close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 35. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fasbir kemâ sabera ulû-l’azmi mine-rrusuli velâ testa’cil lehum(c) ke-ennehum yevme yeravne mâ yû’adûne lem yelbeśû illâ sâ’aten min nehâr(rin)(c) belâġ(un)(c) fehel yuhleku illâ-lkavmu-lfâsikûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık, peygamberlerden azim ve irade sahipleri nasıl sabrettilerse sen de sabret ve azaba uğramaları için acele etme. Onlara vaadedilen azabı gördükleri gün sanırlar ki dünyada bir günün bir anı kadar kalmışlar; bu, bir tebliğdir, buyruktan çıkan topluluktan başkası helak mı olur?
Şeriatları kurmakta azim gösteren peygamberler. 33. sûrenin 7. âyetinde azim sahibi peygamberlerin adları anılmaktadır.  
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) O halde, Ulü’l-Azim (azim sahibi, kararlılık ve dayanıklılık ehli) peygamberler gibi Sen de sabret. (Zalimler ve hainler hakkında) Onlarla ilgili (kararım konusunda) acele etme! Onlara va’ad edilen azabı (yakında) gördükleri gün, sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar (çok az bir zaman kalmış) gibi olacaklar (başlarına gelen beladan ve kötü sondan dolayı yaşadıkları saltanat dönemleri kendileri için zillete ve nedamete dönüşmüş bulunacak)dır. Bu bir tebliğ (ve hatırlatma)dır. Artık fasık olan (günahlara dalıp Hakk yoldan sapıtan) kimselerden başkası helake uğratılır mı?
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Öyleyse ey peygamber! Kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmuş olan bütün peygamberler gibi, her türlü sıkıntı ve zorluklara karşı sabırlı ve dirençli ol ve onlara katlan; onlar için azabın çarçabuk getirilmesini isteme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir saati kadar, dünyada kalmış gibi olurlar. Bu gelmiş geçmiş ve gelecek toplumlar için bir tebliğdir. Yoldan çıkmış toplumlardan başkası yok edilir mi hiç?
Ahmet Tekin
swap_vert close
Görevine kalben inanan, iradeli, sabrederek mücadeleye devam eden, sebatkâr, kararlı Rasullerin yaşadığı şartlara benzer şartlarda sen de sabrederek, mücadeleye devam et. Azâbın onlara, çabucak gelmesi konusunda acele etme. Sanki onlar, tehdit edildikleri azâbı gördükleri gün, dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu yeterli bir tebliğ ve öğüttür. Doğru ve mantıklı düşünmenin, hak dinin dışına çıkan fâsık, âsi, bozguncu bir topluluktan başkası helâk edilir mi hiç?
bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/45; 18/107; 55/46-47; 73/11; 79/46; 86/17.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Artık sen peygamberlerden kararlılık sahiplerinin sabrettikleri gibi sabret ve onlar için acele etme. Onlar, vaad olunduklarını gördükleri gün adeta gündüzün bir saatinden fazla (dünyada) kalmamış gibi olurlar. (Bu) bir tebliğdir. Yoldan çıkmışlar topluluğundan başkası hiç helak olur mu?
Ali Bulaç
swap_vert close
Artık sen sabret; Resullerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, Onlar için de acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, sanki gündüzün yalnızca bir saati kadar yaşamış(olacak)lardır. (Bu,) Bir tebliğdir. Artık fasık olan bir kavimden başkası yıkıma uğratılır mı?
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O halde, (Ey Rasûlüm, kâfirlerin eziyetlerine karşı), azim sahibleri olan peygamberlerin sabrettiği gibi sabret; ve onlar hakkında (azab için) acele etme. Onlar, o vaad olundukları acıyı görecekleri gün, sanki gündüzün bir saatinden başka bir müddet dünyada durmamışa döneceklerdir. Bu kadarı, kâfi bir tebliğdir. Öyle ise, fâsıklar (kâfirler) topluluğundan başkası mı helâk edilecektir?
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Azim ve irade sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sabret. Başlarına acilen azabın gelmesini isteme. Kendilerine vaadedilen azabı gördükleri gün, sanki gündüzden bir saat yaşamış gibi olacaklar. Onlar için yeteri kadar tebliğ yapıldı. Artık ilahî yasaları çiğneyenlerden başkası helak edilir mi?
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Artık güç ve kuvvet sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret! Onlara azabın çabuk gelmesini isteme. Onlar uyarıldıkları azabı gördükleri zaman, sanki günün bir saati kadar beklemiş gibi olacaklardır. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkan topluluklardan başkası helâk olmayacaktır.[556]
[556] Ahkâf sûresinden çıkarılacak genel ilkeler için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVII, 555-557.  
Besim Atalay
swap_vert close
Peygamberler arasından, azim sahibi olanlar gibi sen dahi sabret, onlar için ivetleme, söz verilen şeyi gördükleri gün ancak, gündüzün bir saatinde durmuşlarca olurlar, bu bir eriştirmedir, buyrum dışı bir ulustan başkası mı yok olur?
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
O halde, kalpleri azim ve kararlılıkla dolu olan azim sahibi resullerin sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme! Onlar vaad edildikleri azabı gördükleri gün, sanki (dünyada) gündüzün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. Bu bir duyurudur! “Hiç yoldan çıkan fâsıklar topluluğundan başkası helak edilir mi, (elbette ki edilmez)!”
Hz. Muhammed, müşriklerin sınır tanımayan işkence ve hakaretlerine, toplumu birbirine düşüren fitne ve fesatlarına dayanamayınca onlar hakkında vaad edilen azabın bir an önce gelmesini istiyor. Bunun üzerine Allah, henüz takdir edilen zamanın gelmediğini ve “Ulu’l-azm” (azim ve kararlılık sahibi) peygamberler gibi sabretmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayette geçen “Ulu’l-azm” peygamberler; dinin tebliğinde büyük gayret sarf etmiş, zorluklara göğüs germiş, mücadeleden geri kalmamış ve en ufak bir bıkkınlığa kapılmadan azim ve kararlılıkla vazifelerini icra ettikleri için “Azim Sahibi” diye isimlendirilmişlerdir. Bunlar Hz. Nuh, İbrahim, Musa ve İsa’dır. (Ahzab, 33/7; Şura, 42/13). “Gündüzün sadece bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar” ifadesi, zaman kavramının ahirette yaşanacak nihaî realite ile ilgili hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin mecâzi bir anlatımıdır. Dünya hayatı bir iki saniyede görülen bir rüya gibi hatırlanacaktır.  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sen sabır it. Rasûller meyânında sâhib-i ’azim olanlar da öyle sabır itmişler idi. Ânların ’azâblarını ta’cîle çalışma bir gün tehdîdlerin îkâ’ olundığını gördükleri ve kendilerine ihbâr idilen ’azâb husûle geldiği vakit mezarlarda günün yalnız bir sâ’atini geçirdiklerine zâhib olacaklardır. Teblîgât budur. Ancak fâsık kavim mahv olur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; inkarcılar için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) O hâlde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış olan topluluk helâk edilir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Azim ve kararlılık sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret. Onlar için de acele etme. Başlarına geleceği vaktiyle söylenen şeyleri gördüklerinde sanki gündüzün kısa bir süresini yaşamış gibi olacaklar. Tebliğ konusu işte budur; hiç günaha sapanlardan başkası helâk edilir mi?
Diyanet Vakfı
swap_vert close
O halde (Resûlum),peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!
 Âyette geçen «ülü’l-azm» (azim sahibi peygamberler) Hz. Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed (a.s.)dır. (bak. Ahzâb 33/7) Gerçekten azim sahibi peygamberler, şerîatlarının tebliğ ve tesisinde büyük gayret sarfetmiş, ortaya çıkan güçlüklere ve düşmanlıklara göğüs germişlerdir. Âyette, Hz. Peygamber’e bu büyük peygamberlerin vasıfları hatırlatılırken sabırlı olması istenmiş, inkârcıların azap karşısında durum ve tutumları da tasvir edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Karar ve azim sahibi elçiler nasıl sabrettiyse sen de sabret ve onlar için acele etme. Onlar, kendilerine söz verileni gördüklerinde, (sanki dünyada) gündüzün bir saati kadar kalmışlardır. Bu bir bildiridir: Yoldan çıkmış topluluklardan başkası mı yok edilir?
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Ey Muhammed! Azim sahibi peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için (azab hususunda) acele etme. Sanki onlar kendilerine vaad edilen azabı gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Hiç yoldan çıkan fasıklar topluluğundan başkası helak edilir mi?
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Binâenaleyh ülül'azim Peygamberlerin sabrettiği gibi sabret ve onlar hakkında ivedi etme, sanki onlar o va'dolundukları acıyı görecekleri gün gündüzün bir saatinden başka durmamışa döneceklerdir; kâfî bir tebliğ, demek ki ihlâk edilecek başka değil, ancak taatten çıkmış fasıklar güruhudur
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Habibim!) O hâlde, azim sahibi peygamberlerin (kâfirlerin eziyetlerine karşı) sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, sanki dünyada gündüzün bir anından başka kalmadıklarını sanırlar. Bu (kâfirlere) bir duyurudur, (tekrar tekrar uyarıldıkları hâlde îmân etmeyenleri ilâhî azapla uyaran, bir bildiridir. İlâhî ikazları ciddiye almayanlar hiç şüphesiz, müstahak oldukları cezayı çekeceklerdir. Öyle ya,) fâsıklar (kâfirler) topluluğundan başkası mı helâk edilecektir?
Erhan Aktaş
swap_vert close
O halde resûllerden kararlılık sahibi olanların sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için aceleci olma. Onlar, kendilerine uyarısı yapılan şeyi gördükleri zaman, dünyada sanki gündüzün bir saati kadar kalmış gibi olurlar.¹ Bu, bir bildirimdir. Artık doğru yoldan sapmış halktan başkası yok edilmez.
1- Ayette, “kabir azabı” inancının sapkın bir inanç olduğu açıkça ifade edilmektedir. Ayete göre; insanlar, hesap günü, ahirete intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, müşrikler, kâfirler ve fasıklar, Ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi?  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O halde (Habîbim) peygamberlerden azim saahiblerinin sabretdikleri gibi sen de sabret. Onlar (ın azâbı) için acele etme. Onlar tehdîd edilmekde oldukları (azâbı) görecekleri gün sanki kendileri (dünyâda) gündüzün bir saatinden başka durmamış gibi (olacaklardır). (Bu, yeter) bir tebliğdir. Öyle ya, faasıklar güruhundan başkası helak edilir mi? (Asla).
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) O hâlde, ülü'l-azm (sebat sâhibi) peygamberlerin sabrettiği gibi, (sen de) sabret!(3) Ve onlar (o inkâr edenler) hakkında acele etme! Onlar va'd olunup durdukları(azâbları)nı görecekleri gün, sanki (dünyada) sâdece gündüzün bir saati kadar kalmış gibidirler. (Bu) bir tebliğdir! Hiç fâsıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?
(3)Ülü’l-azm peygamberler Hz. Nûh, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Muhammed Mustafa(asm)’dır. Ayrıca Hz. İsmâîl, Hz. Ya‘kūb, Hz. Yûsuf ve Hz. Eyyûb (as) da ülü’l-azm peygamberler arasında sayılmaktadır. Bir başka görüşe göre de bütün peygamberler azim sâhibi, yani ülü’l-azm’dirler. (Râzî, c. 14/28, 36)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Resulüm!) O hâlde elçilerden kararlılık ve direnç sahibi olanların yaptığı gibi sen de (insanlara tebliğ yaparken karşılaşacağın eziyet ve sıkıntılara) dirençle göğüs ger! Ayrıca acele ile onların (o inanmayanların ve sana her türlü eziyet ve sıkıntı verenlerin) işinin bitirilmesini de isteme! (Nasıl olsa) onlar vaad edilen o günü (hesap günü) görünce, kendilerini gündüzün tek bir saati dışında sanki dünyada hiç yaşamamış (sayacaklar). Bu (ancak) bir tebliğdir (bu nedenle kimseyi inanmaya zorlayamazsın ve böyle bir yetkiye de sahip değilsin). Artık fasıklar topluluğundan (doğru yoldan sapmış olanlardan) başkası yıkıma uğratılır mı? *
(*) Hz. Muhammed, müşriklerin sınır tanımayan işkence ve hakaretlerine, toplumu birbirine düşüren fitne ve fesatlarına dayanamayınca onlar hakkında vaad edilen azabın bir an önce gelmesini istiyor. Bunun üzerine yüce Allah, henüz takdir edilen zamanın gelmediğini ve “Ulu’l-azm” (azim ve kararlılık sahibi) peygamberler gibi sabretmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayette geçen“Ulu’l-azm” peygamberler; dinin tebliğinde büyük gayret sarf etmiş, zorluklara göğüs germiş, mücadeleden geri kalmamış ve en ufak bir bıkkınlığa kapılmadan azim ve kararlılıkla vazifelerini icra ettikleri için “Azim Sahibi” diye isimlendirilmişlerdir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca ayete göre; insanlar, hesap günü, ahirete intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, müşrikler, kâfirler ve fasıklar, Ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi? Not:‘’ulü-l azm’’Her türlü eziyet ve sıkıntılara karşı tebliğ davasında sabır, metanet ve kararlılık gösteren ve bu uğurda her türü çileyi çeken ve yılmayan bütün elçileri ifade eder. Geleneksel görüşe göre bunlar Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’ir. Oysa bütün elçiler ulü-l azmdır. {فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُوْلُو ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ} أولو الثبات والجد منهم فإنك من جملتهم، و {مِنْ} للتبيين، وقيل للتبعيض، و {أُوْلُو ٱلْعَزْمِ} منهم أصحاب الشرائع اجتهدوا في تأسيسها وتقريرها وصبروا على تحمل مشاقها ومعاداة الطاعنين فيها، ومشاهيرهم: نوح، وإبراهيم، وموسى، وعيسى عليهم السلام. وقيل الصابرون على بلاء الله (انوار التنزيل واسرار التأويل) {فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُوْلُواْ ٱلْعَزْمِ } أولوا الجد والثبات والصبر {مَّنَ ٱلرُّسُلِ } «من» للتبعيض والمراد بأولي العزم ما ذكر في الأحزاب: { وَإِذَا أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيّيْنَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ } [الأحزاب: 7]. ويونس ليس منهم لقوله { وَلاَ تَكُن كَصَـٰحِبِ ٱلْحُوتِ } [القلم: 48] وكذا آدم لقوله { وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْماً } [طه: 115] أو للبيان فيكون {أُوْلُواْ ٱلْعَزْمِ } صفة {ٱلرُّسُل} كلهم (مدارك التنزيل وحقائق التأويل – النسفي) {فاصبر كما صبر أولوا العزم} وقوله {من الرسل} بيان لأن جميع الرسل أرباب عزم وجد في تبليغ ما أمروا بأدائه (غرائب القرآن و رغائب الفرقان ) وْلُواْ ٱلْعَزْمِ} أي أُولو الجِدِّ والصَّبْر والثَّبَات (اللباب في علوم الكتاب)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
O Elçilerden büyük bir güçle sabır gösterenler gibi, sende sabırlı ol. İnkâr edenler için acele etme. Onlar kendilerine vaat edilen günü gördüklerinde, deneme olarak sanki gündüz vaktinin bir saati kadar, kalmış gibi olurlar. Ancak yoldan çıkmış topluluklar dan başkaları helak edilmezler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Öyleyse elçiler arasında gücü pek olanlar güçlüklere nasıl katlandılarsa sen de öyle katlan. Onlar için çarçabuk azap isteme. Onlar kendilerine adanan azabı görecekleri gün dünyada gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklardır. Bu Kur’an bir bildiridir. Karıştırıcılardan başkaları yok edilir mi?
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Artık peygamberlerden azim ve sebat sahibi olanlar, nasıl cefaya göğüs germişlerse, sen de öyle cefaya göğüs ger. Onlar için acele azap isteme, vaat olundukları azabı görecekleri gün onlar azabın uzun sürmesinden dünyada ancak gündüzün bir saati kadar kaldılar zannederler. Bu Kur/an Allah tarafından nâs/a bir tebliğdir, ancak emre karşı gelen kâfirler helâk olurlar.
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Elçilerden azim sahibi olanların sabrettiği/göğüs gerdiği gibi sen de sabret/göğüs ger. Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün, sanki (dünyada) gündüzün bir saatinden başka kalmadıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkmış bir kavimden başkası helak edilir mi hiç?
Kadri Çelik
swap_vert close
Peygamberlerden azim sahiplerinin sabrettikleri gibi, artık sen de sabret. Onlar için (beddua etmede) acele etme. Onlar, tehdit edildikleri şeyi (azabı) gördükleri gün, (dünyada) gündüzün bir saatinden başka durmamışa dönerler. Bu (Kur'an) yeterli bir tebliğdir. Artık fasıklar topluluğundan başkası yıkıma uğratılır mı?
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öyleyse, ey şanlı Elçi! İnsanlığı Kur’an ile uyarmaya devam et ve bu yolda karşına çıkabilecek sıkıntılara kahramanca göğüs ger! Tıpkı, sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yollarına devam eden önceki Elçilerin sabrettiği gibi, sen de zâlimlerin baskı ve eziyetlerine sabret ve onların cezalandırılmaları için acele etme! Çünkü onlar, kendilerine söz verilen ölüm ötesi hayatın gerçekleştiğini gördüklerinde, sanki dünyada gündüzün bir anı kadar kalmış gibi olacaklar. O hâlde, dinleyin ey insanlar! Bu çağrı, tüm insanlara ve cinlere yöneltilen ve zâlimleri ilâhî azapla uyaran bir bildiridir. Ve uyarıyı dikkate almayan, cezasını çekecektir. Öyle ya; yoldan çıkmış bir toplumdan başkası helâk edilir mi?
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Rasûller’den Azm sahiplerinin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlar için acele isteme! Sanki onlar, ne vaad ediliyorlarsa görecekleri gün, Gündüz’den bir saat kalmadılar. Bir tebliğdir / bildirimdir. Yoldan Çıkıp Sapmış (Fâsık) Kavim’den başkası helâk edilir mi?
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Tüm kararlı elçiler gibi sen de sabırlı ol. İnkarcılar için de, acele etme!. Nasıl olsa, kendilerine yapılan tehditlerin doğru çıktığını görünce ayıkıp dünyada sadece birkaç saat kaldıklarına yanacaklardır. Sonuç bildirgesi: Sadece başıbozuk toplumlar helâk edilir!
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ey Resulüm! Sen inkâr edenlere aldırma! Rabbin sana bilmediğin yerlerden yardım eder. İnkâr edenler inkârlarını sürdürürken, Rabbinin nimeti olarak; bilmediğin topluluklar iman etmeye başladı. Şimdilik bunu bil yeter. Sen de geçmişteki Resuller gibi azimle, kararlılıkla, yılmadan mücadele ver. İnkâr edenlere verilecek ceza için acele etme! Bizim cezalandırma konusunda acelemiz yok! Eninde sonunda inkârcılara gereken ceza verilecektir. Onlara cezayı verdiğimiz gün; dünyada sadece bir an yaşadıklarını sanırlar. Bu bir duyurudur. Ancak yoldan çıkmış, yasalarımıza karşı gelmiş, insanların uydurdukları yasalarla hayatlarını yaşayan, insanlara zulmeden, haksızlık yapan topluluklar cezalandırılır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Elçilerden kararlılık sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret! Onlar (inkârcılar) hakkında acele etme! Vadedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. [*] (Bu), bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluktan başkası helak edilir mi hiç!
Benzer mesajlar: Yûnus 10:45; Tâhâ 20:103; Mü’minûn 23:112-114; Rûm 30:55; Nâzi‘ât 79:46.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Peygamberlerden¹ azim sahibi² olanların sabrettikleri gibi sen de sabret ve o (kâfirler) için acele etme. Onlar, tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, onlara (dünya hayatı) bir günün bir anı kadar gelecek. (İşte bu âyetler birer), bildiridir! Hiç dosdoğru yoldan çıkan toplumlardan başkası, helâk edilir mi?
1 Buradaki (مِنْ) beyâniyye olarak alınırsa, Peygamberlerin tamamının azim sahibi olduğu, ba’zıyye olarak alınırsa, Peygamberlerin içerisinden azim sahibi olanların da olmayanların da olduğu anlaşılabilir. Kur’an’da isimleri zikrolunan Peygamberlerin hepsinin ülül’azm Peygamberler olduğu şeklinde anlamak aslında daha doğru olabilir. Âyetten bunu anlamak mümkündür.2 Ülül’azm: azim, irade sahibi, sabır ve sebat ile çalışan demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ÖYLEYSE [ey inananlar,] kalpleri azim ve kararlılıkla doldurulmuş olan bütün Peygamberler gibi sıkıntılara karşı sabırlı olun ve onlara sabırla katlanın. Ve [hakikati inkar edip duran] bu kişilerin hemen azaba çarptırılmalarını istemeyin: kendilerine vaad edilen şeyin ⁴² [gerçekleştiğini] gördükleri o Gün, [yeryüzünde] kaldıkları süre, onlara [dünyevî ölçülerle] ancak bir günün bir saati kadar ⁴³ [kısa görünecek.] Mesaj[ımız işte budur.] Öyleyse hiç sapkın bir halktan başkası yok edilir mi? ⁴⁴
42 Yani, ölümden sonraki hayat realitesinin.43 Kur’an, bu teşbîh ile insan zihni tarafından kavrandığı şekliyle “zaman” kavramının -öteki dünyada yaşanacak nihaî realite ile ilgili hiçbir anlam ifade etmeyen bir kavramın- yanıltıcılığına işaret etmektedir.44 Karş. 6:47’nin son cümlesi ve buna ait not 37.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
O halde, sen de kararlılık ve direnç sahibi elçilerin direndiği gibi zorluklara sabrederek göğüs ger! Artık onların cezalandırılması için de acele etme! Nasıl olsa kendilerine vaat edilen o saat başlarına gelince onlar sanki gündüzün bir saatinden fazla dünyada yaşamadıklarını sanacaklar. İşte bütün bunlar açık bir tebliğdir. Zaten yoldan çıkmış fasık topluluktan başkası mı helak edilir? 6/130-131. 10/44-45, 34/17
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
BUNDAN böyle (ey Rasûl), elçilerden kararlılık ve direnç sahibi olanların yaptığı gibi sen de dirençle göğüs ger! Acele ile onların işinin bitirilmesini isteme! (Nasıl olsa) onlar vaad edilen o günü görünce, kendilerini gündüzün tek bir saati dışında sanki dünyada hiç yaşamamış (sayacaklar).[⁴⁵³⁸] Duyurumuz işte budur: Şu halde, hiç fasıklık yapan bir toplumdan başkası helâk edilir mi?
[4538] Hayatı ulvî anlam ve amacından soyutlayanlar, ömürlerini kendi elleriyle kısalttıklarını ancak âhirette fark edecekler. Bu, işte böylesine kısa ve bereketi kaçmış bir ömürdür. Hayatı Allah’lı ve anlamlı yaşamakla tersi arasındaki farktır bu! (Krş: 97:3, not 7, ayrıca bkz: 23:113; 46:35; 79:46).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O halde (ey Muhammed) Azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sen de sabret, onların azabı için acele etme, onlar tehdit edilmekte oldukları azabı göreceleri gün, dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. (Ey insanlar) Bu yeterli bir tebliğdir. (Yeterli bir uyarıdır, herkesin bu uyarılardan bir ibret alması gerekir.) Hiç yoldan çıkmış topluluktan başkası helâk edilir mi?
Osman Fırat
swap_vert close
O halde sen de, azim/irade sâhibi resullerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdidedildikleri azâbı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sâ’ati kadar (dünyada) kaldılar. Bu bir tebliğdir/duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helâk edilecek?
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık sabret, resûllerden azim sahiplerinin sabrettiği gibi ve onlar için isti'cal etme. Sanki onlar vaadolunduklarını görecekleri gün, gündüzden bir saatten başka durmamışlar gibi olacaklardır. (Bu) Bir tebliğdir, fâsıklar olan kavimden başkası, helâke uğratılacak mıdır? (Elbette uğratılmayacaktır).
Suat Yıldırım
swap_vert close
O halde ey Resulüm! O üstün azim sahipleri olan peygamberler nasıl sabrettilerse, sen de öyle sabret. Onlar hakkında azap gelmesi için acele etme! Onlar, tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, dünyada gündüzün, sadece bir saatinden daha fazla kalmadıklarını düşüneceklerdir. Bu bir duyurudur. Sözün kısası: “Allah'ın yolundan çıkmış güruhtan başkası helâk edilmez. ” [55, 46-47; 18, 107; 79, 46; 10, 45; 73, 11; 86, 17]
Süleyman Ateş
swap_vert close
O halde sen de, azim (ve irade) sahibi elçilerin sabrettikleri gibi sabret. O (nankör)ler için acele etme. Onlar, tehdid edildikleri azabı gördükleri gün, sanki gündüzün sadece bir sa'ati kadar yaşamış gibi olurlar. (Bu) Bir duyurudur. Yoldan çıkmış topluluktan başkası mı helak edilecektir?
Süleyman Tevfik
swap_vert close
(Yâ Muhammed) Rasûllerden ulu'l 'azm olanların sabır iyledikleri gibi sen de (kavminin ezâ ve cefâsına) sabır it. Onların üzerlerine 'azâbın nuzulüni isti'câl itme. Va'd olundukları 'azâbı elbette göreceklerdir. O zamân dünyâda ve kabirde ancak bir sâ'at kadar kaldıklarını zan iderler. Bu Kur'ân nâsa bir teblîğdir. O günde fâsık olan kavimden başkası helâk olmaz.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kararlı davranan elçiler nasıl sabrettiyse sen de öyle sabret. Onlar için aceleci olma. Tehdit edildikleri azabı görecekleri gün, sanki dünyada gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanacaklar. Bu bir bildiridir. Yoldan çıkan(fasık) topluluktan başka kim, bütün beklentilerinden yoksun bırakılır?
Şaban Piriş
swap_vert close
O halde, sen de azim sahibi peygamberlerin sabrettiği gibi sabret! Onlar için acele etme! Onlar kendilerine vaat edileni gördükleri gün gündüzün bir saatinden fazla yaşamamış gibidirler. Bu bir tebliğdir. Fasık toplumdan başkası helak edilir mi?
Ümit Şimşek
swap_vert close
Azim ve sebat sahibi peygamberler nasıl sabrettiyse, sen de sabret; onlar için acele etme. Kendilerine vaad olunan günü gördüklerinde, onlar dünyada gündüzün bir saatinden fazla kalmadıklarını sanırlar. Bu bir tebliğdir. Yoldan çıkmışların güruhundan başkası helâk olur mu hiç?
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Artık, resullerin azim sahibi olanlarının sabrettiği gibi sabret! O inkârcılar için acele etme! Tehdit edildikleri azabı gördükleri gün, gündüzün sadece bir saati kadar yaşamış gibi olurlar. Bir duyurudur bu. Sapmışlar topluluğundan başka kim helâk edilir!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes śabr eyle nite kim śabr eyledi śabr isleri yalavaçlardan daħı ivdürme anlaruñ içün. taman anlar ol gün kim göreler anı kim va'de olınurlar [270a] dölenmediler illā bir sa'at gündüzden degürmekdür. pes hįç helāk olına mı illā ķavm fāsıķlar?
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ṣabr eyle yā Muḥammed. Nite kim ṣabr itdi himmet eyeleri nebīlerden.Daḫı anlara ‘aẕābı tizletme. Ṣanaṣın anları ol gün ki ‘aẕābı göreler, ḳalma‐mışlardur türbelerde, illā bir sā‘at gündüzden. Bu naṣīḥatdür. Helāk ol‐maz, illā fāsıḳ ḳavmler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Rəsulum!) Peyğəmbərlərdən əzm (və səbat, şəriət) sahibləri olanların səbr etdiyi kimi, sən də (Allah yolunda çətinliklərə, əziyyətlərə) səbr et. (Müşriklərə) tez (əzab) gəlməsini istəmə. Onlar və’d olunduqlarını (əzabı) görəcəkləri gün gündüzün ancaq bir saatı qədər (dünyada) qaldıqlarını sanacaqlar. (Bu Qur’an Allah dərgahından sizə olan) bir xəbərdarlıqdır. Fasiq bir qövmdən başqası da heç məhv edilərmi?! (Əzab gəldikdə ancaq Allahın itaətindən çıxmış fasiqlər məhv ediləcəklər!)
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then have patience (O Muhammad) even as the stout of heart among the messengers (of old) had patience, and seek not to hasten on the doom for them. On the day when they see that which they are promised (it will seem to them) as though they had tarried but an hour of daylight. A clear message. Shall any be destroyed save evil living folk?
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Therefore patiently persevere, as did (all) messengers of inflexible purpose; and be in no haste about the (Unbelievers). On the Day that they see the (Punishment)(4815) promised them, (it will be) as if they had not tarried more than an hour in a single day. (Thine but) to proclaim the Message:(4816) but shall any be destroyed except those who transgress?
4815 All spiritual work proceeds in its own good time. We should never be impatient either about its success or about the punishment which is bound to come for those who oppose it or wish to suppress it. The inevitable punishment is spoken of as the Punishment promised. It will come so soon and so suddenly that it will appear as if there was not the delay of a single hour in a single day! Time is a great factor in our affairs in this world, but it hardly counts in the spiritual Kingdom. 4816 The Preacher's duty is to proclaim the Message in unmistakable terms. If any human beings come in the way, it will be to their own destruction; but none but rebellious transgressors will be punished. There is always hope and forgiveness for repentance and amendment.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاصْبِرْ
o hâlde sabret
كَمَا
o şey gibi ki
صَبَرَ
sabretti
اُو۬لُوا الْعَزْمِ
ulu'l azm olanlar
مِنَ الرُّسُلِ
resullerden
وَلَا تَسْتَعْجِلْ
ve acele etme
لَهُمْۜ
onlar hakkında
كَاَنَّهُمْ
sanki
onlar
يَوْمَ
o gün ki
يَرَوْنَ
görürler
مَا
o şe- yi ki
يُوعَدُونَۙ
vaad olu- nuyorlar
لَمْ يَلْبَثُٓوا
kalmamıştır
اِلَّا
ancak
سَاعَةً
bir saat
مِنْ نَهَارٍۜ
gündüzden
بَلَاغٌۚ
bir teb- liğdir
فَهَلْ يُهْلَكُ
helâk edilir mi hiç
اِلَّا
ancak
الْقَوْمُ
topluluğu
الْفَاسِقُونَ
fâsıklar
(Resulüm!) O hâlde, resullerden ulu'l azm (büyük azim sahibi) olanların sabrettiği gibi (sen de) sabret! Ve o (seni yalanlaya)nlar hakkında acele etme, onlar vaad edildikleri (azab)ı görecekleri gün sanki (dünyada sadece) gündüzün bir saati kadar kalmış gibidirler. (Bu Kur'ân, iman etmek isteyen herkes için apaçık) Bir tebliğdir. Fâsıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi hiç!
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
صَبَرَ
Fiil-I
ص ب ر
Sabretti, sebât etti
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
عَزْم
İsim
ع ز م
Azmetmek
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
رَسُول
İsim
ر س ل
Resul, elçi
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اِسْتَعْجَلَ
Fiil-X
ع ج ل
Acele istedi, çarçabuk istedi
لَهُمْ
Zamir
لَهُمْ
Onlar için, onlara, onların
كَاَنّ
Harf-i nasb
كَاَنّ
Sanki
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
لَم
Olumsuzluk eki
لَم
-Me, -ma (olumsuzluk eki)
لَبِثَ
Fiil-I
ل ب ث
Kaldı, gecikti, durakladı
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
سَاعَة
İsim
س و ع
Saat, zaman
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
نَهَار
İsim
ن ه ر
Gündüz
بَلَاغ
İsim
ب ل غ
Tebliğ
هَلْ
Soru eki
هَلْ
-Mı, -mi, var mı?
اَهْلَكَ
Fiil-IV
ه ل ك
Yok etti, mahvetti, helâk etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
فَاسِق
Etken fiil
ف س ق
Fâsık