close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 170. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ferihîne bimâ âtâhumu(A)llâhu min fadlihi veyestebşirûne billeżîne lem yelhakû bihim min ḣalfihim ellâ ḣavfun ‘aleyhim velâ hum yahzenûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ferahfahur bir halde Allah'ın onlara ettiği lütuf ve ihsanlarla ve onlar, henüz kendilerine katılmayanlara, fakat artlarından gelmekte olanlara da bilin ki ne korku vardır onlara, ne de mahzun olurlar diye müjde vermeyi isterler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Şehitler) Allah’ın Kendi fazlından onlara verdikleriyle (ferahlanıp) sevinç içinde (mutludurlar). Onlar, arkalarından henüz kendilerine ulaşmayanlara (şunu) müjdelemeyi isterler ki: "Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'ın, lütfuyla kendilerine bağışladığı herşeyden ve şehitllikten dolayı sevinirler ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları cennete girecekleri müjdesinde bulunurlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın lütfundan verdiği nimetlerle, imkânlarla sevinç içindedirler. Arkalarından gelecek, henüz kendilerine katılmamış şehit olacak kardeşlerine de, her iki dünyada korku olmadığının, geride bıraktıkları yakınları ve yapamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklarının müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah'ın lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler ve arkalarından henüz onlara kavuşmamış olanları, kendilerine bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini üzere müjdelerler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar, Allah'ın kendilerine verdiği ihsandan (şehidlik rütbesinden) dolayı neş'eli haldedirler ve arkalarından kendilerine şehidlik rütbesi ile katılamıyan mücahidler hakkında şunu müjdelemek isterler: “- Onlara hiç bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmıyacaklardır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah’ın onlara verdiği ikramıyla sevinirler. Kendilerine henüz yetişmemiş, arkada kalanlara müjde veriyorlar ki; onlara ne korku vardır ne de üzülecekler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah'ın kendi ihsanından vereceğiyle mutlu olarak arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmayacağı müjdesinin sevincini duyacaklardır.
Besim Atalay
swap_vert close
Allahın erdeminde onlara, verilenle sevinç içindedirler, şehit olarak, kendisine katılmamış gazilerçin : «Onlara ne korku var, ne de kaygılanırlar» diye müjdelenirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Onlar) Allah'ın lütfedip kendilerine bağışladığı (şehitlik mertebesi ve cennet) nimetleriyle iftihar ederler. Ve arkada kalıp kendilerine (şehit olarak) katılmamış olan kardeşlerine; “hesap gününde herhangi bir korku ve üzüntü duymayacakları” müjdesini vermek isterler.
Bkz. 2/154 ve dipnotu  
Cemil Said
swap_vert close
O şühedâ Allâh’ın ihsân itdiği fazîletler ile ferah buldukları halde kendilerinin gâyelerini ta’kîb idüb de henüz nâil-i maksûd olmıyanları nazar-ı memnûniyetle görüyorlar. Çünki bunlar havf ve hüzünden âzâdedirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
169,170. Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın, bilakis Rableri katında diridirler. Allah'ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar, arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında Allah’ın, lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Arkalarından kendilerine ulaşamayan (henüz şehit olmamış) kimselere de hiçbir korku olmayacağına ve onların üzülmeyeceklerine sevinirler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
169-170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma! Bilâkis onlar diridirler; Allah’ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehid kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
169, 170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Allah'ın, lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. Arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan şehit kardeşlerine de hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın onlara bolca verdiği nimetlerle neşe içindedirler. Kendilerine daha katılmamış yoldaşlarına bir korku ve üzüntü olmadığını müjdelemek isterler.
Peygamberler, onları doğrulayanlar, şehitler ve erdemliler ebedi hayatta beraberdirler (4:69). Ayrıca bak: Zebur 37:29, Matta 22:32, Luka 10:25 ve Yuhanna 17:3.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah'ın lütfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiç bir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allahın fazlından kendilerine bahş ettiği saadetle şadgâm olarak merzuk olurlar, arkalarından şehadetle kendilerine yetişemiyen mücahidler hakkında da şunu istibşar ederler ki onlara bir korku yok, onlar da mahzun olmıyacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Şehitler,) Allah’ın, lütfundan kendilerine vermiş olduklarıyla sevinç içindedirler. Onlar, arkalarından henüz kendilerine ulaşmayanlara (Allah yolunda cihat edip şehit düşeceklere) (hesap gününde) herhangi bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesini vermek isterler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah'ın, lütfundan, kendilerine verdiklerine sevinirler. Arkalarından gelecek olanlara, bir korkunun olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
169,170. Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bil'akis onlar Rableri katında diridirler. (Öyle ki Allahın) lutf-ü inayetinden, kendilerine verdiği (şehidlik mertebesi) ile hepsi de şâd olarak (cennet ni'metleriyle) rızıklanırlar.. Arkalarından henüz onlara katılamayan (şehid dindaş) lar (ı) hakkında da: «Onlara hiç bir korku yokdur. Onlar mahzun da olacak değillerdir» diye müjde vermek isterler.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Hem onlar,) Allah'ın kendilerine ihsânından verdiği şeylerle sevinen kimselerdir ve arkalarından kendilerine (henüz) katılamayanları: “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mahzun(da) olmayacaklardır” diye müjdelemek isterler!(2)
(2)İbn-i Abbâs (ra)’dan bir rivâyete göre, Resûl-i Ekrem (asm) ashâbına şöyle dedi: “Uhud’da şehîd olan kardeşlerinizin ruhlarını, Allah yeşil kuşların karnına koydu. Bunlar Cennetin nehirlerine gider, meyvelerinden yer ve arşın gölgesinde asılmış altın kandillere girip barınırlar. Şehîdler böylece güzel güzel yiyip içip istirâhat edince şöyle derler: ‘Bizden kardeşlerimize kim haber götürecek ki, bizler Cennette diriyiz, rızıklanıyoruz. Böylelikle onlar da Cennete karşı isteksiz olmasınlar ve harbde korkaklık göstermesinler!’ Allah onlara cevâben: ‘Onlara sizin haberinizi ben duyuracağım!’ buyurdu ve bu âyet-i kerîmeyi inzâl eyledi.” (İbn-i Kesîr, c. 1, 336)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah’ın kendi fazlından onlara (o meşru müdafaa savaşında saldırganlar tarafından şehit düşenlere) verdikleriyle (ruhen) sevinirler ve onlar, arkada kalıp kendilerine (şehit olarak) katılmamış olanlara; (hesap gününde) herhangi bir korku ve üzüntü duymayacakları” müjdesini vermek isterler. *
(*) Genellikle müfessirler bu tür âyetleri ruhun ölümsüzlüğü inancıyla açıklamışlardır. Onlara göre ölüm olayı, ruhun bedenden ayrılmasından ibarettir. Ölen ruh değil bedendir. Ölümden sonra iyilerin ruhları âhiretteki güzel makamlarını görerek onunla mutlu olurlar; kötülerin ruhları da cehennemdeki yerlerini görerek bundan elem duyarlar. Şehitler ise sadece yüksek makamlarını görmekle kalmaz, Allah nezdinde dünyalılara verilenden daha güzel ve daha büyük nimetlere mazhar olurlar (bilgi için bkz. Bakara 2/154) Kaynak: (Kur’an Yolu) قال أبو جعفر : يعني بذلك تعالى ذكره : ويفرحون بمن لم يلحق بهم من إخوانهم الذين فارقوهم وهم أحياء في الدنيا على مناهجهم من جهاد أعداء الله مع رسوله (تفسير الطبري)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah yolunda öldürülenler, Allah’ın lütfundan verdikleri ile sevinirler ve onlardan sonra henüz kendilerine katılmamış, kendilerini Allah yolunda ölmeye hazırlamış arkadan gelen nesillere, onlar için korku olmadığını ve kesinlikle üzüntülerden uzak kalacaklarını müjdelemektedirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah’ın iyilik olarak kendilerine bol bol verdiklerinden dolayı onların içleri açılmıştır. Geride kalıp da kendilerine katılmayanlar için "korku yoktur, onlar kaygılanacak da değildirler" müjdesini alınca da sevinirler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah/ın, kendi inayetinden ihsan ettiği nimeti ile şadandırlar. Arkada kalanlar [⁷] için de nail oldukları saadette asla korku, endişe olmadığı müjdesiyle mesrur olurlar.
[7] Şehadete nâil olmayan gaziler için.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlar Allah’ın kendilerine lütfettiklerinden dolayı sevinçlidirler/mutludurlar ve arkalarından gelip de kendilerine katılmamış olanlara/henüz şehit olmamış olanlara, kendileri için bir korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek istemektedirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın kendilerine, lütfünden verdiği şeylere sevinirler ve arkalarından kendilerine katılmayan kimselere, kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah’ın, lütfedip kendilerine bağışladığı şehitlik mertebesi ve cennet nîmetleri ile coşkun bir gurur ve sevinç duyarlar. Ve şehâdet şerbetini içmek için can atan, fakat henüz kendilerine katılmamış olan kardeşlerine, hesap gününde herhangi bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesini vermek isterler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın kendi lütfundan onlara verdikleri ile sevinmişlerdir. Arkalarından onlara katılmamış olanları, “onlara korku yoktur; onlar üzülür de değildir” diye müjdelemek isterler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah'ın kendilerine, bir şükran borcu olarak verdiği şeylerden de mutludurlar. Hattâ, geride kendilerine henüz katılmamış olan şehit adaylarına müjdeyi yetiştirirler: korku ve keder yüzü görmeyeceklerini iletirler,
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah yolunda savaşırken öldürülenlerin yanında henüz öldürülmeyenler var. Allah yolunda öldürülenler; kendileri gibi Allah yolunda savaşırken ölmeyenler için, Hesap gününde korkuları olmayacağına, hiçbir şekilde üzülmeyeceklerine, Allah’ın onlara sahip çıkacağına inanarak sevinirler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah’ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde arkalarından gelecek ve henüz kendilerine katılmamış olan (kardeşlerine de) hiçbir keder ve korku bulunmadığı müjdesinin sevincini duymaktadırlar.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar, Allah’ın kendilerine lütfundan verdikleriyle sevinirler ve arkalarından (şehit olup) kendilerine katılmamış olanlar için; “hiç bir korkunun olmadığını ve onların üzüntü de duymayacaklarını” müjdelerler.¹
1 170. âyetin baş tarafının, 169. âyetin son tarafına hal olması sebebiyle bu iki âyetin tercümesi: “Allah yolunda öldürülenleri sakın (bildiğin) ölülerden sanma! Aksine onlar, Allah’ın, lütfundan kendilerine verdikleriyle sevinerek bizzat Rab’leri tarafından rızıklandırılan ve arkalarından (şehit olup) kendilerine katılmamış olanlar için; ‘hiçbir korkunun olmadığını ve onların üzüntü de duymayacaklarını’ müjdeleyen, diridirler” şeklinde de yapılabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın lütfuyla kendilerine bağışladığı [şehitlikten] övünç duyarlar. Ve arkada kalıp henüz kendilerine katılmamış olan [kardeş]lerine, bir korku ve üzüntü duymayacakları müjdesinde bulunmaktan zevk alırlar:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve onlar, Allah’ın lütfu ile kendilerine verdiği mükâfatın sevincini yaşamaktadırlar, arkalarından kendilerine henüz yetişmemiş kardeşlerine, onlar için herhangi bir korkunun olmadığını ve hiçbir şekilde üzülmeyeceklerini de müjdelemek isterler. 36/26-27
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar Allah’ın lutfundan kendilerine bağışladığıyla sevinenlerdir. Arkadan gelip de henüz kendilerine kavuşmamış olanlara, geleceğe ilişkin kaygı ve geçmişe ilişkin üzüntü[⁶⁸⁸] duymayacakları müjdesini verirler.
[688] Bkz: 2:38, not 68.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah'ın lutfu keremiyle verdiği nimetlerin sevinci içindedirler; henüz kendilerine katılmamış olanlara (şehitliği bekleyenlere), kendileri için hiçbir korku olmadığını ve asla üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler!
Osman Fırat
swap_vert close
Allâh’ın, lütfundan kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine katılmamış olanlar için de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlar kendilerine Allah Teâlâ'nın fazlından verdiği şey ile mesrûrdurlar. Ve onlar, arkalarında varıp kendilerine yetişmemiş olanlara bir korku olmadığı ile ve onların mahzûn olmayacakları ile de müjdelenmiş bulunurlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah'ın lütfundan ihsan ettiği nimetlere kavuşmaktan dolayı sevinç içindedirler. Arkalarından henüz kendilerine kavuşmayan müstakbel şehitlere, “kendilerine hiçbir korku olmayacağına ve üzüntü hissetmeyeceklerine” dair de müjde vermek isterler.
Hz. Peygamber (a.s.), Uhud şehitlerinin ruhlarının, yeşil kuşların içinde cennette aldıkları zevkleri nakleder ve sonunda: “Keşke Allah’ın bize neler verdiğini kardeşlerimiz bilse de cihattan çekinmeselerdi.” demelerine karşılık, Cenab-ı Allah’ın “Sizden taraf Ben onlara bunu tebliğ ederim.” buyurup bu âyeti gönderdiğini bildirir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah'ın, keremiyle kendilerine verdiklerinden sevinçli olarak, arkalarından henüz kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığına, onların da üzüntüye uğramayacaklarına sevinirler.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın fazl ve kereminden kendilerine virdiği şeyle (şeref, şehâdet ve ni'am-i cennet ile) mesrûr ve şâdândırlar ve katl olunmayarak arkalarından kendilerine irişmeyen ihvânlarına ve akrabâlarına hiç korkulacak ve mahzûn olacak bir şey olmadığını tebşîr itmek isterler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah'ın verdikleriyle mutlu olurlar. Henüz aralarına katılmamış olanlara da “Üzerlerinde ne korku olacak ne de üzülecekler.” diye müjde vermek isterler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah'ın kendilerine fazlından verdiği şeylere sevinenler, arkalarından (kendilerine) yetişemeyenlere, kendilerine bir korku olmadığını ve mahzun da olmayacaklarını müjdelemek isterler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah'ın kereminden onlara bağışladığı nimetlerin mutluluğu içinde, arkalarında olup da henüz kendilerine katılmamış kardeşlerine, kendileri için hiçbir korku olmayacağını ve hiçbir şey için üzülmeyeceklerini müjdeliyorlar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah'ın, lütfundan kendilerine verdiğiyle sevinçlidirler. Ve arkada kalıp kendilerine katılmamış olanlara şunu müjdeliyorlar: Onlar için korku yoktur; tasalanmayacaklardır onlar.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
sevinicilerken aña kim virdi anlara Tañrı, eylüginden; daħı şād olurlar-iken anlara kim irmediler anlara, anlar ardından: kim ķorķu yoķdur anlaruñ üzere ne daħı anlar ķayuralar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Sevinürler Tañrı Ta‘ālā özlerine virdügi nesneler‐çün fażlı ve kereminden.Beşāret iderler biri birine ol kişiler‐çün ki ölmediler, özlerine yitişmediler ki dünyā[da] ḳalmışlar‐ıdı ardlarında ki ḳorḳu yoḳdur üstlerine. Anlarḳayġurmazlar daḫı.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar Allahın Öz mərhəmətindən onlara bəxş etdiyi ne’mətə (şəhidlik rütbəsinə) sevinir, arxalarınca gəlib hələ özlərinə çatmamış (şəhidlik səadətinə hələ nail olmamış) kəslərin (axirətdə) heç bir qorxusu olmayacağına və onların qəm-qüssə görməyəcəklərinə görə şadlıq edirlər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Jubilant (are they) because of that which Allah hath bestowed upon them of His bounty, rejoicing for the sake of those who have not joined them but are left behind: that there shall no fear come upon them neither shall they grieve.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They rejoice in the bounty provided by Allah. And with regard to those left behind, who have not yet joined them (in their bliss), the (Martyrs) glory in the fact that on them is no fear, nor have they (cause to) grieve.(478)
478 The Martyrs not only rejoice at the bliss they have themselves attained. The dear ones left behind are in their thoughts: it is part of their glory that they have saved their dear ones from fear, sorrow, humiliation, and grief, in this life, even before they come to share in the glories of the Hereafter. Note how the refrain: "on them shall be no fear, nor shall they grieve": conies in here with a new and appropriate meaning. Besides other things, it means that the dear ones have no cause to grieve at the death of the Martyrs; rather have they cause to rejoice.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَرِح۪ينَ
sevinenlerdir
بِمَٓا
o şey- lerle ki
اٰتٰيهُمُ
onlara verdi
اللّٰهُ
Allah
مِنْ فَضْلِه۪ۙ
lütfundan
وَيَسْتَبْشِرُونَ
ve müjdelemek isterler
بِالَّذ۪ينَ
o kimseleri ki
لَمْ يَلْحَقُوا
katılamadılar
بِهِمْ
kendile- rine
مِنْ خَلْفِهِمْۙ
arkalarından
اَلَّا خَوْفٌ
bir korku yoktur diye
عَلَيْهِمْ
onlara
وَلَا هُمْ
ve onlar değildir
يَحْزَنُونَۢ
mahzun oluyorlar
(Onlar orada) Allah'ın kendilerine lütuf ve kereminden verdikleriyle sevinirler. Arkalarından (gelecek ve henüz) kendilerine katılmamış olan (kardeş)lerine de 'onlara (dünyada da âhirette de hiçbir) korku olmadığını ve onların mahzun da olmayacaklarını' müjdelemek isterler!
فَرِح
İsim
ف ر ح
Sevinen, sevinçli, şımarık, böbürlenen
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اٰتَى
Fiil-IV
ا ت ي
Verdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فَضْل
İsim
ف ض ل
Lütuf, fazilet, kerem, üstünlük
اِسْتَبْشَرَ
Fiil-X
ب ش ر
Müjdelemek istedi, sevindi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
لَحِقَ
Fiil-I
ل ح ق
Katıldı
بِهِمْ
Zamir
بِهِمْ
Onlarla, onlar yüzünden, onlar hakkında
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
خَلْف
İsim
خ ل ف
Arka, halife, nesil, ard
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
حَزِنَ
Fiil-I
ح ز ن
Mahzun oldu, üzüntüye kapıldı, üzüldü, hüzünlendi