close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 25. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Keżżebe-lleżîne min kablihim feetâhumu-l’ażâbu min hayśu lâ yeş’urûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar da azap, hiç anlamadıkları, ummadıkları yerden gelip çatıverdi onlara.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberlerini) yalanlamıştı; bunun üzerine azap, onlara hiç şuurunda ve farkında olmadıkları bir yerden gelip-yetişmişti.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygamberleri ve Allah'tan gelen gerçekleri yalanlamışlardı da, azap hiç anlamadıkları ve ummadıkları yerden gelip çatıverdi onlara.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlardan öncekiler de, peygamberlerin azapla ilgili uyarılarını yalanladılar. Hatırlarına gelmeyen, farkına varamadıkları bir yerden onlara azap yağdı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar. Bu yüzden kendilerine hiç düşünmedikleri yerden azap geldi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azab hiç farkında olmadıkları bir yerden gelip-çattı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm, senin) o kavminden evvelkiler de peygamberlerini yalanladılar. Bunun üzerine ummadıkları bir yerden kendilerine azab iniverdi.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (mesajları) yalanladılar. Fakat farkına varmadıkları bir yerden azap onlara geldi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da, onlara farkına varmadıkları bir yerden azap çattı.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlardan öncekiler yalanladılar, bilmedikleri yönden onlara azap geldi
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberleri) yalanladılar, bu yüzden farkına varamadıkları bir yerden kendilerine azap geliverdi.
Cemil Said
swap_vert close
Ânlardan evvelkiler dahî âyâtımızı tekzîb itdiler ve fakat hiç ummadıkları yerden ’azâba dûçâr oldılar.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Onlardan öncekiler de doğruyu yalan saymışlar; bunun üzerine tepelerine, nereden geldiğini anlamadıkları bir azap inmişti.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlardan öncekiler (peygamberleri) yalanladılar da farkına varmadıkları bir yerden onlara azap çattı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar ve ceza, onların beklemedikleri bir yerden gelmişti.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar da kendilerine, hatırlarına gelmez yönden azab geliverdi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlardan evvelkileri tekzib ettiler, ettiler de kendilerine hatırlarına gelmez cihetten azâb geliverdi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (peygamberlerinin azapla ilgili uyarılarını) yalanladılar. Fakat farkına varmadıkları bir yerden, (beklemedikleri bir anda) azap onlara geldi.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da kendilerine hiç beklemedikleri yerden azap geldi.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onlardan evvelkiler de (peygamberlerini) tekzîb etdiler de hatırlarına gelmeyecek bir cihetden kendilerine azâb gelib çatıverdi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlardan öncekiler (peygamberlerini) yalanladı da hatırlarına gelmeyen bir yerden azab kendilerine geliverdi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Onlardan öncekiler de (hakikati ve mesajlarımızı tebliğ eden elçilerimizi) yalanlamışlardı. Sonra azap (bela) onlara hiç farkında olmadıkları taraftan geliverdi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlardan öncekilerde yalanlamıştı da, habersiz bir anlarında azap onlara gelmişti.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlardan öncekiler de gönderilenleri böyle yalan saymışlardı da hiç ummadıkları yerden azap gelip kendilerine çatıvermişti.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlardan evvelkiler de peygamberlerini yalancı saydılar da farkında olamadıkları bir yerden kendilerine azap gelip çatmıştı.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da azap kendilerinin farkına varmadıkları yerden gelmişti.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladı; böylece azap onlara hiç farkında olmadıkları bir yerden gelip çattı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlardan önceki ümmetler de aynen günümüz inkârcıları gibi hakîkatiyalanlamışlardı fakat sonunda, hiç ummadıkları bir anda korkunç bir azap çöküvermişti başlarına!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlardan öncekiler yalanladı; onlara Azap farkında olmadıkları bir yerden geldi.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bundan öncekiler, gerçekleri göz ardı ettikleri için, hiç ummadıkları yerden dayanılmaz acılara maruz kaldılar.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Sadece onlar değil; inkârda arkalarından gittikleri ataları da ayetlerimizi yalanladıklarından dolayı cezalandırılır. Onlar cezamızın geleceğini beklemiyorlardı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ve bilemeyecekleri bir yerden onlara azap gelmişti.
Mehmet Türk
swap_vert close
Onlardan öncekiler de (Peygamberleri) yalanlayınca onlara farkına varamadıkları bir yerden azap geliverdi.
Muhammed Esed
swap_vert close
Onlardan öncekiler [de] hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine başlarına nereden geldiğini anlamadıkları bir bela gelmişti:
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Zaten onlardan öncekiler de yalanlamışlardı ama hiç akıllarına gelmeyen, beklemedikleri bir yerden azap onlara gelivermişti. 10/13
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Onlardan öncekiler de hakikati yalanlamışlardı; bunun üzerine, nereden geldiğini anlayamadıkları azap onları bulmuştu.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanladılar da, ummadıkları bir yönden azaba uğradılar.
Osman Fırat
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar ve azap kendilerine farkına varamadıkları bir yerden geldi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlardan evvelkiler tekzîp ettiler, sonra onlara azap hiç hatırlarına gelmeyen bir cihetten geliverdi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendilerinden önce geçmiş bazı halklar da peygamberleri yalancı saydılar da hak ettikleri azap onlara hiç farkına varmadıkları, hiç ummadıkları bir yerden geliverdi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanladılar, bundan dolayı hiç farkına varmadıkları bir yönden onlara azab geldi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Bu müşriklerden evvelkiler rasûllerini tekzîb iylediklerinden onlara bilmedikleri ve me'mûl itmedikleri zamân ve vakitde 'azâb geldi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlardan öncekiler yalana sarılmışlardı da ummadıkları yerden kendilerine azap gelip çatıvermişti.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamışlardı da hiç farkında olmadıkları bir yerden azap onlara geliverdi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlardan öncekiler de peygamberlerini yalanlamışlardı. Sonra azap onlara hiç farkında olmadıkları taraftan geliverdi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlardan öncekiler de yalanlamıştı. Fakat azap kendilerine, hiç farkında olmadıkları bir yerden geldi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
yalan duttı anlar kim anlardan ilerü-di pes geldi anlara 'aźāb andan kim bilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Yalanladı nebīleri özlerinden burun geçenler, pes geldi anlara ‘aẕābsizmedükleri yirlerden.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Onlardan (Məkkə müşriklərindən) əvvəlkilər də (peyğəmbərləri) təkzib etmişdilər. Buna görə də heç özləri bilmədikləri yerdən onlara əzab gəlmişdi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Those before them denied, and so the doom came on them whence they knew not.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those before them (also) rejected (revelation), and so the Punishment came to them from directions they did not perceive.(4282)
4282 Cf. 16:26 . They will be punished from quarters or in ways they do not perceive. From their Unbelief and Rebellion they think they derive great advantages, but they suddenly find out, when too late, that that which they exulted in was the cause of their undoing.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
كَذَّبَ
yalanladı
الَّذ۪ينَ
o kim- seler ki
مِنْ قَبْلِهِمْ
onlardan öncedir
فَاَتٰيهُمُ
böylece kendi- lerine geldi
الْعَذَابُ
azap
مِنْ حَيْثُ
bir yerden ki
لَا يَشْعُرُونَ
farkında olmuyorlar
Onlardan öncekiler de (resullerimizi ve âyetlerimizi) yalanlamışlardı ve böylece farkına varmadıkları bir yerden azap kendilerine geliverdi.
كَذَّبَ
Fiil-II
ك ذ ب
Yalanladı, yalan saydı
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَبْل
İsim
ق ب ل
Önce, öteden beri
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
حَيْث
İsim
ح ي ث
O yer, o yerde, o yeri ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
شَعَرَ
Fiil-I
ش ع ر
Farkında oldu, anladı, umdu, düşündü, şuurunda oldu