(İnsanlardan bir kısmı da) anne ve babasına: “Yuh olsun size benden önce nice toplumlar gelip geçmiş (ve hiçbiri geri gelmemiş) iken siz, bana (öldükten sonra) tekrar diriltileceğimi mi söylüyorsunuz?” der.¹ O ikisi ise Allah’a sığınarak: “Yazıklar olsun sana, (gel) îman et, şüphesiz Allah’ın verdiği söz gerçektir.” (deyince) O: “Bu kesinlikle eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” der.
1 Bazı müfessirler, bu şahsın Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdurrahman olduğunu iddiâ etmişlerse de Hz. Âişe’ye göre Abdurrahman, bu âyet nâzil olmadan önce Müslüman olduğu için bu itham doğru değildir. Emevi sultanı Mervan bir gün mescitte halka hitap ederken: “Ben Emîr’ül-Mü’minîn’in, (yani Muaviye’nin) Yezîd’i yerine halife tayin etmesi hakkındaki görüşünü güzel görüyorum. Çünkü Ebû Bekir de, Ömer de yerine halife tayin etti” demişti. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir’in oğlu Abdurrahman: “Yani krallık mı? Vallahi Ebu Bekir (r.a) onu çocuklarından birisi için de ailesinden birisi için de yapmadı. Muaviye ise sırf oğluna rahmet ve ikramda bulundu.” dedi. Bunun üzerine Mervan: “Sen, ana ve babasına üf size diyen kimse değil misin?” dedi. Abdurrahman da: “Sen Rasulullah’ın lanetlediği melunun oğlu değil misin?” dedi. Bunu Hz. Aişe işitince, Mervan’a: “Sen Abdurrahman’a şöyle şöyle mi dedin? Yalan söylemişsin. Vallahi o âyet, onun hakkında inmedi, isteseydim kimin hakkında indiğini söylerdim,” dedi. (İbnü Kesir)