Muhakkak Allah, müminlere kendi özlerinden bir elçi göndermekle onlara karşı lütufta bulunmuştur. O elçi onlara (Allah’ın) ayetlerini (mesajlarını) okuyor, onları (fena alışkanlıklardan) arındırıyor, kendilerine kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (kitabın ihtiva ettği hikmet dolu kanun, hüküm, kural, emir, yasak ve ilkelerin pratik hayata uygulama şeklini, problem çözme ilmini ve insanlara faydalı bilgiyi) öğretiyor. Oysa onlar daha önce açık bir sapıklık içinde idiler. *
(*) Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur’an’ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir… 1-Burada hikmet ise, Kur’an’ın; toplumu güçlendirme, sağlamlaştırma, düzenleme, baskı, zulüm ve fesadı engellemeye dair hükümleri ile ilgili yönünü ifade eden bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamların verilmesi doğru değildir… (Erhan Aktaş Meali 164. Ayet Açıklaması) 2- Hikmet: Problem çözme bilimi, insanlara faydalı bilgi anlamına da gelir. İşte ayete buna göre meal verilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca ‘’Hikmet’’in sünnetle hiçbir alakası olmadığını birçok ayetlerden de anlıyoruz. Çünkü yüce Allah Hz. Peygamberden başkasına da dileyen/hak edenlere de hikmeti vermektedir. Demek ki, hikmet, sünnet değildir. İşte birkaç örnek: Zuhruf -65. Ayette Hz. İsa’ya ve Lokman-12. ayette ‘de yüce Allah Lokman’a ve Bakara- 269. ayette de yüce Allah dileyen (hak eden) kimseye hikmeti vermektedir, deniliyor. Demek ki, hikmetin sünnetle hiçbir alakası yoktur. Ayrıca hikmetle ilgili aşağıdaki açıklamalara bakılabilir.
الحكمة علم يبحث فيه حقائق الأشياء على ما هي عليه في الوجود بقدر الطاقة البشرية، فهي علم نظري غير آلي. والحكمة أيضا هي هيئة القوة العقلية العلمية المتوسطة بين الغريزة التي هي إفراط هذه القوة، والبلادة التي هي تفريطها. وتجيء على ثلاثة معان: الأول الإيجاد، والثاني العلم. والثالث الأفعال المثلثة، كالشمس والقمر وغيرهما وقد ، فسر ابن عباس الحكمة في القرآن، بتعلم الحلال والحرام. وقيل الحكمة في اللغة العلم مع العمل (تعريفات الجرجاني) - وقال النَّووي: «الحِكْمَة، عبارة عن العلم المتَّصف بالأحكام، المشتمل على المعرفة بالله تبارك وتعالى، المصحوب بنفاذ البصيرة، وتهذيب النَّفس، وتحقيق الحقِّ، والعمل به، والصدِّ عن اتِّباع الهوى والباطل، والحَكِيم من له ذلك ».( شرح النووي على مسلم)