close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 9. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kul mâ kuntu bid’an mine-rrusuli vemâ edrî mâ yuf’alu bî velâ bikum(s) in ettebi’u illâ mâ yûhâ ileyye vemâ enâ illâ neżîrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
De ki: İlk gönderilen peygamber değilim ben ve bana ne yapılacağını da bilmem, size ne yapılacağını da; ancak bana vahyedilene uyarım ve ben, apaçık bir korkutucudan başka bir şey de değilim.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
De ki: "Ben elçilerden biri (rolüyle kendiliğimden ortaya çıkmış) türedi (asılsız iddialar sahibi olan ve peygamberlik icadına kalkışan bir kişi) değilim, Bana ve size (Allah tarafından) ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, sadece Bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve Ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim (artık karar size kalmıştır)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
De ki: “Ben peygamberlerden ilk defa gelmiş biri değilim. Onların hepsi gibi ben de, bana ve size ne olacağını bilemem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım; çünkü ben, sadece bir uyarıcıyım.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ben Allahın Rasullerinin ilki, geçmişte örneği, benzeri olmayan, yenilikler icat eden biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilemem. Ben, ancak bana vahyedilene, Kurân'a tâbi oluyorum. Ben ancak sorumluluk, hesap ve cezanın varlığını açıklayan apaçık bir uyarıcıyım.” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim. [1] Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Sadece bana vahy olunana uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.
1.Peygamber sıfatıyla çağrıda bulunan ilk kişi ben değilim.  
Ali Bulaç
swap_vert close
De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uyuyorum ve ben, apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, onlara) de ki: “- Ben peygamberler içinden bir türedi değilim. Bana ve size (dünya ve ahirette bütün tafsilatı ile) ne yapılacağını da bilmiyorum, (gaybi Allah bilir); ancak bana gönderilen vahye uyuyorum. Ben sırf (Allah'ın azabından) korkutan bir peygamberim.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
De ki: “Ben peygamberlerden yeni acayip bir peygamber değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben, ancak bana vahiy olunana tabi oluyorum. Ben açık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.”
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
De ki: “Ben peygamberler arasında türedi biri değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıyım.”[551]
[551] Peygamberlik ve bidat hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 505-508.  
Besim Atalay
swap_vert close
Diyesin ki: «Peygamberler içinde ben ilk gelen değilim, bana da, size de O ne yapar bilemem, ben yalnız bana vahyolunan şeye uyarım, ben ancak açık bir kocunduranım»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
De ki: “Ben (Allah'ın) resullerinin ilki değilim ve (onlar gibi) ben de bana da size de ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyarım. Çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım.”
“Ben Allah’ın resullerinin ilki değilim” ifadesi, Peygamberimizin de diğer elçiler gibi sadece bir elçi olduğunu, kendisinden önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini ve dolaysıyla bu işi kendisinin başlatmadığını, elçilik bakımından da diğer peygamberlerden bir farkının bulunmadığını anlatmaktadır. “Ben, bana da size de ne olacağını bilemem” söylemi, “ben de sizin gibi bir insanım ne kendime ne de size ne olacağını asla bilemem, gaybdan da gelecekten de haber veremem ve ben sadece Allah’ın bana bildirdiği kadarını bilebilirim” demektir. “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” Yani “ben yalnızca Allah’ın koyduğu sınırları gösteririm, kendime göre sınır getiremem, Sırat-ı Müstakim-i tanıtırım fakat yol yapamam, Rabbimin belirlediği hükümleri anlatırım ama kafamdan hüküm veremem, ilahi kanunları söylerim ama kanun koyamam, şeriati tebliğ ederim ancak şeriat ihdas edemem, her konuda görüşümü söylerim ama vahiy ile çelişen hiçbir şey asla söyleyemem.” anlamındadır.  
Cemil Said
swap_vert close
"Ben dünyâya gelen yegâne peygamber değilim ve Allâh’ın beni de sizi de ne yapacağını bilmem ben yalnız bana vahy olundığı vecihle hareket iderim ben vâzıh ihtârâtda bulunmakla muvazzafım."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
De ki: "Ben peygamberlerin ilki değilim; benim ve sizin başınıza gelecekleri bilmem; ben ancak bana vahyolunana uymaktayım; ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
De ki: “Ben türedi bir peygamber değilim.[491] Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
Âyetin bu kısmı, Hz.Peygamber’in, peygamberlik iddiasıyla ortaya çıkan ilk kişi olmadığını, daha önceki peygamberlerin çizgisini takip ettiğini ifade etmektedir. Konuyu vurgulayan diğer âyetler için bakınız: Yûnus sûresi, âyet, 47; Hicr sûresi, âyet, 10; Nahl sûresi, âyet, 43; Mü’min sûresi, âyet, 78; Âl-i İmrân sûresi, âyet, 144.  
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yine de ki: “Ben, peygamberler arasında benzeri gelip geçmemiş biri değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemem, ancak bana vahyedilene uyarım. Ben yalnızca açık bir uyarıcıyım.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
De ki: Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.  
 Âyetten anlaşıldığına göre, Hz. Peygamber, kendisinden önce birçok peygamber gelip geçtiğini hatırlatmış, kendisinin ve kavminin dünyadaki durumunun ne olacağını bilmediğini belirtmiş, dikkatlerini eski peygamberler ve ümmetlere çekerek onları uyarmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
De ki "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne olacağını da bilmem. Ben, ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! De ki: "Ben Peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
De ki: ben Peygamberler içinden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum, yalnız bana gönderilen vahye ittiba' ediyorum, ben başka değil, açık bir nezîrim
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm! O müşriklere) de ki: “Geçmişte bir örneği bulunmayan (kavmine insan olarak gelen, ilk) peygamber ben değilim. (Benden önce, ümmetlerine gelen peygamberler meleklerden mi ibaretti? Ya da benden önceki peygamberlerin ümmetlerine tebliğ ettikleri İslâm dininin esaslarına muhalif şeyler mi söylüyorum? Bilakis, benden önceki bütün peygamberlerin ümmetlerine tebliğ etmiş oldukları İslâm dinini, Allah’ın emri üzere, ben de size tebliğ ediyorum. Bu dünya hayatında) bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım.”
Erhan Aktaş
swap_vert close
De ki: “İlk resûl ben değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilene uyuyorum. Ben, yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
De ki: «Ben peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, bana vahy olunmakda bulunanlardan başkasına uymuyorum. Ben (Allahın azâbiyle) apaçık korkutandan başkası da değilim».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
De ki: “(Ben, bu hakikatleri beyân eden) o peygamberlerden farklı (şeyler söylemekte) olan biri değilim; ne bana, ne de size ne yapılacağını da bilmem. Doğrusu (ben)ancak, bana vahyedilene tâbi' olurum ve ben sâdece (Allah'ın azâbından haber veren) apaçık bir korkutucuyum.”
İhsan Aktaş
swap_vert close
De ki: “Ben elçilerden bir ilk (bir türedi, uydurma bir elçi) değilim (benden önce de nice elçiler gönderilmiştir). Bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahiy edilmekte olana (ilahi mesajların tümünü içeren Kur’an’a) uyarım ve ben açık bir uyarıcıdan (Allah’tan gelen vahyi olduğu gibi tebliğ edenden) başka bir şey değilim.” *
(*) “Ben Allah’ın resullerinin ilki değilim” ifadesi, Peygamberimizin de diğer elçiler gibi sadece bir elçi olduğunu, kendisinden önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini ve dolaysıyla bu işi kendisinin başlatmadığını, elçilik bakımından da diğer peygamberlerden bir farkının bulunmadığını anlatmaktadır. “Ben, bana da size de ne olacağını bilemem” söylemi, “ben de sizin gibi bir insanım ne kendime ne de size ne olacağını asla bilemem, gaybdan da gelecekten de haber veremem ve ben sadece Allah’ın bana bildirdiği kadarını bilebilirim” demektir. “Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” Yani “ben yalnızca Allah’ın koyduğu sınırları gösteririm, kendime göre sınır getiremem, Sırat-ı Müstakim-i tanıtırım fakat yol yapamam, Rabbimin belirlediği hükümleri anlatırım ama kafamdan hüküm veremem, ilahi kanunları söylerim ama kanun koyamam, şeriati tebliğ ederim ancak şeriat ihdas edemem, her konuda görüşümü söylerim ama vahiy ile çelişen hiçbir şey asla söyleyemem.” anlamındadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Yani ‘’Bana da size de ne yapılacağını ben de bilmem” cümlesi, “falanca geleceği biliyor” türünden tüm iddiaları mahkûm eden Kur’an’i bir ilkeyi dile getirir. Çünkü kendisine yüce Allah’tan vahiy gelmesine rağmen Allah Resulü bile ‘’geleceği ve göz önünde olmayanı’’ bilmiyorsa, başkalarının bunu bilmesi asla mümkün değildir? Özetle, Yüce Allah Hz. Peygamber’in gaybı bilemeyeceği gerçeğini bu cümlede de ifade etmekte, böylece gelecekte herhangi bir şeyin olacağını bildiğini söyleyen her kim olursa, hepsinin bu ayete aykırı bir söylemde bulunduğunu ortaya koymuş olmaktadır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Deki “Ben Allah’ın insanlara gönderdiği elçilerden ilki değilim. Ben, bana da, size de ne yapılacağını bilemem. Ben yalnızca bana vahyolunana uyuyorum ve ben yalnızca açık bir uyarıcıyım.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
De ki: "Elçilerin ilki ben değilim. Bana karşı da ne edileceğini bilmiyorum. Ben yalnıuz benim gönlüme bildirilene uymaktayım. Ben apaçık bir uyarıcıyım, o kadar."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
De ki ben peygamberlerden ilk gelen değilim, «— Bana ve size Allah ne yapacak bilemiyorum [²], Ben ancak bana vahyolunan şeye tâbi olurum. Ben aşikâr surette korkutur bir peygamberden başka bir şey değilim.
[2] Yâni dünyada hem bana, hem size bozgunluk, yenmek, hastalık, sağlık, zenginlik, fakirlik, bolluk, kıtlık gibi neler yapılacağını bilmiyorum. Dünyaya ait hadiseleri bilmek peygamberlik vazifelerinden değildir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) De ki: “Elçilerden ilk ortaya çıkan [bid’an] ben değilim⁴. Bana ve size neler yapılacağını bilemem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben apaçık bir uyarıcıdan başka biri değilim.”
4 Yani, peygamberliği ben icat etmedim.  
Kadri Çelik
swap_vert close
De ki: “Ben peygamberlerin ilki (türedisi) değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. Ben, yalnızca bana vahyedilmekte olana uymaktayım ve ben apaçık bir uyarıcıdan başkası değilim.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ey Peygamber! Onlara de ki “Bakın, ben daha önce benzeri görülmemiş türedi bir elçi değilim. Benden önce de bu mesajı insanlığa ileten Peygamberler gelmişti. Ayrıca ben, bir melek olduğumu da söylemiyorum. Dolayısıyla, bana ve size neler yapılacağını ve ileride başımıza neler geleceğini bilemem. Ben, ancak bana vahyedilen ilâhî emirlere uyarım ve apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
De ki: “Ben Rasûller’den bir türedi değilim. Size de, bana da ne yapılır, bilmiyorum. Bana ancak vahyedilene tâbi’ oluyorum. Ben sadece açık bir uyarıcıyım”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm de ki:" Ben uydurma bir elçi değilim. İlerde bana ve size ne olur bilemiyorum. Ben, sadece bana vahyedilene uyuyorum. Çünkü benim görevim uyarmak. "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Ben kendi kendime Risalet iddia eden biri değilim. Hiç kimsenin böyle bir haddi olamaz. Hiç kimse kendi kendini Allah’ın elçisi ilan edemez. Onun için; iftiralarınızdan dolayı, Allah’ın bana ve size ne yapacağını bilemem. Ben sadece vahyedilen ayetlere uyarım. Ben sadece sizleri ayetlerin gerçeğiyle uyarıyorum."
Mehmet Okuyan
swap_vert close
De ki: “Ben elçilerden bir türedi (ilk defa gönderilen) değilim. [*] Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. [*] Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. [*] Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.”
Bu cümle Hz. Muhammed’in ilk peygamber olmadığını, ondan önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini, dolayısıyla hiçbir şekilde [bid‘at] üretmediğini ortaya koymaktadır.,Yüce Allah Hz. Muhammed’in gaybı bilemeyeceği gerçeğini bu cümlede de ifade etmekte, böylece gelecekte herhangi bir şeyin olacağını bildiğini söyleyen her kim olursa, hepsinin bu ayete aykırı bir söylemde bulunduğunu ortaya koymuş olmaktadır. Ayette, hiç kimsenin mahşerle ilgili herhangi bir garantisinin olamayacağı bildirilmektedir.,Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.  
Mehmet Türk
swap_vert close
“Ben peygamberliği ilk defa iddiâ eden birisi değilim,¹ (ileride) bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Ben ancak bana vahyolunana tâbi olurum ve ben sadece apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.” de.²
1 Yani ben, daha önce hiç örneği görülmemiş, yeni türemiş, türedi, yani ilk olarak Peygamberlik iddia eden yahut hiç bir Peygambere benzemeyen ve kendi kendine Allah’ın izni olmaksızın bir takım örneksiz şeyler ortaya koyan birisi değilim. Âyetin bu bölümü, “Ben hiç örneği görülmemiş, yeni türemiş bir peygamber değilim.” şeklinde tercüme edilebilir.2 Ümm’ül-Alâ’; biz Medine’de muhacirleri kendi aramızda paylaşırdık. Bizim payımıza Osman b. Maz’un düşmüştü. O bizde iken vefat etti. Ben: “Allah’ın rahmeti üzerine olsun, Ey Saib’in babası! Allah sana mutlaka ikramda bulunacaktır” dedim. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v): “Allah’ın ona mutlak ihsanda bulunduğunu sana kim söyledi?” buyurdu. Ben: “Anam-babam sana feda olsun ey Allah’ın Rasulü! Allah ona değil de kime ikramda bulunacak?” dedim. Allah’ın Rasulü (s.a.v): “Ona ölüm geldi. Biz onda sadece hayır gördük. Allah’a yemin olsun ki ben onun cennete girmesini ümit ediyorum. Vallahi peygamber olduğum halde ben, bana da size de ne yapılacağını bilmiyorum” buyurdular. Ben de: “Vallahi bundan sonra hiç kimseyi tezkiye etmeyeceğim” dedim. (Kurtubi, Buhari) Bu ayeti ve hadisi, efendilerinin kendilerini toptan cennete göndereceğine veya dünyadayken kendilerine cennet vadetmelerine inananların iyi düşünmeleri ve Allah’ın hiçbir kulunun Allah’ı ve Allah’ın elçilerini geçemeyeceklerini asla unutmamak gerekir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
De ki: “Ben [Allah’ın] elçilerin[in] ilki değilim; ¹⁰ ve [onların tümü gibi] ben de, bana ve size ne olacağını bilemem, ¹¹ sadece bana vahyoluna-na uyuyorum: çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım”.
10 Taberî, Beğavî, Râzî, İbni Kesîr’in benimsediği bu yorum -Râzî’nin de vurguladığı gibi- “Benden önceki Allah’ın bütün elçileri gibi ben de sadece bir beşerim” anlamına gelmektedir. Alternatif olarak bu ifade: “Ben bu elçiler arasında bir yenilikçi/yenileyici değilim” -yani, “Benden önceki Allah’ın elçileri tarafından tebliğ edilmemiş olan şeyleri size bildiriyor değilim” (Râzî ve Beydâvî): Allah’ın bütün Peygamberleri tarafından tebliğ edilen ahlakî öğretilerin aynılığı gerçeğini vurgulayan bir yorum.11 Yani, “Bu dünyada hepimize ne olacağını” (Hasan Basrî’nin bu yorumunu katılarak nakleden Taberî), yahut, “hem bu dünyada hem de öteki dünyada başımıza ne geleceğini” (Beydâvî). Bu her iki yorum da, Hz. Peygamber’in geleceği önceden bildiğinin ve daha geniş anlamda, “insan kavrayışının ötesindeki” gerçekleri (ğayb) bildiğinin reddedildiğini gösterir: karş. 6:50 yahut 7:188.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
De ki: – Ben, elçilerin ilki değilim. Gelecekte beni ve sizi nelerin beklediğini de bilmiyorum. Ben, sadece bana vahyedilen Kuran’a uyuyorum. Çünkü ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim. 7/188, 10/15
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
De ki: “Ben rasullerin ilki değilim;[⁴⁵⁰⁷] bana ve size ne yapılacağını ben de bilmem;[⁴⁵⁰⁸] ben sadece bana vahyedileni izlerim ve ben sadece (vahyi) olduğu gibi beyan eden bir uyarıcıyım.”[⁴⁵⁰⁹]
[4507] Veya: “Ben türedi bir rasul değilim”. Yani: risalet benimle başlamadı, ben bir zincirin halkasıyım; dolayısıyla söylediklerim de ilginç ya da hiç duyulmamış şeyler değil. İbn Abbas, Mücahid, Katâde âyeti böyle anlamışlardır (Taberî). Sözün özü: Hakikat ne eskidir ne yenidir; eskimezdir. [4508] “Bana da size de ne yapılacağını ben de bilmem” cümlesi, “falanca geleceği biliyor” türünden tüm iddiaları mahkûm eden Kur’anî bir ilkeyi dile getirir. Bu âyetin Rasulullah’ın şahsiyetini inşâ edici rolünü şu rivayet güzel açıklar: Seçkin bir sahabi Medine’ye hicretinin ardından yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak konuk olduğu evde vefat eder. Evin sahibesi Ümmü’l-‘Alâ “Allah sana rahmet etsin ey Ebu Sâib! Ben şahidim ki Allah sana kesinlikle ikram edecektir!” der. O sırada orada bulunan Rasulullah şu tepkiyi verir: “Allah’ın elçisi olduğum halde, yarın bana ne muamele edileceğini vallahi ben bile bilmiyorum” (Buhârî ve İbn Hanbel). Ferrâ bu âyeti, Kureyş’in Allah Rasûlü’ne karşı suikast hazırlıkları bağlamında ele alır. [4509] “Uyarıcı”nın sıfatı olan mubîn, şu âyet ışığında anlaşılmalıdır: “İşte sana da bu uyarıcı vahyi indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın” (16:44). Ayrıca beyyene fiilinin “eksiksiz iletme, duyurma” anlamında kullanıldığı yerler için bkz: 2:159; 3:187; 5:15.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
De ki: Ben peygamberlerden ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağım bilmem. (Evvelki peygamberlere olduğu gibi yurdumdan çıkarılacak mıyım? Yoksa öldürülecek miyim, bilmem. Sizin de evvelki kavimler gibi toptan helâk mi edileceğinizi, yoksa alçaltıcı bir azaba mı uğratılacağınızı da bilemem) Ben sadece bana vahyolunana uyarım, ben ancak (sizi imana davet eden ve şirk ile küfürde direndiğiniz takdirde başınıza gelecekleri bildiren) bir uyarıcıyım.
Osman Fırat
swap_vert close
De ki: "Ben gönderilen resullerden ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
De ki: «Ben peygamberlerden ilk evvel olan değilim ve ne bana ve ne de sizlere ne yapılacağını bilmem. Ben başka değil ancak bana vahyolunana tâbi olurum ve ben apaçık bir korkutucudan başka değilim.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
De ki: Peygamber olarak gelen ilk insan ben değilim ki! (Sanki peygamber olduğunu söyleyen ilk insan benmişim gibi nedir bu kadar tepkiniz? )Dünya hayatında benim ve sizin başınıza neler geleceğini bilemem. Ben sadece bana ne vahyediliyorsa ona uyarım. Çünkü ben açıkça uyaran bir elçiden başka bir şey değilim.
Âhirette insanların mâruz kalacakları durumları bildirmek peygamberlerin görevine dahildir. Fakat dünyada neler olacağını bilmek böyle değildir. Onun için mealde “dünya hayatında” kaydını koymak gerekmiştir. Müşriklerin keyfî tahakkümle, alay etme ve işi yokuşa sürme gibi maksatlarla Hz. Peygambere yönelttikleri olur olmaz isteklerinin saçmalığı vurgulanmış ve Peygamberin görevine, kendilerinin ondan nasıl faydalanacaklarına işaret edilmiş oluyor.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
De ki: "Ben türedi bir elçi değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim."
Peygamberliği ilk defa ben ortaya atmadım, ya da önceki peygamberlerin hiç söylemediği bir şeyi söyleyen, ortaya bid'atlar atan bir peygamber değilim.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Di ki:" Ben ibtidâ gelmiş rasûllerden değilim. Bana ve size ne yapılır onı da bilmem. Ben yalnız bana vahy olunan şeye tâbi' olurum. Ve ben ancak âşikâr bir nezîrim."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
De ki “İlk elçi ben değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım; o kadar.”
Şaban Piriş
swap_vert close
De ki:- Ben, peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size neler yapılacak bilmiyorum. Ben, ancak bana vahyedilene tabi oluyorum. Ben, apaçık bir uyarıcıdan başka bir şey değilim.
Ümit Şimşek
swap_vert close
De ki: Peygamberlerin ilki ben değilim. Bana veya size ne yapılacağını da ben bilemem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım; çünkü ben apaçık bir uyarıcıyım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
De ki: "Ben, resuller içinden bir türedi değilim! Bana ve size ne yapılacağını da bilmiyorum. Bana vahyedilenden başkasına da uymam! Ve ben, açıkça uyaran bir elçiden başkası da değilim."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyit “olmadum ilk yalavaçlardan daħı bilmezin ne eylenile baña ne daħı size. uymazın illā aña kim vaḥy olındı bendin yaña daħı degülin ben illā ķorķıdıcı bellü.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyit yā Muḥammed: Ben resūller bedī‘i degül‐men. Daḫı bilmez‐men bañane iş [...] velā size daḫı [...] Ben uymazın, illā baña vaḥy olunan[a].Ben degül‐ven, illā beyān idici peyġamber.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
De: “Mən peyğəmbərlərin birincisi deyiləm. (Rəbbimin) mənimlə və sizinlə nə edəcəyini bilmirəm (başqa peyğəmbərlər kimi şəhid olacağımı, ölkəmdən qovulacağımı, yaxud küfrə davam etdiyiniz təqdirdə sizə nə cəza veriləcəyini, hansı fəlakətlərə uğrayacağınızı deyə bilmərəm, çünki qeybi ancaq Allah bilir). Mən yalnız mənə vəhy olunana tabe oluram. Mən ancaq (sizi Allahın əzabı ilə) açıq-aşkar qorxudan bir peyğəmbərəm!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Say: I am no new thing among the messengers (of Allah), nor know I what will be done with me or with you. I do but follow that which is inspired in me, and I am but a plain warner.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Say: "I am no bringer(4782) of new-fangled doctrine among the messengers, nor do I know what will be done with me or with you. I follow but that which is revealed to me by inspiration; I am but a Warner open and clear."
4782 'What is there to forge? All prophets have taught the Unity of Allah and our duty to mankind. I bring no new-fangled doctrine, but eternal truths that have been known to good men through the ages. It is to reclaim you that I have came. I do not know what will be your fate for all this callousness, nor what you will do to me. But this I know, that I am preaching truth and righteousness, as inspired by Allah. My duty is only to proclaim aloud and clearly the Message entrustred to me by Allah. The rest I leave to Allah.'  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قُلْ
de ki
مَا كُنْتُ
olmadım
بِدْعاً
türedi biri
مِنَ الرُّسُلِ
resullerden
وَمَٓا اَدْر۪ي
ve bilmem
مَا
o şe- yi ki
يُفْعَلُ
yapılacak
ب۪ي
bana
وَلَا بِكُمْۜ
ve ne size
اِنْ اَتَّبِعُ
tabi olmam
اِلَّا
ancak
مَا
o şe- ye ki
يُوحٰٓى
vahye- diliyor
اِلَيَّ
bana
وَمَٓا اَنَا۬
ve ben değilim
اِلَّا
an- cak
نَذ۪يرٌ
bir uyarıcı
مُب۪ينٌ
apaçık
De ki: "Ben (şimdiye kadar gelen resullerden farklı bir şey söyleyen) türedi bir resul değilim. (Kıyamet günü de) Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben ancak bana vahyedilene tabi olurum ve ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
بِدْع
İsim
ب د ع
Türedi (yeni bir şey ortaya atan)
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
دَرَى
Fiil-I
د ر ي
Bildi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فَعَلَ
Fiil-I
ف ع ل
Yaptı, muamele etti
ب۪ي
Zamir
ب۪ي
Benle, bana
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
بِكُمْ
Zamir
بِكُمْ
Sizin için, kendinize, size karşı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَنَا
Zamir
اَنَا
Ben
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
نَذِير
İsim
ن ذ ر
Uyarıcı
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan