close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 164. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Lekad menna(A)llâhu ‘alâ-lmu/minîne iż be’aśe fîhim rasûlen min enfusihim yetlû ‘aleyhim âyâtihi veyuzekkîhim veyu’allimuhumu-lkitâbe velhikmete ve-in kânû min kablu lefî dalâlin mubîn(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki Allah, müminlere büyük bir lütufta bulundu onların içinden bir Peygamber gönderdiği zaman; o Peygamber, müminlere Tanrı ayetlerini okumada, onları arıtmada, onlara kitap ve hikmet öğretmede ve onlar, bundan önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun ki Allah mü’minlere; kendi içlerinden, onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti (sünneti) öğretiyor. (Oysa) Ondan öncesinde onlar apaçık bir sapkınlık içindeydiler.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara kitabı, hikmeti öğretmek için aralarından bir elçi çıkararak mü'minlere büyük ikram ve lütufta bulundu. Halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, içlerinden kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, kendilerini, vicdanlarını arındıran, onlara okuma-yazmayı, kitabına, Kur'ân'a vukufu, ilmi, hikmeti, sağlıklı ve ahlâklı yaşama bilgisini, sünnetini öğreten tek başına özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere bir Rasul görevlendirmekle Allah mü'minlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar, başlarına buyruk bir hayat, koyu bir cehalet, dalâlet ve bozuk düzen içinde idiler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 2/129, 151; 12/109; 16/72; 25/20; 41/6.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah, mü'minlere içlerinden, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara Kitab'ı ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. Oysa daha önce açık bir sapıklık içinde idiler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah müminler üzerinde bol bol ihsanda bulundu. Çünkü onlara, kendi cinslerinden bir peygamber gönderdi ki, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyor, onları fena huy ve inançlardan temizliyor, onlara Kur'ân ve sünneti öğretiyor. Halbuki bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Muhakkak Allah, müminlere büyük bir ikram etti. Zira kendilerinden onlara bir elçi gönderdi. O elçi onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları temizler, onlara kitap ve hikmeti öğretir. Hâlbuki onlar daha önce büyük bir sapıklık içinde idiler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, onları arındırıp kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık sapıklık içindeydiler.
Besim Atalay
swap_vert close
Allah inananlara kendi içlerinden, âyetlerin okuyan, onları temizliyen, hem kitap, hem de hikmet öğreten bir peygamber göndermekle, iylik etmiştir, onlarsa öncesinden açık sapkınlıktaydılar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki Allah, inananlara büyük bir lütufta bulunmuştur. Zira onlara Allah'ın âyetlerini okuyan, (onları fena alışkanlıklardan) arındıran, kitap ve hikmeti öğreten kendi içlerinden bir Resûl göndermiştir. Oysa bundan önce onlar apaçık bir dalalet içindeydiler. 
Bkz. 2/129, 151, 4/113, 9/128  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh mü’minlere âyâtını tebliğ iylemek ânları tathîr itmek ânlara kitâb ve hikmet öğretmek içün kendi içlerinden bir peygamber gönderdi. Halbuki ânlar evvelce âşikâr bir dalâletde bulunuyorlardı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki Allah, inananlara, ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendilerinden bir peygamber göndermekle iyilikte bulunmuştur. Halbuki onlar, önceleri apaçık sapıklıkta idiler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, Allah, mü’minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki içlerinden, kendilerine Allah'ın âyetlerini okuyan, (kötülüklerden ve inkârdan) kendilerini temizleyen, kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH inananların içinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve bilgelik öğreten bir elçiyi göndermekle iyilikte bulundu. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler!
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Andolsun ki Allah, müminlere kendilerinden, onlara kendi âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitab ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur. Oysa onlar, daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hakikaten Allah mü'minleri minnetdar kıldı zira içlerinde kendilerinden bir Resul ba's buyurdu, onlara Allahın âyâtını okuyor, onları tezkiye ediyor, onlara kitab ve hikmet öğretiyor halbuki bundan evvel açık bir dalâl içinde idiler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, daha önceleri apaçık bir dalâlet içerisinde bulunuyorlarken, kendi içlerinden, onlara (Allah’ın) âyetlerini okuyan ve (îmân etmeleri sebebiyle) onları (her türlü şirk ve günah kirlerinden) arındırıp kitap ve hikmeti (hükümleri) öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ant olsun ki, Allah, içlerinden, onlara ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara Kitap'ı ve Hikmet'i¹ öğreten bir resûl göndermekle, mü'minlere iyilikte bulundu² Oysa onlar daha önce açık bir sapkınlık içindeydiler.
1.Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur'an'ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir. Hikmet sözcüğü, Kur'an'ın niteliklerinden biri olarak, Kur'an demektir. Tıpkı Kur'an ve Zikir, Kur'an ve Furkan terkipleri gibi. Hikmet, Kur'an'ın; toplumu güçlendirme, sağlamlaştırma, düzenleme, baskı, zulüm ve fesadı engellemeye dair hükümleri ile ilgili yönünü ifade eden bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamların verilmesi doğru değildir. (3:48. Allah, Ona Kitap'ı Hikmet'i1, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.) 2. Minnet etti.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Andolsun ki mü'minler daha evvel apaçık ve kat'î bir sapıklık içinde bulunuyorlarken Allah, içlerinden ve kendilerinden onlara — âyetlerini okur, onları tertemiz yapar, onlara Kitab ve hikmeti öğretir —bir peygamber göndermiş olduğu için büyük bir lûtufda bulunmuşdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
And olsun ki, Allah mü'minlere lütufta bulunmuştur. Çünki onlara içlerinden bir peygamber gönderdi, onlara (Allah'ın) âyetlerini okuyor, onları (günahlardan) temizliyor ve onlara Kitâb'ı ve hikmeti öğretiyor. Hâlbuki (onlar) daha evvel gerçekten apaçık bir sapıklık içinde idiler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Muhakkak Allah, müminlere kendi özlerinden bir elçi göndermekle onlara karşı lütufta bulunmuştur. O elçi onlara (Allah’ın) ayetlerini (mesajlarını) okuyor, onları (fena alışkanlıklardan) arındırıyor, kendilerine kitabı (Kur’an’ı) ve hikmeti (kitabın ihtiva ettği hikmet dolu kanun, hüküm, kural, emir, yasak ve ilkelerin pratik hayata uygulama şeklini, problem çözme ilmini ve insanlara faydalı bilgiyi) öğretiyor. Oysa onlar daha önce açık bir sapıklık içinde idiler. *
(*) Bu terkipteki kitap sözcüğü, Kur’an’ın Allah tarafından ileri sürülen, kanıtlayıcı, yol gösterici, aydınlatıcı bilgi olmasını ifade etmektedir… 1-Burada hikmet ise, Kur’an’ın; toplumu güçlendirme, sağlamlaştırma, düzenleme, baskı, zulüm ve fesadı engellemeye dair hükümleri ile ilgili yönünü ifade eden bir nitelemedir. Hikmet sözcüğüne, sünnet anlamların verilmesi doğru değildir… (Erhan Aktaş Meali 164. Ayet Açıklaması) 2- Hikmet: Problem çözme bilimi, insanlara faydalı bilgi anlamına da gelir. İşte ayete buna göre meal verilmesi uygun görülmüştür. Ayrıca ‘’Hikmet’’in sünnetle hiçbir alakası olmadığını birçok ayetlerden de anlıyoruz. Çünkü yüce Allah Hz. Peygamberden başkasına da dileyen/hak edenlere de hikmeti vermektedir. Demek ki, hikmet, sünnet değildir. İşte birkaç örnek: Zuhruf -65. Ayette Hz. İsa’ya ve Lokman-12. ayette ‘de yüce Allah Lokman’a ve Bakara- 269. ayette de yüce Allah dileyen (hak eden) kimseye hikmeti vermektedir, deniliyor. Demek ki, hikmetin sünnetle hiçbir alakası yoktur. Ayrıca hikmetle ilgili aşağıdaki açıklamalara bakılabilir. الحكمة علم يبحث فيه حقائق الأشياء على ما هي عليه في الوجود بقدر الطاقة البشرية، فهي علم نظري غير آلي. والحكمة أيضا هي هيئة القوة العقلية العلمية المتوسطة بين الغريزة التي هي إفراط هذه القوة، والبلادة التي هي تفريطها. وتجيء على ثلاثة معان: الأول الإيجاد، والثاني العلم. والثالث الأفعال المثلثة، كالشمس والقمر وغيرهما وقد ، فسر ابن عباس الحكمة في القرآن، بتعلم الحلال والحرام. وقيل الحكمة في اللغة العلم مع العمل (تعريفات الجرجاني) - وقال النَّووي: «الحِكْمَة، عبارة عن العلم المتَّصف بالأحكام، المشتمل على المعرفة بالله تبارك وتعالى، المصحوب بنفاذ البصيرة، وتهذيب النَّفس، وتحقيق الحقِّ، والعمل به، والصدِّ عن اتِّباع الهوى والباطل، والحَكِيم من له ذلك ».( شرح النووي على مسلم)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah inananlara, içlerinden birisini elçi göndermekle iyilikte bulunmuştur. Elçi onlara Allah’ın ayetlerini okuyor, onları temizliyor ve kitabı ve kitapla hüküm vermeyi öğretiyor. Onlar daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Gerçekten Allah kendi aralarından bir elçi seçmekle onlara iyilik etti. Bu elçi onlara Allah’ın ayetlerini okur, onları arıtır, onlara Kitap’ı, doğrunun bilgisini öğretir. Onlar ise bundan önce açıktan açığa sapkınlık içinde idiler.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Mü/minler evvelce apaçık bir sapıklık içinde iken Allah kendi içlerinden onlara âyetlerini okur, kendilerini pâk kılar, onlara kitabı ve hikmeti öğretir. Peygamber göndermekle onlara bol bir nimet vermişti.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah inananlara büyük bir lütufta [menn] bulundu. Çünkü onlara kendi içlerinden Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi. Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, müminlere, aralarından kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir minnette (taşınması ağır olan bir iyilikte) bulundu. Şüphesiz bundan önce açık bir sapıklık içinde idiler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten Allah, inananlara büyük bir lütufta bulundu. Çünkü onlara kendi içlerinden öyle bir Peygamber gönderdi ki, onlara Allah’ın ayetlerini okuyor, onları günah ve şirk kirlerinden arındırıyor ve onlara Kitabı ve Kitaptaki hükümleri pratik hayata uygulama anlamına gelen hikmeti öğretiyor. Oysa onlar, bundan önce apaçık bir sapkınlık ve dalâlet içinde idiler.Bu ilâhî nîmetlerle taltif edilmiş olan bir topluma, şu tavır hiç yakışmadı:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun Allah Müminler’e, kendi canlarından bir rasûlü seçip gönderdiğinde karşılıksız iyilikte bulundu / lutfetti. Onlara Kitab’ı ve Hikmet’i öğretiyor, onları arındırıyor, onlara O’nun âyetlerini okuyor. Önceden açıkça bir şaşkınlıktaydılar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, kendi içlerinden birini elçi göndermekle müminlere çok büyük bir iyilikte bulunmuştur. Neden mi?: Çünkü bu elçi, halka Allah kelâmını okumak suretiyle, onları temiz toplum haline getirecek, ayrıca kendilerine yazıyı ve egemen olma sanatını da öğretecektir. Nitekim vaktiyle onlar, tamamen yalnızlığa terkedilmiş bir toplum idi.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun! Allah Müminlere kendi içlerinden ayetlerini okuyan, onları arıtıp temizleyen, kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermekle büyük lütufta bulunmuştur. Oysa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Şüphesiz ki içlerinden kendilerine (Allah’ın) ayetlerini [tilavet] etmekte (okuyup aktarmakta), onları (kötülüklerden) arındırmakta ve kendilerine Kitap ve hikmeti (doğru hükümleri) öğretmekte olan bir elçi göndermekle Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindeydi.
Mehmet Türk
swap_vert close
Yemin olsun ki Allah Müslümanlara kendilerinden olan, onlara (Allah’ın) âyetlerini okuyan, onları (bâtıl inançlardan) temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti¹ öğreten bir Peygamber göndererek büyük bir lütufta bulunmuştur. Şüphesiz onlar, daha önce apaçık bir sapkınlık içerisinde idiler.²
1 Yani Kur’an’ı ve sünneti veya Kur’an’ı ve fıkhı. (Kurtubî) Ayrıca Bk. (Bakara: 269, Hûd: 1, Şuara: 21, Yasin: 2)2 Aynı konu ile ilgili olarak Bk. (Cuma: 2)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara ilahî kelâmı ve hikmeti öğretmek için içlerinden kendileri gibi (beşerden) bir elçi çıkararak müminlere lütufda bulunmuştur; halbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, müminlere kendi içlerinden, onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, şirk ve küfür pisliklerinden arındıran kitabı ve hikmeti öğreten bir elçi göndermekle büyük iyilikte bulunmuştur, oysa onlar bundan önce apaçık bir sapkınlık içindeydiler. 2/129-151, 62/2
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu Allah, âyetlerini onlara okumak, onları arındırmak, ilâhî kelâmı ve hikmeti onlara öğretmek için içlerinden bir elçi çıkararak mü’minlere ihsanda bulunmuştur; oysa ki daha önce apaçık bir sapıklık içerisinde bulunuyorlardı.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun Allah müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur ki, onlara, Allah’ın ayetlerini okuyan, onları (şirkten) arındıran, onlara Kitap ve hikmeti öğreten, kendi içlerinden bir Peygamber (Muhammed s.a.s.'i) göndermiştir, oysa daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiler.
Osman Fırat
swap_vert close
Muhakkak ki Allah, mü’minlere lütüfta bulundu. Kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları arındırıp temiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir resul göndermiştir. Oysa daha önce apaçık bir sapıklık içinde idiniz..
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Andolsun ki, Allah Teâlâ mü'minleri minnettar buyurdu. Çünkü içlerinde kendilerinden bir peygamber gönderdi ki onlara Hak Teâlâ'nın âyetlerini okuyor ve onları tezkiye ediyor ve onlara kitap ve hikmet talim buyuruyor. Halbuki bundan evvel apaçık bir dalâlet içinde bulunmuş idiler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Gerçekten Allah, kendi içlerinden birini, onlara âyetlerini okuması, Onları her türlü kötülüklerden arındırması, Kendilerine kitap ve hikmeti öğretmesi için resul yapmakla, müminlere büyük bir lütuf ve inâyette bulunmuştur. Halbuki daha önce onlar besbelli bir sapıklık içinde idiler. [2, 129. 151; 16, 72; 41, 6; 25, 20; 12, 109]
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun ki, Allah, mü'minlere büyük lutufta bulundu: Zira daha önce açık bir sapıklık içinde bulunuyorlarken onlara, kendi içlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan, kendilerini yücelten ve kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderdi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ mü'minlere, onlara âyetlerini tilâvet ider, 'isyân, küfür ve fenâ işlerden onları temizler ve onlara kitâbı ve hikmeti öğredir, içlerinde kendilerinden bir rasûl göndermekle in'âm ve ihsân buyurdı. Halbuki onlar, bundan (o rasûlün ba'sinden) evvel âşikâr dalâletde idiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah, içlerinden elçi çıkararak müminlere iyilikte bulundu. Bu Elçi onlara Allah’ın âyetlerini okur, onları geliştirir, onlara Kitabı ve hikmeti öğretir. Onlar daha önce açık bir sapkınlık içinde idiler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, müminlere; onlara ayetlerini okuyan, arındıran, kitap ve hikmeti öğreten aralarından bir peygamber göndermekle büyük lütufta bulunmuştur oysa, bundan önce onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İçlerinden, kendilerine Onun âyetlerini okuyan, onları arındıran ve onlara kitabı ve hikmeti(33) öğreten bir peygamberi göndermekle, Allah mü'minlere gerçekten pek büyük bir lütufta bulunmuştur. Yoksa onlar daha önce apaçık bir sapıklık içindeydi.
(33) Sünneti. 2:151’in dipnotuna bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun ki, Allah müminlere lütufta bulunup onları minnettar bırakmıştır: Kendi içlerinde onlara öyle bir resul gönderdi ki, onlara Allah'ın ayetlerini okuyor, onları temizleyip arındırıyor, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretiyor. Oysaki onlar, bundan önce açık bir sapıklığın tam içindeydiler.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
bayıķ minnet eyledi Tañrı mü’minler üzere, ol vaķt kim viribidi. anlaruñ içinde yalavaç, [36a] gendüzilerinden ya'nį 'arabdan, oķır anlaruñ üzere āyetlerini daħı arıdur anları daħı ögredür anlara kitāb’ı ya'nį ķur’ān’ı daħı ḥikmeti. daħı bayıķ oldılar ilerüden azġunlıķ içinde bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālānuñ ni‘metleri mü’minler üstinedür ki gönderdi anlarabir peyġamber özleri cinsinden. Oḳur üstlerine Tañrı āyetleri[ni] ve arıdur an‐ları günāhlardan. Daḫı ögredür anlara Tañrı Ta‘ālā kitābını daḫı dīn ‘ilminiögredür. Egerçi andan burun āşikāre azġunluḳ içinde idiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah mö’minlərə lütf etdi. Çünki onların öz içərisindən özlərinə (Allahın) ayələrini oxuyan, onları (pis əməllərdən) təmizləyən, onlara Kitabı (Qur’anı) və hikməti öyrədən bir peyğəmbər göndərdi. Halbuki bundan əvvəl onlar açıq-aydın zəlalət içərisində idilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah verily hath shown grace to the believers by sending unto them a messenger of their own who reciteth unto them His revelations, and causeth them to grow, and teacheth them the Scripture and wisdom; although before (he came to them ) they were in flagrant error.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah did confer a great favour on the believers(473) when He sent among them a messenger from among themselves, rehearsing unto them the Signs of Allah, sanctifying them, and instructing them in Scripture and Wisdom, while, before that, they had been in manifest error.
473 Cf. 2:151.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَقَدْ
andol- sun ki
مَنَّ
lütufta bulundu
اللّٰهُ
Allah
عَلَى الْمُؤْمِن۪ينَ
mü'minlere
اِذْ
o za- man ki
بَعَثَ
gönderdi
ف۪يهِمْ
içlerinde
رَسُولاً
bir resul
مِنْ اَنْفُسِهِمْ
kendilerinden
يَتْلُوا
okuyor
عَلَيْهِمْ
onlara
اٰيَاتِه۪
âyetlerini
وَيُزَكّ۪يهِمْ
ve onları te- mizliyor
وَيُعَلِّمُهُمُ
ve onlara öğretiyor
الْكِتَابَ
kitabı
وَالْحِكْمَةَۚ
ve hikmeti
وَاِنْ
ve şüp- hesiz
كَانُوا
idiler
مِنْ قَبْلُ
önceden
لَف۪ي ضَلَالٍ
gerçekten bir dalalet içinde
مُب۪ينٍ
apaçık
Andolsun ki Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara âyetlerini okuyan, onları(n nefislerini) temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir resul göndermekle (büyük bir) lütufta bulunmuştur. Hâlbuki onlar daha önce apaçık bir dalâlet içindeydiler.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
مَنَّ
Fiil-I
م ن ن
Lütufta bulundu, lütfetti, başa kaktı, minnet etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
مُؤْمِن
Etken fiil-IV
ا م ن
İman eden, mü'min, inanan
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
بَعَثَ
Fiil-I
ب ع ث
Diriltti, gönderdi, ulaştırdı, kaldırdı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
زَكّٰي
Fiil-II
ز ك و
Temizledi, temize çıkardı
عَلَّمَ
Fiil-II
ع ل م
Öğretti, talim etti
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
حِكْمَة
İsim
ح ك م
Hikmet
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
ضَلَال
İsim
ض ل ل
Dalâlet, sapma, şaşkınlık, boşa çıkma, boşa gitme
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan