close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 23. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
(A)llâhu nezzele ahsene-lhadîśi kitâben muteşâbihen meśâniye takşe’irru minhu culûdu-lleżîne yaḣşevne rabbehum śümme telînu culûduhum ve kulûbuhum ilâ żikri(A)llâh(i)(c) żâlike huda(A)llâhi yehdî bihi men yeşâ/(u)(c) vemen yudlili(A)llâhu femâ lehu min hâd(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Bir Allah'tır ki sözün en güzelini indirmiştir bir kitap halinde, bir kısmı, bir kısmına benzer, bir kısmı, bir kısmını gerçekleştirir, her şeyi tekrartekrar bildirir; Rablerinden korkanların tüyleri dikendiken olur onu dinlerken, sonra da bedenleri ve gönülleri, Allah'ı anmak için yumuşar; işte bu, Allah'ın bir hidayetidir ki dilediğini, onunla doğru yola sevk eder ve Allah, kimi doğru yoldan saptırırsa ona yol gösterecek yoktur.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Allah müteşabih (benzeşmeli ve birbirini izah edici), ikişerli (zıt kutupları ve kavramları belirtip öğretici) bir Kitap olarak sözün en güzelini (Kur’an-ı Kerim’i) indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların Ondan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah’ın zikrine (ve Kur’an’ı anlama gayretine karşı) yumuşar-yatışır (içlerine teslimiyet ve samimiyet yerleşir). İşte bu Allah’ın yol göstermesidir ki, Onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah, (Kur’an’a ilgi ve ihtiyaç göstermediğinden ve yüz çevirdiğinden dolayı) kimi de saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici bulmak mümkün değildir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini bir kitap halinde indirmiştir. Bir kısmı bir kısmına benzer. Çelişkisiz, bıktırıp usandırmayan tekrarlarla doludur ki, Rablerine derin saygı göstermekte olanlar, tehdid ve korkutucu ayetlerini okuduklarında, derileri ürperir. Rahmet ayetlerini okuduklarında ise, tenleri ve kalpleri Allah'ın zikrine yatışıp, yumuşar, sakinleşir. İşte Allah'ın rehberliği böyledir, doğruya yönelmek isteyeni bu kitapla doğru yola istediği şekilde eriştirir. Kim de şaşkınlık ve sapıklık içinde kalmayı isterse, ona da doğru yol gösterecek yoktur.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah sözün en güzelini, doğrusunu, birbirine benzeyen, biri diğerini te'yit eden, tefsir eden, coşkunluk içinde tekrar tekrar okunan, uyumlu, âhenkli bir kitap olarak Kur'ân'ı bölüm bölüm indirdi. Kur'an okunurken, saygı duyarak Rablerinden korkanların, tüyleri ürperir. Sonra nefisleri, kalpleri, gönülleri, akılları Allah'ı zikre, Allah'a şükre yatkın hale gelir, zikre, şükre dalar. İşte bu kitap, Allah'ın peygamberiyle size ulaştırdığı hidayet rehberidir. Sünnetine, düzeninin yasalarına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve sorumlu varlıkları bununla doğru yola iletme lütfunda bulunur. Kimin de hak yoldan uzaklaşmasına, dalâleti, bozuk düzeni, helâki tercihine özgürlük tanırsa onu kimse doğru yola iletemez.
bk. Kur’an-ı Kerim, 8/2-4; 25/73.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Allah sözün en güzelini (ifadeleri) birbirine benzeyen ikişerli [1] bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah'ın hidayetidir. Dilediğini bununla hidayete eriştirir. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
1.Yani ikili konular içeren, iyiliklerin yanısıra kötülükleri de sayan, korkutmaların yanısıra müjdeler içeren.  
Ali Bulaç
swap_vert close
Allah, müteşabih (benzeşmeli), ikişerli bir kitap olarak sözün en güzelini indirdi. Rablerine karşı içleri titreyerek-korkanların O'ndan derileri ürperir. Sonra onların derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine (karşı) yumuşar-yatışır. İşte bu, Allah'ın yol göstermesidir, onunla dilediğini hidayete erdirir. Allah kimi saptırırsa, artık onun için bir yol gösterici yoktur.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Allah, kelâmın en güzeli olan Kur'an'ı, (icaz, hikmet ve belâğatda) ayetleri birbirine benzer, mükerrer (kıssa ve öğütlerle dolu) bir kitab halinde indirdi. Öyle ki, Rablerinden (iç duygusu ile) korkanların derileri, ondan ürperir. Sonra derileri de, kalbleri de Allah'ın zikrine (dönerek rahmet ayetleriyle) yumuşar. İşte bu Kitab, Allah'ın (insanlar için gönderdiği) rehberidir. Allah onunla dilediğine hidayet verir. Kimi de Allah saptırırsa, artık ona hidayet edecek yoktur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeyen (destekleyen,) ikili bir sisteme dayalı(*) bir kitap olarak indirmiştir. Ondan, Rablerine karşı saygı duyanların derileri ürperir. Sonra derileri ve gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. Bu, Allah’ın hidayetidir. Onunla istediğini doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa, onun için artık doğru yol gösterici olamaz.
(*) Kur’anda ikilik esastır. Cennet-Cehennem, emir-nehiy, iyiler-kötüler gibi. Bunun yanında harfleri, kelimeleri ve kelime tekrarları dahi, matematik ilmindeki ikili sisteme göredir. Bu konuda öyle bir düzen var ki, bir insanın onu düşünüp yapabilmesi mümkün değildir.  
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Allah, mana ve lafızları birbiriyle uyumlu ve ikili anlatımlı kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rabblerine saygı duyanlar onu okuyup dinleyince tüyleri ürperir. Sonra bütün benlikleri ve kalpleri Allah'ı anmaya yumuşar. İşte bu kitap, Allah'ın doğru yoludur. Onunla, dileyenleri doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek hiçbir kimse yoktur.[493]
[493] Kur’ân, ehsanü’l-hadîs/en güzel söz, mesânî/ikişerli anlamlılık, müteşabih kelimelerinin anlamı hakkında bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVI, 364-366.  
Besim Atalay
swap_vert close
İki katlı, birbirine benzeşen sözün en güzelini bir kitap olarak Allah indirdi, Allahtan korkanların ondan tüyleri ürperir, sonra da Allahı anarak tüyleri ile gönülleri yumuşar! İşte budur Allahın doğru yolu göstermesi; dilediğin bununla iletir doğru yola, Allahın saptırdığı kimseye bir kılavuz bulunmaz
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini; ayetleri birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerini saygı ile tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperir. Sonra bedenleri ve kalpleri Allah'ı anmakla ısınıp yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah'ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir. Ama Allah kimi (kötü niyetinden ve eyleminden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık, ona doğru yolu gösteren bulunmaz. 
Bkz. 4/88 ve dipnot, 6/39, 8/2-4, 13/33, 25/73, 42/46Kur’an’daki ayetlerin birbirine benzemesi ve ifade ettiği manaların aynı yakınlıkta olması ve hatta aynı kelimelerden oluşan ve aynı anlamı içeren ayetlerin tekrarlanması, verilen direktifin ehemmiyetiyle alakalıdır. Kur’an’a bir düşünce tarzı olarak değil, bir yaşama biçimi olarak bakarsak birbirine yakın olan ayetlerin neyi anlatmak istediğini daha iyi anlarız. Ayrıca Kur’an’da aynı hadisenin değişik yerlerde farklı üslupla karakterize edilmesi, 27. âyette görüldüğü gibi gerek zihin ve fikirlerin o hadiseye motivasyonu, gerekse kıssaların anlatıldığı yerlerdeki espri ve ana temanın yakalanması bakımından da son derece önemlidir.“Kur’an, Allah’ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir” ifadesi, hem doğru yolu tercih etmenin insanın kendi özgür iradesiyle olduğunu hem de Kur’an’ın rehberlik etmesi için insanın doğru yolu bulmakta ve o yolun yolcusu olmakta kararlı olması gerektiğini göstermektedir. Allah, insanın iradesinin tecellisine göre karşılık vererek, doğru yolu tercih edeni doğru yola iletir, sapkınlığı tercih edeni de sapıklıkta bırakır. Yani hidayet de dalalet de tamamen insanın kendi sorumluluğundadır.  
Cemil Said
swap_vert close
Allâh kelâmların en güzelini (Kur’ân’ı) tenzîl iyledi. Ahkâmı müteşâbihdir, tekerrür ve biri birini te’yîd ider. Allâh’dan korkanlar o kırâet olundığı vakit derilerinnin vücûdları üzerinde gerildiğini, titrediğini his iderler. Sonra Allâh’ı ve rahmetini düşünerek ve dâimâ Allâh’ın ismini zikr iderek derileri ve kalbleri yumuşar. İşte Allâh’ın tarîk-i hidâyeti budur, istediğini bu tarîka sevk ider. Lâkin Allâh’ın idlâl iylediği nerede bir rehber bulabilür?
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap,Allah'ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini; âyetleri, (güzellikte) birbirine benzeyen ve (hükümleri, öğütleri, kıssaları) tekrarlanan bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların derileri (vücutları) ondan dolayı gerginleşir. Sonra derileri de (vücutları da) kalpleri de Allah’ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Kur’an Allah’ın hidayet rehberidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah, kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Allah, kendi içinde uyumlu, gerçekleri tekrar tekrar dile getiren bir kitap olarak sözlerin en güzelini indirdi. Rablerinden korkanların onun etkisiyle tüyleri ürperir, sonra yine Allah’ı anmaya yönelerek bedenleri ve kalpleri huzura kavuşur. İşte bu kitap, Allah’ın bir rehberi olup dilediği kimseyi onunla doğruya yönlendirir; ama Allah kimi şaşırtırsa artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Allah sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, bu Kitab'ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın, dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz.  
 Âyette zikredilen «Kitaben müteşâbihen» ifadelerinden, âyetlerin birbirini pekiştirdiği anlamı çıkarılmıştır. Kur’an, 23 senede muhtelif zaman ve şartlarda inmiş olmasına rağmen âyetlerinin hiçbiri diğeri ile çatışmaz. Bilakis birbirini teyit ve tefsir eder. «Okunmaya doyulmayan» şeklinde tercüme edilen «mesâniye» kelimesi «çeşitli üslûplarda tekrarlanan» şeklinde anlaşılmıştır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
ALLAH en güzel hadisi, tutarlı* ve ikişerli** bir kitap halinde indirdi. Rab'lerini sayanların derileri ondan dolayı ürperir. Sonra derileri ve kalpleri ALLAH'ın mesajına karşı yumuşar. Bu, ALLAH'ın yol göstermesidir; dilediğini ve/veya dileyeni ona ulaştırır. ALLAH'ın saptırdığı bir kimseye rehber bulunmaz
* Tutarlı diye çevirdiğimiz kelimenin orijinali "müteşabih" olup "benzer, çok anlamlı" demektir (3:7). Ancak, tüm Kuran için kullanıldığında bu kelime birbirine benzer, yani tutarlı ayetler anlamına gelir. Kuran'da bazı ayetler çok anlamlıdır (müteşabih) ve Kuran tüm ayetleri birbiriyle tutarlıdır (müteşabih). Müteşabih kelimesinin kendisinin de müteşabih olması ilginç bir güzellik katıyor. ** Kuran'ın nasıl ikişerli (mesani) bir kitap olduğunu siz araştırıp inceleyiniz.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Allah, kelamın en güzelini ikizli, ahenkli bir kitap olarak indirdi.() Ondan Rablerine saygısı olanların derileri ürperir. Sonra derileri de, kalpleri de Allah'ın zikrine karşı yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Allah, onunla dilediğini doğru yola çıkarır. Her kimi de Allah şaşırtırsa, artık ona doğru yolu gösterecek yoktur.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Allah kelâmın en güzelini indirdi, ikizli, ahenkli bir kitab, ondan rablarına saygısı olanların derileri örperir, sonra derileri de kalbleri de Allahın zikrine yumşar, o işte Allah rehberidir, Allah onunla dilediğini doğru yola çıkarır, her kimi de Allah şaşırtırsa artık ona hidayet edecek yoktur
Emrah Demiryent
swap_vert close
Allah, kelâmın en güzelini (Kur’ân’ı, icaz, hikmet ve belâğatta, âyetleri) birbirine benzeyen ve (hikmetine binâen), tekrarlanan (kıssa ve öğütlerle dolu) bir kitap olarak vahyetti. Rablerinden korkanların, (Kur’ân’daki, tehdit ve azap âyetlerini okuduklarında ya da duyduklarında,) ondan derileri ürperir. Sonra (rahmet âyetlerini okuduklarında ya da duyduklarında ise) Allah’ın zikriyle (rahmet âyetleriyle) derileri ve kalpleri yumuşayıp huzura kavuşur. İşte bu (Kur’ân, insanlar için) Allah’ın hidâyet rehberidir, hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf eden kimseleri, onunla doğru yola iletir. (Israrla hakkı inkâr ettiğinden dolayı,) Allah kimi (cüz’î irâdesi ile tercih etmiş olduğu) sapkınlık üzere bırakırsa, artık onu doğru yola iletecek, hiçbir kimse yoktur.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Allah, hadisin¹ en iyisini; muteşâbih², ikişerli³ bir Kitap halinde indirdi. Ondan, Rabblerine karşı içtenlikli saygısı olanların tüyleri ürperir. Ardından da benlikleri ve kalpleri Allah'ın öğüdü ile huzura kavuşur. İşte bu, Allah'ın doğru yolu gösteren kılavuzudur. Onunla dileyeni doğru yola iletir;⁴ Allah, kimi sapkınlıkta bırakırsa, artık ona doğru yolu gösteren bulunamaz.
1- Sözün. 2- Benzeşen, benzer, eş anlamlı, birden çok anlamlı, yoruma açık anlamlı, benzetmelerle anlamları açık ve anlaşılır olan, birbirinden güzel anlamlar içeren. 3- Anlatılan her konu karşıtı ile birlikte ele alınmaktadır. Örneğin gece gündüz, ödül ceza, iman küfür vb. 4- Kim hidayete iletilme koşullarına uygunsa. Hak edeni, dileyeni; doğru yolu bulma çabasında olanı. Allah, insanın yaptığı seçime göre uygun olan karşılığı vererek, sapkınlığı gerektiren şeyleri yapanı saptırır; doğru yola iletilmeyi gerektiren şeyleri yapanı da doğru yola iletir. Hidayet ve dalalet konusu insanın dilemesiyle ilişkilidir. Sorumluluk bütünüyle insana aittir. Ayetteki “Şâe” sözcüğü, “dilediğini” anlamının yanı sıra, “şey edeni”, “gayret göstereni”, “bir şey elde etmek çabasında olanı” anlamlarına da gelmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Allah, kelâmının en güzelini — (âyetleri birbiriyle) âhenkdâr, katmerli (tıklım büklüm hakıykatlerle dolu) bir kitâb haalinde — indirmişdir ki Rablerine derin saygı göstermekde olanların ondan derileri ürperir, sonra da hem derileri, hem kalbleri Allahın zikrine (yatışıb) yumuşar, işte bu (kitâb) Allahın (gönderdiği) bir rehberdir ki O, kimi dilerse ona bununla hidâyet verir. Allah kimi de sapdırırsa artık onun yolunu doğrultucu yokdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini, (âyetleri) birbirine benzeyen ve (hakikatleri) tekrarlanan bir kitab hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de Allah'ın zikrine yumuşar! İşte bu (kitab) Allah'ın hidâyetidir; onunla (hikmetine binâen kendi lütfundan) dilediğini hidâyete erdirir. Allah, kimi de (kendi isyânındaki ısrârı yüzünden) dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek olan yoktur.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini, ifadeleri birbirine benzer, birbiriyle uyum içinde ve birbirini destekleyip birbirine referans olan bir Kitap hâlinde indirmektedir. Rablerine karşı derin bir saygı ve tazim besleyenlerin onu okur veya dinlerken (saygıdan dolayı) vücutları titrer, derileri ürperir. Bununla kalmaz, vücutları ve gönülleri Allah’ı anmakla, (O’nun Kitabıyla) sükûnet (huzur) bulur. İşte Allah’ın rehberliği böyledir: (Doğruya yönelmek) isteyeni onunla doğru yola eriştirir; ama Allah kimi (inkâr edip sapıklığı tercih ettiğinden dolayı) sapıklıkta bırakırsa artık ona doğru yolu gösteren olmaz. (*)
(*) Kur’an’daki ayetlerin birbirine benzemesi ve ifade ettiği manaların aynı yakınlıkta olması ve hatta aynı kelimelerden oluşan ve aynı anlamı içeren ayetlerin tekrarlanması, verilen direktifin ehemmiyetiyle alakalıdır. Kur’an’a bir düşünce tarzı olarak değil, bir yaşama biçimi olarak bakarsak birbirine yakın olan ayetlerin neyi anlatmak istediğini daha iyi anlarız. Ayrıca Kur’an’da aynı hadisenin değişik yerlerde farklı üslupla karakterize edilmesi, 27. âyette görüldüğü gibi gerek zihin ve fikirlerin o hadiseye motivasyonu, gerekse kıssaların anlatıldığı yerlerdeki espri ve ana temanın yakalanması bakımından da son derece önemlidir.“Kur’an, Allah’ın dileyeni kendisiyle doğru yola ilettiği kimse için hidayet rehberidir” ifadesi, hem doğru yolu tercih etmenin insanın kendi özgür iradesiyle olduğunu hem de Kur’an’ın rehberlik etmesi için insanın doğru yolu bulmakta ve o yolun yolcusu olmakta kararlı olması gerektiğini göstermektedir. Allah, insanın iradesinin tecellisine göre karşılık vererek, doğru yolu tercih edeni doğru yola iletir, sapkınlığı tercih edeni de sapkınlıkta bırakır. Yani hidayet de dalalet de tamamen insanın kendi sorumluluğundadır. (C. Külünkoğlu Meali Zümer suresi 23. Ayet Açıklaması) Ayrıca aşağıda metni bulunan (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية) ‘’Mevsuatun Nablüsi lil Ulumil İslamiyye’’ adlı eserinde İmam en Nablüsi de özetle şöyle diyor. Eğer hidayet veya dalalet cebri ise, insan yaptıklarından sorumlu tutulmaz, ama insan yaptıklarından sorumlu olduğundan demek ki, insan cebri bir kadere mahkûm değildir. Eğer bin ayetten cebri kokusu geliyorsa, sadece bir ayetten de kişinin seçim ve iradesi anlaşılıyorsa o bin ayet bu muhkem ayete hamledilir. Bu durum, hükümler için bir usul kaidesidir. Bunu söyleyen tefsir âlimleridir. Yani insan muhayyerdir ve irade sahibidir. O hidayeti istiyorsa, hidayete erişir, sapıklık ve dalaleti istiyor ve bu yolda yürüyorsa, sapıklıkta kalır. Özetle, hidayeti de sapıklığı da bulmaya müsaitsin. Yani her ikisinin seçim ve tercihi senin elindedir. Bu nedenle bu vb. ayetlerde geçen (من يشاء)’’men yeşaü’’deki zamirin (من) ‘’men’’i mevsuleye gitmesine hiçbir mani yoktur… Buna göre, bu ve buna benzer ayetlerde geçen benzer ifadelerin tefsiri şöyle olur: (يضلل الله من يشاء – أي يشاء الضلالة - ويهدي من يشاء – أي يشاء الهداية) Yani,‘’ Allah dileyeni (inkâr edip sapıklığı tercih edeni) sapıklıkta bırakır, dileyeni (iman edip hidayeti tercih edeni) de hidayete erdirir.’’ (ذَلِكَ هُدَى اللَّهِ يَهْدِي بِهِ مَنْ يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ ﴾ ( سورة الأنعام الآية : 78 ) ما الذي يمنع أن يعود فعل يشاء على الإنسان ؟ الهداية ، أنت مخير ، لماذا تريد أن تجعل الهداية قضاء وقدراً وألا تجعلها اختياراً ؟ لأنك إن جعلتها قضاء وقدراً توهمت أنك لست مسؤولاً عن عدم الهداية ، أما حينما تجعلها اختياراً فأنت المقصر في آيات كثيرة جداً ، على كلٍ لو أن هناك ألف آية يشم منها رائحة الجبر ، وفي آية واحدة محكمة تنطبق بالاختيار ، كل الآيات المتشابهات تحمل على هذه الآية المحكمة ، هذه قاعدة أصولية ، حينما يقول الله عز وجل (سَيَقُولُ الَّذِينَ أَشْرَكُوا لَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا أَشْرَكْنَا وَلَا آَبَاؤُنَا وَلَا حَرَّمْنَا مِنْ شَيْء( سورة الأنعام الآية : 148 )ٍ قال علماء التفسير : هذه الآية أصل في أن الإنسان مخير ، أية آية يشم منها رائحة الجبر تحمل على هذه الآية ، يهدي به من عباده من يشاء الهداية ، تريد أن تهتدي الهدى جاهز ، تريد أن تعصي المعصية جاهزة ، أنت مخير افعل ما تشاء (موسوعة النابلسي للعلوم الاسلامية )  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Allah, sözlerin en güzelini, birbirine benzer olarak tekrarlanan bir kitap (yazılı belge) halinde indirmiştir. Ayetleri işittiklerinde Rablerine saygı duyanların derileri, heyecanla titrer. Ciltleri ve kalpleri Allah’ın zikri ile yumuşar. Bu (Kur’an) Allah’ın belirlediği doğru yoldur. Onunla dileyen kimseyi doğru yola iletir, Allah’ın sapıklık içinde bıraktığı kimseyi, Allah’dan başka doğru yola iletecek yoktur.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Allah sözlerin en güzeli olan Kitap’ı bildirmiştir. Onun ayetleri biribirine benzer, hem da ikişer ikişerdir. O kimseler ki çalaplarından ürkerler, bu Kitap karşısında ürperirler, sonra da içleri daralır, sonra Allah’ı anınca ürpermeleri geçer, içleri açılır. İşte bu, Allah’ın bir kılavuzudur. Onunla kimi dilerse onu doğru yola iletir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösterecek hiçbir kimse bulunmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini [²] birbirine benzer [³] ikişer ikişer olarak [⁴] bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanlar onu dinledikleri zaman korkularından tüyleri ürperir, sonra Allah/ın mağfiretini zikredince onlardan korku gider. Tüyleri açılır, yürekleri yumuşar. İşte bu Allah yoludur ki dilediğini o yola götürür, Allah her kimi şaşırtırsa ona yol gösteren hiçbir kimse bulunmaz.
[2] Lâfzı ve mânâsı itibariyle en güzel söz olan Kur'an-ı Kerîm'i.[3] Biribirini teyit eder. İcazda, nazımda, sıdıkta birbirine benzer, onda asla tenakuz ve ihtilâf bulunmaz.[4] Vaad ve vait, tehdit ve tebşir, rahmet ve azap, yer ve gök, uçmak ve tamu, zulmet ve ziya ve emir ve nehiy. Yahut zihinde iyice yerleşmesi için kısası, ihbarı, ahkâmı, mevaizi mükerrerdir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Allah sözlerin en güzelini, ayetleri birbiriyle uyumlu/ benzer [müteşâbihen] ve ikişerli [mesâniye]¹² anlam ifade eden bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinin haşmetinden ürperenlerin tüyleri diken diken olur [takşe’irrû]. Sonra da onların tenleri ve kalpleri Allah’ı anmaktan dolayı rahatlar/yumuşar.¹³ İşte bu, Allah’ın dilediği/dileyen kimseyi doğru yola ilettiği hidâyet rehberidir. Allah kimi saptırırsa artık onun için doğru yolu gösteren hiç kimse olmaz.
12 “Mesna”nın çoğulu olan “mesânî” kelimesi, aslında ikişerli veya çift kutuplu/anlamlı demektir. Kur’an ayetleri biri lafzî, diğeri nassî olmak üzere iki anlam içerir. İlki, lâfzın belirttiği anlamdır. Kelimelerin karşılıklarıdır. Herkesin anlayabileceği, iniş sebebine binaen olayla ayet arasında irtibat kurabileceği anlamdır. Diğeri ise, ayetin amacını veren anlamdır. Yani ayetin ne demek istediğidir, neyi kaldırıp neyi koyduğudur. İşte semantik tahliller orada daha gerekli olur. Lafzî anlam daha ziyade tarihsel bir karakter taşır. Nass mana ise, evrensel karakterdedir. Zaman ve mekân üstü olup bütün zamanlar için geçerli bir anlam ihtiva eder. Hangi asırda ve hangi kültürde yaşarsa yaşasın iyi bir Kur’an yorumcusu bu manaya ulaşabilir. Nass manayı çıkarmak her Kur’an yorumcusunun başarabileceği bir iş değildir. Benim görüşüm bu doğrultudadır. Bu kelimeyi müfessirler ve meâlcilerin ekserisi; tekrarlanan, tekrar tekrar anlatan şeklinde de tercüme etmişlerdir. Bu da yanlış değildir ama kastedilen anlam da sadece bu değildir. 13 Krş. Enfâl, 8/2; Ra’d, 13/28; Hac, 22/35  
Kadri Çelik
swap_vert close
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden kitabı, sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Allah'ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın hidayetidir; onunla istediğini doğru yola hidayet eder. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Allah, sözlerin en güzeli olan bu Kur’an ayetlerini, kendi içinde tutarlı, ayetleri arasında mükemmel bir âhenk ve uyum olan ve hakîkati tüm yönleriyle ele alıp tekrarlayan mükemmel bir kitap hâlinde indirmiştir. Rablerine saygı duyanların, azap ayetlerini okuyunca ondan tüyleri ürperir; sonra rahmet ayetlerine gelince, Allah’ın zikrine karşı tenleri yumuşar, gönülleri sâkinleşir. İşte Allah’ın dosdoğru yolu budur; samîmî bir kalple doğruya, gerçeğe ulaşmak isteyeni bu yola iletir. Bile bile kötülüğü tercih ederek sapıklığı hak edene gelince, Allah kimi saptırmış, kimin yoluna ‘sapıklıktır’ damgasını vurmuşsa O’ndan başka hiç kimse ve hiçbir güç onu doğru yola iletemez!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Allah, tekrarlanmak üzere (diyaloglar halinde / ikişerli) benzeşimli bir kitap olarak Söz’ün en güzelini indirdi. Rabb’lerinden çekinenlerin derileri bundan ürperir. Sonra Allah’ın zikrine / anılmasına derileri ve kalbleri yumuşar. Bu, Allah’ın hidayetidir. Dileyeceği kimseleri onunla hidayete eriştiriyor. Allah kimi saptırırsa, ona hiçbir yol gösterici yoktur.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, sözlerin en güzelini, tutarlı, bol tekrarlı bir kitap halinde indirmiştir. Bu Kitap, Allah'tan korkanların, önce kalpleine heyecan verecek, sonra heyecanları yatıştırıp, kalpleri Allah adını terennüme hazır hale getirecektir. Allah'ın yönlendiri yöntemi budur. Müsait olanları bu şekilde doğruya yönlendirir. Allah'ın şaşırttığını kimse yola getiremez:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah öyle bir kitap gönderdi ki; en güzel sözlerden oluşuyor. Güzel sözler ardı ardına tekrarlanıyor. Kitap anlayanlar için o kadar etkilidir ki; Rabbine karşı hata yapmaktan korkanların tüyleri ürperir. Bütün benlikleriyle Rabbine yönelirler. Kalpleri yumuşar. İçlerini huzur, barış, esenlik kaplar. Sevgi, saygı, paylaşım duyguları artar. Nefret, kin, intikam gibi hislerden arınırlar. Bu nedenle gönderdiğimiz kitap; kalbini İslam’a açanları doğru yola ileten hidayet rehberidir. Her kim Allah’a kalbini açarak İslam’a gelirse; Allah onu engellemez. Her kim de kalbini Allah’a kapatarak İslam’dan uzaklaşırsa; Allah onu da engellemez. Hele zorla Müslüman hiç yapmaz.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Allah sözün en güzelini, [müteşâbih] (benzeşen anlamlı) ve [mesânî] (hakikatleri tekrarlanan) bir kitap olarak indirdi. [*] Bu (Kitab)ın etkisiyle Rablerine saygı duyanların tüyleri ürperir. [*]Sonra hem derileri hem de kalpleri Allah’ın [zikr]ine (Kur’an’a ısınıp) yumuşar. İşte bu (Kitap), Allah’ın, dileyeni (layık gördüğünü) kendisiyle doğru yola ulaştırdığı bir rehberdir. [*] Allah kimi de saptırırsa (sapkınlığını onaylarsa) artık ona hiçbir yol gösteren olamaz. [*]
[Müteşâbih], “karşılıklı benzeşen ayetler”, [mesânî] ise “konuyu, çiftiyle, zıddıyla, karşıtıyla ele alan” demektir. Kur’an’a ait bu iki sıfat bütünüyle Kur’an mesajında yer almaktadır. Bu iki özellik konuları ortaya koymada uygulanan bir üsluptur.,Anlaşılmadan okunan metin aslında seslendiriliyor demektir. Benzer mesajlar: Enfâl 8:2; Hacc 22:35.,Buradaki içerik En’âm 6:88’den farklı olduğu için vahiy ile iletişimde kulun iradesi ön plandadır.,Yüce Allah’ın saptırdığını, yani sapma kararı verenin bu kararını onayladığı hiç kimsenin artık doğru yola ulaşamayacağıyla ilgili benzer mesajlar: A‘râf 7:186; Ra‘d 13:33; Rûm 30:29; Zümer 39:36; Mü’min 40:33; Şûrâ 42:44, 46; Câsiye 45:23.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Allah sözün en güzelini uyumlu ve iki kutuplu¹ bir kitap olarak indirdi. Rablerinden hakkıyla korkanların bedenleri,² o (Kitabın etkisiyle önce) ürperir,³ (daha sonra) Allah’ı anmaya başlayınca, bedenleri ve gönülleri yumuşar. İşte bu (Kur’an) Allah’ın dilediğini kendisiyle hak yola ulaştırdığı hidâyet kaynağıdır. Allah kimi de saptırırsa artık onun için bir yol gösterici yoktur.
1 Yani Kur’an’daki hükümler, sürekli iki kutupludur. Emir ve yasaklar, hak ve bâtıl, cennet ve cehennem, aydınlık ve karanlık, cezâ ve mükâfat… gibi. 2 Burada, “zikr’ül cüz iradet’ül kül” yoluyla mecâz vardır. Yani “deriler” söylenerek “vücudun tamamı” kastedilmiştir. Yukarıdaki tercüme bu düşünceyle yapılmıştır. 3 Buradaki “ürperme,” bazı sûfî ekollerinin anladığı gibi “cezbe”ye kapılmaya ve anlamsız hokkabazlıklara bir delil olarak görülmemelidir. Bk. (Enfâl: 2, Hac: 35)  
Muhammed Esed
swap_vert close
Allah, bütün öğretilerin en güzelini, kendi içinde tutarlı, [gerçeğin] her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan ²⁷ bir ilahî kelâm şeklinde indirir; ²⁸ [bir ilahî kelâm ki] Rablerinden korkanların ondan tüyleri ürperir: [fakat] sonunda Allahı[n rahmetini] hatırlayınca kalpleri ve tenleri yumuşar, sakinleşir. İşte Allah’ın rehberliği böyledir: [Doğruya yönelmek] isteyeni bu şekilde doğru yola eriştirir; ²⁹ Allah’ın saptırdığı [kişi] ise, hiçbir yol gösterici bulamaz. ³⁰
27 Bu karşılık, Zemahşerî’nin yukarıdaki ayet ile ilgili yorumunda belirttiği gibi, mesânî (mesnâ’nın çoğulu) teriminin bu bağlamdaki en uygun karşılığını ifade etmektedir. Râzî’nin tercih ettiği karşılık ise “ifadelerini ikileyen” şeklinde olup bütün Kur’ânî öğretilerde vurgulanan çok kutupluluğa işaret eder (emir ve yasaklar, haklar ve ödevler, ödül ve ceza, cennet ve cehennem, aydınlık ve karanlık, genel ve özel, vb. gibi). Kur’an’ın iç tutarlılığı için bkz. 4:82 ve 25:32 ve bunlarla ilgili dipnotlar.28 Lafzen, “indirmektedir”, yani adım adım/safha safha. Nezzele fiil kalıbı, ilahî vahiy sürecinin tedricîliğini ve devamlılığını göstermektedir, bu nedenle geniş zaman kipinde daha iyi ifade edilebilir.29 Yahut: “dilediğini bununla hidayete ulaştırır”. Bu her iki çeviri tarzı da sözdizimi açısından doğrudur.30 Bkz. 14:4, not 4.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Allah, hadislerin en güzelini, kendi içinde tutarlı birbirine benzeyen ikişerli sistemde bir kitap/Kuran olarak indirmiştir. Rabblerine derin bir saygı duyanların ayetleri karşısında tenleri ürperir, ardından Allah’ın sonsuz rahmetini anınca da kalpleri ve tenleri yatışıp huzur bulur. İşte bu, Allah’ın hidayeti/rehberidir ki dileyen kimse bu hadis ile doğru yola ulaşır. Allah, kimin de sapkınlığını onaylamışsa artık ona doğru yolu gösterecek kimse yoktur. 3/7, 10/108
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Allah, öğretilerin en güzelini, birbiriyle benzeşen[⁴¹²⁵] ikişerlilerden oluşan bir kitap olarak indirmiştir:[⁴¹²⁶] (öyle bir hitap ki), Rablerine karşı derin bir saygıyla titreyenlerin ondan dolayı tenleri ürperir; ardından Allah’ı(n sonsuz rahmetini) hatırlayınca kalpleri ve tenleri yatışır. İşte bu Allah’ın hidayetidir: tercih edeni/tercih ettiğini bununla doğru yola ulaştırır.[⁴¹²⁷] Allah’ın saptırdığı kimse,[⁴¹²⁸] artık asla yol gösterici bulamaz.
[4125] Mesânî, Kur’an’ı anlamanın anahtarıdır ve “ikişerliler” anlamına gelir. “İkişer” anlamına gelen mesnânın çoğuludur. Kur’an’da anlamı kapalı ve yarım olan müteşabih âyetlerin açık ve tam anlamlarına nasıl ulaşacağımızın formülü, Kur’an’ın “ikişerli sisteminde” gizlidir. Kur’ani hakikatler ve hükümler, bazı yerlerde bir bütün halinde ve açık seçik olarak gelir. Bu âyetlere muhkem denir. Bazı hükümler ise konuları birbirine benzeyen âyet veya pasaj çiftleri halinde gelir. Bu bazen aynı surenin içinde iki âyet veya pasaj olabileceği gibi, bazen de ayrı surelerin içinde iki âyet veya pasaj olabilir. Adeta bir hüküm cümlesinin yazıldığı kâğıdın iki ayrı yere saklanması gibi bir şeydir bu “ikişerliler” sistemi. Onları bulmak için: 1) Kur’an’ı tertîl üzere “sindire sindire” okumalı (73:4). 2) Muks üzere, yani “üzerinde dura dura” okumalı (17:10). 3) Te’vîli, yani müteşabih âyeti muhkem hedefe çevirmeyi bilmelidir (3:7). Bunları yapabilmek için de Kur’an’ın üç özelliğini akılda tutmak şartır: 1) Muneccemen indirilmiştir (53:1). Yani “Söz öbekleri” halinde peyderpey, necm necm indirilmiştir. “Söz öbekleri” olan necmlerinin/paragraflarının ‘burçlarını’ bilmek gerekir. 2) Mufassal kılınmıştır (6:114). Yani “anlam öbekleri” halinde tasnif edilmiştir. 3) Kur’an kur’an bölünüp işlenmiştir (17:10). Yani “konu konu” işlenmiştir. Kur’an’ın bu özelliklerini göz önünde bulunduran herkes, bir âyetteki kapalılığın, o âyetin anlam eşi ile birlikte okunduğunda açıldığını hayranlıkla görecektir. “Kur’an Kur’an’ı tefsir eder” ilkesinin açılımı da budur. Eğer böyle yapılmaz da, kitaba uymak yerine kitabına uydurmak isteyenlerin yaptığı gibi parçacı bakılırsa, bir tek anlamın pay edildiği âyet çiftlerinin her ikisinin anlamı da yanlış olacaktır. Âl-i İmran 7’de muhkem-müteşabih eşleştirmesi yapılırken, burada müteşabih-müteşabih (mesânî) eşleştirmesi yapılmıştır. Oradaki özellikle âhiret ve gayp gibi muhkem âyetlere başvurularak anlaşılacak müteşabihlerdir. Buradaki ise ahkâm ve muamelat gibi, anlamın âyet çiftleri arasında pay edildiği müteşabihlerdir. Nitekim İbn Abbas da, buradaki müteşabihliği “âyetlerin birbirine benzemesi” olarak tanımlar. Mesânî özelliğinin işaret ettiği bir başka husus, Kur’an’ın baştan sona çift/zıt kutuplu sisteme sahip olmasıdır. Esasen bu, mahlukatın yasasıdır. Kur’an varlığı tefsir ederken varlığın yasasına uymuştur, o kadar. Mesânî özelliği, vahiy-olgu ikilisi üzerinden de okunabilir. Vahyin kaynağa bakan yüzü tenzîl, olguya bakan yüzü inzâl ile ifade edilir (Bkz: 12:2, not 3’ün sonu). Buna göre “benzeşen ikişerliler”, vahiy-olgu ikilisinin birbiri ile örtüşmesine yorulabilir. Allahu a’lem. [4126] Burada tüm Kur’an için kullanılan mesânî özelliği, Hicr 87’de daha özel bir anlamda gelir. [4127] Çevirimizin gerekçesi, men ile birlikte gelen yeşâ’ filînin çift özneyi (insan ve Allah) gören konumudur (Bkz: 24:21, not 24). Bu tür her ibâre; “O, doğru yola yönelenlerin hidayetini artırır” (47:17) âyeti ışığında anlaşılmalıdır. [4128] Bu ve buna benzer tüm ibâreler Bakara 26 ışığında anlaşılmalıdır.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Allah, kelâmın en güzelini (ayetleri birbiriyle) ahenkli, katmerli (öğüt ve hakikatlerle dolu) bir kitap (Kur'an) halinde indirmiştir ki, Rablerinden korkanların ondan (ondaki tehditlerden) tüyleri ürperir, derken, hem bedenleri hem de kalpleri, Allah'ın zikrine karşı ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah'ın hidayet rehberidir ki onunla dilediği kulunu doğru yola iletir. Allah kimi de (şirk ve küfür yüzünden) saptıracak olursa, artık ona bir daha yol gösteren bulunmaz!
Osman Fırat
swap_vert close
Allah hadislerin/sözlerin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli bir yazılımla indirdi. Rablerinden çekinenlerin, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allâh’ın zikrine yumuşar. İşte bu Allâh’ın hidayetidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allâh kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Allah, kelâmının en güzelini, âyetleri birbirine benzer ve ikişer ikişer olarak bir kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar. O (Kur'an) Allah'ın bir hidâyet rehberidir, onunla dilediğini hidâyete kavuşturur ve her kimi ki, Allah dalâlete düşürür, artık onun için bir hidayet edici yoktur.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Allah sözlerin en güzelini indirmiştir. Allah'ın vahiy yolu ile gönderdiği bu söz, her tarafı birbirini tutan, gerçekleri, farklı üsluplarla tekrar tekrar beyan eden bir kitaptır. Rab'lerini tazim edenlerin derileri onu okuyup dinlerken ürperti duyar. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ı anmakla ısınıp yumuşar, sükûnet bulur. İşte bu, Allah'ın hidâyetidir ki onunla dilediğine yol gösterir. Ama Allah'ın şaşırttığı kimseyi ise hiç kimse doğru yola koyamaz. [8, 2-4; 25, 73]
Âyette geçen “kitaben müteşabihen” şunu ifade eder: Kur’ân-ı Kerîm’in âyetleri gerçeklikte, muhkemlikte, hakka ve sıdka istinad etmede, insanlara gerek dünya gerek âhiret mutluluğunu temin etmede, fesahat bakımından lafızlarının birbirine uyum sağlamasında, mûciz üslubunda birbirine benzer. Yani bu hususlarda âyetler müşterektir. Kur’ân 23 senelik risalet boyunca çok farklı zamanlarda, farklı mekânlarda, farklı şartlarda nâzil olduğundan âyetleri arasında irtibatsızlık, uyumsuzluk olması için her türlü sebep mevcut sayılırdı. Beşer eseri olsaydı bunlar kaçınılmaz olurdu. Fakat âyetler hep birbirini tasdik ve te’yid eder. Nüzul sebepleri, vakitleri, sorular çok fazla olduğu halde Kur’ân adeta tek soruya verilen ve bir defada indirilen tutarlı bir cevap durumundadır. Ayrıca mesanî özelliği vardır: Yani Kur’ân, önemli konuları farklı üsluplarla tekrar tekrar anlatır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini, (Kur'an'ın ayetlerini güzellikte) birbirine benzer, ikişerli bir Kitap halinde indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir, sonra derileri ve kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu (Kitap) Allah'ın rehberidir. Dilediğini bununla doğru yola iletir. Ama Allah kimi sapıklığında bırakırsa artık ona yol gösteren olmaz.
Burada geçen ÂîËÇæé (mesânî) kelimesi, ikişerli demektir. Buna çok mânâ verilmiştir. Fakat bize göre bu kelime ile Kur'ân'ın her yönden ikili bir sistem ta'kîbettiği belirtilmektedir. Gerçekten Kur'ân'ın ifâde üslûbu, karşılıklı zıdlığa dayanır. Kur'ân, olayları hep ikili, karşıtlı olarak anlatır: Gök, yer; cennet, cehennem; melek, şeytân; emir, yasak; va'd ve va'îd.. Bunlar birbiri ardından anlatılır. Mü'minlerin hali anlatıldıktan sonra kâfirlerin hali; Allah'ın gökteki kudret işâretlerinin ardından yerdeki kudret işâretleri; zamandaki kanıtların ardından mekândaki kanıtlar anlatılır. Ve herşey karşıtıyla anlatılınca daha iyi kavranır. İşte mesânî, yani karşılıklı olarak ikişerli sözü, bu anlamı belirtmektedir. Allah'ın vahyi bu üslûb üzere indirmiştir.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Allâh Te'âlâ kelâmın ahseni olan Kur'ân'ı tenâkuz ve ihtilâfdan 'ârî muhkem ve müteşâbih ve va'ad ve va'îd ve emâmir ve nehîyi muhtevî ikişer olarak inzâl buyurdı. Onı işitdiklerinde rablerinden korkanların derileri ürperir ve sonra derileri ve kalbleri Allâh'ın zikriyle yumuşar. Bu hal veyâ bu Kur'ân Allâh'ın hidâyeti olub dilediğini onunla hidâyet ider. Allâh'ın dalâlete düşürdiği kimse içün hidâyet idici yokdur.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Allah sözlerin en güzelini, birbirine benzer, ikişerli (âyetler içeren) bir kitap olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların tüylerini ürpertir; sonra onların kalpleri ve vücutları Allah’ın bilgisiyle yumuşar. İşte bu, Allah’ın yoludur. Onu tercih edeni o yola yöneltir. Allah’ın sapık dediğine kimse “Doğru yoldadır” diyemez.
Şaban Piriş
swap_vert close
Allah, sözün en güzelini, birbirine benzeterek bir kitap halinde indirmiştir. Rab'lerinden korkanların ondan tüyleri ürperir. Sonra Allah'ın uyarısına derileri ve kalpleri yumuşar. İşte bu Allah'ın rehberidir. Onunla dilediğine yol gösterir. Allah, kimi de sapıklıkta bırakırsa, onun da bir rehberi yoktur.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Allah sözün en güzelini, âyetleri birbirine benzeyen(8) ve tekrarlayan(9) bir kitap olarak peş peşe indirmiştir.(10) Rablerinden korkanlar onu işittiklerinde tenleri ürperir. Sonra hem tenleri, hem kalpleri Allah'ın zikrine karşı yumuşar. Bu Allah'ın hidayetidir ki, dilediğine onunla yol gösterir. Allah'ın saptırdığını ise yola getirecek yoktur.
(8) İçerdiği hakikatlerde, belâgatinde, üslûbunda, etkisinde birbiriyle uyumlu olan ve hiçbir şekilde çelişkisi bulunmayan.(9) Hakikatleri çeşitli şekillerde tekrarlayarak zihinlerde ve gönüllerde yerleştiren; okuyanların dilinde sayısız defalar tekrarlanmakta olan.(10) Yirmi üç senelik bir zaman dilimi içinde, değişik koşullar altında, farklı olaylar üzerine, başka muhataplar karşısında inen binlerce âyetten meydana gelen bir kitabın bu özellikleri taşıması, elbette ki benzeri hayal bile edilemeyecek bir mucizedir.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Allah, sözün/hadisin en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili mânalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah'ın zikri/Kur'an'ı karşısında yumuşar. Bu, Allah'ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/dileyeni hidayete erdirir. Allah'ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
Tañrı indürdi söz görklüregin bir kitāb bir nicesi bir nicesine ikin ikinler. ürperür ditreyü andan derileri anlaruñ kim ķorķarlar çalabı’larından andan yumşanur derileri anlaruñ daħı göñülleri Tañrı zikrindin yaña. şol ŧoġru yolıdur Tañrı’nuñ ŧoġru yol gösterür anuñ-ile her kime kim diler. daħı her kimi azdura Tañrı yoķdur anuñ hįç ŧoġru yol gösterici.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Tañrı Ta‘ālā indürdi sözlerüñ yaḫşısı ki Ḳur’āndur, bir kitābdur ki āyetleribiri birine beñzer. Ḥaḳḳı bāṭıldan ayırıcı āyetlerdür. Tügleri ditrer anuñ hey‐betinden ol kişilerüñ ki Tañrılarından ḳorḳarlar. Anda yumuşar derileri veyürekleri Allāhuñ ẕikrine. Ol Allāhuñ hidāyetidür. Hidāyet virür ol kitāb‐ıla kime dilese. Kimi ki Tañrı Ta‘ālā azdursa aña hidāyet virici bulunmaya.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Allah sözün ən gözəlini (Qur’anı, ayələri) bir-birinə bənzər, (xəbərləri və hekayətləri, əmrləri və qadağanları, və’dləri və təhdidləri) təkrarlanan bir kitab şəklində nazil etdi. Ondan (Qur’anın təhdidlərindən) Rəbbindən qorxanların tükləri biz-biz olar. Allahın zikrindən (öyüd-nəsihətlərindən, və’dlərindən) sonra ürəkləri yerinə gəlib qorxuları gedər. Bu (Qur’an) Allahın hidayətidir. Onunla istədiyini doğru yola yönəldər. Allahın (küfr edəcəyini əzəldən bildiyi üçün) yoldan çıxartdığı kimsəyə isə heç bir yol göstərən olmaz!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Allah hath (now) revealed the fairest of statements, a Scripture consistent, (wherein promises of reward are) paired (with threats of punishment), whereat doth creep the flesh of those who fear their Lord, so that their flesh and their hearts soften to Allah's reminder. Such is Allah's guidance, where with He guideth whom He will. And him whom Allah sendeth astray, for him there is no guide.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Allah has revealed (from time to time) the most beautiful Message in the form of a Book, consistent with itself,(4276) (yet) repeating (its teaching in various aspects):(4277) the skins of those who fear their Lord tremble(4278) thereat; then their skins and their hearts do soften to the celebration of Allah's praises. Such is the guidance of Allah. He guides therewith whom He pleases,(4279) but such as Allah leaves to stray, can have none to guide.
4276 Is Mutashabih here to be understood in the same sense as in 3:7? See n. 347. The better opinion is that there is a slightly different shade of meaning here, as suggested by the context. In the earlier passages, it was opposed to Muhkam: here it is contrasted or compared to Mathani The root meaning is: 'having something similar; working by analogy or allegory, or parable; having its parts consistent with each other'. The last meaning I adopt here. The Qur'an was revealed in parts at different times. And yet its parts all conform to each other. There is no contradiction or inconsistency anywhere. (R). 4277 Matham: Cf. 15:87, where we have translated "oft-repeated": "The seven oftrepeated (verses)". See n. 2008 to that passage. Here the meaning is similar, but the context gives a different colour to it, as is seen in the translation. 4278 The skin is the outer integument of the body. It receives the first shock from the impact of anything unusual, and it trembles and its hair stands on end under excitement. So in spiritual matters the first stimulation from Allah's Message is external. Those who receive Faith do it as it were with tremor and not with apathy. But the next stage is that it penetrates their outer nature and goes right into their hearts. Their whole nature is "softened" to receive the beneficent Message, and it transforms them through and through. 4279 "Whom He pleases" and "leaves to stray" are explained fully in n. 2133 to 16:93. See also 14:4 and n. 1875,  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَللّٰهُ
Allah
نَزَّلَ
indirdi
اَحْسَنَ
en güzelini
الْحَد۪يثِ
sözün
كِتَاباً
bir Kitâb olarak
مُتَشَابِهاً
birbirine benzeyen
مَثَانِيَۗق
ikişerli
تَقْشَعِرُّ
ürperir
مِنْهُ
ondan
جُلُودُ
derileri
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerin ki
يَخْشَوْنَ
haşyet duyarlar
رَبَّهُمْۚ
Rabble- rinden
ثُمَّ
son- ra
تَل۪ينُ
yumuşar
جُلُودُهُمْ
derileri
وَقُلُوبُهُمْ
ve kalpleri
اِلٰى ذِكْرِ
zikrine
اللّٰهِۜ
Allah'
ın
ذٰلِكَ
işte bu
هُدَى
hidâ- yetidir
اللّٰهِ
Allah'
ın
يَهْد۪ي
hidâyete erdirir
بِه۪
onun- la
مَنْ
o kim- seyi ki
يَشَٓاءُۜ
diler
وَمَنْ
ve kimi
يُضْلِلِ
dalâlette bırakırsa
اللّٰهُ
Allah
فَمَا لَهُ
artık ona yoktur
مِنْ هَادٍ
hiçbir hidâyetçi
Allah, sözün en güzeli (olan âyetleri)ni birbiriyle uyumlu ve (bıkılmadan) tekrar tekrar okunan bir Kitâb olarak indirdi. Rabblerinden haşyet duyanların, onun etkisinden tenleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikrine (ısınıp) yumuşar. İşte bu (Kitâb), Allah'ın hidâyetidir (ve Allah) bununla dilediğini (hidâyeti isteyeni) hidâyete erdirir. Allah kimi de dalâlette bırakırsa artık onun için hiçbir hidâyetçi (ve hidâyet) yoktur.
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
نَزَّلَ
Fiil-II
ن ز ل
İndirdi
اَحْسَن
İsim
ح س ن
Daha güzel, en güzel
حَدِيث
İsim
ح د ث
Söz, haber, hikâye, laf, kıssa
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مُتَشَابِه
Etken fiil-VI
ش ب ه
Benzer şekilde, müteşâbih
مَثَانِى
İsim
ث ن ي
Tekrarlanan, ikişerli
اِقْشَعَرَّ
Fiil-IV
ق ش ع ر
Ürperdi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
جُلُود
İsim
ج ل د
Deriler
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَشِىَ
Fiil-I
خ ش ي
Korktu, haşyet duydu, endişe etti, çekindi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
ثُمّ
Zarf
ثُمّ
Sonra
لَانَ
Fiil-I
ل ي ن
Yumuşak davrandı, yumuşadı
جُلُود
İsim
ج ل د
Deriler
قَلْب
İsim
ق ل ب
Kalp, yürek
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
ذِكْر
İsim fiil
ذ ك ر
Zikir, anma, söz, hatıra, hatırlama, zikr (Kur'ân)
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
هُدَى
İsim
ه د ي
Hidâyet, yol gösterici, hidâyete erme, hidâyet rehberi, hidâyetçi
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مَن
Şart edatı
مَن
Kim, kimdir, kimse
اَضَلَّ
Fiil-IV
ض ل ل
Dalâlette bıraktı, dalâlete düşürdü, saptırdı, dalâlete sürükledi, boşa çıkardı
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
هَاد
Etken fiil
ه د ي
Hidâyetçi, hidâyete erdiren, hidâyet eden