close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kede/bi âli fir’avne velleżîne min kablihim(c) keżżebû bi-âyâtinâ feaḣażehumu(A)llâhu biżunûbihim(c) va(A)llâhu şedîdu-l’ikâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Firavun soyu ve ondan öncekiler gibi hani. Âyetlerimizi yalanladılar, Allah da onları suçlarıyla alıverdi ve Allah'ın cezası çetindir.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Tıpkı Firavun ailesinin (zulüm ve küfür yönetiminin) ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi (olanların akıbeti de aynıdır). Onlar da ayetlerimizi yalanlamışlardı, böylece Allah, günahları nedeniyle onları (kahrıyla) yakalamıştı. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı, onların başına da gelecek, onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları yakaladı. Allah'ın Cezası pek şiddetlidir.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İnkârda ısrar edenlerin halleri, Firavun hanedanının, devlet görevlilerinin, yandaşlarının ve onlardan öncekilerin hallerine, davranışına benziyor. Onlar âyetlerimizi, Kur'ân'ı yalanladılar. Bunun üzerine Allah, işledikleri günâhlar sebebiyle onları suçüstü yakaladı. Allah onlara, âyetlerinin inkâr edilme suçuna denk âdil ceza verme gücüne sahiptir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan önce geçmiş olanlar gibi ki, onlar bizim ayetlerimizi inkar ettiler; Allah da günahlarından dolayı onları yakaladı. [2] Allah cezası çok şiddetli olandır.
2.Onları helak etti.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Tıpkı Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Ayetlerimizi yalanladılar, böylece Allah günahları nedeniyle onları yakalayıverdi. Allah, (cezayla) sonuçlandırması pek şiddetli olandır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kâfirlerin Râsûlüllah'ı tekzipleri, tıpkı Firavun hânedânının ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar, bizim âyetlerimizi yalanladılar da Allah, yaptıkları günahlar sebebiyle kendilerini enseledi. Allah'ın azâbı çok şiddetlidir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Firavun ordusu ile onlardan öncekilerin durumu gibi… Ayet ve mucizelerimizi yalanladılar. Allah da günahlarından dolayı, onları yakaladı. Allah’ın cezası çok ağırdır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkârcıların yolu Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar; Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
Besim Atalay
swap_vert close
Firavun'a uyanların göreneğince, kendilerinden önce geçenler de yalanladılar, günahları yüzünden, Allah da onları yakalamıştı; Allah katı azaplıdır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar (yaptıkları kötülüklerle beraber) âyetlerimizi de yalanlamışlardı. Allah da onları günahlarından dolayı (kahrıyla) hesaba çekti. Allah'ın cezası pek şiddetlidir.
Firavun “Ben sizin en yüce rabbiniz değil miyim?” (Nâziât 79/24) diye sorarken bulunduğu yerde kendisinden başka itaat edilecek bir otoriteyi tanımadığını ifade eder. Kanun konacaksa ben koyarım, yasak getirilecekse ben getiririm, düzen kurulacaksa ben kurarım, benden başka bir güç tanımıyorum ve herkes bana itaat etmek zorundadır. Aksi takdirde herkesin canına okurum, istediğimi keser, istediğimi asarım, istediğimi öldürür, istediğimi hayatta bırakırım diyor ve iktidarını bu şekilde zulüm ve zorbalıkla sürdürüyordu. Ama bu ayette de ifade buyrulduğu gibi Firavun ve avanesinin egemenliği felaketle sonuçlanıyor. “Azabın en şiddetlisiyle kuşatılıyorlar” (Kamer 54/42) ve sonunda bütün yaptıklarının bedelini boğularak ödüyorlar (Zuhruf 43/55). Ahiretteki durumları ise çok daha felaket olacak ve azabın en şiddetlisine uğrayacaklar (Mü’min 40/46).  
Cemil Said
swap_vert close
Fir’avn neslinin ve ândan evvel gelenlerin ve bizim âyâtımızı tekzîb idenlerin hâli bu olacakdır. Allâh günâhlarından dolayı ânları muâhaze ider, azâbı şedîddir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Bunların tutumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin tutumu gibi ki, ayetlerimizi yalanladılar da Allah onları günahlarından dolayı yok (helak) etti. Allah'ın cezalandırması şiddetlidir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Bunların durumu) Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir: Âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah, azabı çok şiddetli olandır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Firavun hânedanının ve onlardan öncekilerin durumu gibi; onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da günahları yüzünden onları yakalayıverdi. Allah’ın cezası çok şiddetlidir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Onların yolu) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tuttuğu yola benzer. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdi. Allah'ın cezası çok şiddetlidir.
Edip Yüksel
swap_vert close
Firavun'un halkı veya onlardan öncekilerin durumu gibi... Ayetlerimizi (vahiy ve mucizelerimizi) yalanladılar ve ALLAH da onları suçüstü yakaladı. ALLAH'ın cezalandırması şiddetlidir.
Kuran'da "ayet" kelimesi sadece "mucize, delil, ders" anlamına gelirken, çoğulu olan "ayat (ayetler)" ise buna ek olarak "Tanrısal kitapların cümleleri" için kullanılır. Bu yüzden, Kuran'da geçen "ayetler" kelimesi, çoğu yerde bütün bu anlamları kapsayarak anlama zenginlik katmaktadır. Bu gerçeği her keresinde parantezle vurgulamadık. Bak 2:106.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Tıpkı Âli Fir'avnin gidişi gibi, ki ayetlerimizi tekzib ettiler de Allah onları cürümlerile tutup alıverdi, Allahın ikabı çok şiddetlidir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bu kâfirlerin durumu) Firavun ve ona itaat edenlerin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar da âyetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahları sebebiyle (azabı ile) yakaladı. Allah’ın azabı çok şiddetlidir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onların durumu, tıpkı Firavuncuların ve onlardan önceki kimselerin durumu gibidir. Ayetlerimizi yalanladılar; Allah da onları suçları nedeniyle yakaladı. Allah'ın cezası çok çetindir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Onların gidişi) tıbkı Fir'avn haanedânının ve onlardan evvel gelenlerin gidişi gibidir. Onlar bizim âyetlerimizi yalanladılar da Allah da kendilerini günâhları yüzünden yakalayıverdi. Allah, cezası pek çetin olandır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Bunların âdeti) Fir'avun ehlinin ve onlardan öncekilerin âdeti gibidir. (Onlar da)âyetlerimizi yalanlamışlardı. Allah da onları, günahları sebebi ile yakalayıvermişti. Allah ise, azâbı pek şiddetli olandır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Onların tutumu,) Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir. Onlar (Firavun ve hanedanı) ayetlerimizi yalanladılar, böylece (zatım olan) Allah da suçları (inkâr, zulüm ve azgınlıkları) nedeniyle onları yakalayıverdi (cezalandırdı). Ve Allah, (gerçekleri inkâr edip, yeryüzünde zulüm ve kötülük yapanlara) cezası pek şiddetli olandır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun ailesinin durumu gibi, hani Firavun’dan öncekiler Allah’ın ayetlerini yalanlamışlardı sonra Allah onları, günahları ile birlikte yakalamıştı. Allah’ın hesabı çok çetindir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar da tıpkı Firavungillerle onlardan öncekiler gibidirler. Onlar Bizim ayetlerimiz yalan saydılar. Allah da onları günahları yüzünden çarptı. Allah’ın vereceği ceza çok ağır olur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Nasıl ki firavuncular ve onlardan önce gelenler de âyetlerimizi tekzip etmişlerdi. Allah onları günahlarıyla yakaladı [²]. Allah/ın ukubeti şiddetlidir.
[2] Yâni tövbe etmeksizin yakaladı. Kurtulmağa mecalleri kalmadı. Ukubete giriftar oldular. Yahut günahlarından nâşi azaba giriftar etti.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Firavun soyu ve ondan öncekilerin devamlı yaptıkları gibi, onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da günahları sebebiyle onları yakaladı/cezalandırdı. Zira Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Bunların durumu,) Ayetlerimizi yalanlayan ve Allah'ın da kendilerini günahları yüzünden yakalayıverdiği Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Allah, cezası çetin olandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Şu inkârcıların gidişâtı, tıpkı Firavun hanedanının ve onlardan önceki zâlimlerin durumuna benziyor. Onlar da Allah’ın ayetlerini yalanlamışlardı; Allah da günahları yüzünden onları kıskıvrak yakalayıvermişti. Cezalandırması, gerçekten çok şiddetli olan Allah’tır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Tıpkı Firavun’un ailesi ve onlardan öncekiler gibi! Âyetlerimizi yalanladılar; Allah da onları günahları sebebiyle yakaladı. Allah Cezalandırması şiddetli olandır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Tıpkı işaretlerimizi inkar eden Firavunlar ve ataları gibi ki, Allah onları bu hatalarından dolayı kıskıvrak yakalamıştı. Evet Allah'ın infazı çok serttir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Bunların durumu Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. Onlar ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah’ın azabı inkâr edenlere çok şiddetlidir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Bunların durumu) tıpkı Firavun’un ailesi (destekçileri) ve onlardan öncekilerin durumu gibidir. (Onlar) ayetlerimizi yalanlamışlardı; Allah da günahları sebebiyle onları yakalamıştı. [*] Allah, azabı şiddetli olandır.
Günahlar “sebep”, Yüce Allah’ın yakalaması ise “sonuç”tur.  
Mehmet Türk
swap_vert close
10,11. Gerçek şu ki onların malları da çocukları da Allah’ın azabından o kâfirleri asla kurtaramayacaktır. Çünkü onlar; tıpkı âyetlerimizi yalanlayan ve Allah’ın da bu günâhları sebebiyle kendilerini helâk¹ ettiği, Firavun’un ailesi ve ondan öncekiler gibi, cehennemin yakıtıdırlar. Şüphesiz Allah’ın cezâsı, çok şiddetlidir.
1 Firavun: Eski Mısır krallarına verilen unvandır. Türklerin hükümdarlarına Hakan, Bizanslıların Kayzer, İranlıların Kisra dedikleri gibi, eski Mısırlılar da Firavun derlerdi. Firavun kelimesi, kibir ve gurur anlamına gelen “fer’ane” ya da “tefar’ane” kelimesinden gelir. Çoğulu “ferâine”dir. Kelimenin anlamı, diğer bir görüşe göre, “güneş tanrısının oğlu” da demektir. Buna göre her zâlim, sapkın ve mütekebbir kişi firavundur. Kur’an da kelimeyi bu anlamı doğrulayacak biçimde kullanır. Kur’an, Hz. Musa ile ilişkisi nedeniyle sık sık andığı Firavun’un kimliğinden söz etmez. Kur’ân kimlikler üzerinde durmayarak ilâhî mesaj karşısında yer alan Firavun tipinin özelliklerini vurgular. Kur’an, tarihî olayları bir tarih kitabı gibi belli bir olayı aktarma amacıyla değil; insanları uyarma, düşündürme ve evrensel gerçekleri kavratma gibi amaçlarla konu edinir. Kur’an, bize Firavun kıssası ile Firavunî toplumların temel özelliklerini belirleme imkânı verir. Buna göre bu tür toplumların en temel özelliği; Allah’ın yeryüzündeki hâkimiyetini reddetmeleridir. Firavunun ilâhlık ve rablık iddiası, gerçekte Allah’ı ya da o toplumda varlığı kabul edilen ilahları yok saydığını değil; yeryüzünde kendisinden başka itaat edilecek, kanun koyacak, yönetecek güç tanımadığını ifade eder. Allah’ın hâkimiyetini ve ilahî kanunları reddeden toplum, bu yetkiyi ister Firavun gibi tek kişiye, isterse belli bir topluluğa, bir sınıfa, bir partiye tanısın, sonuç değişmez. Firavunî düzenler yapıları gereği varlıklarını ancak zulüm ve zorbalıkla sürdürebilirler. Firavun kıssası, Firavun ve işbirlikçilerinin kaçınılmaz akıbetlerini de gözler önüne serer. Onlar, galip ve güçlü olanın yakalayışı ile yakalanır (Kamer: 42) ve azabın en kötüsü ile kuşatılırlar. (Mü’min: 55) Sonunda bütün yaptıklarının intikamı alınır ve hepsi boğulur, yok olup giderler. (Zuhruf: 55) Ahiretteki durumları ise daha da kötüdür. Onlar azabın en şiddetlisine sokulurlar. (Mü’min: 46) Hz. Musa ve müminler ise imanlarının, sabır ve mücâdelelerinin bir ödülü olarak kurtuluşa erer, Firavun ve işbirlikçilerinin mülküne vâris ve hâkim olurlar.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Firavun halkının ve onlardan önce yaşayanların başına gelenlerin aynısı [onların başına da gelecek]: Onlar mesajlarımızı yalanladılar ve Allah günahlarından dolayı onları hesaba çekti: çünkü Allah karşılık vermede şedittir.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onların durumu tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar ayetlerimiz karşısında yalana sarıldılar, Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah’ın cezalandırması çok şiddetlidir. 4/147, 43/46...52
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Onların gidişatı da) tıpkı Firavun toplumu ve onlardan öncekilerin gidişatı gibi: mesajlarımızı yalanladılar ve Allah da onları günahları nedeniyle (suçüstü) yakalayıverdi: Allah pek şiddetli cezalandırandır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Onların bu davranışı) Tıpkı; Firavun hanedanının ve onlardan öncekilerin davranışı gibidir ki (o ümmetler) ayetlerimizi yalan saydılar da Allah, işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp onları perişan etti. Allah, cezası çok şiddetli olandır.
Osman Fırat
swap_vert close
Fir’avn ahalisin ve onlardan öncekilerin durumu gibi;bunlar da âyetlerimizi yalanladılar. Allâh da onları günâhlarıyla yakaladı. Allâh’ın cezâsı çetindir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onların bu gidişi, tıpkı âl-i Fir'avun'un ve ondan evvelki kimselerin gidişi gibidir ki Bizim âyetlerimizi tekzîp ettiler. Allah Teâlâ da onları günahları sebebiyle yakaladı. Ve Allah Teâlâ Şedîdü'l-İkab'tır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Tıpkı Firavun taraftarlarının ve onlardan daha öncekilerin gidişi gibi. Onlar, âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini cürümleri sebebiyle kıskıvrak yakaladı. Allah'ın cezası pek şiddetlidir.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fir'avn ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Onlar da ayetlerimizi yalanladılar. Allah da onları günahlarıyla yakaladı. Allah'ın cezası çetindir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bunların seni inkâr ve tekzîb itmeleri Fir'avn kavminin ve onlardan evvelki kavimlerin 'âdetleri gibidir. Onlar, âyetlerimizi tekzîb ve inkâr iylediklerinden Allâh Te'âlâ günâhları sebebiyle onları kahr itdi ve muâhaze iyledi. Cenâb-ı Hakk'ın 'azâbı şiddetlidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Bunların tutumu, Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin tutumu gibidir[1]. Onlar da ayetlerimiz karşısında yalana sarılmışlardı[2] da Allah suçüstü yakalamıştı. Allah cezayı, suça göre verir.
[1] Başta bazı hocalar olmak üzere kendine Müslüman diyenlerin çoğu, işlerine gelmediği için bazı âyetleri görmek istemezler. Firavun ve ailesi de öyleydi. Allah Teâlâ şöyle demiştir: "Her şeyi açıkça gösteren âyetlerimiz gelince: "Bunlar açık büyüdür" dediler. İçlerinde en küçük şüphe olmadığı halde yanlış yapmalarından ve büyüklenmelerinden dolayı onları, bile bile inkâr ettiler." (Neml 27/13-14) [2] Kezzebe = كذب fiili "yalanlama" veya "çokça yalan söyleme" anlamına gelen tekzib = تكذيب kökündendir. Kelimenin geçtiği âyetlere, yerine göre "yalanlama" veya "yalan yanlış şeyler söyleme" anlamı verilmiştir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Tıpkı Firavun Hanedanı ve onlardan öncekilerin gidişi (tavırları) gibi ayetlerimizi yalanladılar da Allah da onları günahları sebebiyle cezalandırdı. Allah'ın cezalandırması pek şiddetlidir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Tıpkı Firavun ehli ile daha öncekilerin durumu gibi. Onlar da âyetlerimizi yalanlamışlardı. Derken Allah onları günahlarıyla yakalayıverdi. Allah'ın ise cezası pek şiddetlidir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Tıpkı Firavun hanedanı ve onlardan öncekilerin durumu gibi. Ayetlerimizi yalanlamışlardı da Allah, onları günahları yüzünden yakalamıştı. Allah, cezayı çok şiddetli vermektedir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
fir'avn ķavmı ādeti gibi. daħı anlar kim anlardan ilerü-di yalan duttılar āyetlerümüzi pes duttı anları Tañrı yazuķları-y-ıla. daħı Tañrı ķatı 'aźābludur.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Fir‘avn ḳavmi gibi, daḫı anlar gibi kim Fir‘avn ḳavminden burun idi, ya‐lanladılar bizüm āyetlerümüzi, pes helāk eyledi anları Tañrı Ta‘ālā yazuḳlarıbile. Daḫı Tañrı Ta‘ālānuñ ‘aẕābı ḳatıdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Bunların adəti Fir’on camaatının və onlardan əvvəl gələnlərin adətinə bənzəyir! Onlar Bizim ayələrimizi təkzib etdilər. Allah da onları günahlarına görə cəzalandırdı. Allahın əzabı şiddətlidir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Like Pharaoh's folk and those who were before them, they disbelieved Our revelations and so Allah seized them for their sins. And Allah is severe in punishment.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
(Their plight will be) no better than that of the people of Pharaoh(350), and their predecessors: They denied our Signs, and Allah called them to account for their sins. For Allah is strict in punishment.
350 From the beginning of the world, sin, oppression, arrogance, and want of Faith have gone together. The Pharaoh of the time of Moses relied upon his power, his territory, his armies, and his resources to mock at Moses the messenger of Allah and to oppress the people of Moses. Allah saved the Israelites and punished their oppressors through many plagues and calamities. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَدَاْبِ
adeti gibidir
اٰلِ
aile- sinin
فِرْعَوْنَۙ
Firavun
وَالَّذ۪ينَ
ve o kim- selerin ki
مِنْ قَبْلِهِمْۜ
onlardan öncedir
كَذَّبُوا
yalanla- mışlardı
بِاٰيَاتِنَاۚ
âyetlerimizi
فَاَخَذَهُمُ
hemen onları yakaladı
اللّٰهُ
Allah
بِذُنُوبِهِمْۜ
günahları sebebiyle
وَاللّٰهُ
ve Allah
شَد۪يدُ
pek şid- detlidir
الْعِقَابِ
cezası
(Onların durumu) Firavun ailesi ve onlardan öncekilerin durumuna benzer. (Onlar da) Âyetlerimizi yalanlamışlardı. Allah da onları günahları sebebiyle yakalayıvermişti. Allah, cezası pek şiddetli olandır.
دَاْب
İsim
د ا ب
Âdeti, durumu
ءَال
İsim
ا و ل
Ehil (ehli), aile
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
اَخَذَ
Fiil-I
ا خ ذ
Aldı, yakaladı, tuttu, alıkoydu
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ذَنْب
İsim
ذ ن ب
Günah, suç
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
شَدِيد
İsim
ش د د
Şiddetli, sağlam, kuvvetli, zorlu
عِقَاب
İsim
ع ق ب
Ceza, azap, sona erdirme, cezalandırma