“Ey halkımız! (Bizleri) Allah (yolun)a çağıran (bu mesaj)a (Kur’an’a) icabet edin ve (hemen) ona (gönülden) iman edin ki, (Allah da) günahlarınızdan (bir kısmını, kul hakkıyla ilgili olmayan günahlarınızı) bağışlasın ve (Hesap Günü) sizi acı bir azaptan korusun!” *
(*) Bu ayetin belirttiğine göre cinler grubu, Allah yoluna çağıran mesaja kavimlerinin uymalarını isterken Allah’ın, günahlarının hepsini değil, bir kısmını bağışlayacağını beyan etmişlerdir. Çünkü kul hakkıyla ilgili günahlar, sahibinin rızası olmadıkça bağışlanmaz. İşte bundan anlaşılıyor ki, imanla bağışlanacak olanlar kul hakkı olmayan ve sadece Allah’a karşı işlenen günahlardır. Zira buradaki (مِنْ) ba’zıyet içindir/ yanı günahların bazısını ifâde eder. (الله اعلم) Ayrıca buradaki ‘’daiyellah’’Allah’a çağıran, Kur’an’daki ilahi mesajlardır. Çünkü 30. ayette onlar (انَّا سَمِعْنَا كِتَابًا) ‘’ Biz Musa’dan sonra indirilen bir kitabı işittik’’ diyorlar, yani gönderilen ve kitabı okuyan elçiden söz etmiyorlar. Bu nedenle her ne kadar elçi de insanları Allah yoluna çağıran bir davetçi olsa da, buradaki ‘’Allah yoluna çağırandan kasıt Kur’an’daki ilahi mesajlardır, yani Kur’an’dır.
{يٰقَوْمَنَا أَجِيبُواْ دَاعِىَ ٱللَّهِ وَءامِنُواْ بِهِ} أرادُوا به ما سمعُوه من الكتابِ وصفُوه بالدَّعوةِ إلى الله تعالى بعدَ ما وصفُوه بالهدايةِ إلى الحقِّ والصراطِ المستقيمِ لتلازمِهما، دَعَوهم إلى ذلكَ بعدَ بـيانِ حقِّيتِه واستقامتِه ترغيباً لهم في الإجابةِ (إرشاد العقل السليم إلى مزايا الكتاب الكريم) {يا قومنا} أعادوا النداء تأكيدا {أجيبُوا داعي الله} هو القرآن أو ما سمعوه منه، أو الرسول صلى الله عليه وسل (أيسير التفسير – اطفيش - المنتخب في تفسير القرآن الكريم) وداعي الله يجوز أن يكون القرآن لأنه سبق في قولهم: {إنا سمعنا كتاباً أنزل من بعد موسى}. وأطلق على القرآن {داعي الله} مجازاً لأنه يشتمل على طلب الاهتداء بهدي الله الخ (التحرير والتنوير) (من ذنوبكم} أي الشرك وما شابهه مما هو حق لله تعالى أي وذلك الستر لا يكون إلا إذا حصل منكم الإجابة التامة والتصديق التام وأدخلوا "من" إعلاماً بأن مظالم العباد لا تغفر إلا بإرضاء أهلها (نظم الدرر في تناسب الآيات والسور)