close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 172. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne-stecâbû li(A)llâhi ve-rrasûli min ba’di mâ esâbehumu-lkarh(u)(c) lilleżîne ahsenû minhum vettekav ecrun ‘azîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Yaralandıktan sonra bile Allah'ın ve Peygamberin davetine icabet edenlere, hele onların içinden iyiliklerde bulunup sakınanlara pek büyük bir ecir var.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Kendilerine (Hakk dinlerinde ve davalarında dik durmalarından dolayı çeşitli sıkıntılar ve) yaralar dokunduktan sonra (bile), Allah ve Elçisinin (cihad) çağrısına icabet edip (hizmete koşanlar), onlardan ihsan (ve ikramda bulunup davaları için harcayanlar) ve (her türlü kötülük ve kirlenmeden) sakınanlar için büyük bir ecir vardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Yaralandıktan sonra yine Allah'ın ve elçisinin çağrısına uyup gönül verenleri, hele onlardan iyilik edenleri ve yolunu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışanları çok büyük bir karşılık vardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Mü'minler, sıkıntıya uğradıktan, bir takım kayıplara maruz kalıp, yara aldıktan sonra da, Allah'ın ve Rasulünün davetine icabet edenler, emirlerini yerine getirenlerdir. Özellikle bunların içlerinden iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, yararlı hizmetler yapan müslüman askerî erkân, idareciler, müslümanlar ve Allah'a sığınıp, emirlerine yapışarak günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minler için büyük mükâfatlar vardır.
Ahmet Varol
swap_vert close
Kendilerine yara dokunduktan sonra Allah'ın ve Peygamberin çağrısına icabet edenlere, (özellikle) içlerinden iyilikte bulunan ve kötülüklerden sakınanlara büyük ecir vardır.
172-173.Taberani`nin Abdullah bin Abbas (r.a.)`tan rivayet ettiğine göre müşrikler Uhud`dan dönünce Hz. Muhammed (a.s.)`i öldüremediklerini ve Müslümanları kesin bir yenilgiye uğratamadıklarını anladılar ve geri dönüp Medine`ye ani bir saldırı yapmayı tasarladılar. Ancak buna cesaret edemediler. Öte yandan Resulullah (a.s.) müşriklerin geri dönüp ikinci bir saldırı teşebbüsünde bulunabileceklerini düşünerek Müslümanları müşrikleri takib etmek için kendisine uymaya çağırdı. Bu arada bazı kimseler: "İnsanlar size karşı toplandılar, onlardan korkun" diyerek Müslümanları korkutmaya çalışıyorlardı. Ama inançları sağlam Müslümanlar bunlardan etkilenmeyip müşriklerin arkasından gittiler ve Hamra`u`l-Esed`e veya Atebe kuyusuna kadar ulaştılar. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi. Bu ayeti kerimenin iniş sebebi hakkında daha başka rivayetler de bulunmaktadır.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve elçisinin çağrısına icabet edenler, içlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Yaralandıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına koşanlar ve hele onlardan iyilik edip fenalıktan sakınanlar için çok büyük bir mükâfat vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar ki yara aldıktan sonra da Allah’a ve elçisine icabet ettiler. Onlardan (ibadetlerle) iyilik yapanlar, (günahlardan sakınmakla) özünü koruyanlar için büyük bir mükâfat vardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar, özellikle bunların içinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük ödül vardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Yara aldıktan sonra, Allah ile peygamberin çağrısına koşanlar, içlerinden iylik edenlere, sakınçlı olanlara büyük sevap verilir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O inananlar ki, savaşta yara aldıktan sonra bile (müşrikleri kovalayıp geri püskürtmek için) Allah'ın ve Resul'ün çağrısına uydular. Onlar içinden iyilik yapıp erdemli davrananlara büyük bir ödül vardır.
Bkz. 3/166  
Cemil Said
swap_vert close
Uhud gazâsından sonra Allâh’a ve peygamberine itâ’at idenler ve hasenâtda bulunanlar ve Allâh’dan korkanlar azîm mükâfâta nâil olacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Kendileri savaşta yara aldıktan sonra Allah ve Peygamberin çağrısına koşanlara, hele onlardan iyilik edip sakınanlara büyük ecir vardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberinin davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Bunca yara aldıktan sonra yine Allah’ın ve peygamberin çağrısına koşanlar var ya işte onlardan bu güzel davranışta bulunan ve karşı gelmekten sakınanlar için de büyük mükâfat vardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Yara aldıktan sonra yine Allah'ın ve Peygamber'in çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve takvâ sahibi olanlar için pek büyük bir mükâfat vardır.
Edip Yüksel
swap_vert close
O inananlar ki, savaşta yara aldıktan sonra bile ALLAH'ın ve elçisinin çağrısına uydular. İyilik yapıp erdemli davrananları için büyük bir ödül var.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Kendilerine yara dokunduktan sonra da Allah ve Peygamberi'nin davetine uydular. Hele onlardan iyilik edenlere ve gereğince Allah'tan korkanlara büyük bir mükafat vardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
hele o, kendilerine yara değdikten sonra Allahın ve Peygamberin emrine icabet eyleyenler: mü'minler içinden bilhassa böyle ihsan ve ittika edenler için pek büyük bir ecir var
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar ki yara aldıktan sonra (bile müşrikleri kovalayıp geri püskürtmek için) Allah ve Resûlü’nün çağrısına uyanlardır. İçlerinden iyilik yapanlar ve Allah’ın emirlerine uygun yaşayıp, günahtan sakınanlar için çok büyük bir mükâfat vardır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Yaralanmalarına rağmen, Allah ve Resûl'ünün davetine uyanlar, iyilik yapanlar ve Allah için takvalı olanlar için çok değerli bir karşılık vardır.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Kendilerine yara isaabet etdikden sonra yine Allah'ın ve Peygamberin dâ'vetine icabet edenler, (hele) içlerinden iyilik yapanlar ve (fenâlıkdan) sakınanlar için pek büyük mükâfat vardır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Uhud'da) kendilerine yara isâbet ettikten sonra Allah ve Resûlünün (cihad)da'vetine icâbet edenler var ya, işte onlardan iyilik eden ve (günahlardan) sakınanlar için pek büyük bir mükâfât vardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar ki, (meşru müdafaa savaşında) yara aldıktan sonra bile Allah’ın ve elçisinin çağrısına uydular. (Özellikle) bunların içlerinden iyilik yapıp (kötülüklerden) sakınanlar (erdemli davrananlar) için büyük bir ödül vardır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendilerine savaşta isabet eden yaralardan sonra Allah’ın ve Elçinin çağrılarına icabet edenlere, onlardan iyilik yapmaya devam edenlere ve Allah’dan sakınanlara büyük mükâfatlar var.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki yara aldıktan sonra da Allah’ın elçilerinin çağrısına uydular, içlerinden böyle iyilik edenler sakınanlar için pek büyük karşılık vardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar ki canları yandıktan sonra Allah/a, peygambere dâvette icabet ettiler. Onlardan iyilik işleyenler ile nehyinden sakınanlar hakkında büyük mükâfat vardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
O inananlar ki, musibete uğradıkları/yaralandıkları hâlde Allah ve elçinin çağrısına icabet ettiler/uydular⁴². Onlardan güzel davrananlar ve sorumluluk bilincini taşıyanlar için çok büyük bir ecir vardır.
42 Hz. Peygamber’in çağrısı, Uhud Savaşı’ndan sonra Mekkelileri takip emridir.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar ki kendilerine yara isabet ettikten sonra, Allah ve Resulü'nün çağrısına icabet ettiler. İçlerinden iyilik yapanlar ve sakınanlar için büyük bir ecir vardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
O inananlar ki, Uhud savaşında ağır bir yara almış olmalarına rağmen,yaralarından akan kan henüz kurumadan, Allah’ın ve Peygamberin çağrısına kulak verip düşmanı takibe yöneldiler. Onlardan, güzel davranış gösteren ve fenâlıklardan titizlikle sakınıp korunanlara, Rableri katında büyük bir ödül vardır!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Kendilerine Yara isabet ettikten sonra Allah’a ve Rasûl’e icabet etmiş olanlara gelince; onlardan iyilik etmiş ve sakınıp korunmuş olanlar için çok büyük bir ödül vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Savaşta aldıkları ağır yaralara rağmen, bir yandan Allah ve resulünün çağrısına koşarken, bir yandan güzel davranışlar sergileyen sağlamcılara muhteşem ödüller var.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlar yara aldıktan sonra Allah ve Resulünün davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük mükâfat vardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yara aldıktan sonra yine de Allah’ın ve Elçi’nin çağrısına uyanlar (özellikle) bunların içlerinden iyilik yapanlar ve [takvâ]lı (duyarlı) olanlar için büyük bir ödül vardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
171,172. Onlar, (ayrıca) Allah’tan bir nîmet ve bir lütuf olarak Allah’ın; yaralandıktan sonra Allah ve Peygamberin davetine uyan mü’minlerin, (yaptıklarının) karşılığını kesinlikle boşa çıkarmayacağını ve onlardan Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere ve Allah’tan hakkıyla sakınanlara büyük bir mükâfatın olduğunu da müjdelerler.¹
1 Rivayet olunur ki; Ebu Süfyan ve arkadaşları Uhud’dan çekilip “Ravha” denilen yere vardıklarında pişman olmuşlar ve “çoğunu öldürdük azı kalmıştı niçin bıraktık geldik, hemen dönmeli ve köklerini kesmeliyiz” diyerek dönüp Müslümanlara tekrar hücum etmek istemişlerdi. Hz. Peygamber de bunu haber almış kendinin ve Ashabının kuvvetini göstermek için Ebu Süyfan’ı takip etmek üzere Ashabını teşvik etmiş ve: “Bu gün bizimle beraber sadece dünkü günümüzde hazır bulunanlar çıksın” buyurmuştu. Binaenaleyh Peygamberle beraber yetmiş kişilik bir cemaat hareket ettiler Medine’den sekiz mil mesafede bulunan “Hamra’ül-Esed” mevkiine kadar gittiler. Ashap, yaralı idi, çok zahmet çekiyorlardı. İçlerinde öyle yaralılar vardı ki nöbetleşe birbirlerini sırtlarında taşıyorlardı. Fakat Cenab-ı Allah müşriklerin kalplerine korku verdi de kaçtılar gittiler. İşte bu âyet, bu hal içinde Rasulullah’ın davetine icabet eden bu Müslümanlar hakkında nazil olmuştur. (Elmalılı)  
Muhammed Esed
swap_vert close
O inananlar ki başlarına gelen beladan sonra ¹³⁰ Allah’ın ve Elçisi’nin çağrısına uydular. İyilik yapmada sebat edenleri ve Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları muhteşem bir karşılık bekliyor:
130 Lafzen, “onlara yara isabet ettikten sonra”. Müfessirlerin çoğu, bu ifadenin, Müslümanların Uhud Savaşı’nda uğradığı kayıplara bir işaret olduğu görüşündedirler. Ancak, kasdedilen sonuçların daha geniş kapsamlı olması da muhtemeldir. Çünkü bu pasaj, Allah yolunda can veren şehitlerin genel terimlerle sözkonusu edildiği önceki ayetler ile doğrudan bağlantılıdır. Klasik müfessirlerin çoğunda, daha kapsamlı fikirler ihtiva eden ve bütün insanî durumlar için geçerli olan birçok Kur’an pasajına, kasdedildiğinden daha ayrıntılı tarihsel atıflar isnad etme eğilimi vardır. 172-175. ayetler bunun en iyi örnekleridir. Bazı müfessirler, bu ayetlerin, Uhud Savaşı’nın ertesi günü Hamrâ’ el-Esed’e yapılan neticesiz sefere işaret ettiği görüşünde iken diğerleri, onların, ertesi yıl Hz. Peygamber’in tarihte “Küçük Bedir” (Bedru’s-Suğrâ) olarak bilinen seferini kasdettiğini iddia ederler. Başka bir grup ise, 172. ayetin birinci olaya, 173-174. ayetlerin ise ötekine işaret ettiği görüşündedirler. Bu bariz görüş farklılıkları karşısında -çünkü, ne Kur’an’da ne de sahih Hadisler’de bu sırf tahmine dayalı varsayımları destekleyen gerçekten ikna edici bir delil yoktur- sözkonusu pasajın bütününün, Uhud Savaşı’na yapılan tarihî atıfların ve o olaydan çıkarılması gereken derslerin genel ahlakî çerçevesini çizdiği sonucuna varabiliriz.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar kendilerine isabet eden büyük acı ve yaradan sonra Allah’ın ve Allah’ın mesajlarını tebliğ eden elçisinin çağrısına icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve sorumlu davrananlar için büyük bir ödül vardır. 69/18...20, 77/41...44
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar ki, kendilerine dokunan zarardan sonra Allah’ın ve Elçisi’nin çağrısına uydular;[⁶⁸⁹] bunlardan iyilikte sebat gösterenleri ve sorumluluk bilincini kuşananları muazzam bir karşılık beklemektedir.
[689] Uhud’un ertesi gün Nebi’nin Hamrâu’l-Esed’e kadar (8 mil) düşmanı takip etme çağrısı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O mücahidler ki, yaralandıkları halde, Allah'ın ve peygamberin davetine uydular. (Tekrar savaş meydanına atıldılar) İçlerinden iyilik yapanlara ve takva sahibi olanlara büyük bir mükafat vardır.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlar yaralandıktan sonra Allah’ın ve Resulünün davetine uyan kimselerdir. Onlardan güzel davranıp iyilik edenlere ve Allah’a karşı gelmekten sakınanlara büyük bir mükâfat vardır.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar ki kendilerine yara isabet ettikten sonra Allah Teâlâ için ve Peygamberi için (davete) icâbet eylediler. Onlardan iyilik edenler ve ittikada bulunanlar için pek büyük bir mükâfaat vardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hele o yara aldıktan sonra Allah'ın ve Resulünün çağrısına uyup gönül verenlere, hele onlar gibi ihsan ve takvâ sahiplerine pek büyük mükâfatlar vardır.
Uhud savaşından sonra Kureyş ordusu Mekke’ye doğru bir miktar yol aldıktan sonra, Müslümanları yerle bir etme fırsatı ellerine geçmişken neden yapmadıklarına esef edip harp konseyi topladılar. Fakat sonuçta Medine’ye hücum kuvvetini kendilerinde bulamayıp Mekke’ye doğru devam ettiler. O sırada Hz. Peygamber de bir saldırı ihtimalini düşünerek Uhud’un ertesi günü “Kureyşi kovalayalım!” emrini verdi. Müminler bitkin, durum kritik olmasına rağmen çağrıya uydular ve Medine’den 15 km. kadar uzakta olan Hamra’ul-esed’e kadar gidip düşmâna göründüler. Üç gün orada kaldılar. Kureyş hücuma cesaret edemedi. Müslümanlar da bir nevi rövanş alarak maneviyatlarını kazandılar. Ayrılırken Ebû Süfyan: “Gelecek sene Bedir panayırında karşılaşalım” diye söz verdi.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
O(mü'mi)nler ki yaralandıkları halde yine Allah'ın ve Elçinin çağrısına uydular; onlardan güzel davrananlar ve (günahlardan) korunanlar için pek büyük ecir vardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Şunlar ki (yevm-i Uhud'da) mağlûb ve mecrûh oldukdan sonra Allâh ve rasûlünün emir ve da'vetine icâbet itdiler. Onlardan eyilik işleyen ve muhâlefetden sakınanlara büyük ecir ve mükâfât vardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Savaşta yara aldıktan sonra, Allah’ın ve Elçisinin çağrısına koşanlardan güzel davranan ve Allah’tan çekinerek korunanlar, büyük bir ödül alacaklardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar kendilerine isabet eden yaradan sonra da Allah'a ve Resulüne icabet edenlerdir. Onlardan iyilik eden ve takva sahibi olanlar için büyük bir ecir vardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar, yaralandıktan sonra da yine Allah'ın ve Resulünün çağrısına uyanlardır. Onlardan iyilik yapan ve sakınanlar için pek büyük bir ödül vardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
O müminler ki, kendilerine yara isabet ettikten sonra bile Allah'ın ve resulün çağrısına cevap verdiler. Onlar içinden, güzel işler yapıp takvaya sarılanlara büyük bir ödül vardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim uy virdiler Tañrı’ya daħı yalavacına, andan śoñra kim irdi anlara źaḥm urmaķ anlaruñ kim eylük eylediler anlardan daħı śaķındılar müzdür ulu.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Ol kişiler kim buyruġın ḳabūl itdiler Tañrı Ta‘ālānuñ, peyġamberüñ özle‐rine yitişdükden ṣoñra yaralar. Ol kişiler ki muḥsinlerdür anlardan. DaḫıTañrıdan ḳorḳdılar, anlara ulu ẟevāb vardur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Yaralandıqdan sonra Allahın və Peyğəmbərin də’vətini qəbul etmiş şəxslərdən yaxşı işlər görüb pis işlərdən çəkinənləri böyük bir mükafat gözləyir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
As for those who heard the call of Allah and His messenger after the harm befell them (in the fight); for such of them as do right and ward off (evil), there is great reward,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Of those who answered the call of Allah and the Messenger, even after being wounded,(479) those who do right and refrain from wrong have a great reward;-
479 After the confusion at Uhud, men rallied round the Prophet. He was wounded, and they were wounded, but they were all ready to fight again. Abu Sufyan with his Makkans withdrew, but left a challenge with them to meet him and his army again at the fair of Badr al Sughra next year. The challenge was accepted, and a picked band of Muslims under their intrepid Leader kept the tryst, but the enemy did not come. They returned, not only unharmed, but enriched by the trade at the fair, and (it may be presumed) strengthened by the accession of new adherents to their cause.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
اسْتَجَابُوا
icabet ettiler
لِلّٰهِ
Allah'a
وَالرَّسُولِ
ve resule
مِنْ بَعْدِ
ardından
مَٓا
o şe- yin ki
اَصَابَهُمُ
kendilerine isabet etti
الْقَرْحُۜۛ
yara
لِلَّذ۪ينَ
o kimselere vardır ki
اَحْسَنُوا
güzel davrandılar
مِنْهُمْ
onlardan
وَاتَّقَوْا
ve takvâlı oldular
اَجْرٌ
bir mu- kâfat
عَظ۪يمٌۚ
çok büyük
(Uhud'da) Kendilerine (bir) yara isabet ettikten sonra Allah ve resul(ünün cihad davetin)e icabet edenler var ya, işte onlardan güzel davrananlar ve takvâ sahibi olanlar (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlar) için çok büyük bir mükâfat vardır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَجَابَ
Fiil-X
ج و ب
İcabet etti, cevap verdi, kabul oldu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
بَعْد
İsim
ب ع د
Sonra, ard, öte
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
قَرْح
İsim
ق ر ح
Yara
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اَحْسَنَ
Fiil-IV
ح س ن
Güzellik yaptı, güzel davrandı, ihsanda bulundu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اِتَّقٰى
Fiil-VIII
و ق ي
Takvâ sahibi oldu, sakındı, korundu, korktu
اَجْر
İsim
ا ج ر
Ecir, mükâfat, ücret, (yaptıklarına) karşılık
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam