close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 104. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Veltekun minkum ummetun yed’ûne ilâ-lḣayri veye/murûne bilma’rûfi veyenhevne ‘ani-lmunkeri veulâ-ike humu-lmuflihûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
İçinizde öyle kişiler bulunmalı ki onlar, sizi hayra çağırsın, size iyiliği emretsin, sizi kötülükten vazgeçirmeye çalışsın ve onlardır kurtulanlar, muratlarına erenler.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İçinizden (insanları Hakka ve) hayra davet edecek, (ve bunun sonunda elde edecekleri devlet ve hükümet imkânlarıyla ma’rufu) iyilikleri emredip yürütecek ve (münkeri) kötülükleri de nehyedip önleyecek bir ümmet bulunsun. (Bu hizmet ve hedefler için bir liderin çevresinde organizeli bir teşkilat kurulsun.) İşte asıl kurtuluşa ve başarıya erecek olan bunlardır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
İçinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru ve iyi olanı emreden ve kötülüklerden sakındıran bir topluluk çıksın. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
İçinizden, iyiliğe, dünya ve âhiret için en hayırlı olana, İslâm'a, Kur'ân'a, Kuran ilkeleriyle yaşamaya davet eden, teşvik eden, sevkeden; Kurân'ın ve sünnetin hükümlerini, meşrû olanı, İslâmî kurallarla örtüşen örfü, ilmî verileri, mü'minlerin tasvip etttiği, icrasında hayır gördüğü planları, programları, adaleti uygulayarak, kamu düzenini sağlayan, iyiliği emreden, şeriatın suç saydığı ve haram kıldığı, kamu vicdanının tasvip etmediği, mü'minlerin icrasında hayır görmediği şeyleri, bunların savunuculuğunu, sözcülüğünu akıllarını kullanıp yasaklayarak, önleyici tedbirler alarak kamu güvenliğini temin eden, teşkilatçı, eğitimli, yetişmiş, yönetici, uzman, tutkun kadrolar, müesseseler (devlet-sivil toplum kuruluşları) bulunsun. Onlar, işte onlar kurtuluşa ebedî nimetlerle mutluluğa erenlerdir.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 3/17, 110, 114; 7/157; 9/71, 112; 22/41.  
Ahmet Varol
swap_vert close
İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sizden; hayra çağıran, iyiliği (marufu) emreden ve kötülükten (münkerden) sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
İçinizden, insanları hayra çağıracak, iyiliği emredecek, kötülükten alıkoyacak bir topluluk bulunsun. İşte onlar, kurtuluşa erenlerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Sizden iyiliğe çağıran, güzel şeyleri emreden, iğrenç şeylerden sakındıran bir topluluk oluşsun. İşte gerçek kurtuluşa kavuşanlar onlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir grup bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.[59]
[59] Hayır, emr-i bi’l-ma’rûf ve nehy-i ani’l-münker kavramları hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 287-292.  
Besim Atalay
swap_vert close
Aranızda, bir dernek bulunmalı ki hayra çağırıp, iyiliği buyura, kötülükten alıkoya; işte bunlar kurtulurlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İçinizden, iyi ve yararlı olana davet eden, kötü ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk mutlaka bulunsun. Nihai kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Tâ ki diğerlerini hayra da’vet ve iyi şeyleri emir ve fenâ şeyleri men’ iden bir ümmet olasınız böyle hareket idenler felâh bulacaklardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir cemaat olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.  
 Müfessirler, bu âyetin emri uyarınca, müslümanlar içinde, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir içtimaî kontrol müessesesinin bulunmasının farz-ı kifâye olduğunu belirtmişler; ancak, bu görevi üstlenen kişilerde, görevin iyi ve hakkaniyete uygun olarak yerine getirilmesini mümkün kılacak bazı şartların bulunması gerektiğine de işaret etmişlerdir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İçinizde, iyiliğe çağıran, sağduyuyu öğütleyen ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun. Bunlar başaranlardır
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hem sizden müteşekkil, önde gider, hayra davet eder, maruf ile emir ve münkerden nehyeyler bir ümmet olsun, işte onlardır o felâhı bulacaklar
Emrah Demiryent
swap_vert close
İçinizden, (insanları) hayra çağıran, iyiliği tavsiye edip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Siz, hayra çağıran, ma'rûfu¹ öneren, munkerden² sakındıran bir topluluk olun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.
1. İyi, doğru, yararlı, güzel olan. Toplumsal değer yargılarına göre ve toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edilen. Vahye uygun olan. 2. Kötü, eğri, zararlı, çirkin olan.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sizden öyle bir cemaat bulunmalıdır ki (Onlar herkesi) hayra çağırsınlar, iyiliği emretsinler, kötülükden vaz geçirmiye çalışsınlar. İşte onlar muraadına erenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O hâlde içinizden, hayra da'vet eden ve iyiliği emredip kötülükten men' eden bir topluluk bulunsun! Ve işte kurtuluşa erenler, ancak onlardır.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Öyleyse sizden (insanlığı) iyi ve yararlı olana (evrensel değerlere) davet eden, doğru ve iyi olanı (insanlığın hayat rehberi olan Kur’an’a uygun olanı ve toplumsal değer yargılarına göre toplumsal uzlaşı ile doğru olduğu kabul edileni) emreden ve (insanları) kötülüklerden (zulmün, haksızlığın her türlüsünden, insan hak ve hukukunu çiğnemekten, kısaca Kur’an’da yasaklanan ve uygun görülmeyen her türlü kötü tutum ve davranışlardan) sakındıran bir topluluk (devlet-sivil toplum kuruluşları) bulunsun. İşte onlar (samimiyetle bu görevi yerine getirenler) kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.*
(*) Kur’an’a göre emredilmesi gereken (معروف)’’maruf’’, meşru olan her şey olup bütün evrensel değerleri kapsamaktadır. Sakındırılan (منكر) ‘’münker’’ ise bunun tam zıddıdır. İşte Kur’an’ı Kerim’in öngördüğü ve insanlığı davet ettiği evrensel değerlerden bazıları da şunlardır; 1. Dini, inancı, milliyeti ve ırkı ne olursa olsun yüce Allah’ın kulu olan her insana saygı. 2. Yüce Allah’ın insanoğluna bahşettiği özgür iradeye saygı. 3. Allah’ın kulu olduğu için her insana sevgi. Çünkü yüce Allah Kur’an’da şöyle buyuruyor: (ولقد كرمنا بني آدم)’’ velekad kerremna beni âdeme…(İsra-70) ‘’Ve gerçekten, biz (din ve inanç ayırımı yapmaksızın) insanoğlunu (bütün insanları) üstün ve saygıdeğer kılmışızdır,’’ denilmektedir. 4. Adalet: Çünkü yüce Allah’ın yarattığı her insan evrensel boyutta aynı eşit değerlere ve haklara sahiptir. 5. Dürüstlük: Çünkü dürüstlük; pozitif enerji, özgürlük, özgüven ve dünya ve ahirette huzur getirir. 6. Her konuda iyi niyet ve samimiyet: 7. Evrensel yaratım ve işleyiş biçimine inanç: Bu durum yukarıda diğer 6 maddenin de olduğu gibi kabulü demektir. Evrensel değerleri üst bilinç seviyesinde algılamak demek; bunları yaşamamızda uygulamak ve başkalarına da bu konuda yardım etmek demektir. İşte Kur’an’ı kerim’in öngördüğü insanı kâmil/erdemli insan, bu evrensel değerlere sahip çıkan ve insanlığı ilahi vahyin ışığında bu değerlere sahip çıkmaya davet edendir. Bu nedenle, kâmil Müslüman = kâmil insandır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İçinizden, iyi ve doğru olan (hayra) şeylere çağıran, iyiliği emreden ve kötülükleri açıklayan bir topluluk bulunsun. İşte bu şekilde olan bir topluluk kurtulmuştur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sizin aranızda öyle bir ulus bulunsun ki herkesi iyilik işlemeye çağırsın, uygunu buyursun, uygunsuzu yoğasın. İşte onanlar bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İçinizden hayre çağırır, iyi işi [³] emir, kötü işten nehyeder bir cemaat ayrılmalı. İşte felâh bulanlar onlardır.
[3] Aklen ve şer'an beğenilen Kitaba ve Sünnete uygun olan. Kötü iş de bunun zıttıdır.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Siz hayra çağıran ve iyiliği/iyi ve güzel şeyleri [ma’rûf] kendine iş edinen ve çevresine de telkin eden²⁵ ve kötülüğü engelleyen bir topluluk [ummet] olun.²⁶ İşte onlar mutluluğa erenlerin [muflihûn] tâ kendileridir.
25 “Ye’murûn” fiili “emere” kökünden olup mastarı “emr” şeklinde gelir. Bunun “emretmek” anlamı olduğu kadar, mastar, “iş yapmak”, “iş tutmak” anlamı da vardır. Ayetlerde geçen “ye’murûne bi’l-ma’rûf ve yenhevne ani’l-munker” ibaresi, hemen hemen bütün meâl ve tefsirlerde “iyiliği emrederler, kötülüğü engellerler” şeklinde çevrilmiştir. Kötülüğün engellenmesi semantik analize uygun ama iyiliği emretmek ne demektir? Bu hususta ancak Allah emreder. Herkes birbirinin amiri gibi “iyilik yap”, sadaka ver, çalış, şunu yap bunu yap gibi emir mi edecek, emir mi yağdıracak? Kendisi yapmayacak mı? İyilik emirle olur mu? Kötülüğü bizzat engelleyecek ama iyiliği bir başkasına emrederek yapacak. Bunun semantik ve mantıkî bir izahı olamaz. İnsanoğlu iyiliği de bizzat yapmalı hatta başkalarına da telkin etmeli, tavsiyede bulunmalıdır. “Emere” fiilinin asıl anlamı olan “iş yapmak, iş edinmek ve aynı zamanda çevresine de telkin etmek” ayetin bağlamına daha uygun düşmektedir. Bu sebeple meâl boyunca bu ayetleri “kendine iş edinmek ve çevresine telkin etmek” şeklinde çevirdik. Dolayısıyla insan iyiliği kendine daimi olarak iş edinecek, tabiri caizse, iyilik meleği olacak yani elinden geldiği kadar hep iyilik yapacak ve bunu diğer insanlara da telkin ve tavsiye edecek, aynı zamanda kötülüğe de engel olacak. Sosyal ahlakın en önemli ilkesi budur. 26 “Min” takısı Arapçada “harf-i cer” olarak kullanılan bir edattır. Tercümelerde farklı kullanımları vardır. Bu ayetteki “min” edatını açıklayıcı yani beyaniye olarak aldığımızda ayete yansıttığımız anlam çıkar. Kur’an’ı bütünlüğü içinde ele aldığımız zaman bunun bütün Müslümanlara yapılmış bir çağrı olduğunu tespit edebiliriz. Hatta bunu bir önceki ayette “Hep birlikte Allah’ın ipine yapışınız..” ayetinde de görebiliriz. En doğru meâlin böyle olması gerektiğidir. Nitekim bu ayetteki “min” edatının beyaniye olarak ele alınması gerektiği bilgisini hocam Mehmet Said Hatipoğlu’na borçluyum. Bkz. İslam’ın Aktüel Değeri Üzerine, 2, s.102-105). Bu ayeti hemen hemen bütün meal ve tefsirciler “min” edatının en genel kullanımı olan ve kısım, bölüm ve aidiyet ifade eden “den, dan” anlamıyla tercüme etmişlerdir. O zaman da anlam, “sizler... bir topluluk olun” değil, “sizden...bir topluluk olsun” şeklinde olur. Daha önceki ilk iki baskıda biz de bu şekilde tercüme etmiştik. O zaman toplumun sosyal ahlakını koruyan ve onun gelişmesini sağlayan her bakımdan örnek bir grubun var olması gerektiğine vurgu yapılmaktadır diye düşünmüştük. Her iki tercüme de Arapça kurallara uygundur ancak Kur’an konteksine en uygun olanı meâle yansıttığımızdır.  
Kadri Çelik
swap_vert close
Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk olsun. İşte kurtuluşa erişenler yalnız onlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
İçinizden, insanlığı hayra çağıran, Kur’an’ın ortaya koyduğu evrensel adâlet ölçüleri çerçevesinde iyiliği emreden ve kötülükleri önlemeye çalışanyönetme ve yönlendirme yetkisine sahip bir topluluk bulunsun. İştegerçek anlamda mutluluğa ve kurtuluşa erenler, bunlardır.Eğer bu görevi yerine getirmeyecek olursanız, sizden öncekilerin başına gelen felâketler, sizin de başınıza gelebilir. O hâlde;
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sizden Ma’rûf’u (Örfe Uygun Olan’ı / Bilindik Olan’ı) iş edinen, Münker’den (Bilinmedik Olan’dan) kaçınan ve Hayr’a davet eden bir ümmet olsun! İşte onlar Felaha (Kurtuluşa) Erenler’dir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Artık sizin içinizde dahi insanları, hayra çağıran, öz değerlere sahip çıkmanızı önerip kötüden alıkoyan önderler bulunsun. Bunu yapanlar kurtuldu demektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten uzaklaştıran bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleyen (sakındıran) bir ümmet olun! [*] İşte onlar kurtulanların ta kendileridir.
Bu ayet Âl-i İmrân 3:110 ve Tevbe 9:71. ayetlerle birlikte okunmalıdır. Ayetin “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip (öğütleyip), kötülüğü engelleyen (sakındıran) bir ümmet bulunsun” şeklinde tercüme edilmesi sorunludur. Çünkü burada sayılan özellikler bütün müminlerin özelliği olarak tanıtılmaktadır. Zaten kurtuluşa erecek kişilerin sadece bunlar olduğunun ifade edilmesi de bunu göstermektedir. Diğerleri kurtulamayacaktır. Ayetteki [minküm] ifadesindeki [min] edatına [beyâniye] (açıklama) anlamı vermeyi tercih etmekteyiz. “İyiliği emredip (öğütleyip) kötülükten engelleme (sakındırma)” ile ilgili ayrıca bkz. Mâide 5:79; A‘râf 7:164, 199; Hûd 11:116.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Sizden¹ (Müslümanları sürekli) İslâ-m’a çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran nitelikli bir topluluk² bulunsun.³ İşte onlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
1 Yani Müslümanları hayra davet eden ümmetin, kendilerinden olması gerekmektedir. Buna göre İslâm toplumu, ümmetin eğitimini ve daveti, kesinlikle kendilerinin dışındaki düşüncelere sahip kimselere teslim edemez.2 Ümmet: Herhangi bir insan grubuna uyan veya uyması istenen insan topluluğudur. Yani; bir önderin etrafında güçlü bir birlik içerisinde toplanan, belirli bir gaye için düzenli bir şekilde çalışan ve sonuçta da insanlar üzerine hâkim olan, nitelikli insan toplumu demektir. Cemaatlere göre ümmet, kişilere göre önder gibidir. Bk. (Hûd: 8, Mü’minun: 52, Zuhruf: 22)3 Bu âyete göre, İslâm toplumunun devlet yapılanması içerisinde; “Davet” ve “Emr-i b’il-ma’ruf nehy-i an’il münker” (iyiliği emredip, kötülüğü yasaklama) teşkilatının bulunması gerektiğini, anlamak mümkündür. Emir ve nehiy ifâdelerinden, bu nitelikli Müslümanların, iyiliği emir ve kötülüğü yasaklamada İslam’ın genel ahlak kurallarını açıkça ihlal edenlere karşı güç kullanabilecekleri de anlaşılabilir. Müslümanlara “tebliğ” yapılmayıp, “Emr-i b’il-ma’ruf nehy-i an’il münker” yapılır. Tebliğ, kâfirlere yapılan bir davettir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve belki içinizden iyi ve yararlı olana davet eden, doğru olanı emreden, eğri ve yanlıştan alıkoyan bir topluluk çıkar: nihaî kurtuluşa erişecek kimseler, işte bunlar olacak.
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Sizden, iyi ve güzele çağıran, kötü ve çirkin olanı da engelleyen bir toplum oluşsun. İşte kurtuluşa erecekler bunlardır. 9/112, 22/41, 3/110
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Öyleyse sizler hayra çağıran, meşru ve iyi olanı öneren, kötü ve yanlış olandan da sakındıran bir ümmet olun![⁶³⁷] İşte onlar, evet onlardır sonsuz mutluluğa erenler.
[637] Çevirimiz, Nesefî’nin mini beyaniyye sayan (ve’ltekûnû ummeten) yaklaşımına dayanır. Alternatif bir anlamı da şudur: “Ümmet saparsa onu düzeltecek bir maya topluluk bulunsun!” Bu bir ebedî risalet çağrısıdır. Risaletin Nebi’den sonra ümmetin omuzlarında olduğunu beyan eden bu âyet Fâtır 32 ışığında anlaşılmalıdır. Bu âyet “ümmet” olmanın bir takım kurmak ve kuru kuruya o takıma mensup olmak değil, ehliyet ve liyakat kesbetmek demeye geldiğinin belgesidir. Zira ummetin türetildiği kök “anne”, ümmet de insanlığa anne gibi şefkat ve merhamet abidesi kesilen toplumdur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İçinizde hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun; işte kurtuluşa erenler onlardır!
(İslam toplumunda böyle bir topluluk teşekkül etmelidir. Bu yapılmayınca hiç bir müslüman sorumluluktan kendisini kurtaramaz. Müslümanların görevi, içlerinden bunu yapacak belli ve özel bir topluluk meydana getirmek, onlara yardım etmektir. Onlar tayin ve görevlendirildikten sonra -dini konularda- emretmek ve yasaklamak onlar üzerine farz-ı ayn olur. Şayet onlar görevlerini yerine getirmezlerse, sorumluluk önce bunlara, ikinci olarak herkese teveccüh eder ve tevhid nizâmı bozulduğu zaman ortaya çıkacak şer ve bela herkese bulaşır.)  
Osman Fırat
swap_vert close
Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sizden hayra davet eder, ma'ruf ile, münkerden nehy eyler bir cemaat bulunsun, işte felâh bulucular onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ey müminler! İçinizden hayra çağıran, iyiliği yayıp kötülükleri önleyen bir topluluk bulunsun. İşte selâmet ve felâhı bulanlar bunlar olacaklardır. [3, 110. 114; 7, 157; 9, 71. 112; 22, 41; 31, 17]
Süleyman Ateş
swap_vert close
İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men'eden bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.
Bu âyet, bir İslâm irşâd örgütünün kurulmasını gerekli kılmaktadır. Çünkü Hakk'a da'vet için bir grupun görevlendirilip yetiştirilmesini emretmektedir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve sizden insânları hayra çağırınız, eyi ve hayırlı şeylerle emr, fenâ ve gayr-ı makbûl şeylerden nehy iyler bir ümmet olsun (öyle olunuz). İşte onlar (öyle bir ümmetin efrâdı) necât ve felâh bulucılardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
İçinizde insanları iyiliğe çağıran, marufa uymalarını isteyen ve münkere[1] karşı çıkan önder bir toplum (ümmet) bulunsun. İşte umduklarını bulacak olanlar onlardır[2].
[1] Maruf, bilinen demektir. Bu bilgi ya Kur'ân'dan ya da ona aykırı olmayan gelenekten elde edilir. Zıttı 'münker'dir. [2] Ümmet (toplum), en az bir liderden ve onun etrafında bir şeriata (marufa uygun değerlere) tabi olarak toplanmayı başarabilen kavim veya kavimlerdir. Ümmet kelimesini millet, kavim kelimesini halk olarak Türkçeye çevirmek mümkündür. Halkları millet yapan şey ile kavimleri ümmet yapan şey, marufa uygun değerler (hikmetler) etrafında toplanabilmek ve iş birliği yapmaktır. (Ümmet ve kavim kelimeleri için bakınız Araf 7/159 ve dipnotu.)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Sizden hayra davet eden, iyiliği emredip, kötülükten uzaklaştıran bir ümmet oluşsun. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İçinizden öyle bir topluluk bulunmalı ki, hayra çağırsın, iyiliği teşvik etsin, kötülükten sakındırsın. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.(19)
(19) Âyet, her halükârda Müslümanların içinde bir topluluğun insanları hayra çağırma, iyiliği teşvik edip kötülükten sakındırma görevini yerine getirmesi gerektiğini bildirmektedir. Böyle bir topluluğun bulunmadığı durumlarda, ümmetin tamamı birden sorumlu duruma düşer. Nitekim, 11:11  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İçinizden hayra çağıran, doğruluk ve güzelliği belirlenene özendiren, kötülük ve çirkinliğe belirlenenden sakındıran bir topluluk olsun. Kurtuluş ve zafere erenler işte onlardır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olsun sizden bir cema'at, oķırlar ħayr dapa daħı buyururlar eyü işi daħı yıġarlar yavuz işden. daħı şunlardur ķurtılıcılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı sizden bir cemā‘at ḫalḳı ḫayrı istesünler, daḫı buyursunlar yaḫşı işleri,daḫı ḳaytarsunlar yaman işlerden. Daḫı anlardur dünyā ve āḫiret ḫayrına yiti‐şenler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ey müsəlmanlar!) İçərinizdə (insanları) yaxşılığa çağıran, xeyirli işlər görməyi əmr edən və pis əməlləri qadağan edən bir camaat olsun! Bunlar (bu camaat), həqiqətən nicat tapmış şəxslərdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And there may spring from you a nation who invite to goodness, and enjoin right conduct and forbid indecency. Such are they who are successful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Let there arise out of you a band of people inviting to all that is good, enjoining what is right, and forbidding what is wrong: They are the ones to attain felicity(431).
431 Muflih, aflaha, fal a h: the root idea is attainment of desires; happiness, in this world and the next; success; prosperity; freedom from anxiety, care, or a disturbed state of mind-the opposite of 'adhab in the next verse, which includes: failure; misery; punishment or penalty; agony or anguish. The ideal Muslim community is happy, untroubled by conflicts or doubts, sure of itself, strong, united, and prosperous; because it invites to all that is good, enjoins the right; and forbids the wrong -a master-stroke of description in three clauses.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلْتَكُنْ
ve bulunsun
مِنْكُمْ
sizden
اُمَّةٌ
bir toplu- luk ki
يَدْعُونَ
davet ediyorlar
اِلَى الْخَيْرِ
hayra
وَيَاْمُرُونَ
ve emrediyorlar
بِالْمَعْرُوفِ
iyiliği
وَيَنْهَوْنَ
ve men ediyorlar
عَنِ الْمُنْكَرِۜ
kötülükten
وَاُو۬لٰٓئِكَ
ve işte onlar
هُمُ
onlardır
الْمُفْلِحُونَ
felaha erenler
Siz(in içiniz)den (her zaman) hayra davet eden, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar felaha (kurtuluş ve saadete) erenlerdir.
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
اُمَّة
İsim
ا م م
Ümmet, topluluk
دَعَا
Fiil-I
د ع و
Çağırdı, dua etti, davet etti, yalvardı, isnad etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
اَمَرَ
Fiil-I
ا م ر
Emretti, buyurdu
مَعْرُوف
Edilgen fiil
ع ر ف
Örfe uygun, iyilikle, münasip, güzel, meşru
نَهٰي
Fiil-I
ن ه ي
Men etti, yasakladı, alıkoydu
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
مُنْكَر
Edilgen fiil-IV
ن ك ر
Tanınmayan, çirkin iş, hoşnutsuzluk, çok edepsizce şey
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُفْلِحُون
Etken fiil-IV
ف ل ح
Felaha erenler