(Resulüm!) O hâlde elçilerden kararlılık ve direnç sahibi olanların yaptığı gibi sen de (insanlara tebliğ yaparken karşılaşacağın eziyet ve sıkıntılara) dirençle göğüs ger! Ayrıca acele ile onların (o inanmayanların ve sana her türlü eziyet ve sıkıntı verenlerin) işinin bitirilmesini de isteme! (Nasıl olsa) onlar vaad edilen o günü (hesap günü) görünce, kendilerini gündüzün tek bir saati dışında sanki dünyada hiç yaşamamış (sayacaklar). Bu (ancak) bir tebliğdir (bu nedenle kimseyi inanmaya zorlayamazsın ve böyle bir yetkiye de sahip değilsin). Artık fasıklar topluluğundan (doğru yoldan sapmış olanlardan) başkası yıkıma uğratılır mı? *
(*) Hz. Muhammed, müşriklerin sınır tanımayan işkence ve hakaretlerine, toplumu birbirine düşüren fitne ve fesatlarına dayanamayınca onlar hakkında vaad edilen azabın bir an önce gelmesini istiyor. Bunun üzerine yüce Allah, henüz takdir edilen zamanın gelmediğini ve “Ulu’l-azm” (azim ve kararlılık sahibi) peygamberler gibi sabretmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ayette geçen“Ulu’l-azm” peygamberler; dinin tebliğinde büyük gayret sarf etmiş, zorluklara göğüs germiş, mücadeleden geri kalmamış ve en ufak bir bıkkınlığa kapılmadan azim ve kararlılıkla vazifelerini icra ettikleri için “Azim Sahibi” diye isimlendirilmişlerdir. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması) Ayrıca ayete göre; insanlar, hesap günü, ahirete intikal etmeden önceki geçen zamanı, gündüz saatiyle bir saat kadar kısa sanacaklar. Kabir azabı olsaydı, müşrikler, kâfirler ve fasıklar, Ahiret öncesi hayatı hiç bu kadar kısa olarak görürler miydi? Kabir azabında geçirecekleri bir saat dahi onlara sanki bir yılmış gibi uzun gelmez miydi? Not:‘’ulü-l azm’’Her türlü eziyet ve sıkıntılara karşı tebliğ davasında sabır, metanet ve kararlılık gösteren ve bu uğurda her türü çileyi çeken ve yılmayan bütün elçileri ifade eder. Geleneksel görüşe göre bunlar Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed’ir. Oysa bütün elçiler ulü-l azmdır.
{فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُوْلُو ٱلْعَزْمِ مِنَ ٱلرُّسُلِ} أولو الثبات والجد منهم فإنك من جملتهم، و {مِنْ} للتبيين، وقيل للتبعيض، و {أُوْلُو ٱلْعَزْمِ} منهم أصحاب الشرائع اجتهدوا في تأسيسها وتقريرها وصبروا على تحمل مشاقها ومعاداة الطاعنين فيها، ومشاهيرهم: نوح، وإبراهيم، وموسى، وعيسى عليهم السلام. وقيل الصابرون على بلاء الله (انوار التنزيل واسرار التأويل) {فَٱصْبِرْ كَمَا صَبَرَ أُوْلُواْ ٱلْعَزْمِ } أولوا الجد والثبات والصبر {مَّنَ ٱلرُّسُلِ } «من» للتبعيض والمراد بأولي العزم ما ذكر في الأحزاب: { وَإِذَا أَخَذْنَا مِنَ ٱلنَّبِيّيْنَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنْكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرٰهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ٱبْنَ مَرْيَمَ } [الأحزاب: 7]. ويونس ليس منهم لقوله { وَلاَ تَكُن كَصَـٰحِبِ ٱلْحُوتِ } [القلم: 48] وكذا آدم لقوله { وَلَمْ نَجِدْ لَهُ عَزْماً } [طه: 115] أو للبيان فيكون {أُوْلُواْ ٱلْعَزْمِ } صفة {ٱلرُّسُل} كلهم (مدارك التنزيل وحقائق التأويل – النسفي) {فاصبر كما صبر أولوا العزم} وقوله {من الرسل} بيان لأن جميع الرسل أرباب عزم وجد في تبليغ ما أمروا بأدائه (غرائب القرآن و رغائب الفرقان ) وْلُواْ ٱلْعَزْمِ} أي أُولو الجِدِّ والصَّبْر والثَّبَات (اللباب في علوم الكتاب)