Allah (kendisine ortak koşanlarla, onu eşsiz tanıyanların durumuna dair) bir misal daha getiriyor: İki adam var, bunlardan birincisi, birbirine rakip, birbiriyle hep çekişen ortakların yönetimi altında, diğeri ise sadece bir kişinin emrinde bulunuyor (çalışıyor). Şimdi bu her ikisinin (birbiriyle çekişenlerin yönetimi altında çalışan ile sadece bir kişinin yönetimi altında çalışanın) durumu bir olur mu? (Hangisi işini daha düzenli yapar ve daha rahat olur? Elbette sadece bir kişinin yönetimi altında çalışan! İşte muvahhid ile müşrikin durumu da böyledir!) Bütün hamd, (kâinatın tek ilâhı ve hâkimi olarak) Allah’a mahsustur. Ne var ki, onların (insanların) çoğu bu gerçeği bilmezler. *
(*) Bu âyette tevhidin gerekliliği şirkin ise imkânsızlığı pek sade bir şekilde tasvir ediliyor. Fakat burada putları sadece cansız varlıklar, birtakım timsaller olarak düşünmemelidir. Allah’ın razı olmadığı zıt yönlere çekilen, şahsiyetlerini parçalamaları istenen insanların şirk ortamında çektikleri zorluklar ve şirk düzenindeki mantıksızlıklar belirtilmektedir... Ayrıca bu örnekte olduğu gibi eğer birden fazla ilah olsaydı, varlık âleminin düzeni bozulacaktı. Bkz: (Enbiya 21/22) Yani Bu ayette yüce Allah muvahhid bir kul ile müşrik bir kimsenin durumunu, iki çalışanın hâlini misâl vererek anlatıyor. Temsile göre bu iki çalışandan biri, geçimsiz kimselerin ortaklaşa çalıştırdıkları bir adamdır. Bunlardan biri adama, “buraya gel, şu işi yap” der. Adam ona doğru giderken diğer bir ortak, “Nereye kaçıyorsun? Gel bakalım, bana şunu getir” der. Adam bir birinci ortağa, bir diğer ortağa bakıp şimdi ne yapacağını düşünüp karar vermeye çalışırken tam bu sırada üçüncü bir ortak, “Orada ne bekliyorsun? Hele gel bakalım, şöyle yap, böyle yap...” der. Buna dördüncü, beşinci ortaklar da eklenir. Bu durum her gün aynı minval üzere devam edip gider. Adam bu yaramaz adamların elinde şaşkın ve perişan, elemli ve kararsız bir halde kalır. Çünkü adam bunların birbirine zıt arzu ve isteklerini yerine getirmeye gücü yetmez. Nihayet kuvvetten, takattan kesilip yorgun düşer, perişan olur. Diğer adamın ise yöneticisi/amiri bir tanedir. Onun bütün istek ve arzularını bilir ve elinden geldiğince bunları yerine getirmeğe çalışır. Vazifesini yapmış olmanın huzur ve emniyeti içinde yaşar. Bu iki adamın durumları eşit değildir. Çalıştıranı bir tane olanın yapacağı işi belli olduğu için rahattır. Gücünün yettiği kadar söyleneni yapar. Geçimsiz pek çok kişiye boyun eğen adam ise hep işkence ve ızdırap içindedir. Bir kararda duramaz. Onu yönetenlerin/çalıştıranların hepsini memnun etmek şöyle dursun bir tanesini bile memnun edemez. İşte Allah’a iman edip yalnız ona kulluk yapan, böylece huzura kavuşan mü’min ile Allah’tan başka pek çok tanrı edinip onların isteklerini yerine getirmeğe çalışan, fakat bunda bir türlü muvaffak olamayan ve olması da mümkün gözükmeyen müşriğin durumu da böyledir. Dolayısıyla bu misal, tevhidin hakikati ile şirkin hakikatini bütün cepheleriyle tasvir ve izah etmektedir.