close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Ahkâf Sûresi 22. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Kâlû eci/tenâ lite/fikenâ ‘an âlihetinâ fe/tinâ bimâ te’idunâ in kunte mine-ssâdikîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlar, sen demişlerdi, bizi mabutlarımızdan vaz geçirmeye mi geldin, doğru söyleyenlerdensen bize vaadettiğini getir başımıza artık.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Onlar ise:) "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek (alışageldiğimiz hayat tarzımızı değiştirmek) için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi bize getir (de görelim) diye (karşı çıkmışlardı)."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlar da: “Sen bizi ilahlarımızdan alıkoyup döndürmek için mi geldin? Eğer doğru sözlü biri isen, tehdit ettiğin azabı getir de görelim” dediler.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar: “Sen, bizi, ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi, geldin? Eğer sözünde doğru isen, bizi tehdit ettiğin azâbı hemen getir.” dediler.
Ahmet Varol
swap_vert close
Dediler ki: "Sen bizi ilahlarımızdan alıkoymak için mi bize geldin? Öyleyse doğru sözlülerden isen bize vaad ettiğini getir."
Ali Bulaç
swap_vert close
Dediler ki: 'Sen, bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Şu halde eğer doğru söylüyorsan, tehdit ettiğin şeyi, bize getir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onlar (Hûd'a) dediler ki: “- Sen, ibadet ettiğimiz putlarımızdan bizi çevirmek için mi bize geldin? Haydi, eğer doğru söyliyenlerdensen, bize vaad edib korkuttuğun azabı, getir bize!...”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlar: “Sen, bizi ilahlarımızdan saptırmak için mi geldin? Eğer doğrulardan isen, bize vaadettiğin şeyi getir” dediler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlar, “Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan haydi, uyardığın azabı getir!” dediler.
Besim Atalay
swap_vert close
Dediler ki: «Sen Tanrılarımızdan döndürmek için mi geldin bizlere? Eğer sen gerçeksen, bize söz verdiğini hemen getiresin de»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlar ise: “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? İddianda tutarlı olduğunu söylüyorsan bizi tehdit ettiğin şeyi (azabı) başımıza getir” dediler.
Cemil Said
swap_vert close
Ânlar "Sen bizi Allâhlarımızdan uzaklaşdırmağa mı geldin? Eğer sözünde sâdık isen bizi tehdîd itdiğin ’azâbı getir." didiler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
"Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlar ise, “Sen bizi ilâhlarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” dediler.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Sen bizi ilâhlarımızdan uzaklaştırmak için mi geldin? Doğru söylüyorsan tehdidini hemen gerçekleştir!” dediler.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
«Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir» dediler.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Bizi tanrılarımızdan saptırmak için mi bize geldin? Doğru sözlü isen bize söz verdiğini getir bakalım," dediler.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlar: "Sen bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen o bize vaad edip durduğun azabı haydi getir." dediler.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Sen, dediler: bizi ma'budlarımızdan çevirmek içinmi geldin bize? Haydi getir! O bize va'd edib durduğun azâbı sadıklardan isen
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Kavmi, Hûd’a,) “Sen, bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin şeyi (azabı) başımıza getir (de görelim)!” dediler.
Erhan Aktaş
swap_vert close
“Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi hemen getir.” dediler.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Dediler ki: «Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdîd etmekde olduğun şey'i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Onlar:) “(Sen) bizi ilâhlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer (iddiâsında) doğru kimselerden isen, haydi bizi tehdîd edip durduğun (azâb)ı bize getir!” dediler.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Bunun üzerine Ad toplumu) Sen bizi tanrılarımızdan (onlara tapmaktan) çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi (azabı) başımıza getir, dediler.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kavmi “Sen bizi ilahlarımız hakkında yalan uydurmamız için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, bize vaat ettiğini (hesap gününü) başımıza getir” dediler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar da demişlerdi: "Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer sen doğru kimse isen, bize verdiğin sözü yerine getir bakalım."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlar «— Sen bizi mabutlarımıza tapmaktan vazgeçirmeye mi geldin? Eğer dâvanda gerçeksen haydi vaad ettiğin azabı bize göster» dediler.
İsmail Yakıt
swap_vert close
“Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi bize geldin? Eğer sen doğru söyleyenlerden isen, vaat ettiğin şeyi başımıza getir bakalım” dediler.
Kadri Çelik
swap_vert close
(Ona) Dediler ki: “Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? O halde eğer doğru söylüyorsan, vaat ettiğin şeyi bize getir!”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Buna karşılık onlar, “Bizi kendimizi bildik bileli taptığımız tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi yanımıza geldin? Eğer sözünün eriysen, haydi bizi tehdit ettiğin şeyleri gerçekleştir de görelim!” dediler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
-“Bizi ilahlarımızdan çevirip ayırmak için mi geldin mi? Eğer Sadıklar’dan (Doğru Söyleyenler’den / Özü-Sözü Doğrular’dan) isen, hadi bize vaad ettiğin şeyi bize getir!” dediler.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Halk: " Bizi tanrılarımızdan koparmaya mı geldin? Eğer samimî isen getir başımıza felaketi de görelim "
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnkâr edenler; "Sen; yasalarına uyduğumuz ilahlarımızdan bizi uzaklaştırmak, ilahlarımızla aramıza girmek, bizi yolumuzdan saptırmak için mi geldin? Uyarılarında doğruysan; haydi tehdit ettiğin cezayı başımıza yağdır!” dediler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
(Kavmi) “Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi bize geldin? [*] Doğru söyleyenlerdensen bize vadettiğini bize (başımıza) getir!” [*] demişti.
Burada geçen [te’fike] fiili “çevirmek”, “döndürmek”, “alıkoymak”, “vazgeçirmek”, “soğutmak” gibi anlamlar içermekte, inkarcı taklitçilerin atalar dininden ayrılmama kararlılığını içermektedir. Benzer mesajlar: A‘râf 7:70; Yûnus 10:78.,Benzer mesajlar: A‘râf 7:70, 77; Enfâl 8:32; Hûd 11:32; ‘Ankebût 29:29.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlar da: “Sen, bizi ilâhlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan, haydi bizi tehdit ettiğin şeyi, getir (bakalım).” dediler.
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlar, “Sen,” dediler, “Bizi tanrılarımızdan soğutup vazgeçirmek için mi geldin? Öyleyse, eğer hakikat erbabı isen, bizi tehdit edip durduğun şu [akibeti] gerçekleştir bakalım!”
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Onlar da: – Sen bizi ilahlarımızdan vazgeçirmek için mi geldin? Eğer doğru söylüyorsan bizi tehdit ettiğin azabı başımıza hemen getir! Demişlerdi. 38/1...10
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlar da, “Sen bize ilâhlarımızı yalanlatmak için mi geldin? Eğer sözüne sadıksan, haydi tehdit ettiğin şeyi getir!” dediler.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar ise, "Sen bizi, ilahlarımızdan çevirmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi, bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir de görelim" dediler.
Osman Fırat
swap_vert close
Dediler ki: "Sen bizi ilahlarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen tehdit ettiğini bize getir. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Dediler ki: «Sen bize geldin mi ki, bizi ilâhlarımızdan geri döndüresin? İmdi bize vaadettiğin şeyleri getiriver, eğer sen sâdıklardan oldu isen.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Onlar: “Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmeye mi geldin! Haydi, iddianda tutarlı isen, geleceğini bildirerek bizi tehdit ettiğin azabı başımıza getir bakalım! ” dediler.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Dediler: "Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi geldin? Doğrulardan isen bizi tehdidettiğin şeyi bize getir."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavmi ona: "Sen bizi ilâhelerimize 'ibâdetden men'a mı geldin? Eğer sözünde sâdık isen bize va'd iylediğini getir" didiler.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
“Sen bizi ilahlarımızdan çevirmeye mi geldin? Söylediğin doğruysa tehdidini hemen yerine getir!” dediler.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar da:-Bizi ilahlarımızdan ayırmak için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen haydi bize getir, bizi tehdit ettiğin şeyi! demişlerdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar ise “Sen bizi tanrılarımızdan vazgeçirmek için mi geldin?” dediler. “Doğru söylüyorsan, bize vaad ettiğin şeyi getir.”
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Dediler: "Sen bizi, tanrılarımızdan yüz geri etmek için mi geldin? Eğer doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi ortaya getir."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
eyittiler: “iy geldüñ mi bize ķandurasın bizi Tañrılarumuzdan? pes getür bize anı kim va'de eylersin bize eger olursañ girçeklerden.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Eyitdiler‐idi sen bize geldi mi‐sen bizi azdurmaġ‐ıçun Tañrılarumuzdan. Pes getür bize va‘de eylegeni, eger girçeklerden iseñ, didiler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlar: “Sən bizi tanrılarımızdan döndərməyəmi gəldin? Əgər doğru danışanlardansansa, bizə və’d etdiyini (əzabı) gətir görək!” – deyə cavab vermişdilər.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
They said; Hast come to turn us away from our gods? Then bring upon us that wherewith thou threatenest us, if thou art of the truthful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
They said: "Hast thou come(4800) in order to turn us aside from our gods? Then bring upon us the (calamity) with which thou dost threaten us, if thou art telling the truth?"
4800 They were too much wedded to their evil ways—to the false gods that they worshipped-to appreciate the sincere advice of the Prophet of Allah. They defied him and defied Allah Who had sent him. Mockingly they challenged him to bring on the threatened punishment! For they did not believe a word of what he said.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
قَالُٓوا
dediler
اَجِئْتَنَا
bize geldin mi
لِتَاْفِكَنَا
bizi çevir- men için
عَنْ اٰلِهَتِنَاۚ
ilâhlarımızdan
فَاْتِنَا
haydi bi- ze getir
بِمَا
o şe- yi ki
تَعِدُنَٓا
bizi tehdit ediyorsun
اِنْ
eğer
كُنْتَ
isen
مِنَ الصَّادِق۪ينَ
doğru söyleyenlerden
Onlar ise, "sen bizi ilâhlarımız(a tapmak)dan döndürmek için mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen bizi tehdit ettiğin (azab)ı bize getir!" dediler.
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
اَفَكَ
Fiil-I
ا ف ك
Çevirdi, döndürdü, uydurdu, vazgeçirdi
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
اِلٰه
İsim
ا ل ه
İlâh, Mabud edinilen
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
وَعَدَ
Fiil-I
و ع د
Telkin etti, vaad etti, tehdit etti, söz verdi, uyardı
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
صَادِق
Etken fiil
ص د ق
Doğru söyleyen, sadakat gösteren, sadık