close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 117. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Meśelu mâ yunfikûne fî hâżihi-lhayâti-ddunyâ kemeśeli rîhin fîhâ sirrun asâbet harśe kavmin zalemû enfusehum feehleket(hu)(c) vemâ zalemehumu(A)llâhu velâkin enfusehum yazlimûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onların şu dünya hayatında harcadıkları, tıpkı kendilerine zulmeden bir kavmin tarlalarına vuran zemheri yeline benzer, eser, ekinleri mahvedip gider. Onlara Allah zulmetmez, onlar, kendi kendilerine zulmederler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların bu dünya hayatındaki (hayır görünümlü) harcamaları da; kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgâra benzer ki, onu (ekini olgunlaşmadan) helak etmiştir. (Kur’an ahkâmını kısmen veya tamamen inkâra kalkışanların ve münafıkların bütün hayırları ve ahiret hazırlıkları hiç hükmündedir.) Allah onlara zulmetmemişti, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektelerdi.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İnanmayan kâfirlerin bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, tıpkı şu dondurucu veya kavurucu rüzgara benzer ki, varlık sebebine aykırı işler işleyen bir toplumun ekinine dokunup onu yok etmiştir. Yani bu inançsızların inkâr rüzgarları yaptıkları hayır adına ne varsa hepsini yok eder. Allah onlara haksızlık etmedi, fakat onlar gerçekten haksızlık ederek, yaratılış sebebine aykırı davranmış oluyorlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları, kendilerine, birbirlerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgâra benzer. Onlara Allah asla zulmetmiyor. Fakat onlar, kendilerine, birbirlerine yazık ediyorlar, zulmediyorlar.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında yaptıkları harcamaların durumu kendi kendilerine zulmetmiş bir topluluğun ekinine isabet ederek onu tamamen mahveden dondurucu bir rüzgara benzer. Allah onlara haksızlık etmedi; ancak onlar kendi kendilerine haksızlık etmektedirler.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bu dünya hayatında kâfirlerin yapmakta oldukları harcamaların hâli, bir rüzgârın hâline benzer ki, onda kavurucu bir soğuk var, nefislerine zulmeden bir kavmin ekinine düşmüş de onu mahvetmektedir. (İşte kâfirlerin harcamaları da böyledir, kendilerine hiç bir fayda vermez.) Onların harcamalarını boşa çıkarmakla, Allah kendilerine zulüm yapmadı. Fakat onlar, kendi nefislerine zulmettiler.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Bu dünya hayatında yaptıkları iyiliklerin örneği ise, dondurucu bir soğuğa sahip olan bir fırtına gibidir ki; nefislerine zulmeden bir toplumun ekinine isabet edip onu yok eder… Allah onlara zulmedici değildir. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar.
Besim Atalay
swap_vert close
Bu dünya dirliğinde, gösterişle onların harcandıkları şey, kendilerine zulmeden bir ulusun, ekinine düşerek, yok eyliyen, çok soğuk bir yele benzer, Allah onlara zulmeylemez, onlarsa zulmeder kendilerine
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında (güç ve şöhret elde etmek için hayır adına) yaptıkları harcamalar; kendilerine zulmetmekte olan bir toplumun ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgâra benzer ki, onu (henüz olgunlaşmadan) helak etmiştir. (İmanları olmadığı için, dünyada yaptıkları iyiliklerin âhirette onlara hiçbir faydası olmaz.) Aslında Allah onlara haksızlık etmedi, fakat onlar gerçekten (iman etmemek ve doğru yaşamamakla kendilerine) haksızlık ettiler.
Bkz. 10/44 ve dipnotu 16/33, 29/40, 9/70, 29/40  
Cemil Said
swap_vert close
Bu dünyâda virecekleri sadakalar zâlim kavmin mezrû’âtına isâbet iden soğuk rüzgârın harâb itdiği ekinler gibidir, Allâh ânlara zulüm itmedi, ânlar kendi nefislerine zulüm idiyorlar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bu dünya hayatında sarfettiklerinin durumu, kendilerine zulmeden kimselerin ekinlerine isabetle kavurup mahveden soğuk bir rüzgarın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. Allah, onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının misali, kendilerine zulmeden halkın ekinine isabet edip onu helâk eden kavurucu bir rüzgârdır. Allah onlara zulmetmedi, fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmediyorlar.
 Kavurucu rüzgâr, henüz yeşermekte olan ekini nasıl yakıp kavurursa, onların dünya hayatında sarfettikleri mallar da kendilerine bir iyilik getirmek şöyle dursun, aksine, dünya ve ahiret hayatlarının mahvına sebep olur. Tefsirlerde buradaki benzetme için şöyle bir takdir de yapılmaktadır: «... harcamalar, ... kavurucu rüzgârın vurup mahvettiği ekine benzer.» Âyette rüzgârın sıfatı olarak geçen «sırr» kelimesi, «çok soğuk» anlamını da taşır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Bu dünya hayatındaki harcamaları, kendi kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup mahfeden dondurucu bir rüzgar gibidir. ALLAH onlara zulmetmedi; fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu ve soğuk bir rüzgarın hali gibidir. Allah onlara zulmetmedi. Fakat kendileri, kendilerine zulmediyorlar.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
bu dünya hayatında yapmakta oldukları masrafın meseli bir rüzgâr meseline benzer ki onda kavurucu bir soğuk var: nefislerine zulmeden bir kavmin ekinine sataşmış da onu mahvetmektedir, ve onlara Allah zulmetmemişti ve lâkin kendilerine zulmediyorlardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kâfirlerin,) dünya hayatında (sözde iyilik namına) yapmakta oldukları harcamaların hali, (inkâr ve isyan ederek) kendilerine zulmeden bir kavmin, ekinine isabet ederek onu (tamamen) kasıp kavuran şiddetli bir rüzgârın hali gibidir. (İşte bu rüzgârın vermiş olduğu zarar neticesinde ekinlerinden faydalanamadıkları gibi, kâfirlerin îmân olmaksızın yaptıkları hayırlarının da âhirette kendilerine hiç faydası olmayacaktır.) Allah onlara zulmetmedi. (Zulmetmez de.) (Fakat) onlar (azabı gerektirecek suçlar işlemekle, kendi) nefislerine zulmettiler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların, bu dünya hayatında, infak¹ ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık etmiş² bir halkın ekinine isabet ederek onu mahveden kavurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara haksızlık yapmadı, fakat onlar, kendi kendilerine haksızlık yapıyorlardı.
1. Hayırlı işlere harcadıkları ve ihtiyaç sahiplerine yardım ettikleri. 2. Benliğine, yaradılışına uygun olmayan bir yola sapmış.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onların bu dünyâ hayaatında harc-u sarf edegeldiklerinin misâli, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurub da mahveden, kavurucu ve soğuk bir rüzgârın haali gibidir. Onlara Allah zulmetmedi. Fakat kendileri kendilerine zulmediyorlar.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onların) bu dünya hayâtında sarf etmekte oldukları şeylerin misâli, içinde şiddetli soğuk bulunan bir rüzgârın hâli gibidir ki, (inkâr ederek) kendilerine zulmeden bir kavmin ekinine isâbet edip de onu helâk etmiştir. Allah (amellerini boşa çıkarmakla) onlara zulmetmedi, fakat onlar (inkârlarıyla) kendilerine zulmediyorlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onların (o inkârcıların), bu dünya hayatında (yoksul ve muhtaç kimselere değil de sırf dünyada güç, egemenlik ve şöhret elde etmek, gösteriş ve övünmek için) infâk ettikleri şeylerin durumu, kendilerine haksızlık (yazık) etmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Hâlbuki (böyle yapmakla) Allah, onlara zulüm (haksızlık) etmedi, fakat onlar (kötülükleri yapmakla) kendilerine haksızlık yapıyorlardı. *
(*) İnkârcıların Allah için veya insanlık namına yoksul ve muhtaçlara değil de sırf dünyada güç, egemenlik ve şöhret elde etmek, gösteriş ve övünmek için harcadıkları malların durumu, dondurucu bir kasırganın kasıp kavurduğu ve kupkuru sap haline getirdiği ekinin durumuna benzetilmiştir. Bu ekinden bir fayda sağlanamadığı gibi inkârcıların yaptıkları söz konusu harcamalardan da herhangi bir fayda sağlanamaz. (مَثَلُ مَا يُنْفِقُونَ فِى هِـٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا } في المفاخر والمكارم وكسب الثناء وحسن الذكر بين الناس أو ما يتقربون به إلى الله مع كفرهم (مدارك التنزيل وحقائق التأويل) معناهُ: مَثَلُ ما ينفقُ اليهودُ في اليهوديَّة على رؤسائِهم وعلمَائهم، وما ينفقُ أهلُ الأوثانِ على أصنامِهم في تظاهُرهم على النبيِّ صلى الله عليه وسلم وإهلاكِهم مالَ أنفسِهم (التفسير الكبير) وذلك  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Dünyada iken ihtiyaç sahiplerine vermeyenlerin misali, nefislerine zulmeden ve bu zulümlerinden dolayı helak olan bir topluluğun tarlasına isabet eden dondurucu rüzgâr gibidir. Allah onlara zulmetmiyor, ancak onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O ateşliklerin bu dünya yaşayışında yoksulları geçindirmeleri o yakıcı yelin işine benzer ki kendi kendine kıyan bir ulusun ekinlerine vurup onları yok etmiştir. Allah onlara kıymadı, onlar kendi kendilerine kıydılar.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların bu dünya diriliğinde gösterişle görenek yolunda harcettikleri şey öz nefislerine zulüm eden bir kavinin ekinlerine dokunarak o ekini itlâf eden pek soğuk [²] bir rüzgâr gibidir. Allah onlara zulüm etmedi [³]; fakat onlar kendilerine zulüm ettiler [⁴].
[2] Veya pek sıcak yakıcı bir rüzgâr.[3] Ekinlerini zarara sokarak onlara zulüm etmedi.[4] İsyan ile, mallarını mahallerinin gayriye sarf ile kendilerine zulüm ettiler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında ayırıp harcamakta oldukları [yunfikûn] şeylerin durumu, tıpkı kendi kendilerine zulmeden bir toplumun [kavm] ekinlerine vurup onları mahveden dondurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Onlara Allah zulmetmedi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmektedirler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların, bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmiş değildir, aksine onlar kendi kendilerine zulmetmişlerdir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onların bu dünyada güç, egemenlik ve şöhret elde etmek için yaptıkları harcamalar, tıpkı kendilerine zulmetmekte olan bir toplumun yetiştirdiği, fakat soğuk ve kavurucu bir kasırganın vurup tamamen yok ettiği mahsullere benzer. İşte kâfirlerin emekleri de böyle heder olup gidecektir.Onlara Allah zulmetmedi fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bu Dünya Hayatı’nda harcayacakları şeylerin misâli, kavurucu soğuk bir rüzgârın misâli gibidir; kendi nefislerine zulmetmiş bir kavmin ekinine isabet edip onu helâk etti. Allah onlara zulmetmedi; ama kendi nefislerine zulmediyorlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
kendi değerlerini inkar eden bir milletin, şu dünyada yaptığı hayır harcamaları, rastladığı ekini kasıp kavuran sam yeline benzer. Allah onlara haksızlık etmedi, ama onlar, kendi değerlerini inkar ettiler...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup mahveden kavurucu, soğuk bir rüzgârın durumu gibidir. O rüzgâr onların yaptığı her şeyi nasıl çerçöp haline getiriyorsa, onların mal düşkünlüğü de yaptıklarını çerçöp haline getirecektir. Hesap günü yaptıklarının hiçbir yararı olmayacaktır. Bilsinler ki; Allah onlara zulmetmedi. Fakat onlar kendi kendilerine zulmediyorlar.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Bu dünya hayatında yapmakta oldukları harcamaların durumu, kendilerine haksızlık etmiş olan bir toplumun ekinlerini vurup da mahveden kavurucu rüzgârın durumuna benzer. Onlara Allah haksızlık etmedi fakat onlar kendilerine haksızlık ediyorlar. [*]
Benzer mesajlar: Bakara 2:57; A‘râf 7:160, 177; Tevbe 9:70; Yûnus 10:44; Hûd 11:101; Nahl 16:33, 118; Kehf 18:49; ‘Ankebût 29:40; Rûm 30:9; Zuhruf 43:76.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların şu dünya hayatındaki harcamaları, kendilerine zulmeden bir topluluğun ekinlerini vurup da mahveden dondurucu bir rüzgâra benzer. Allah onlara asla zulmetmedi, fakat onlar, (kâfirlik yaparak) kendi kendilerine zulmediyorlar.
Muhammed Esed
swap_vert close
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir halkın ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir rüzgara benzer: Onlara haksızlık yapan Allah değildir, fakat onlar kendi kendilerine haksızlık yapıyorlar. ⁸⁶
86 Zemahşerî, bu ayet hakkındaki yorumu ile ilgili bir tesbitinde bu kıssayı şöyle açıklar: “Eğer hakikati inkar edenlerin ‘ürün’ü [yani, kazandıkları başarılar] kaybolursa, bu dünyada ve öteki dünyada hiçbir şey bırakmamacasına tümüyle kaybolur; halbuki bir müminin ‘ürün’ü hiçbir zaman tümüyle kaybolmaz; çünkü görünüşte kaybolmuş olsa bile, onun, zorluklara karşı gösterdiği sabırdan dolayı öteki dünyadaki mükafat beklentisi devam eder.” Başka bir ifadeyle, yukarıdaki Kur’ânî ibare, hakikati inkara şartlanmış olanların şahsında bütün çabaların tamamiyle boşa gideceğini vurgulamaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında iyilik namına harcadıkları şeyin örneği, kendi kendilerine yazık etmiş bir toplumun ekinine isabet edip de, onu helak eden kavurucu soğuk bir rüzgâra benzer. Oysa Allah, onlara haksızlık edip zulmetmemişti, fakat onlar kendi kendilerine yazık edip zulmediyorlardı. 18/103...107, 25/23
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onların bu dünya hayatı için harcadıkları, kendi kendilerine zulmeden bir toplumun ekinlerine musallat olan ve onu mahveden dondurucu bir kasırgaya benzer:[⁶⁴⁹] Onlara zulmeden Allah değildir, asıl onlar kendi kendilerine zulmetmektedir.
[649] Zımnen: Onlar kendi elleriyle kendi felaketlerini hazırlamaktadırlar.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların (hayır nâmına) bu dünyada yaptıkları harcamaların (da hiçbir değeri yoktur, çünkü küfürleri yüzünden onlar heder olur! Küfürleri, amel defterlerindeki salih amelleri siler süpürür!.. Evet, onların yaptıkları harcamaların) durumu, zalim bir topluluğun ekinlerine (baharda) isabet eden ve o ekini mahveden dondurucu rüzgarın haline benzer. Allah onlara haksızlık etmedi, onlar kendilerine yazık ettiler.
Osman Fırat
swap_vert close
Onların bu dünyâ hayâtında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgâr(ın tahribatın)a benzer. Allâh onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Bu dünya hayatında infak ettikleri şeyin meseli, bir rüzgâr meseli gibidir ki, onda kavurucu bir soğukluk vardır, nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinlerine vurup mahvetmiştir. Ve Allah Teâlâ onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmederler.
Suat Yıldırım
swap_vert close
O batıl yollarda olanların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, Kendi öz canlarına zulmeden kimselerin ekinine isabet eden Ve o mahsulü kasıp kavuran bir rüzgarın durumuna benzer. Doğrusu Allah onlara zulmetmedi, ama onlar kendi kendilerine zulmettiler.
Hak dini inkâr eden akımlar değişik de olsalar, batıl olmakta müşterektirler. Bunlar servetlerini sırf dünya için değerlendirirler. Fakat sırf dünyaya yöneldikleri halde dünyayı da doğru dürüst yönetemezler. Zira dünya - âhiret dengesi üzerinde duran fıtrata karşı çıkarlar. Bu sebeple harcamalar dengesiz olur. Tahrib edici silâhlanma uğruna milyarlar seferber olur. Yüz milyonlar aç iken böylesi harcamalar yapılır. Fakat sonunda, dünya hayatı bile perişan olur.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları malların durumu, nefislerine zulmeden bir topluluğun ekinine vurup onu mahveden dondurucu bir rüzgar(ın tahribatın)a benzer. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onların dünyâda ve hayâtda iken infâk iyledikleri (sadaka olarak virdikleri) şeylerin misli, küfür ile nefislerine zulüm iden bir kavmin ekinlerine isâbet iden (onı mahv ve telef iyleyen) zehirli rüzgâr gibidir. Allâh Te'âlâ onlara zulüm itmedi. Ve lâkin onlar (küfürleriyle) kendi nefislerine zulüm itdiler. [¹]
[1] Sadaka virir, fukarâya bakar, hayır işleriz ve bu sâyede Allâh'ın 'azâbından kurtuluruz diyen yahûdîler hakkında nâzil olmuşdur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Dünya hayatında yaptıkları iyilikler (Allah için olmadığından), kavurucu soğuk bir rüzgarın, yanlışlara dalan bir topluluğun ekinini vurup mahvetmesi gibi mahvolur, (bir faydasını görmezler). Allah, onlara yanlış yapmaz, yanlışı onlar kendilerine yaparlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin örneği; kavurucu soğuk bir rüzgara benzer. Kendilerine zulmetmiş bir toplumun ekinine isabet eder de, onu helak eder. Oysa Allah, onlara zulmetmemiş fakat onlar kendilerine zulmetmişlerdir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onların bu dünya hayatında harcadıkları şeyin durumu, kendilerine yazık etmiş bir topluluğun ekinine isabet ederek onu telef eden kavurucu bir rüzgâra benzer. Aslında onlara Allah haksızlık etmemiş, onlar kendi kendilerine yazık etmişlerdir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bu dünya hayatında harcamakta olduklarının durumu, bir rüzgâr örneğine benzer: Onda kavurucu bir soğuk vardır. Öz benliklerine zulmetmiş bir topluluğun ekinine değmiş de onu mahvetmiştir. Allah onlara zulmetmedi, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
meŝeli anuñ kim ħarc eylerler, uşbu yaķın dirlik içinde; taman yil meŝeli gibidür: anuñ içinde ķatı śovuķ irdi ekinine bir ķavmuñ kim žulm eylediler gendüzilerine pes helāk eyledi anı. daħı žulm eylemedi anlara Tañrı velįkin gendüzilerine žulm eylerler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Meẟeli ol māluñ kim ḫarc iderler dünyā dirliginde, bir yile oḫşar ki içindeod ola, doḳına bir ḳavm ekinligine kim ẓulm itmiş olalar nefslerine. Pes helākeyleye ol ekini. Tañrı Ta‘ālā anlara ẓulm eylemedi, līkin nefslerine ẓulm it‐diler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onların bu dünyada sərf etdikləri şey, özünə zülm edən bir qövmün əkinlərini məhv edən soyuq bir küləyə bənzər. Allah onlara zülm etmədi, lakin onlar öz-özlərinə zülm etdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
The likeness of that which they spend in this life of the world is as the likeness of a biting, icy wind which smiteth the harvest of a people who have wronged themselves, and devastateth it. Allah wronged them not, but they did wrong themselves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
What they spend in the life of this (material) world May be likened to a wind which brings a nipping frost: It strikes and destroys the harvest of men who have wronged their own souls: it is not Allah that hath wronged them, but they wrong themselves.(439)
439 False "spending" may be either in false "charity" or in having a "good time". For the man who resists Allah's purpose, neither of them is any good. The essence of charity is faith and love. Where these are wanting, charity is not charity. Some baser motive is there: ostentation, or even worse, getting a person into the giver's power by a pretence of charity: something that is connected with the life of this grasping, material world. What happens? You expect a good harvest. But "while you think, good easy man, for surely your greatness is a-ripening," there comes a nipping frost, and destroys all your hopes. The frost is some calamity, or the fact that you are found out! Or perhaps it is "High blown pride," as in Shakespeare's Henry VIII, 2:3. In your despair you may blame blind Fate or you may blame Allah! Blind Fate does not exist, for there is Allah's Providence , which is just and good. The harm or injustice has come, not from Allah, but from your own soul. You wronged your soul, and it suffered the frost. Your base motive brought you no good: it may have reduced you to poverty, shame, and disgrace. All the brave show of the wicked in this life is but a wind charged with evil to themselves.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
مَثَلُ
misali
مَا
o şey- lerin ki
يُنْفِقُونَ
infak edi- yorlar
ف۪ي
içinde
هٰذِهِ
bu
الْحَيٰوةِ
hayatı
الدُّنْيَا
dünya
كَمَثَلِ
misali gibidir
ر۪يحٍ
bir rüz- gârın
ف۪يهَا
içinde vardır
صِرٌّ
kavurucu soğuk
اَصَابَتْ
isabet etti
حَرْثَ
ekinine
قَوْمٍ
bir kavmin
ظَلَمُٓوا
zulmettiler
اَنْفُسَهُمْ
nefislerine
فَاَهْلَكَتْهُۜ
onu mahvetti
وَمَا ظَلَمَهُمُ
ve onlara zulmetmedi
اللّٰهُ
Allah
وَلٰكِنْ
fakat
اَنْفُسَهُمْ
kendi nefislerine
يَظْلِمُونَ
zulmediyorlar
Onların bu dünya hayatında (gösteriş yapmak için) infak ettikleri şeylerin durumu, nefislerine zulmeden bir kavmin ekinlerini vurup da mahveden kavurucu bir rüzgârın durumu gibidir. Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar (kendilerine gelen resulleri ve Allah'ın âyetlerini inkâr ederek) kendi nefislerine zulmettiler.
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنْفَقَ
Fiil-IV
ن ف ق
İnfak etti, harcadı, nafaka verdi
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
حَيَاة
İsim
ح ي ي
Hayat
دُنْيَا
İsim
د ن و
Dünya, yakın
مَثَل
İsim
م ث ل
Misal, örnek, benzetme, benzer
رِيح
İsim
ر و ح
Rüzgâr, kasırga
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
صِرّ
İsim
ص ر ر
Kavurucu soğuk
اَصَابَ
Fiil-IV
ص و ب
İsabet etti, başlarına geldi, erişti, dokundu
حَرْث
İsim
ح ر ث
Ekin, tarla
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لٰكِن
Harf-i istidrak
لٰكِن
Fakat, oysa, ama
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti