(Resulüm!) De ki: “Bakın, hiç düşündünüz mü? Bu (kitap) Allah katından (gelen bir vahiy) ise (ki öyledir) ve siz de onu inkâr etmişseniz; İsrailoğullarından da bir şahit, (tevhid, ahiret vb. iman esasları gibi Kur’an’da bildirilen hakikatlerin) benzerine şahitlik edip iman etmişse ve siz de (iman etmeyerek) büyüklük taslamışsanız (yanlış bir şey yapmış olmaz mısınız?) Şüphesiz Allah, (zulüm, kötülük, inkâr ve sapıklığa devam ettiği sürece) zalim bir toplumu doğru yola iletmez.” *
(*) Şahitlik edip iman edenin kim olduğuna dair birkaç görüş vardır. Ama en doğru izah:" Şahitten belirli bir şahıs kastedilmemektedir. Bundan maksat lsrailoğullarından sıradan bir şahıstır" diyenlerindir. Yani Allah’ın buyruğunun maksadı şudur: Kur’an-ı Kerim size şimdi sunulmaktadır, bu ilk karşılaştığınız yeni bir şey değildir ki böyle bir şeyi ilk defa görüyoruz diye mazeret ileri sürebilirsiniz’’ şeklindedir. …Ayrıca Merhum Seyid. Kutub Fizilal’il Kur’an adlı tefsirinde de şöyle diyor! Bu Mekke’deki başka bir olaya ilişkin de olabilir. Az sayıda olmakla birlikte Mekke döneminde de ehl-i kitaptan bazıları Müslüman olmuştur. Ümmi müşriklerin yaşadığı bir ortamda ehl-i kitaptan bazılarının iman etmeleri müşriklerin yanında kıymet ifade ediyordu. Kur’an birkaç yerde bu durumu ön plana çıkararak; bir bilgi, yol gösteren veya aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın peygamberi ve getirdiğini yalanlayan müşriklerin karşısına çıkmaktadır. Özellikle de, bu ihtimale; ehl-i kitaptan bir veya daha çok kişinin Kur’an’ın yapısının kendinden önceki kitapların yapısında olduğuna tanıklık etmesi ve imandan zevk alma eklendiği durumda. Buna karşın bakıyoruz ki, Kur’an’ın kendilerinden biri aracılığı ve dilleriyle geldiği halk büyükleniyor; gerçekleri görmezlikten geliyor. Bu tutum; Allah tarafından cezalandırılmayı ve yapılanların boşa çıkarılmasını hak eden, açık bir zulüm ve hoyrat bir şaşkınlık olan gerçeğin çiğnenmesidir: “Şüphesiz Allah, zalim bir toplumu doğru yola iletmez…” Bk: (Fizilal’il Kur’an- Seyyid Kutub) Bizce de bu ikinci görüş ile merhum S. Kutub’un benzer görüşü en isabetli olandır. Zaten bunun Yahudi âlimi Abdullah bin Selâm ile ilgili olması mümkün değildir. Çünkü bu sûre Mekke de nazil olmuştur, Abdullah bin Selâm ise, bu sûrenin nüzulünden seneler sonra Medine’de yeni Müslüman olmuştur. Ama azınlıkta olsalar bile o dönemde Mekke de müşrikler arasında bazı Yahudilerin bulunması mümkündür. İşte bu ayet bunlardan iman edip Kur’an için şahitlik eden kişi veya kişilere vurgu yapmış olabilir. (الله اعلم) Bu nedenle bu bölümü “Muhammed de Musa gibidir. İsrâiloğulları Tevrât’a ve Peygamberlerine iman ettiler, siz ise ey müşrikler! İçinizden elçi olarak seçilen Muhammed’i ve vahiy yoluyla Allah’tan aldığı Kur’an’ı inkâr ettiniz.” şeklinde anlamak daha doğru olabilir.
وأنت تعلم أن الظاهر رجوع الضمائر كلها للقرآن، وتنوين {شَاهِدٌ } للتفخيم، وكذا وصفه بالجار والمجرور أي وشهد شاهد عظيم الشأن من بني إسرائيل الواقفين على شؤن الله تعالى وأسرار الوحي بما أوتوا من التوراة على مثل القرآن من المعاني المنطوية في التوراة من التوحيد والوعد والوعيد وغير ذلك فإنها في الحقيقة عين ما فيه كما يعرب عنه قوله تعالى وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ ٱلأَوَّلِينَ } [الشعراء: 19(روح المعاني) ]وتحرير معنى الآية.. ماذا يكون موقفكم أيها المشركون، إذا كان هذا القرآن من عند الله، وقد كفرتم به، على حين أن بعضا من اليهود قد عرف وجه الحق فيه، ورأى من آيات الحقّ منه، مثل ما رأى فى الكتاب الذي معه، فآمن بالله، وصدق بهذا القرآن واستكبرتم أنتم حين عرفتم الحقّ ولم تؤمنوا- ماذا يكون موقفكم، وقد فاتكم هذا الخير الذي أعطيتموه ظهركم؟ -- فالمراد بــ {شاهد من بني إسرائيل} شاهدٌ غيرُ معين، أي أيَّ شاهد، لأن الكلام إنباء لهم بما كانوا يتساءلون به مع اليهود. وبهذا فسر الشعبي ومسروق واختاره ابن عبد البر في «الاستيعاب» في ترجمة عبد الله بن سلام فالخطاب في قوله: {أرأيتم} وما بعده موجه إلى المشركين من أهل مكة، (التحرير والتنوير) (وَشَهِدَ شَاهِدٌ) لكم (مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَىٰ مِثْلِهِ) يعني شهد لكم على أنّ ما جاء في القرآن من دين وتوحيد ونبذ الأصنام مثل ما جاء في التوراة ، وهذا يدلّ على صدق محمد إذ طابق دينه دين الأنبياء السابقة (حقائق التأويل في الوحي والتنزي) الثاني: فآمَن مَن آمن بموسى وبالتوراة واستكبرتم أنتم عن الإيمان بمحمد صلى الله عليه وسلم والقرآن، قاله مسروق. (النكت والعيون) وقيلَ: الشاهدُ مُوسى عليه السَّلامُ وشهادتُه بما في التوراةِ من بعثةِ النبـيِّ وبهِ قال الشعبـيُّ (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) ،