close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 33. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velleżî câe bi-ssidki ve saddeka bihi(ﻻ) ulâ-ike humu-lmuttekûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Doğrulukla gelen kişiye ve onun doğru olduğunu tasdik edenlere gelince: Onlardır çekinenlerin ta kendileri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Mutlak) Doğruyu (Kur’an’ı) getirip (sizi bâtıldan Hakka yönelten) ve onu tasdik edip (sadakat gösterenlere gelince;) işte onlar müttaki olanların (ve gerçek mutluluğa ulaşanların) ta kendileridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Doğruyu getiren peygamber ve O'nu tasdik edip peşinden giden mü'minlere gelince, işte yollarını Allah ile bulanlar bunlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Doğru söz ile, Kur'ân ile gelen ve doğru sözü, Kur'ân'ı tasdik edenler, onlar, işte onlar Allah'a sığınanlar, emirlerine yapışanlar, günahlardan arınıp, azaptan korunanlar, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranan, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olan mü'minlerdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu doğrulayana gelince işte onlar takva sahipleridir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Doğruyu getiren ve doğrulayanlara gelince; işte onlar muttaki (takva sahibi) olanlardır.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Doğruyu (Kur'an'ı) getiren (Hz. Peygamber s.a.s.) ve O'nu tasdik eden (müminler) ise, işte bunlar takva sahibi kimselerdir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Doğru bilgi (vahy) ile gelen ve doğru bilgiyi doğrulayanlar, işte onlar (ruhlarını ve vicdanlarını) koruyanların ta kendileridirler.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ama, hakikati getiren ve onu bütün kalbiyle tasdik edenler var ya; işte, takvâ sahipleri onlardır.[494]
[494] Sıdk ve takvâ hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 378-380; I, s. 237-255; XIII, s. 16-17.  
Besim Atalay
swap_vert close
Gerçekle gelen de, onu gerçekleyen de, işte bunlar sakınçlardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Allah'tan) doğruyu getiren (resul) ve onu (gereği gibi) doğrulayanlara gelince; işte onlar Allah'a karşı sorumluluk bilinciyle yaşayanlardır.
Cemil Said
swap_vert close
Doğrıyı söyleyen ve doğrıya inanan her ikisi de muttakîdirler.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Dosdoğru Kur’an’ı getiren ile onu tasdik edenler var ya, işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Gerçeği getiren kişiye ve onu tasdik edene gelince, işte takvâ sahipleri onlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte kötülükten sakınanlar onlardır.  
 «Doğru», kelimesiyle ifade edilmek istenen, tevhid inancı ve Kur’an’dır. Doğruyu getiren Hz. Muhammed ve diğer peygamberlerdir. Onu tasdik edenler de peygamberlerin ümmetleridir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Gerçeği getiren ve onu doğrulayana gelince, işte onlar erdemlilerdir
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu tasdik edene gelince, işte onlar kötülükten korunan müttakilerdir.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu tasdık eden ise işte onlar korunan müttekıyler
Emrah Demiryent
swap_vert close
Doğruyu getirene (peygambere) ve onu tasdik eden (mü’min) lere gelince... İşte onlar takva sahipleridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Doğruyu getirenler¹ ve onu doğrulayanlar, işte onlar takva sahibidirler.
1- Nebiler.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sıdk (-u hakıykat) ı getirene ve onu tasdıyk edenlere (mü'minlere) gelince: İşte onlar takvâye erenlerin ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Doğruyu getirene (peygambere) ve onu tasdîk edene gelince; işte onlar gerçekten takvâ sâhibleridir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Gerçek (vahiy ve Kur’an) ile (size) gelen ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte onlar (şirkten ve her türlü kötülükten ruhlarını ve vicdanlarını) koruyanların ta kendileridirler. *
(*) «Doğru», kelimesiyle ifade edilmek istenen, tevhid inancı ve Kur’an’dır. Doğruyu getiren de Hz. Muhammed’dir. Onu tasdik edenler de Kur’an’a inananlardır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Doğru olanı getiren ve o doğruyu doğrulayıp tasdik eden, işte onlar (cehennem ateşinden) korunanlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kimse ki doğruyu getirir, onu doğrular, işte bu gibiler sakınanlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Gerçek din getirenle onu tasdik edenler yok mu, işte sakınanlar, onlardır [¹].
[1] Bilûmum peygamberler ile mü'minler.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu tasdik edenlere gelince, işte onlar sorumluluk bilincine sahip olanların tâ kendileridir.
Kadri Çelik
swap_vert close
Doğruyu getiren ve doğrulayanlar (var ya), işte onlar takva sahibi olanlardır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Öte yandan; doğruluğun, adâletin ta kendisi olan bu Kur’an’ı sürekli gündeme getiren ve tüm kalbiyle onu benimseyip destekleyen kimselere gelince; işte, dünyada ve âhirette zilletten, perişanlıktan ve ilâhî gazaptan korunabilenler, yalnızca bunlar olacaktır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sıdk / Doğruluk ile gelmiş ve onu tasdik etmiş olanlar, işte Müttakîler / Sakınıp Korunanlar onlardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Doğru söyleyenler, doğruya doğru diyenler, kendilerini sağlama almış demektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Size gerçekleri açıklayan kitabımızı okuyan elçimiz Muhammed’le, kitabımızdaki gerçekleri tasdik ederek inananlar; işte onlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Gerçeği getiren ve onu doğrulayan(lar) var ya, işte [muttakî]ler (duyarlı olanlar) sadece bunlardır.
Mehmet Türk
swap_vert close
Doğruyu getiren ve onu doğrulayanlara¹ gelince; işte onlar, Allah’tan hakkıyla sakınanlardır.
1 Doğruyu getiren; Hz. Peygamber, onu doğrulayanlar ise; Müslümanlardır. “Doğrulayan,” konusunda farklı rivâyetler varsa da (أُولَئِكَ) çoğul olduğu için bunun “Müslümanlar” olması daha doğru olabilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Ama hakikati getiren ve onu bütün kalpleriyle tasdik edenler; işte onlar Allah’a karşı sorumluluklarının [tam] bilincinde olanlardır!
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bu Kuran’ı ve onu getireni tasdik edenlere gelince işte bunlar Allah’a karşı gelmekten sakınanlardır. 24/51
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Ama doğruluğun tarafında yer alan ve hakikati tüm kalbiyle tasdik eden kimselere gelince: işte sorumluluklarını idrak eden onlardır.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Gerçeği getirince, (Hz. Peygamber, Kur'an’ı tebliğ edince) onu tasdik edenlere (müminlere) gelince işte onlar, takvaya erenlerin ta kendileridir!
Osman Fırat
swap_vert close
O kimse ki doğrulukla geldi ve doğruyu (Kur’an’ı) da tasdik etti işte bunlar Allahtan hakkıyla çekinenlerdir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O zât ki, doğruyu ve onu tasdik ettiler, işte muttakîler olan, onlardırlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Ama, hak ve gerçeği getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte her türlü fenalıktan korunanlar onlardır.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Doğruyu getirene ve onu doğrulayanlara gelince: İşte korunanlar onlardır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Sıdk ile gelen (sâhib-i Kur'ân) ve onı tasdîk idenlerdir ki muttakîlerdir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Doğruları getiren ve onu kabul edenler, kendini koruyanlardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Doğru'yu getiren ve onu tasdik edenler ise, işte onlar korunanlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Hakkı getiren ile onu doğrulayanlar ise, kötülüklerden korunmuş olanlardır.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Doğruyu getirene ve onu tasdikleyene gelince, işte böyleleri, korunanların ta kendileridir.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ol kim getürdi ŧoġruyı ya'nį ķur’ān’ı daħı ŧoġru duttı anı anlardur muttaķılar.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ol kimse ki girçeg‐ile geldi. Daḫı girçege inandı. Anlardur müttaḳīler.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Haqqı (Qur’anı) gətirən və onu təsdiq edənlər (Peyğəmbər və mö’minlər) isə əsl müttəqilərdir.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And whoso bringeth the truth and believeth therein Such are the dutiful.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And he who brings the Truth and he who confirms(4293) (and supports) it - such are the men who do right.
4293 This is true of the Prophet, and all men of God and all righteous persons. Anyone who preaches the Truth and brings home Allah's Signs to men is performing the duty of a right and noble life. In this he confirms the teaching of all previous men of God. Anyone who supports and confirms such a teacher is also doing his duty and on the right way. (R).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَالَّذ۪ي
ama o kimse ki
جَٓاءَ
getirdi
بِالصِّدْقِ
doğruyu
وَصَدَّقَ
ve tasdik etti
بِه۪ٓ
onu
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
هُمُ
onlar- dır
الْمُتَّقُونَ
takvâ sahipleri
Ama doğruyu (apaçık beyan eden bu Kur'ân'ı) getiren ve onu tasdik edenler var ya, işte onlar takvâ sahibi olanlar (Allah'a karşı kulluk sorumluluğunu bilip yerine getirmeye çalışanlar)dır.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
جَاءَ
Fiil-I
ج ي ا
Geldi, ortaya çıktı, meydana geldi
صِدْق
İsim
ص د ق
Sadakat, sıdkiyet, doğruluk, dosdoğru
صَدَّقَ
Fiil-II
ص د ق
Tasdik etti, doğru çıkardı, gerçekleştirdi
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
مُتَّقِين
Etken fiil-VIII
و ق ي
Muttakiler, takvâ sahipleri