İnkârcılara gelince; onları ne (kalıcı olduklarını düşündükleri) dünya malları ne de (iftihar edip durdukları) evlatları Allah'(ın azabın)a karşı koruyabilir. İşte onlar, içinde yaşayıp kalacakları ateşe mahkûm olacaklardır.
İnsan ne kadar varlıklı ve çocuklu olursa olsun, hatta çocukları dünyanın en etkili makamlarında da bulunsa dünyada ölümden âhirette azaptan kurtulamaz. Hal böyle iken insanların bir kısmı hayatı sadece dünyadan ibaret görüp âhireti bütünüyle yok saymaktadır. Dünyalık nimetleri elde etmek uğruna her şeyi kendilerine mubah gören bu tip kişilerin isteklerine gem vurmak imkânsızdır. Âyetteki mesaj inkârcılara hitaben verilmiş olsa da inandığı halde hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamlarını sadece dünya ile sınırlı tutan Müslüman kimliğiyle yaşayanlar da buradan kendilerine düşen mesajı almalıdır. Âhireti kazanmak için yalnız Allah’a inanmak yetmiyor, Allah’la yaşamak, O’nun direktiflerine göre bir hayat tarzı oluşturmak, mücadele vermek, ilahi öğretileri çağın vitrinine taşımak, insanların irşadına sunmak, Hakkı bulmakta zorlananların vicdanını harekete geçirmek, varlığın hikmetini ortaya koyarak iyilik ve doğruluk için, adalet ve ehliyet için, barış ve huzur için, Hakkın ve haklının yanında yer almak için çalışmak icap ediyor.