De ki: “Ben elçilerden bir ilk (bir türedi, uydurma bir elçi) değilim (benden önce de nice elçiler gönderilmiştir). Bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahiy edilmekte olana (ilahi mesajların tümünü içeren Kur’an’a) uyarım ve ben açık bir uyarıcıdan (Allah’tan gelen vahyi olduğu gibi tebliğ edenden) başka bir şey değilim.” *
(*) “Ben Allah’ın resullerinin ilki değilim” ifadesi, Peygamberimizin de diğer elçiler gibi sadece bir elçi olduğunu, kendisinden önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini ve dolaysıyla bu işi kendisinin başlatmadığını, elçilik bakımından da diğer peygamberlerden bir farkının bulunmadığını anlatmaktadır. “Ben, bana da size de ne olacağını bilemem” söylemi, “ben de sizin gibi bir insanım ne kendime ne de size ne olacağını asla bilemem, gaybdan da gelecekten de haber veremem ve ben sadece Allah’ın bana bildirdiği kadarını bilebilirim” demektir. “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” Yani “ben yalnızca Allah’ın koyduğu sınırları gösteririm, kendime göre sınır getiremem, Sırat-ı Müstakim-i tanıtırım fakat yol yapamam, Rabbimin belirlediği hükümleri anlatırım ama kafamdan hüküm veremem, ilahi kanunları söylerim ama kanun koyamam, şeriati tebliğ ederim ancak şeriat ihdas edemem, her konuda görüşümü söylerim ama vahiy ile çelişen hiçbir şey asla söyleyemem.” anlamındadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Yani ‘’Bana da size de ne yapılacağını ben de bilmem” cümlesi, “falanca geleceği biliyor” türünden tüm iddiaları mahkûm eden Kur’an’i bir ilkeyi dile getirir. Çünkü kendisine yüce Allah’tan vahiy gelmesine rağmen Allah Resulü bile ‘’geleceği ve göz önünde olmayanı’’ bilmiyorsa, başkalarının bunu bilmesi asla mümkün değildir? Özetle, Yüce Allah Hz. Peygamber’in gaybı bilemeyeceği gerçeğini bu cümlede de ifade etmekte, böylece gelecekte herhangi bir şeyin olacağını bildiğini söyleyen her kim olursa, hepsinin bu ayete aykırı bir söylemde bulunduğunu ortaya koymuş olmaktadır.