close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 128. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Leyse leke mine-l-emri şey-un ev yetûbe ‘aleyhim ev yu’ażżibehum fe-innehum zâlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Senin bu işle ilgin yok bile; o, dilerse tövbelerini kabul eder, dilerse zalim olduklarından dolayı onları azaplandırır.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Resulüm! Allah’ın) Onların (bazılarının) tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azap vermesi işinden Sana bir şey (sorumluluk ve görev) verilmiş değildir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kullarımın işinden hiçbir şey sana ait değildir ey peygamber! Allah ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları varlık sebebine aykırı davrandıkları için azab eder.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara yapılacak muameleden dolayı seni ilgilendiren bir konu yok. Allah ya onların tevbelerini, günah işlemekten vazgeçerek kendisine itaate yönelişlerini kabul eder, yahut onlara azap eder. Çünkü onlar zâlimdirler.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 13/40; 28/56.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Senin elinde bir şey yoktur. Allah dilerse onların tevbelerini kabul eder dilerse de zalim olmalarından dolayı kendilerine azab eder.
128.Ahmed bin Hanbel ve Müslim`in Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre Uhud günü Resulullah (a.s.)`ın ön dişlerinden biri kırıldı, yüzü yarıldı ve bu yaradan kanlar aktı. Resulullah (a.s.) da: "Peygamberleri kendilerini Rabblerine çağırırken peygamberlerine böyle yapan bir topluluk nasıl kurtulur?" diye buyurdu. Bunun üzerine Yüce Allah bu âyeti kerimeyi indirdi.Ahmed bin Hanbel ve Buhari`nin Abdullah bin Ömer (r.a.)`den rivayet ettiklerine göre de Resulullah (a.s.)`ın müşriklerin bazılarının adlarını sayarak Yüce Allah`tan onlara lanet etmesini istemesi üzerine bu ayeti kerime indirildi. Buhari de Ebu Hureyre (r.a.)`den bunun benzeri bir rivayet nakletmiştir. Hafız İbnu Hacer, ayeti kerimenin her iki olayla da bağlantılı olarak indirilmiş olabileceğini ifade etmiştir.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Allah'ın) Onların tevbelerini kabul etmesi veya zalim olduklarından dolayı azablandırması işinden sana bir şey (sorumluluk ve görev) yoktur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Senin elinde (onları cezalandırmak veya affetmek hususunda) bir şey yok. Allahı, ya onların tevbesini kabul eder, yahut onları zâlim bulundukları için azâblandırır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onları idare etmek veya Allah’ın onların tevbesini kabul etmesi veya zalim oldukları için onları azaplandırması senin elinde değildir.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Senin bu hususta yapacağın bir şey yok. Allah onları ya bağışlayacak, yahut cezalandıracaktır; çünkü onlar gerçekten zâlimlerdir.
Besim Atalay
swap_vert close
Bir şey yoktur senin elinde, Allah ya onları bağışlar, ya onlara azap eder, imdi onlar zalimdirler
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(İnkârcıları cezalandırmak ya da affetmek) konusunda senin yapabileceğin bir şey yoktur. Allah ister tövbe etmelerine fırsat verip onları bağışlar, isterse de zalim oldukları için onları cezalandırır.
Cemil Said
swap_vert close
Senin bu husûsda işin yokdur. Allâh yâ afv ider, yâ cezâ ider. Ânlar zâlimdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah'ın, onların tevbelerini kabul veya onlara azab etmesi işiyle senin bir ilişiğin yoktur; çünkü onlar zalimlerdir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
(Resulüm!) Bu işte senin yapacağın bir şey yok. Allah ya onların tövbelerini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
127, 128. Allah, kâfirlerden bir kısmının kökünü kessin veya onları perişan etsin, böylece bozulmuş bir halde dönüp gitsinler -ki bu işte senin yapacağın bir şey yoktur- yahut (müslüman olsunlar da) tevbelerini kabul etsin, ya da (ısrar ederlerse) onlara azap etsin diye (Allah Bedir'de size yardım etti). Çünkü onlar zalimdirler.  
 127. âyette «bir kısmı» diye tercüme edilmiş olan «taraf» kelimesinin manalarından birkaçı, «eşraf, liderler, kumandanlar»dır. Nitekim burada söz konusu edilen Bedir savaşında müşriklerin birçok ileri gelenleri öldürülmüş veya esir alınmıştı.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Tevbelerini kabul etmesi veya işledikleri zulümden dolayı onları azaplandırması seni ilgilendirmez.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Bu işten sana hiçbir şey düşmez. (Allah), ya onların tevbesini kabul eder, yahut onlara, zalim olduklarından dolayı azab eder.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
senin elinde emirden bir şey yok, yahud onlara tevbe ettirsin ve yahud onlara tevbe ettirsin ve yahud azâb etsin çünkü onlar zalimdirler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zâlim olduklarından dolayı onlara azap eder.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bu konuda senin yapabileceğin bir şey yoktur. O ya onların tövbelerini kabul edecek ya da onlara azap edecek. Çünkü onlar, zalim kimselerdir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Kullarımın) iş (in) den hiç bir şey sana âid değildir. (Allah) ya onların tevbesini kabul eder, yahud onları, kendileri zâlim (kimse) ler oldukları için, azâblandırır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Bu işte (îman veya inkârlarında) sana düşen bir şey yoktur; ya(îmâna gelirler de Allah) onların tevbelerini kabûl eder veya (küfürde ısrarlarından dolayı)onlara azâb eder; çünki doğrusu onlar zâlimlerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) İş (ve hüküm) konusunda (onları cezalandırmak veya affetmek hususunda) sana düşen bir şey yoktur (sana ancak tebliğ düşer). Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar (eğer tövbe ederlerse), yahut da şüphesiz zalim oldukları için onlara azap eder. *
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara azap etmekten vazgeçmesi veya onlara azap etmesi kararına, senin hiçbir müdahalen olamaz, çünkü onlar zalimlerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar için senin yapacağın hiç bir iş yoktur. Allah ya onların tövbelerini uygun bulur, ya da onları azaba uğratır. Çünkü onlar kıyıcı kimselerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kullarımın işi hususunda sende hiçbir şey yoktur [⁴]. Allah ya onların tövbelerini kabul eder veya onları azaba uğratır; çünkü onlar zalim kimselerdir.
[4] Onların ıslah ve tâzipleri, elinde değildir. Sana ne vahiy olunursa onu yaparsın. İşler yalnız Allah'ın elindedir. Ne isterse onu yapar.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Bu konuda/ilahî emrin gerçekleşmesi konusunda, senin yapacağın bir şey yoktur. Allah ya onların tevbelerini kabul edip onları bağışlar veyahut onlara azap eder. Çünkü onlar zalimdirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah'ın, onların tevbelerini kabul etmesi veya azap vermesi hususunda senin yapabileceğin bir şey yoktur; şüphesiz onlar zalimlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Muhammed! Uhud savaşında seni kanlar içinde bırakan düşmanlarını Allah neden oracıkta helâk etmedi diye düşünüyor, onların âkıbeti hakkında kendince hüküm yürütüyorsun. Oysa senin bu konuda karar verme yetkin yoktur; Allah ister tövbe etmelerine fırsat verip onları bağışlar, isterse de zâlim oldukları için onları cezalandırır. Öyle ki;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Emr’den senin yapacağın bir şey yoktur. Onlara ister tevbe kabul eder, ister azap eder. Artık onlar, zâlimlerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! senin bu korkaklar için yapabileceğin bir şey yok. onları affedecek ya da cezalandıracak olan Allah'tır. Çünkü saygısızlık eden, onlardı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı azap eder.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
O konuda senin yapacağın herhangi bir şey yoktur. (Allah) ya tevbelerini kabul edip (onları affeder) ya da onlara azap eder. Şüphesiz ki onlar, zalimlerdir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Bu konuda senin (onlar hakkında) yapabileceğin hiç bir şey yoktur. Eğer Allah, dilerse onlara tevbe nasip eder, dilerse zalim olduklarından dolayı onları cezalandırır.
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah’ın onların tevbelerini kabul etmesine yahut onları cezalandırmasına karar vermek senin işin değildir [ey Peygamber,] çünkü onlar zalimlerin tâ kendileridir,
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sen, onların akıbeti hakkında hüküm verme yetkisinde değilsin! Allah ya onları affeder veya onları cezalandırır. Zira onlar zalim olmayı tercih etmişlerdir. 3/20, 9/102
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
İlâhî emrin gerçekleşmesine dair senin elinde hiçbir yetki yoktur; dolayısıyla onların tevbelerini kabule ya da onları cezalandırmaya karar vermek de (sana düşmez); çünkü onlar zalimdirler.[⁶⁵⁶]
[656] Taberî ve Ferrâ’ya göre 128. âyet 127. âyetin devamıdır. Buna göre anlam şöyle olur: “…küfre saplananlardan bir kısmını tamamen mahvetsin veya alçaltsın ya da tevbelerini kabul etsin yahut da onlara azab etsin; çünkü onlar zalimdirler, bu işte senin yapacağın bir şey yoktur.”  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed, sen "Peygamberlerini yaralayan bir kavim, nasıl kurtuluşa erdirilir?" diyerek onlardan umudunu kesme) Senin elinde emirden bir şey yoktur, (onlar hakkında hüküm vermek sana ait değildir) Allah, ya onların tevbesini kabul eder (sapıklıktan kurtarıp hidayete erdirir) ya da, zalim oldukları için azaplandırır.
Osman Fırat
swap_vert close
Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azap eder.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Senin için emirden bir şey yoktur, ya onları tevbe ettirsin veya onları muazzeb kılsın, çünkü onlar zalim kimselerdir.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Bu hususta sana ait bir iş yoktur: Allah ister onlara tövbe nasib edip bağışlar, ister nefislerine zulmettikleri için onları cezalandırır. [13, 40; 28, 56]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O konuda senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tevbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim olduklarından dolayı onlara azab eder.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu işde sana 'âid bir şey yokdur. Cenâb-ı Hak yâ onların tevbelerini kabûl idüb kabahatlerini 'afv ider ve yâhud zâlim oldukları cihetle onları dûçâr-ı 'azâb iyler [¹]
[1] Uhud gazâsı mağlûbiyetinden sonra küffâr, şehidlerin burun ve kulaklarını ve ba'zı uzuvlarını kesdiler. Bunları müslümânlar görüb Rasûl-ü Ekrem'e haber virdiler. Pek ziyâde müteessir olub beddu'â idecekidi. Bu ve bunı müte'âkib olan ayet-i kerîme nâzil olarak beddu'âdan men' buyuruldı. Çünki o gazâda bulunan müşriklerden bir çokları sonradan İslâm olacaklardı.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bu konuda senin elinde bir şey yoktur; (kafirler ya dönüş yapar) Allah tevbelerini kabul eder veya yanlışlar içinde kaldıklarından dolayı onlara azap eder[*].
[*] Allah Teâlâ elçilerine sadece, sözlerini insanlara ulaştırma (tebliğ), açıklama (beyân), müjdeleme ve uyarma görevi vermiştir. Hiçbir elçinin koruma görevi yoktur. Allah Teâlâ Rasulullah'a şöyle buyurur: "Yüz çevireceklerse çevirsinler, biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen sadece tebliğdir." (Şura 42/48) Hiçbir elçinin vekillik görevi yoktur. Ne halka karşı Allah'ın vekilliğini, ne de Allah'a karşı hal­kın vekilli­ğini yaparlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: " Biz seni onların üzerinde bir koruyucu yapmadık. Sen onların üzerinde bir vekil de değilsin." (En'am 6/107) "Sen sadece bir uyarıcısın. Her şeye vekil olan Allah'tır." (Hud 11/12) Elçi kimseyi yola getiremez. Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Sen, istediğini yola getiremezsin, ama Allah, isteyeni yola getirir. Çünkü yola gelecekleri en iyi o bilir." (Kasas 28/56) Elçi sadece doğru yolu gösterir. Allah Teâlâ, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme şu emri vermiştir: "De ki "Benim size ne zarar vermeye gücüm vardır, ne de olgunlaştırmaya." De ki "Beni Allah'ın azabından hiç kimse kurta­ramaz. Ben ondan başka bir sığınak da bula­mam. Benimkisi yalnız Allah'tan olanı, onun gön­derdiklerini tebliğdir, o kadar." (Cin 72/21-23)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Senin bu hususta yapacak bir şeyin yoktur. Allah, ya onların tevbesini kabul eder veya onları cezalandırır. Çünkü onlar zalimlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların tevbelerini kabul etmek veya zulümleri yüzünden onlara azap vermek konusunda sana birşey düşmez.(24)
(24) Uhud Savaşında Peygamberimiz dişi kırılmış, başı yarılmış bir halde, “Kendilerini Rablerine davet eden Peygamberlerinin başını yarıp dişini kıran bir kavim nasıl felâh bulur?” diyordu. (Müslim, Cihad: 104; Tirmizî, Tefsir 3:10.) Gerçekten de, âyetin haber verdiği gibi, Uhud’da Müslümanlara karşı savaşanlardan bir kısmına Allah daha sonra tevbe nasip etmiştir ki, Müslümanları arkadan çevirerek savaşın seyrini değiştiren Halid bin Velid bunlardan biridir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İş ve hüküm konusunda sana düşen bir şey yoktur. Allah ya tövbelerini kabul ederek onları bağışlar yahut da zalim oldukları için onlara azap eder.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yoķdur senüñ işden nesene: yā tevbe vire anlara, yā 'aźāb eyleye anlara pes bayıķ anlar žālimlerdur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yoḳdur saña anlar işinden bir nesneye mālik degülsin. Yā Tañrı Ta‘ālā anlaruñ tevbesin ḳabūl eyleye, yā ‘aẕāb ide anlara. Taḥḳīḳ anlar ẓālimlerdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Bu işdə sənə dəxli olan bir şey yoxdur. (Allah) ya onların tövbələrini qəbul edər, ya da onlara əzab verər, çünki onlar, həqiqətən, zalım kimsələrdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
It is no concern at all of thee (Muhammad) whether He relent toward them or punish them; for they are evil doers.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Not for thee, (but for Allah., is the decision: Whether He turn in mercy to them, or punish them; for they are indeed wrong-doers.(449)
449 Uhud is as much a signpost for Islam as Badr. For us in these latter days it carries an ever greater lesson. Allah's help will come if we have faith, obedience, discipline, unity, and the spirit of acting in righteousness and justice. If we fail, His mercy is always open to us. But it is also open to our enemies, and those who seem to us His enemies. His Plan may be to bring sinners to repentance, and to teach us righteousness and wisdom through those who seem in our eyes to be rebellious or even defiant. There may be good in them that He sees and we do not- a humbling thought that must lead to our own self-examination and selfimprovement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
لَيْسَ
yoktur
لَكَ
sana
مِنَ الْاَمْرِ
işten
شَيْءٌ
bir şey
اَوْ
veya
يَتُوبَ عَلَيْهِمْ
tövbelerini kabul eder
اَوْ
veya
يُعَذِّبَهُمْ
onlara azap eder
فَاِنَّهُمْ
çünkü şüp- hesiz onlar
ظَالِمُونَ
zalimlerdir
(Resulüm!) Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. (Onlar tövbe ederlerse Allah) Ya onların tövbelerini kabul eder veya (küfürlerinde ısrar ederlerse) onlara azap eder; çünkü onlar (kendi nefsine zulmeden) zalimlerdir.
لَيْسَ
Fiil-I
ل ي س
Değildir, yoktur
لَكَ
Zamir
لَكَ
Sana, senin
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اَمْر
İsim
ا م ر
Emir, iş, tedbir, izni ile
شَىْء
İsim
ش ي ا
Şey, eşya
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
تَابَ
Fiil-I
ت و ب
Yöneldi, tövbe etti, tövbeleri kabul etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
عَذَّبَ
Fiil-II
ع ذ ب
Azap etti, cezalandırdı
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
ظَالِم
Etken fiil
ظ ل م
Zalim, zulmeden