close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Âli İmrân Sûresi 103. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Va’tesimû bihabli(A)llâhi cemî’an velâ teferrakû(c) veżkurû ni’meta(A)llâhi ‘aleykum iż kuntum a’dâen feellefe beyne kulûbikum feasbahtum bini’metihi iḣvânen vekuntum ‘alâ şefâhufratin mine-nnâri feenkażekum minhâ(c) keżâlike yubeyyinu(A)llâhu lekum âyâtihi le’allekum tehtedûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın ve anın Allah'ın size verdiği nimeti, anın o zamanı ki düşmandınız birbirinize, kalplerinizi uzlaştırdı, nimetiyle kardeş oldunuz. İçinde ateş dolu bir çukurun tam kenarındaydınız, sizi kurtardı oradan. Allah, doğru yolu bulursunuz diye delillerini böyle açıklar işte.
Allah ipi, Ebû-Said-i-Hûdri, Abdullah ve Katâde'ye göre Kur’ân'dır. İbn-i Abbas ve Ebû-Zeyd'e göre Müslümanlıktır. İmam Ca'fer-üs-Sâdık (a.s)'ın, biz, Tanrının Allah ipine yapışın diye emrettiği kişileriz, Allah ipiyiz dediği rivâyet edilir. Hz. Muhammed (s.a.a)'in, "Ben, sizin aranızda iki halife bırakıyorum; gökle yer arasında, uzatılmış bir ip olan Allah kitabı ve soyum, Ehl-i Beyt'im; ikisi, havuz kıyısında bana ulaşıncaya dek birbirinden ayrılmaz" dediğini Ahmed-ibn-i Hanbel, "Müsned"inde, Tabarâni, "Kebir" inde rivâyet ederler (al-Câmi'üs-Sagıyr, 1. s.87). Bu hadis, daha başka tarzlarla ve eklentilerle Tirmizi, Hâkim, Zehebi tarafından da tahric edilmiştir (Seyyid Abd-ül Huseyn Şerefüddin: al-Murâcaât, Bağdat, Miktebet-ül-Câmia, 1946 -1365. s. 20-21). Aynı meâlde bir hadis, Ebû-Hureyre'den tahric edilir (al-Cami, 2, s. 4).  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Eğer gerçekten iman ediyorsanız) Allah’ın ipine (Kur’an hükümlerine) hepiniz birden (el birliği içinde) sımsıkı sarılın. (Sakın) Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir vakit sizler birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. (Ümmet ve uhuvvet şuuruyla güç kazandınız.) Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, (Kur’an ve Resulüllah sayesinde) oradan sizi kurtarmıştı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Hepiniz birden Allah'ın ipine yani Allah'ın kitabına sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünerek kitap bir yerde siz bir yerde olmayın. Allah'ın size verdiği nimetlerini hatırlayın. Siz birbirinize düşman iken, kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz da, sizi ondan kurtardı. İşte cennete götüren doğru yolu bulasınız diye, Allah ayetlerini böylece açıklar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Hepiniz, Allah'a olan bağınıza, taahhüdünüze, Kur'an'a, İslâm'a sadakatle sarılarak, Allah'ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin, bölük pörçük olmayın, parçalanmayın. Allah'ın size ihsan ettiği nimetleri, size tevdî ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyun, kollayın, zâyi etmeyin. Hani siz, birbirinize düşman idiniz de, O gönüllerinizi, akıllarınızı birleştirip, sizi birbirinize kaynaştırmıştı. O'nun nimeti, İslâm dini sayesinde kardeş olmuştunuz. Ateşten bir çukurunun kenarında, ateşe düşmek üzere iken, oradan da, sizi O kurtarmıştı. Böylece Allah iyiliği, birliği emreden, yahudilerin ve diğerlerinin tuzaklarından sakındıran âyetlerini size açıklıyor. Umulur ki, doğru yolu bulur, İslâm'da sebat etmiş olursunuz.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 8/63.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın size olan nimetini anın. Hani siz birbirinize düşmandınız Allah gönüllerinizi birbirine yaklaştırdı da O'nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz Allah sizi oradan kurtardı. Doğru yola erişmeniz için Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.
Ali Bulaç
swap_vert close
Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Elbirlik Allah'ın dinine (şeriatına) sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın. Allah'ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken o, sizin kalbleriniz arasında üflet (yakınlık ve sıcaklık) meydana getirdi de onun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da Allah, İslâmınız sebebiyle o ateşe (cehenneme) düşmekten sizi kurtardı. İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ve hepiniz Allah’ın ipine (Kur’ana) sımsıkı sarılın. Ve sakın dağılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki siz birbirlerinize düşman iken, O, kalplerinizi birleştirdi. Onun nimetiyle kardeşler oldunuz. Ayrıca ateşten bir çukurun ağzında iken, O, sizi ondan kurtardı. Böylece Allah ayetlerini size açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.[58]
[58] Allah’ın ipi ve tefrika hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 275-286; 293-298.  
Besim Atalay
swap_vert close
Hepiniz de, Allahın yoluna sarılasınız, bölük bölük olmayın, Allahın size olan nimetini anınız, sizler birbirinize düşmandınız, Allahın nimetiyle gönüller birleşerek, kardeş oldunuz, ateşli bir uçurumun kıyısındaydınız, Allah kurtardı oradan sizi, Allah size, böylecene âyetlerin açıklar, umut olunur ki doğru yolu bulasınız
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a/Kur'an'a) sımsıkı sarılın (hayatınızı ona göre düzenleyin) ve (İslam'la çelişen davranışlarınızla gruplara ayrılarak) birbirinizden kopmayın! Allah'ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken O, sizin kalpleriniz arasında ülfet (yakınlık) meydana getirdi de O'nun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da oraya düşmekten sizi (Kur'an ile) O kurtardı. İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.
Bkz. 2/2, 5/16 ve dipnotu, 6/155, 10/57, 14/1Âyette geçen “hep birlikte” ifadesi, kolektif şuurla yaşamanın gerekliliğine bir işarettir. Allah’ın rızasını kazanma anlamında her Müslüman Hz. Peygamber’in öncülük ettiği dinin müntesibi ve onun getirdiği Kitab’ın muhatabı olarak tek bir vücut olmalı, yürekler hep aynı gaye için birlikte atmalıdır. Çünkü Allah Resulü tüm insanlığın peygamberidir. (A’râf, 7/158) ve o Peygamber’in tebliğ ettiği Kitap da aynıdır. O halde davranışlar da aynı hedefe yönelik olmalıdır. Nur sûresinin 24/31. âyetinde “hep birlikte tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” buyrularak, tevbenin bile toplu yapıldığı takdirde kurtuluşa vesile olacağı vurgulanmaktadır.Hz. Muhammed’in risaletinden önce insanca yaşam neredeyse yok olmuş, sosyal hayat bütünüyle çürümeye yüz tutmuştu. Öyle ki; çok anlamsız ve gereksiz sebeplerle insanlar birbirlerini öldürüyor, mallarını yağmalıyor, evlerini yerle bir ediyordu. Evs ve Hazrec kabilelerinde olduğu gibi soylar arasında yıllarca süren ve binlerce insanın ölümüne, yetim veya dul kalmasına sebep olan savaşlar yaşanıyordu. İslam’ın yeniden insanların hayatına girmesiyle bütün bu hadiseler son bulmuş ve insanca yaşam yeniden filizlenmişti. Allah bu ayetle bir hatırlatma yaparak verilen nimetin kıymetinin bilinmesini istiyor.  
Cemil Said
swap_vert close
Hepiniz Allâh’a sarılınız, ândan ayrılmayınız. Ânın ni’metlerini tahattur idiniz, siz biri birinize düşman iken Allâh kalblerinizi birleşdirdi ve sâyesinde birâderlerden mürekkeb bir kavim oldınız. Siz ateş hendekinin yanında idiniz, sizi kurtardı. Size âyât-ı mübeyyinesini beyân itdi ki tarîk-i hidâyetde rehberiniz olsun.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
topunuz bir Allah ipine sım sıkı tutunun, biribirinizden ayrılmayın ve Allahın üzerinizdeki ni'metini düşünün, sizler birbirinize düşmanlar iken o sizin kalblerinizin arasında ülfet husule getirib yanaştırdı da ni'meti sayesinde uyanıb kardeş oldunuz, hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da o tuttu sizi ondan kurtardı, şimdi böyle size âyetlerini beyan ediyor ki Allaha doğru gidebilesiniz
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Ey îmân edenler!) Hep birlikte Allah’ın dinine (Kur’ân’ın hükümlerine) uyun (ve sakın, câhiliye devrinde yaptığınız gibi kavmiyetçilik güderek, savaşarak) ayrılığa düşmeyin. Allah’ın, üzerinizdeki (İslâm) nimetini hatırlayın. Hani sizler, birbirinize düşman (kabileler) idiniz de Allah, (lütfuyla) kalplerinizi birbirine ısındırıp kaynaştırdı ve onun (İslâm) nimetiyle (hepiniz dinde) kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş (küfür) çukurunun kenarında idiniz de (Allah, Peygamber’ini ve vahyettiği Kur’ân’ı yollamakla) sizi (ölümüzden evvel) oradan (îmânsızlık çukurundan) kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki hidâyete eresiniz.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Hepiniz, topdan sımsıkı Allah'ın ipine sarılın. Parçalanıb ayrılmayın. Allahın, üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz (birbirinizin) düşmanlar (ı) idiniz de O, kalblerinizi (İslama ısındırıb) birleşdirmişdi. İşte Onun (bu) nimeti sayesinde (dîn) kardeşler (i) olmuşdunuz ve yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmışdı. İşte Allah size âyetlerini böylece apaçık bildiriyor. Tâki doğru yola eresiniz.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
O hâlde hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'ân'a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın!(3)Hem Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın! Hani (siz) (birbirinize) düşmanlar idiniz de (Allah)kalblerinizin arasını (İslâm ile) birleştirdi; böylece O'nun ni'meti sâyesinde kardeşler oldunuz. Hem ateşten bir çukurun kenarında (küfür içinde) idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah, size âyetlerini böyle açıklar, tâ ki hidâyete eresiniz.
(3)“Ey ehl-i îman! Zillet içinde (aşağılık içinde) esâret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilâfınızdan (ayrılığınızdan) istifâde eden zâlimlere karşı, اِنَّمَاالْمُؤْمِنُونِ اِخْوَاةٌ[Mü’minler ancak kardeştirler!] kal‘a-i kudsiyesi (kudsî kalesi) içine giriniz, tahassun ediniz (sığınınız). Yoksa, ne hayâtınızı muhâfaza ve ne de hukūkunuzu müdâfaa edebilirsiniz. Ma‘lûmdur ki, iki kahraman birbiriyle boğuşurken, bir çocuk ikisini de dövebilir. Bir mîzanda (terâzide) iki dağ birbirine karşı muvâzenede (dengede) bulunsa, bir küçük taş, muvâzenelerini bozup onlarla oynayabilir; birini yukarı, birini aşağı indirir. İşte ey ehl-i îman! İhtiraslarınızdan ve husûmetkârâne (düşmanca) tarafgirliklerinizden, kuvvetiniz hiçe iner.” (Mektûbât, 22. Mektûb, 97)Ayrıca, mü’minler arasındaki kardeşlik ve ittifâkın ehemmiyeti, ayrılık ve düşmanlığın zararları hakkında bakınız; (sahîfe 66, hâşiye 1; Mektûbât, 22. Mektûb, 90; Lem‘alar, 20. Lem‘a, 155)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey inanmış olanlar!) O hâlde hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a ve ihtiva ettiği bütün mesajlara) sımsıkı sarılın ve (fırkalar, mezhepler hâlinde) bölünüp parçalanmayın. Hem Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani bir zaman (birbirinize) düşmanlar idiniz de (Allah) gönüllerinizin arasını (barış dini olan İslâmla) birleştirdi; böylece O’nun nimeti (olan İslâm) sayesinde kardeşler oldunuz. Yine siz, ateşten bir çukurun kenarında idiniz de, O sizi (İslâm ile) oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yola eresiniz. *
(*) Allah’a karşı gereği gibi saygılı olmak ve müslüman olarak ölebilmek için Allah’ın ipine/Kur’an’ına toptan yapışarak tevhid inancında birleşmek, ayrılıktan uzak durmak ve hayatın sonuna kadar imanı korumak gerekir. İslâm dini inançta ve amelde birliğe büyük önem verir. Bunun içindir ki inanç alanında Allah’ın birliği ilkesini getirdiği gibi, ibadet alanında da hac ve namaz gibi insanları bir araya toplayarak müslümanların birliğini sağlayacak prensipler koymuş, amelî tedbirler almıştır. Fert olarak veya bölünmüş gruplar halinde yaşayanların dinlerini ve milliyetlerini korumaları kolay değildir. Bunların sosyal, maddî ve mânevî baskılar karşısında dayanma güçleri az olduğundan daima din ve milliyetlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunurlar. Bu tür baskılar peygamberleri bile zor durumlarda bırakmış, bu sebeple Allah’tan yardım istemeye mecbur kalmışlardır (bk. Bakara 2/214; Âl-i İmrân 3/52). Kur’an insanlar arasında düşünce ayrılıklarının bulunmasını, insanın yaratılış hikmetine ve özelliklerine bağlar (Hûd 11/118). İyi niyete dayalı olması ve mâkul çizgide kalması halinde bu ayrılıkların insanlar arasında rekabete, dolayısıyla toplumların ilerlemesine ve kalkınmasına yardımcı olacağı da açıktır. Ancak İslâm, düşünce ayrılığının düşmanlığa dönüşmesini, insanları çekişen ve vuruşan kamplara ayırmasını müsamaha ile karşılamaz. Nitekim bu âyet-i kerîmede müslümanların birliği Allah’ın bir nimeti olarak değerlendirilirken, toplumsal barışı tehdit eden – ve İslâm’dan önce örnekleri çokça görülen–çekişme hallerini her an içerisine düşüp yanabilecekleri ateşten bir çukurun kenarında bulunmaya benzetmiştir. Allah, insanların böyle bir tehlike ile karşı karşıya kalmamaları için Kur’an’a sarılmalarını, onun genel prensiplerinin dışına çıkmamalarını emretmektedir… (Kur’an Yolu Tefsiri) Âyette geçen “hep birlikte” ifadesi, kolektif şuurla yaşamanın gerekliliğine bir işarettir. Allah’ın rızasını kazanma anlamında her Müslüman Hz. Peygamber’in öncülük ettiği dinin müntesibi ve onun getirdiği Kitab’ın muhatabı olarak tek bir vücut olmalı, yürekle yürekler hep aynı gaye için birlikte atmalıdır. Çünkü Allah Resulü tüm insanlığın peygamberidir. (A’râf,7/158) Peygamber’in tebliğ ettiği Kitap da aynıdır. O hâlde davranışlar da aynı hedefe yönelik olmalıdır… Hz. Muhammed’in risaletinden önce insanca yaşam neredeyse yok olmuş, sosyal hayat bütünüyle çürümeye yüz tutmuştu. Öyle ki; çok anlamsız ve gereksiz sebeplerle insanlar birbirlerini öldürüyor, mallarını yağmalıyor, evlerini yerle bir ediyordu. Evs ve Hazrec kabilelerinde olduğu gibi soylar arasında yıllarca süren ve binlerce insanın ölümüne, yetim veya dul kalmasına sebep olan savaşlar yaşanıyordu. İslam’ın yeniden insanların hayatına girmesiyle bütün bu hadiseler son bulmuş ve insanca yaşam yeniden filizlenmişti. Allah bu ayetle bir hatırlatma yaparak böyle bir duruma bir daha düşmemelerini istemektedir. (C. Külünkoğlu Meali 103. Ayet Açıklaması) Ancak bugün Müslümanların Allah’ın emri gereği sadece Kur’an’a sarılıp etrafında kenetlenmeleri gerekirken, maalesef hadis adı altında uydurulan rivayetler ve din adına uydurulan mezhepler, tarikatlar, meşrepler, hizipler ve fırkalar hâlinde bölünüp parçalanmışlar ve hatta birbirlerine düşman gibi olmuşlardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah’ın gönderdiği kitabına (ipine) sımsıkı sarılın, (aranızda) ayrılığa düşmeyin, Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar siz kendi aranızda birbirlerinize düşmanlardınız, sonra Allah kalplerinizi birbirinize ısındırdı da kardeşler olmuştunuz ve siz o zamanlar ateşten bir uçurumun kenarında (müşrik veya ehli kitaptan) idiniz ve Allah bu durumdan sizi kurtarmıştı. Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki, belki doğru yola girersiniz.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Hepiniz birden Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılmayın. Allah’ın size karşı olan bunca iyiliğini bir düşünün. Bir ara siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi. Yine Allah’ın iyiliği yüzünden birbirinizle kardeş oldunuz. Yine bir ara ateş çukurunun ta kıyısında idiniz de sizi oradan yine Allah kurtardı. İşte Allah size belgelerini böyle açıklıyor, doğru yolu tutasınız diye.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hepiniz birden Allah/ın ipine [²] sımsıkı sarılın, birbirinizden ayrılmayın, Allah/ın size olan nimetini yâdedin. Hani sizler yekdiğerinize düşman idinizdi. Allah sizin kalplerinizi İslâm ile birleştirdi de onun nimeti sayesinde kardeş oldunuzdu. Siz, bir zaman ateş çukurunun kenarına kadar gelmiştiniz de Allah sizi oradan kurtarmıştı. Artık Allah hidayet bulasınız diye âyetlerini böyle beyân ediyor.
[2] Kur'an-ı mübine, din-i islâma, Allah için ihlâsa, Aht-i İlâhiye, Emr-i Süphaniye, Ta'at-i Bâriye.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine yapışınız ve sakın ayrılığa düşmeyiniz. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani bir zamanlar sizler birbirinize düşmandınız. O kalplerinizi birleştirdi ve O’nun nimetiyle/lütfuyla kardeş oldunuz. Siz ateşten bir çukurun tam kenarındaydınız, Allah sizi oradan kurtardı. Allah ayetlerini size böylece açıklıyor ki doğruyu bulasınız.
Kadri Çelik
swap_vert close
Toptan Allah'ın ipine sarılın da ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın. Hani düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah, hidayete erişesiniz diye size ayetlerini böylece açıklar.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hep birlikte, Allah’ın yeryüzüne uzatmış olduğu Kur’an ipine ama tümüne sımsıkı sarılın; sakın ondan ayrılmayın! Allah’ın size olan nîmetini hatırlayın: Hani birbirinize düşman idiniz fakat Allah kalplerinizi kaynaştırıp birleştirdi de, O’nun nîmeti sayesinde hepiniz kardeş oldunuz. Ve hani, ateş dolu bir uçurumun tam kenarında idiniz de, Allah sizi oradan kurtardı.İşte Allah, öğüt alıp doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size böyle açıkça bildiriyor.Fakat düzensiz, başıboş ve dağınık bir toplum bu hedefleri gerçekleştiremez. Öyleyse:
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah’ın ipine topluca tutunun; parçalanmayın! Sizin üzerinizdeki Allah’ın nimetini anın! Hani, siz düşmandınız; kalblerinizi uzlaştırdı. O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Ateş’ten bir çukurun kenarındaydınız; sizi ondan kurtardı. Doğru yol bulmanız için Allah size âyetlerini böyle açıklıyor.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, dağılmayın. Allah'ın size verdiği nimetin kadrini bilin: Çünkü sizler birbirinize düşman iken, Allah kalplerinizi kaynaştırmış, ve bu iyiliği sayesinde hepiniz kardeş olmuştunuz. Tam da lav çukurunun kenarında iken, sizi oraya düşmekten yine o kurtarmıştı. Allah sözlerini size bu şekilde açıklıyorsa bu, sizin düze çıkabilmeniz içindir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın! Allah kitabı Kur’an ile doğruyu göstermiştir. Kur’an’daki her ayet sizi Allah’a götüren gerçeklerdir. Parçalanıp bölünmeyin! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani sizler birbirinize düşmandınız. Allah kalplerinizi birleştirdi. Değilse aynı toplum içinde kardeşler olarak birbirinizle savaşıyordunuz. Sonunda Allah’ın ayetleri sayesinde Mümin kardeşler oldunuz. Yine aranızdaki gereksiz düşmanlıkları ortaya çıkarmış, ateş çukurunun kenarında gelmiş, birbirinizi savaşarak öldürecektiniz. Üstelik inançlarınızla, yaptıklarınızla ateş çukurunun başında idiniz. Tam ateşe düşecekken Rabbiniz sizi hidayetiyle kurtardı. Böylece cehennem ateşiyle cezalandırılmaktan kurtuldunuz. Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğruyu bulasınız.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın; [*] ayrılmayın! [*] Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti [*] ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.
Vahye uymayla ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:63, 93, 256; Âl-i İmrân 3:103; Nisâ 4:175; En’âm 6:50, 106; A’râf 7:3, 144, 171; Yûnus 10:15, 109; Meryem 19:12; Hacc 22:78; Ahzâb 33:2; Zümer 39:55; Zuhruf 43:43; Câsiye 45:18; Ahkâf 46:9.,Benzer mesajlar: Âl-i İmrân 3:105; En‘âm 6:159; Enfâl 8:46; Mü’minûn 23:53; Rûm 30:30-32.,Benzer mesaj: Enfâl 8:63.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Hep birlikte asla ayrılığa düşmeden, Allah’ın ipi¹ (olan İslâm Dini)ne sımsıkı sarılın ve Allah’ın bu nîmetini sakın unutmayın. Zîrâ Allah, o nîmetiyle kalplerinizi uzlaştırarak sizi, bir zamanlar birbirinize düşman iken kardeş yaptı. Hatta siz, bir ateş çukurunun tam kenarındayken O, sizi oraya düşmekten kurtardı. Allah size, en doğru yola ulaşasınız diye âyetlerini işte böyle açıklıyor.
1 Hablüllah: Allahu Teâlâ’ya vuslat sebebi olan delil ve vasıta demektir ki Kur’an, tâat ve cemaat, ihlas, İslâm, ahdullah, emrullah diye rivayetlerle tefsir edilmiştir. Bu âyetin cemaat ve birlik olmak için bir emir olduğunda şüphe yoktur. Ebu Said’il-Hudrî (r.a)’den, Rasulullah (s.a.v): “Semadan Arza indirilmiş olan ‘hablüllah’ Allah’ın kitabıdır” buyurmuştur.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O’nun lütfu ile kardeş oldunuz; ve ateşli bir uçurumun ⁷⁹ kenarında [iken] sizi ondan [nasıl] korudu. Bu şekilde Allah mesajlarını size açıklar ki hidayet bulasınız,
79 Lafzen, “bir ateş çukurunun” -manevî körlüğün kaçınılmaz sonucu olan ızdırapları anlatan bir mecaz. Bir zamanların karşılıklı düşmanlıklarının hatırlatılması, insanın, elinden yalnızca Allah’ın rehberliği sayesinde kurtulabileceği (bkz. 2:37-38) yeryüzündeki akibetine (karş. 2:36 ve 7:24) bir işarettir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz, bir zamanlar birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. O’nun bu Kuran nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi oradan kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor. 6/159, 30/32, 42/13, 23/52-53, 21/92-93-94
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın![⁶³⁶] Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O’nun lutfu sayesinde kardeş oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.
[636] Allah Rasûlü bu ipin Kur’an olduğunu söylemiştir (Müslim, 2:227; Tirmizî, 4/343). Vahdet sosyal tevhid, tevhid akidevi vahdettir. Doğal olarak tefrika da sosyal şirk olmaktadır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (Kur'an'a) sarılın, parçalanıp (birbirinizden sakın) ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki, sizler birbirinizin düşmanları idiniz de O; kalblerinizi (İslam’a ısındırıp) birleştirmişti. O'nun bu nimeti sayesinde sizler din kardeşi olmuştunuz! Yine (hatırlayın ki) siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken (putlara taptığınız için cehenneme sürüklenirken) sizi O kurtarmıştı! (Size doğru yolu göstermişti) İşte Allah ayetlerini size böyle açıklıyor ki, (ibret alıp) hidayete eresiniz.
Osman Fırat
swap_vert close
Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hepiniz Allah Teâlâ'nın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız. Ve Allah Teâlâ'nın üzerinizde olan nîmetini de yâdediniz ki, siz birbirinize düşmanlar iken sonra Allah Teâlâ kalplerinizi birleştirdi de O'nun nîmeti sebebiyle kardeşler oluverdiniz de sizler ateşten bir çukur kenarında iken sizi ondan çekip kurtardı. İşte Allah Teâlâ âyetlerini sizlere açıklar, tâ ki hidâyete erebilesiniz.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hepiniz toptan, Allah'ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bölünüp ayrılmayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah size âyetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz. [8, 63]
İslâm’dan önce Arabistan’da insan hayatının hiç değeri kalmamıştı. En ufak sebeple insanlar vicdansızca öldürülüyordu. Kabîle savaşlarının, kan dâvalarının sonu gelmiyordu. Meselâ Medine’deki Evs ve Hazrec kabileleri 120 yıldan beri sürekli savaş halinde idiler. İslâm sayesinde birbirlerinin kardeşi oldular.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlaştırdı. O'un ni'metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh'ın ipine cümleniz sımsıkı yapışınız [¹] ve birbirinizden ayrılub tefrikaya düşmeyiniz, Allâh Te'âlâ'nın size olan ni'metlerini hâtırlayınız. Siz (İslâm'dan evvel) birbirinizin düşmanı iken kalblerinizin arasını barışdırdı. Ve onun ni'meti sâyesinde yekdiğerinizin kardaşı oldınız. Ve siz cehennem girdâbının kenarında (içine yuvarlanmak üzere) iken sizi kurtardı. İşte hidâyete vâsıl olmanız içün Allâh Te'âlâ size âyâtını beyân ider.
[1] Kuyuya düşen bir adamı iple çıkardıkları gibi küfür girdâbına düşenleri de İslâm ve Kur'ân kurtarır. Bu âyet-i kerîmede Allâh'ın ipine yapışınız'dan murâd budur.  
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah'ın ipine (Kur’an’a)[*] hep beraber sıkı sarılın, uzakta kalmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. Bir zamanlar aranızda düşmanlıklar vardı; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi O kurtardı. Allah, âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.
[*] (Bkz. Nisa 4/174,175)  
Şaban Piriş
swap_vert close
Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hep birden sımsıkı Allah'ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini de hatırlayın ki, siz birbirinize düşman iken, kalplerinizi kaynaştırdı da Onun nimeti sayesinde kardeş oluverdiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız; O sizi oraya düşmekten kurtardı. Doğru yola erişmeniz için, Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı yapışuñ Tañrı ipine ya'nį dįnine, hep; daħı bölük bölük olmalı. daħı anuñ Tañrı ni'met ini, üzerüñüze, ol vaķt kim olduñuzıdı düşmānlar; pes dirdi göñüllerüñüz arasını pes olduñuz ni'met-i-y-ile ya'nį islām-la ķarındaşlar. daħı olduñuz-ıdı çuķur ķırañ üzere oddan pes ķurtardı sizi andan. [32a] ancılayın bellü eyler Tañrı size āyetlerini anuñ-içün kim siz ŧoġru yol dutasız.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı yitişüñüz barçañuz Tañrı ipine ki Ḳur’āndur. Daḫı ayrılmañuz ḥaḳdan, daḫı añuñuz Tañrınuñ ni‘metlerini ki size virüpdür siz düşmanlar‐iken yü‐reklerüñüze muḥabbet bıraḳdı, pes Tañrınuñ ni‘meti‐y‐le ḳardaşlar ol‐duñuz. Daḫı durmış‐ıduñuz ḳırañında bir çuḳur ki ṭamu odından, pes ḳur‐tardı Tañrı sizi anda[n]. Anuñ gibi beyān eyler Tañrı Ta‘ālā size āyetlerini, olakim doġru yol dutasız. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Hamılıqla Allahın ipinə (dininə, Qur’ana) möhkəm sarılın və (firqələrə bölünüb bir-birinizdən) ayrılmayın! Allahın sizə verdiyi ne’mətini xatırlayın ki, siz bir-birinizə düşmən ikən. O sizin qəlblərinizi (islam ilə) birləşdirdi və Onun ne’məti sayəsində bir-birinizlə qardaş oldunuz. Siz oddan olan bir uçurumun kənarında ikən O sizi oradan xilas etdi. Allah Öz ayələrini sizin üçün bu şəkildə aydınlaşdırır ki, haqq yola yönəlmiş olasınız!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And hold fast, all of you together, to the cable of Allah, and do not separate. And remember Allah's favour unto you: how ye were enemies and He made friendship between your hearts so that ye became as brothers by His grace; and (how) ye were upon the brink of an abyss of fire, and He did save you from it. Thus Allah maketh clear His revelations unto you, that haply ye may be guided,
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And hold fast, all together, by the rope(429) which Allah (stretches out for you), and be not divided among yourselves; and remember with gratitude Allah.s favour on you; for ye were enemies(430) and He joined your hearts in love, so that by His Grace, ye became brethren; and ye were on the brink of the pit of Fire, and He saved you from it. Thus doth Allah make His Signs clear to you: That ye may be guided.
429 The simile is that of people struggling in deep water, to whom a benevolent Providence stretches out a strong and unbreakable rope of rescue. If all hold fast to it together, their mutual support adds to the chance of their safety. 430 Yathrib was torn with civil and tribal feuds and dissensions before the Messenger of Allah set his sacred feet on its soil. After that, it became the City of the Prophet, Madinah, and unmatched Brotherhood and the pivot of Islam. This poor quarrelsome world is a larger Yathrib: can we establish the sacred feet on its soil, and make it a new and larger Madinah?  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاعْتَصِمُوا
ve sımsıkı sarılın
بِحَبْلِ
ipine
اللّٰهِ
Allah'ın
جَم۪يعاً
hep birlikte
وَلَا تَفَرَّقُواۖ
ve parçalanıp bölünmeyin
وَاذْكُرُوا
ve hatırlayın
نِعْمَتَ
nimetini
اللّٰهِ
Allah'ın
عَلَيْكُمْ
üzerinizdeki
اِذْ
o za- man ki
كُنْتُمْ
idiniz
اَعْدَٓاءً
düşmanlar
فَاَلَّفَ
ve birleştirdi
بَيْنَ
arasını
قُلُوبِكُمْ
kalplerinizin
فَاَصْبَحْتُمْ
böylece oldunuz
بِنِعْمَتِه۪ٓ
O'nun nimeti sayesinde
اِخْوَاناًۚ
kardeşler
وَكُنْتُمْ
ve siz idiniz
عَلٰى شَفَا
kenarında
حُفْرَةٍ
bir çukurun
مِنَ النَّارِ
ateşten
فَاَنْقَذَكُمْ
ve sizi kurtardı
مِنْهَاۜ
oradan
كَذٰلِكَ
işte böyle
يُبَيِّنُ
açıklar
اللّٰهُ
Allah
لَكُمْ
size
اٰيَاتِه۪
âyetlerini
لَعَلَّكُمْ
umulur ki siz
تَهْتَدُونَ
hidâyeti bulursunuz
Ve hep birlikte Allah'ın ipi (olan Kur'ân'a ve onun resulü)ne sımsıkı sarılın, sakın parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini (size verdiği hidâyeti) hatırlayın; hani siz (birbirinize) düşman (kimse)ler idiniz de (O), kalplerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş (kimse)ler olmuştunuz. Yine siz (gönlünüzde var olan küfürle dolu) ateşten bir çukurun kenarında idiniz de (O) sizi oradan kurtarmıştı. İşte, Allah âyetlerini size umulur ki hidâyeti bulursunuz diye böyle açıklar.
اِعْتَصَمَ
Fiil-VIII
ع ص م
Sımsıkı sarıldı
حَبْل
İsim
ح ب ل
İp
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
جَمِيع
İsim
ج م ع
Bir araya gelenler, topyekün, cemaat,topluluk
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
تَفَرَّقَ
Fiil-V
ف ر ق
Parçalanıp bölündü, ayrılığa düştü
ذَكَرَ
Fiil-I
ذ ك ر
Hatırladı, zikretti, andı, öğüt aldı, tezekkür etti
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَدُوّ
İsim
ع د و
Düşman
اَلَّفَ
Fiil-II
ا ل ف
(Aralarını) Birleştirdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اَصْبَحَ
Fiil-IV
ص ب ح
Oldu, sabahladı
نِعْمَة
İsim
ن ع م
Nimet
اَخ
İsim
ا خ و
Erkek kardeş, kardeş
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
شَفَا
İsim
ش ف و
Kenar
حُفْرَة
İsim
ح ف ر
Çukur
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَار
İsim
ن و ر
Ateş
اَنْقَذَ
Fiil-IV
ن ق ذ
Kurtardı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
بَيَّنَ
Fiil-II
ب ي ن
Açıkladı, beyan etti, gösterdi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
لَكُمْ
Zamir
لَكُمْ
Sizin için, size
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
لَعَلّ
Zamir
لَعَلّ
Belki, umulur ki
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu