close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 11. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve kâle-lleżîne keferû lilleżîne âmenû lev kâne ḣayran mâ sebekûnâ ileyh(i)(c) ve-iż lem yehtedû bihi feseyekûlûne hâżâ ifkun kadîm(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Kafir olanlar, inananlara dediler ki: Eğer bir hayır olsaydı onlar, bizi geçemezlerdi ve Kur'an'la doğru yolu bulmadıkları için de diyecekler ki bu, çok eski bir yalan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
İnkâr edenler, iman edenler için diyorlar ki: "Eğer O (Kur’an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, Ona bizden önce (bu sıradan insanlar) koşup-ulaşamazlardı." Oysa onlar, Onunla hidayete eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır" deyip durmaktadırlar.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenler inananlar için; “Muhammed'in getirdiği mesaj ve din iyi birşey olsaydı, biz daha önce müslüman olurduk, onu kabul etmekte onlar bizi geçemezlerdi” derler. Fakat inanmayanlar Kur'ân ile doğru yolu bulmayı reddettikleri ve hedeflerine erişemedikleri için, “Bu çok eski bir yalan ve uydurmadır” diyecekler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, iman edenlere: “Eğer İslâm'da bir hayır, bir menfaat olsaydı, onlar, İslâm'ı kabulde bizi geçemezlerdi.” derler. Onlar, böyle derken, doğru yola girmeye istekli olmadıkları için: “Bu eski bir yalandır.” da diyecekler.
Ahmet Varol
swap_vert close
İnkar edenler iman edenler için dediler ki: "Eğer (İslam) hayırlı bir şey olsaydı ona ulaşmada bizi geçemezlerdi." Onunla doğru yola erişemeyince: "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
11.Taberani`nin Katade`den rivayet ettiğine göre müşrikler kendilerinin üstün kimseler olduklarını ileri sürerek: "Eğer bu din hayırlı bir şey olsaydı, filanca, falanca ona ulaşmada bizi geçemezdi" diyorlardı. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi.  
Ali Bulaç
swap_vert close
İnkâr edenler, iman edenler için dediler ki: 'Eğer O (Kur'an veya iman) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup-yetişemezlerdi.' Oysa onunla hidayete ermediklerinden: 'Bu, eski bir yalandır' diyecekler.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Bir de kâfirler, iman edenler hakkında şöyle dediler: “- Eğer o (Peygamberin dini) hayır olsaydı, bizden evvel (fakirler ve biçareler) ona koşmazlardı.” Böyle demekle, maksadlarına erişemeyince de; (Ku'an'ı inkâr etmek için) şöyle diyecekler: “- bu Kur'an eski bir yalandır.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
O kâfirler, inananlar için: “Eğer bu Kur’an, hayırlı bir şey olsaydı, (bu aşağılar) ona varmak için, bizi geçemezlerdi” dediler. Onlar, bu Kur’anın gösterdiği doğru yola erişemedikleri için: “Bu, eski bir uydurmadır” diyecekler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
İnkâr edenler, inananlar hakkında şöyle dediler: “Eğer Muhammed'in getirdiği iyi olsaydı, biz onlardan önce inanırdık.” Bununla amaçlarına ulaşamayınca da, “Bu, eski bir uydurmadır” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
İnanmış olanlara, küfredenler dediler ki: «Bunda hayır olsaydı, onlar bizi geçmezlerdi»; bununla onlar, doğru yolu bulmayınca: «Bu eski bir yalandır!» diyeceklerdir
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
İnkâr edenler, inananlara şöyle dedi: “Eğer o (Kur'an) iyi bir şey olsaydı, (şu ayak takımı sefil insanlar) onu kabulde bizi geçemezlerdi.” Bu söylemle amaçlarına ulaşamayınca da ister istemez şöyle diyecekler: “Bu eski bir masaldır.”
Cemil Said
swap_vert close
Kâfirler mü’minlere "Bu kitâb iyi bir şey ola idi kabâilin fukarâsı âna ittibâ’ itmekde bize tekaddüm itmez idi" diyu ittibâ’ itmiyorlar. (*)
(*) Âyetin son kısmı olan " وَاِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِه۪ فَسَيَقُولُونَ هٰذَٓا اِفْكٌ قَد۪يمٌ / Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler." cümlesinin meali iki baskıda da bulunmuyor. ÖFK  
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
İnkar edenler, inananlar için: "Eğer İslamiyet'te bir hayır olsaydı, bu hususta bizden öne geçemezlerdi" derler. Bununla doğru yola girmedikleri için de, "Bu, eski bir uydurmadır" derler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
İnkâr edenler, inananlar için, “Eğer o Kur’an iyi bir şey olsaydı, onlar onu kabulde, bizi geçemezlerdi” dediler. Onunla doğru yolu bulamadıkları için; “Bu eski bir uydurmadır” diyecekler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
İnkâr edenler inananlara şöyle dediler: “Eğer bu iyi bir şey olsaydı bizi bırakıp da onlara gelmezdi!” Onunla doğru yolu bulamadıkları için, “Bu eski bir yalandır” demeye devam edeceklerdir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki: «Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.» Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için «Bu eski bir yalandır» diyecekler.  
 İlk önce köleler ve fakirler müslüman olunca, Kureyş ileri gelenleri, iman ve İslâm’ın hayır getirmediğini, bunun, bu dine ilk girenlerin seviyelerinden belli olduğunu söylemişler, Kitab’a da dil uzatmışlardı. Âyet inkârcıların bu tutumlarını sergileyip kınamaktadır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
İnkar edenler, inananlara, "O iyi bir şey olsaydı onlar (İsrail oğulları) bizden öne geçemezlerdi" derler ve ona yol bulamadıkları için, "Bu bir efsanedir" diyeceklerdir.
Diyanet işleri eski başkanı ve birkaç dinadamından oluşan bir heyet de 19 mucizesine karşı olarak yayımladıkları kitaba "19 Efsanesi" adını verdiler. Bu, Kuran'ın bir haberinin tecellisidir. Bak: 6:25.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
İnkâr edenler, iman ednler için: "Eğer İslâm'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi." derler. Bununla muvaffak olamayınca da: "Bu eski bir yalandır." diyeceklerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Bir de küfredenler, iyman edenler hakkında dediler ki: eğer o bir hayr olsa idi bizden evvel ona koşmazlardı, bununla muvaffak olamayınca da şöyle diyecekler: bu eski bir yalan
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hakkı) inkâr edenler, îmân edenler hakkında, “Eğer o (Muhammed’in insanları davet ettiği), hayırlı (bir şey) olsaydı, (şu fakir insanlar) onu kabulde/ona îmân etmekte bizi geçemezlerdi. (Kesinlikle herkesten önce onu biz kabul ederdik)” dediler. Fakat onunla (Kur’ân’la) doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için (Kur’ân hakkında), “Bu eski bir uydurma (masal) dır” diyeceklerdir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçeği yalanlayan nankörler, inananlar için: “Eğer Kur'an'da bir “hayır”¹ olsaydı, onlar², bizden önce onu kabul etmiş olmazlardı.”³ dediler. Kur'an'la doğru yolu bulmayı kendilerine yediremediklerinden, “Bu eski bir uydurmadır.” diyeceklerdir.
1- İyi, yararlı bir şey. 2- Bizim ayak takımımız, kölelerimiz, basit halk tabakası, garibanlar. 3- Biz onlardan önce kabul ederdik.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O kâfirler, îman edenler hakkında dedi (ler) ki: «Eğer (îman) bir hayır olsaydı bizden evvel ona koşmazlardı». (Bunu söyleyenler) onunla hidâyeti kabul etmedikleri de «Bu, eski bir yalandır» diyeceklerdir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen inkâr edenler, îmân edenler için dedi ki: “Eğer (Muhammed'in getirdiği dinde) bir hayır olsaydı, (etrâfındaki şu fakir insanlar) ona (ulaşmakta) bizi geçemezlerdi!” Ve (o inkâr edenler), onunla (Kur'ân'la) hidâyete eremediklerinden, artık: “O, eski bir yalandır!” diyeceklerdir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar da, iman etmiş olanlar için dediler ki: “Eğer o (Kur’an) iyi (doğru) bir şey olsaydı, (şu ayak takımı sefil insanlar, fakir ve köleler) ona inanmada bizi geçemezlerdi!” Ve (o inkâr etmiş olanlar) onunla (Kur’an’la) doğru yola ulaşmak (azminde) olmadıklarından, bu çok eski bir yalandır (uydurmadır)” diyeceklerdir. *
(*) Lafzen, “ona yönelik olarak”. Hemen hemen bütün klasik müfessirler, bunun, çoğunluğu Mekke toplumunun en yoksul, en aşağı tabakalarından gelmiş olan Muhammed (s)’in ilk izleyicilerinin müşrik Kureyşliler tarafından küçümsenmesine işaret ettiğini ileri sürerler. Ancak yukarıdaki “sözler”, kesin olarak, tarih-üstü bir muhtevaya sahiptir. Çünkü yoksul ve alt tabaka insanları, her zaman peygamberlerin ilk izleyicileri arasında yer almışlardır. Bu aynı zamanda çağımız için de geçerlidir. Çünkü her türlü manevî değere karşı körleşmeye yol açan teknolojik gelişme sonucu ekonomik refaha ulaşmış ülkeler, dinin, çoğunlukla şeklî de olsa, hâlâ önemli bir rol oynadığı zayıf uygarlıkları küçümsemektedirler: ve böylece, bu zayıflığın temelinde dinî inançların değil, bu şekilciliğin ve arkasından gelen kültürel kısırlığın yattığını anlamayanlar, bunun sorumluluğunu dinin etkisine yüklerler ve şöyler derler: “Eğer dinin bir yararı olsaydı, biz ona sarılanların başında gelirdik” böylece, kendi materyalist tavırlarını ve ruhî değerlerin yönlendiriciliğini reddetmelerini“haklılaştırma”ya çalışırlar. (M. Esed Meali 11. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğruları inkâr edenler iman edenlere “Eğer bu Kur’an hayırlı bir şey olsaydı, onu kabul etmekte bizi hiçbir kimse geçemezdi. Onlar o kitabı doğruluk rehberi kabul etmeyince “Bu kitap, eskilerden kalma bir uydurma (masal)” diyeceklerdir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimseler ki tanımazlar, inanan kimseler için şunu derler: "Eğer bu din iyi bir din olsaydı bu iş de onlardan önce davranırdık." Onlar bu doğru yola gelmedikleri için "Bu eski bir yalandır" diyeceklerdir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Kâfirler, mü/minler hakkında «— Eğer din iyi bir şey olsaydı onlar bizi geçemezlerdi [⁴]» dediler. Onlar Kur/an ile hidayet bulamayınca «İşte bu, eski bir yalan ve uydurmadır» diyecekler.
[4] Yâni «Riyaset ve şöhret bizde olmakla biz onlardan evvel iman ederdik». Za'ımlarınca büyük, yüksek işlere avam güruhu nâil olamazlardı, âhiretteki şeref dünyadaki şerefe tâbiydi.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
İnkâr edenler inananlara, “Eğer o (Kur’an’da) bir hayır olsaydı, onlar onu kabulde bizi geçemezlerdi” demektedirler. Ancak onunla doğru yola ulaşmak (azminde) olmadıklarından, “Bu çok eski bir yalandır/uydurmadır” derler.
Kadri Çelik
swap_vert close
Küfre sapanlar, iman edenler için dedi ki: “Eğer O (Kur'an) hayırlı bir şey olsaydı, ona bizden önce koşup yetişemezlerdi.” Oysa onlar, onunla hidayete ermediklerinden, “Bu, eski bir yalandır” derler.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat hakîkati inkâr edenler, inananlar hakkında, “Eğer bu Kur’an iyi bir şey olsaydı, bu ayak takımı insanlar, ona inanmakta bizden öne geçemezlerdi!” derler. Böylece, onun ışığından faydalanamadıkları için “Bu, dilden dile gelen eski bir efsanedir!” diyeceklerdir.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
İnkâr etmiş olanlar, inanmış olanlar için dedi ki: -“Eğer bir hayır olsaydı, ona doğru bizi geçemezlerdi”. Ona erişemediklerinde: -“Bu eski bir uydurma!” diyeceklerdir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
İnkarcılar, inananlardan söz ederken : " Eğer bu Kuran iyi bir şey olsaydı, bu zavallılardan önce, biz ona koşardık " diyorlardı. Şimdi ise ona ulaşamadıkları için: " canım köhne bir masal! " deyip geçeceklerdir...
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler inananlar için, "Eğer okunan ayetler iyi bir şey olsaydı, biz onlardan önce kabul ederdik. Biz iyi şeyleri biliriz. Biz okunanların iyi bir şey olmadığına kanaat getirdik!" dediler. Okunan ayetlerle doğru yolu bulamadılar. İnkârlarına bir söz daha ekleyerek; "Bu okunanlar eskilerin uydurduğu masallardır!" derler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Kâfir olanlar, iman edenler için şöyle demişlerdi: “Bu iş bir iyilik olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.” Onlar (kâfirler) bununla doğru yola ulaşmayı istemedikleri için “Bu, eski bir iftiradır!” diyeceklerdir.
Mehmet Türk
swap_vert close
Kâfirler, îman edenlere: “Eğer o (Kur’an) hayırlı bir şey olsaydı, (bu insanlar) ona inanmada bizi geçemezlerdi.”¹ derler. Bir de onlar onunla hakka eremedikleri için, “Bu eski(lerin uydurduğu) bir yalandır” diyecekler.
1 Yani; “onlardan önce biz inanırdık.” dediler. Burada kastedilenler Bilal, Ammar, Suheyb ve Ebû Zer (r.a) gibi ilk Müslümanlardır.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Fakat hakikati inkara şartlanmış olanlar, iman edenlere şöyle derler: “Eğer bu [mesaj]da bir hayır olsaydı, bu [insanlar] onu kabul etmekte ¹³ bizim önümüze geçmezlerdi!” Ve onlar, bu [mesaj] sayesinde hidayete ulaşmayı reddettiklerinden, her zaman, “Bu ¹⁴ [yalnızca] eski bir yalandır!” diyecekler.
13 Lafzen, “ona yönelik olarak”. Hemen hemen bütün klasik müfessirler, bunun, çoğunluğu Mekke toplumunun en yoksul, en aşağı tabakalarından gelmiş olan Muhammed (s)’in ilk izleyicilerinin müşrik Kureyşliler tarafından küçümsenmesine işaret ettiğini ileri sürerler. Ancak yukarıdaki “sözler”, kesin olarak, tarih-üstü bir muhtevaya sahiptir. Çünkü yoksul ve alt tabaka insanları, her zaman peygamberlerin ilk izleyicileri arasında yer almışlardır. Bu aynı zamanda çağımız için de geçerlidir. Çünkü, her türlü manevî değere karşı körleşmeye yol açan teknolojik gelişme sonucu ekonomik refaha ulaşmış ülkeler, dinin, çoğunlukla şeklî de olsa, hâlâ önemli bir rol oynadığı zayıf uygarlıkları küçümsemektedirler: ve böylece, bu zayıflığın temelinde dinî inançların değil, bu şekilciliğin ve arkasından gelen kültürel kısırlığın yattığını anlamayanlar, bunun sorumluluğunu dinin etkisine yüklerler ve şöyler derler: “Eğer dinin bir yararı olsaydı, biz ona sarılanların başında gelirdik” -böylece, kendi materyalist tavırlarını ve ruhî değerlerin yönlendiriciliğini reddetmelerini “haklılaştırma”ya çalışırlar.14 Yani, ilahî vahiy kavramı -daha sonra Hz. Musa’nın vahyine yapılan atıftan açıkça anlaşılmaktadır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bir de gerçekleri örtbas eden kâfirler, iman edenler için: – Eğer bu Kuran’da bir hayır olsaydı, önce ona biz inanırdık, dediler. Onlar bu Kuran’la doğru yolu bulma niyetinde olmadıkları için “Bu eskilerin uydurması” derler. 16/24, 23/82-83
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de, inkârda direnenler imanda sebat edenler için şöyle derler: “Eğer o (mesajda) bir hayır olsaydı, şunlar[⁴⁵¹²] ona bizden önce koşmazlardı.” Bu söylemle amaçlarına ulaşamayınca da,[⁴⁵¹³] ister istemez şöyle diyecekler: “Bu kadim bir sahtekârlık türüdür.”[⁴⁵¹⁴]
[4512] Yani: Soylulara mensup olmayan sıradan insanlar. [4513] Veya: “Onunla hidayete ulaşamayınca da”. [4514] Âyetin verdiği ders açıktır: Bir hakikatin istismarcılarını bahane ederek hakikate tavır koymak, istismarcıları istismar etmektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
İnkâr edenler, (başlangıçta fakir kimselerin davete katıldıklarını gördüklerinde) iman edenler için: "Eğer İslam'da bir hayır olsaydı onlar, onu kabulde bizi geçemezlerdi, (bizden evvel o şerefe nail olamazlardı) dediler. (Müslümanları küçümsemek suretiyle İslam'ı baltalamak olan maksatlarına erişemeyince de, Kur’an’a saldıracak ve) "Bu, eski bir masaldır - uydurulmuş bir yalandır" diyeceklerdir.
Osman Fırat
swap_vert close
İnkâr edenler, iman edenler için, "Eğer O (Kur’an) hayırlı bir şey olsaydı, onlar onda bizi geçemezlerdi" dediler. Onlar Onunla(Kur’an’la) doğru yolu bulamadıkları zaman da ; "Bu eski bir uydurmadır" diyecekler.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve kâfir olanlar, imân edenler için dedi ki: «Eğer bir hayır olsa idi bu hususta bizden öne bizi geçemezlerdi.» Ve onlar bununla (Kur'an ile) hidâyete eremedikleri vakit de hemen diyeceklerdir ki: «İşte bu, eski bir iftiradır.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
İnkâr edenler bir de, müminler hakkında şöyle derler: “Bu İslâm dini eğer önemli ve değerli bir şey olsaydı, bu Müslümanlar akıllarını kullanıp onu anlamakta bizi geçemezlerdi. ” Kendileri bunu başaramayınca “Bu, zaten eski, modası geçmiş bir yalan! ” deyip geçiştirmek isterler.
Mütekebbir, mağrur müşriklerin gözleri, dar dünya çıkarlarından başka bir şey görmediğinden, enaniyetleri akıl ve görüşlerini daralttığından, kendilerini ve görüşlerini hakikatin tek ölçüsü sanırlar. Müslümanlar hakkında ise peşin hükümlüdürler. Onların verdikleri en iyi not: “Akılları fazla ermeyen, safdil” olmaları şeklindedir. Böyle olunca, kendilerinin farkına varmadıkları önemli, gerçek, değerli hiçbir şeyi, müminlerin onlardan önce bulmalarını mümkün saymazlar. Kendilerinin malı olmayan hiçbir şey doğru, güzel, önemli, değerli, faydalı olamayacağı için, en parlak gerçekleri bile onlara kabul ettirmek mümkün değildir.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
İnkar edenler, inananlar için "(Muhammed'in getirdiği) iyi bir şey olsaydı (şu zavallı kişiler) ona inanmada bizi geçemezlerdi, (biz onlardan önce inanırdık) dediler. Onlar, onun gösterdiği doğru yola eremediklerinden: "Bu eski bir yalandır," diyeceklerdir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kâfirler mü'minlere: "Eğer Muhammed'in dîni hayırlı bir şey olsa idi onda bize kimse sebkat itmezdi. (Biz derhâl tasdîk iderdik.)" didiler. Onlar Kur'ân ve dîn ile ihtidâ itmediklerinden: "Bu kadîm bir yalandır" dirler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler), bu kitaba inananlarla ilgili olarak şöyle derler: “İyi bir şey olsaydı onlardan önce ona biz inanırdık!” Onunla (kitapla) yola gelmeyi istemediklerinden “Bu eski bir yalan!” diyeceklerdir.
Şaban Piriş
swap_vert close
İnkar edenler, iman edenler için:-Eğer bir hayır olsaydı, ona bizden önce ulaşmazlardı. Onunla doğru yolu görmedikleri için: -Bu, eski bir yalandır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
İnkâr edenler iman edenler için dediler ki: “Eğer bu işte bir hayır olsaydı, ona uymakta bunlar bizi geçemezdi.” Sonra da, Kur'ân ile doğru yolu bulmayı reddettikleri için, “Bu eski bir uydurma” deyip çıkacaklar.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İnkâr edenler, inananlara şöyle derler: "Eğer bu, hayırlı bir şey olsaydı, bunlar ona inanmakta bizi geçemezlerdi." Bununla umduklarını bulamayınca şöyle diyecekler: "Bu, eski bir uydurmadır."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eyitti anlar kim kāfir oldılar anlara kim įmān getürdiler “eger ola-dı ħayr öñürtmeyelerdi bizden andın yaña.” daħı ol vaķt kim ŧoġru yol dutmadılar tįz eyideler “uşbu, yalandur hemįşe.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eyitdi kāfirler mü’minlere: Eger ḫayr olsa‐y‐ıdı aña, bizden ilerü var‐mazlardı. Anuñla hidāyet bulmadılar. Eydürler ki bu eski yalanlardur, dir‐ler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Kafir olanlar iman gətirənlər barəsində deyirlər: “Əgər (Qur’an, islam dini) yaxşı bir şey olsaydı, (mö’minlər) bu işdə bizdən qabağa düşə bilməzdilər (biz onlardan daha əvvəl) iman gətirərdik. Onlar (Qur’anla) doğru yola gəlmədikləri üçün: “Bu, köhnə yalandır!” – deyəcəklər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And those who disbelieve say of those who believe: If it had been (any) good, they would not have been before us in attaining it. And since they will not be guided by it, they say: This is an ancient lie;
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
The Unbelievers say of those who believe: "If (this Message) were(4785) a good thing, (such men) would not have gone to it first, before us!" And seeing that they guide not themselves thereby, they will say, "this is an (old,) falsehood!"
4785 A great many of the early Muslims were in humble positions, and were despised by the Quraysh leaders. 'If such men could see any good in Islam,' they said, 'there could be no good in it: if there had been any good in it, we should have been the first to see it!' The spiritually blind have such a good conceit of themselves! As they reject it, and as the Revelation is proved to have historic foundations, they can only call it "an old, old falsehood"!  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَقَالَ
ve dedi
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
كَفَرُوا
kâfir oldular
لِلَّذ۪ينَ
o kimse- lere ki
اٰمَنُوا
iman ettiler
لَوْ
eğer
كَانَ
olsaydı
خَيْراً
bir hayır
مَا سَبَقُونَٓا
bizi geçemezlerdi
اِلَيْهِۜ
ona
وَاِذْ
ve o vakit ki
لَمْ يَهْتَدُوا
hidâyete
ermediler
بِه۪
onunla
فَسَيَقُولُونَ
hemen diyeceklerdir
هٰذَٓا
bu
اِفْكٌ
bir ya- landır
قَد۪يمٌ
eski
Buna rağmen kâfirler, iman edenler için dediler ki: "Eğer (bu Kur'ân'da) bir hayır olsaydı (Muhammed'in etrafındaki şu âciz insanlar) ona (uymada) bizi geçemezlerdi." Ve onlar bununla (Kur'ân ile) hidâyete ermedikleri vakit de hemen diyeceklerdir ki: "Bu (Muhammed'in uydurduğu) eski bir yalandır."
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
كَفَرَ
Fiil-I
ك ف ر
Kâfir oldu, inkâr etti, nankör oldu, küfretti, karşılıksız bıraktı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
خَيْر
İsim
خ ي ر
Hayr (Allah'ın esması, ismidir. Hayr olan demektir), hayırlı
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
سَبَقَ
Fiil-I
س ب ق
Öne geçti, kaçtı, gelip geçti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
اِهْتَدٰى
Fiil-VIII
ه د ي
Hidâyete erdi, doğru yolu buldu, maksadına ulaştı, muvaffak oldu
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اِفْك
İsim
ا ف ك
İftira, yalan
قَدِيم
Sıfat
ق د م
Eski, kadîm