171,172. Onlar, (ayrıca) Allah’tan bir nîmet ve bir lütuf olarak Allah’ın; yaralandıktan sonra Allah ve Peygamberin davetine uyan mü’minlerin, (yaptıklarının) karşılığını kesinlikle boşa çıkarmayacağını ve onlardan Allah’ı görüyormuş gibi ibâdet edenlere ve Allah’tan hakkıyla sakınanlara büyük bir mükâfatın olduğunu da müjdelerler.¹
1 Rivayet olunur ki; Ebu Süfyan ve arkadaşları Uhud’dan çekilip “Ravha” denilen yere vardıklarında pişman olmuşlar ve “çoğunu öldürdük azı kalmıştı niçin bıraktık geldik, hemen dönmeli ve köklerini kesmeliyiz” diyerek dönüp Müslümanlara tekrar hücum etmek istemişlerdi. Hz. Peygamber de bunu haber almış kendinin ve Ashabının kuvvetini göstermek için Ebu Süyfan’ı takip etmek üzere Ashabını teşvik etmiş ve: “Bu gün bizimle beraber sadece dünkü günümüzde hazır bulunanlar çıksın” buyurmuştu. Binaenaleyh Peygamberle beraber yetmiş kişilik bir cemaat hareket ettiler Medine’den sekiz mil mesafede bulunan “Hamra’ül-Esed” mevkiine kadar gittiler. Ashap, yaralı idi, çok zahmet çekiyorlardı. İçlerinde öyle yaralılar vardı ki nöbetleşe birbirlerini sırtlarında taşıyorlardı. Fakat Cenab-ı Allah müşriklerin kalplerine korku verdi de kaçtılar gittiler. İşte bu âyet, bu hal içinde Rasulullah’ın davetine icabet eden bu Müslümanlar hakkında nazil olmuştur. (Elmalılı)