Gerçekten onunla yüz yüze gelmeden önce ölümü (kendinizi savunmak amacıyla saldırganlara karşı mukavemet gösterip şehadeti) temenni ediyordunuz. İşte (Uhud’da kardeşleriniz şehit edilirken) onu (daha önce temenni ettiğiniz o şehadeti) kesin olarak gördüğünüz hâlde (seyirci gibi) bakıp duruyordunuz. *
(*) Bu âyet, Bedir Savaşı’na katılamayıp Medine’de kalanlar hakkında nazil olmuştur. Bunlar Bedir savaşına katılıp gazi ya da şehit olmayı arzu etmişlerdi. Fakat imkanları olmadığı için meşru mazeretlerinden dolayı savaşa katılamamışlardı. Daha sonra Uhud Savaşında bulundukları halde, birçoğu bu savunma savaşında beklenilen performansı gösteremeyerek gerekli yararı sağlayamamışlardı. Üstelik, Peygamberin öldürüldüğü haberiyle ümitsizliğe ve yılgınlığa kapılarak savaştan tamamen kopmuşlardı. Bu âyet-i kerime, Bedir deki savunma savaşında bulunamayıp Medine’de kalanlar hakkında nâzil olmuştur. Bunlar Bedir savaşında bulunup şehid olmayı arzu etmişlerdi. Fakat daha sonra Uhud’daki savunma savaşında bulundukları halde, çokları bu savunma savaşına karşı ayak direyememişti. (C. Külünkoğlu Meali 143. Ayet Açıklaması) Buradaki ölümden kasıt savunma savaşına katılmaktır, yani savaşa katılarak gerekirse şehit olmaktır. Yoksa Allah’ın takdir ettiği hayat programına karşı çıkmak olacağı için doğrudan ölümü temenni etmek doğru değildir.