḳlarını, givürür‐men anları uçmaḳlar içine ki aḳar aġaçları altından ırmaḳlar, ẟevāblarıdur Tañrı Ta‘ālādan. Daḫı Tañrı ḳatında vardur yaḫşı‐raġı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Rəbbi də onların dualarını qəbul edərək cavab verdi: “İstər kişi, istərsə də qadın olsun, Mən heç birinizin əməlini puça çıxarmaram. Siz (hamınız) bir-birinizdənsiniz (dində kişi, qadın eynidir). Hicrət edənlərin (Məkkədən Mədinəyə öz dinini qorumaq məqsədilə köçənlərin), öz yurdlarından çıxarılanların, Mənim yolumda əziyyətə düçar olanların, vuruşanların və öldürülənlərin günahlarının üstünü Allahdan bir mükafat olaraq, əlbəttə, örtəcək və onları (ağacları) altından çaylar axan cənnətlərə daxil edəcəyəm. Ən yaxşı mükafat Allah yanındadır!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And their Lord hath heard them (and He saith): Lo! I suffer not the work of any worker, male or female, to be lost. Ye proceed one from another. So those who fled and were driven forth from their homes and suffered damage for My cause, and fought and were slain, verity I shall remit their evil deeds from them and verily I shall bring them into Gardens underneath which rivers flow. A reward from Allah. And with Allah is the fairest of rewards.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And their Lord hath accepted of them, and answered them: "Never will I suffer to be lost the work of any of you, be he male or female: Ye are members, one of another:(500) Those who have left their homes, or been driven out therefrom, or suffered harm in My Cause, or fought or been slain,- verily, I will blot out from them their iniquities, and admit them into Gardens with rivers flowing beneath;- A reward from the Presence(501) of Allah, and from His presence is the best of rewards."
500 In Islam the equal status of the sexes is not only recognised but insisted on. If sex distinction, which is a distinction in nature, does not count in spiritual matters, still less of course would count artificial distinctions, such as rank, wealth, position, race, colour, birth, etc. 501 Here, and in 3:198, 4:175, and in many places elsewhere, stress is laid on the fact that whatever gift, or reward, or bliss will come to the righteous, its chief merit will be that it proceeds from the Presence of Allah Himself. "Nearness to Allah" expresses it better than any other symbol.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاسْتَجَابَ
bunun üzerine icabet etti
لَهُمْ
onlara
رَبُّهُمْ
Rabbleri
اَنّ۪ي
muhak- kak Ben
لَٓا اُض۪يعُ
zayi etmem
عَمَلَ
amelini
عَامِلٍ
çalışanın
مِنْكُمْ
sizden
مِنْ ذَكَرٍ
erkekten
اَوْ
ve- ya
اُنْثٰىۚ
kadından
بَعْضُكُمْ
bazınız
مِنْ بَعْضٍۚ
bazısındandır
فَالَّذ۪ينَ
işte onlar ki
هَاجَرُوا
hicret ettiler
وَاُخْرِجُوا
ve çıkarıldılar
مِنْ دِيَارِهِمْ
yurtlarından
وَاُو۫ذُوا
ve eziyet gördüler
ف۪ي سَب۪يل۪ي
yolumda
وَقَاتَلُوا
ve savaştılar
وَقُتِلُوا
ve öldürül- düler
لَاُكَفِّرَنَّ
elbette örteceğim
عَنْهُمْ
onlardan
سَيِّـَٔاتِهِمْ
kötülüklerini
وَلَاُدْخِلَنَّهُمْ
ve elbette onları sokacağım
جَنَّاتٍ
cennet- lere ki
تَجْر۪ي
akar
مِنْ تَحْتِهَا
altlarından
الْاَنْهَارُۚ
ırmaklar
ثَوَاباً
bir mükâ- fat olarak
مِنْ عِنْدِ
katından
اللّٰهِۜ
Allah
وَاللّٰهُ
ve Allah ki
عِنْدَهُ
O'nun ka- tındadır
حُسْنُ
en güzeli
الثَّوَابِ
sevabın
Bunun üzerine Rabbleri, onlar(ın duaların)a icabet etti (ve şöyle buyurdu), "muhakkak ki Ben, erkek olsun kadın olsun içinizden (Benim yolumda) çalışan (hiç kimsen)in amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz. Hicret edenlerin, yurtlarından çıkarılanların, yolumda eziyet görenlerin, savaşanların ve öldürülenlerin de andolsun ki kötülüklerini (kıyamet günü) onlardan örteceğim ve Allah katından bir mükâfat olarak onları altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım; çünkü sevabın (ve mükâfatın) en güzeli Allah katındadır."
اِسْتَجَابَ
Fiil-X
ج و ب
İcabet etti, cevap verdi, kabul oldu
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَضَاعَ
Fiil-IV
ض ي ع
Zayi etti
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
عَامِل
Etken fiil
ع م ل
Çalışan, yapıcı, yapan, memur, amel işleyen, iş yapan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذَكَر
İsim
ذ ك ر
Erkek
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
اُنْثٰى
İsim
ا ن ث
Kadın, kız, dişi
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْض
İsim
ب ع ض
Bazı, bir kısmı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هَاجَرَ
Fiil-III
ه ج ر
Hicret etti
اَخْرَجَ
Fiil-IV
خ ر ج
Çıkardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دَارٌ
İsim
د و ر
Yurt, ev
اٰذَى
Fiil-IV
ا ذ ي
Eziyet gördü, eziyet etti, incitti, üzdü
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَبِيل
İsim
س ب ل
Yol
قَاتَلَ
Fiil-III
ق ت ل
Savaştı, öldürdü, kahretti
قَتَلَ
Fiil-I
ق ت ل
Öldürdü, kahrolsun, kahrolası
كَفَّرَ
Fiil-II
ك ف ر
Örttü
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سَيِّـَٔات
İsim
س و ا
Kötülükler, günahlar, kötü işler
اَدْخَلَ
Fiil-IV
د خ ل
Soktu, dâhil etti, koydu, girdirdi, kattı
جَنَّة
İsim
ج ن ن
Cennet, bahçe, bağ (üzüm bağı gibi)
جَرَي
Fiil-I
ج ر ي
Aktı, akıp gitti, alıp götürdü
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تَحْت
İsim
ت ح ت
Altında
نَهَر
İsim
ن ه ر
Irmak, nehir
ثَوَاب
İsim
ث و ب
Sevap, mükâfat, karşılık
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عِنْدَ
İsim
ع ن د
Katında, yanında, huzurunda, tarafında
حُسْن
İsim
ح س ن
Güzellik
ثَوَاب
İsim
ث و ب
Sevap, mükâfat, karşılık