Yoksa siz; Allah sizden (davası uğruna) üstün çaba gösterenleri (mücadele edip canla başla çalışanları imtihan edip ilmi şehadetle görüp) bilmeden (sizin tarafınızdan da bilinmesi için ortaya çıkarmadan) ve yine (sıkıntı ve zorluklara karşı) sabredenleri de (sınayıp ilmi şehadetle) bilmeden (bilmeniz için de bu durumunuzu ortaya çıkarmadan) cennete gireceğinizi mi sandınız? *
(*) Bu vb. ayetlerden, Allah sınamadan da kimin ne yapacağını ezeli ilmiyle bilmektedir, ama insan sınanmadan, iman ve ameliyle kendini ispatlamadan cenneti hak edemez, şeklinde bir mesaj anlaşılmaktadır. Bu nedenle yüce Allah’ın ezeli/gaybi ilmi, kimsenin kaderinde, olumlu veya olumsuz hayatında rol oynamadığı gibi, bu gaybi ilmin neticesine göre de kimse muahaza edilmez (ceza görmez) ve sorumlu tutulmaz. Çünkü kişi, kendi özgür iradesiyle bilfiil bir şeyi yapmadan, ortaya koymadan ne mükâfat ne de ceza alır. Yani ceza ve mükâfat imtihanın neticesine bağlıdır. Bu nedenle yüce Allah’ın ezeli ilmiyle kulun durumu bilinse dahi, imtihan sürecinden geçmeden, kendi özgür iradesiyle inanç ve eylemlerini bilfiil ortaya koymadan sorumlu tutulması söz konusu değildir. İşte bu ve buna benzer ayetler böyle bir duruma vurgu yapmaktadır. Yani, amellerin karşılığının verilmesi söz konusu olsun diye vakıa aleminde bunu ortaya çıkartmadan "cennete girivereceğinizi mi sandınız?" Yani: Siz, cihad edip de cihad ettiğinizi ortaya çıkartmadıkça bu iş olmaz.
يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَاهَدُواْ مِنكُمْ} أي عِلْم شهادة حتى يقع عليه الجزاء (الجامع لاحكام القرآن) لم {يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُواْ مِنكُمْ } علم ظهور(تفسير الجلالين) {وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ} لم ير الله {ٱلَّذِينَ جَاهَدُواْ مِنكُمْ} يوم أحد في سبيل الله {وَيَعْلَمَ ٱلصَّابِرِينَ} ولم ير الصابرين على قتال عدوهم مع نبيهم يوم (تفسير القرآن - الفيروزابادي){أنْ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ اللهُ} جِهَادَ الْمُجَاهدينَ ولا صَبْرَ الصابرينَ وَاقِعاً فيهم مُشَاهَدَةً (التفسير الكبير)،{وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ آمَنُواْ} في الغيب شهودا (تأويلات أهل السنة) ولما يعلم: ولم يبتلكم بالجهاد حتى يعلم علم ظهور من يجاهد منكم ممن لا يجاهد كما هو عالم به في باطن الأمر ً {وليعلم الله الذين آمنوا} وليتميز الثابتون على الإِيمان من الذين آمنوا، وهذا من باب التمثيل بمعنى: فعلنا ذلك فعل من يريد