close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 18. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Elleżîne yestemi’ûne-lkavle feyettebi’ûne ahseneh(u)(c) ulâ-ike-lleżîne hedâhumu(A)llâh(u)(s) veulâ-ike hum ulû-l-elbâb(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
O kullarım ki sözü dinlerler de en güzeline uyarlar, onlar, öyle kişilerdir ki Allah, doğru yola sevk etmiştir onları ve onlardır aklı başında bulunanların ta kendileri.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Ki onlar (müjdelenmiş mü’min kullar, her konuda yazılan ve konuşulan) sözü (dikkatle) dinleyip duyarlar, (ama bunlardan Kur’an’a ve vicdana en yakın bulduklarına ve) en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah’ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
O kullarım ki, söylenen her sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar. İşte Allah'ın dosdoğru yola eriştirdiği bunlardır ve gerçekten de aklı başında olanlar bunlardır.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Sözü Kur'ân'ı ve sünneti dinleyip, kendilerine emredilenlerin en güzelini, en faziletlisini tercih edip uygulayanları, konuşmaları, hikmetli sözleri dinleyip en iyisini, en doğrusunu benimseyenleri müjdele. İşte onlar, Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir. Onlar, işte onlar akıl ve vicdan sahibi kimselerdir.
bk. Kur’an-ı Kerim, 7/145.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini hidayete erdirdikleridir ve onlar akıl sahipleridir.
Ali Bulaç
swap_vert close
Ki onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete erdirdiği kimselerdir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
O kullarım ki, (Kur'an'ı) dinlerler sonra da onun en güzelini (en açığını ve kuvvetlisini) tatbik ederler. İşte bunlar Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir ve bunlar gerçek akıl sahibleridir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Öyle kullarım ki sözü dinlerler, en güzeline uyarlar. İşte Allah, onları doğru yola iletmiştir. Ve işte akıl ve öz sahipleri onlardır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Sözleri dinleyip en güzeline uyanları müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ulaştırdığı bunlardır. Gerçek akıl sahipleri de bunlardır.
Besim Atalay
swap_vert close
17,18. Puta tapınmaktan kaçıp, Allaha yöneyen kimseler için müjdeler vardır; söz dinleyen, güzel söze uyan kullarımı müjdele, Allahın doğru yola ilettiği kimseler, işte bunlar akıllılardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
17-18. Tağûta (şeytâni güçlere) kulluktan uzak durup gönülden Allah'a yönelenlere bir müjde vardır. (Ey Resul!) O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarıma bu müjdeyi ver! İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.
“Sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden” söylemi, her dinî yükümlülüğü vahiyle uzlaştırarak kendi akılları ışığında değerlendiren ve bu değerlendirme sonucunda akıllarının mümkün gördüklerini kabul edip görmediklerini reddeden kişileri tasvir etmektedir. Ayrıca bu cümleden anlıyoruz ki; insan her sözü mutlaka dinlemeli ve dinledikten sonra aklını kullanarak en doğrusuna ve en güzeline karar vermeli. Ve bu kararı verirken de aynı surenin 23. ayetini dikkate almalıdır!Arapça bir terim olan “Tağût” kelimesi tekil ve çoğul, dişi ve erkek için kullanılan bir cins isimdir. Mastarı “tuğyân” olup, “isyan etmek, haddi aşmak, azgınlık ve sapkınlık” gibi anlamlara gelmektedir. “Tâğût”, insanları azdırmak yoluyla inkâr ve isyana iterek Allah’tan uzaklaştıran, günaha ve kötülüğe sürükleyerek doğru yoldan koparan ve birer mâbud gibi değer verilip peşinden gidilen şeylere verilen genel isimdir.  
Cemil Said
swap_vert close
17,18. Tâğût’ın dînini terk idüb Allâh’a rücû’ idenlere güzel mükâfâtlar mev’ûddur. Benim ’ibâdımdan akvâlimi istimâ’ idüb derûnunda münderic hasenâtı icrâ idenlere sa’âdet tebşîr it Allâh ânları hidâyet idecekdir, sâhib-i ’akıl ânlardır.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
17,18. Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akıl sahiplerinin ta kendileridir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
17-18. Sahte tanrılara kulluk etmekten kaçınan, yüzünü ve özünü Allah’a çevirenlere müjdeler olsun! Söylenenleri dinleyip de en güzeline uyan kullarımı müjdele! İşte Allah’ın doğru yolu buldurduğu kimseler onlardır, asıl akıl iz‘an sahipleri de onlardır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
17, 18. Tâğut'a kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere müjde vardır. (Ey Muhammed!) Dinleyip de sözün en güzeline uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola ilettiği kimseler onlardır. Gerçek akıl sahipleri de onlardır.  
 Tâğut’un açıklaması için Nisâ 4/60. âyetin notuna bak. Vasıfları anlatılan kimselerin dinledikleri söz, Allah kelâmı, Hz. Peygamber’in sözleri veya selefin görüşleri olarak yorumlanmıştır. Sözün en güzeli kuşkusuz Kur’andır.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlar ki sözü (kavl) dinlerler ve en güzeline uyarlar. Onlar, ALLAH'ın yol gösterdiği kimselerdir. Onlar akıl sahipleridir
Kuran'ı terkedenlerin Muhammed'den sonra hadis, sünnet, icma diye adlandırdıkları kaynakları Kuran'a eş koşacaklarını bilen Tanrı, bu üç kelimeye, Tanrı ve Kuran için kullanılmaları dışında sürekli olarak olumsuz anlam yükler. Farklı sözleri dinlememizi öğütleyen bu ayet, ilginçtir ki, "hadis" değil "kavl" kelimesi kullanmıştır. Hadisleri ortak koşanlara istismar edecekleri bir örnek vermemek için! Bak 33:38; 66:3.  
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O kullarımı ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir. İşte temiz akıllılar da onlardır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Onlar ki sözü dinlerler, sonra da en güzelini tatbık ederler, işte onlar Allahın kendilerine hidayet verdiği kimselerdir, ve işte onlardır o temiz akıllılar
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinlerler ve (sadece) en güzeline, uyarlar. İşte onlar, (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf ettiklerinden dolayı) Allah’ın, (lütfuyla) hidâyete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar akl-ı selîm sahipleridir.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Sözü dinleyip, en iyisine uyarlar. İşte onlar, Allah'ın doğru yola ilettiği kimselerdir. İşte onlar sağlıklı düşünen akıl sahipleridir.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(O kullarım ki) onlar söze (dikkatle) kulak verirler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlar Allahın kendilerine hidâyet etdiği kimselerdir, işte bunlar temiz akıl saahibleri olanların ta kendileridir.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinlerler de onun en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerine hidâyet verdiği kimselerdir ve işte onlar, (gerçek) akıl sâhiblerinin ta kendileridir.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Onlar (o tağuti düzen ve zalim yönetimlere boyun eğmeyen kullarım) ki, herhangi bir sözü dinlediklerinde, onda daima doğru ve güzel olanına (vahye dayalı mesajlarıma, akla, bilime, evrensel hak, hukuk ve adalet ilkesine uygun olana) tabi olurlar. Onlardır Allah’ın her bakımdan doğruya ilettiği (kutlu) insanlar ve onlardır gerçek akıl ve idrak sahipleri. *
(*) Ayrıca bu cümleden anlıyoruz ki; insan her sözü mutlaka dinlemeli ve dinledikten sonra vahiy ışığında aklını kullanarak en doğrusuna ve en güzeline karar vermeli. Ve bu kararı verirken de bu sûrenin 23. ayetini dikkate almalıdır.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlar sözü dinlerler ve sözlerin en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın doğru yola ilettiği kimseler ve akılarını kullananlar bunlardır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
O kullarım ki söz dinlerler, bu sözlerin en güzeline de uyarlar, sen onlara müjdele, işte Allah’ın doğru yola ilettikleri bunlardır. Sağ düşünenler de işte bunlardır.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
İşte Allah/ın hidayete erdirdiği kimseler bunlardır. Tam akıllı olanlar da bunlardır.
İsmail Yakıt
swap_vert close
Sözü dinleyip onun en güzeline uyanlar var ya, işte Allah’ın kendilerini doğru yola ilettikleri onlardır. İşte derin idrak/basiret sahibi [ulû’l-elbâb] olan kimseler de onlardır.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onlar, sözü işitirler ve en güzeline uyarlar. İşte onlar, Allah'ın kendilerini hidayete eriştirdikleridir ve onlar temiz akıl sahipleridir.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Onlar, Allah ve Rasulünün sözünü dinler, Kur’an ve sünnette kendilerinden istenenlerin en güzelini, en faziletlisini alır, en güzel biçimde onu uygularlar. Çünkü sözlerin en güzeli Allah ve Rasulünün sözüdür.Ayrıca insanlar arasında konuşulan sözleri duyarlar. Ama onların en güzeline, hak olanına yani Allah ve Rasulünün sözüne uygun olanına uyarlar. Sözlerin en güzeli olan Kur’an’ı işittikleri zaman, inat ve önyargı ile onu inkâr etmezler. İşte, Allah’ın hidâyet ettiği doğru yola ilettiği kimseler bunlardır; gerçekten akıl ve sağduyu sahibi olanlar da yalnızca bunlardır.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Sözler’i dinleyen, en güzeline tâbi’ olan (kullarımı)! İşte onlar Allah’ın hidayete eriştirdiği kimselerdir. İşte onlar, gerçekten Duyular’ın sahipleridir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Allah, sözü dinleyip değerlendiren ve en güzeline uyanları, doğru yola iletmiştir. Bunlar öz bilgiye ermiş kişilerdir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İnsanların sözleriyle Allah’ın sözünü karşılaştırıp, en güzel söz olan Allah’ın sözlerine uyanlar; Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. Onlar aklını kullananlardır.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar (her) sözü dinler; en güzeline uyarlar. [*] İşte onlar Allah’ın doğru yola ulaştırdığı kişilerdir. Öz akıl sahipleri de işte sadece onlardır.
Demek ki “en güzel söz en güzelin sözüdür” ki o da “Kur’an”dır. Benzer mesaj: Zümer 39:55. Yüce Allah övdüğü yiğit kullarının söze dair her şeye kulak verdiklerini, bir anlamda sözden korkmadıklarını, düşünceden ürkmediklerini belirtmekte, fikir özgürlüğüne dair ilkesini belirlemektedir. Farklı fikirler de dinlenmeli ki sözler, görüşler arasında kıyaslama yapılabilsin, sonunda en güzele uyulabilsin. Başka sözlerden korkmak kendi sözüne güvenmemek ve taraftarlarını kaybetme endişesi taşımak demektir. Böylece hem kendisine, hem görüşüne hem de taraftarlarına haksızlık ettiğini fark edememek söz konusudur. En güzel sözü söylemeyle ilgili ayet için de bkz. İsrâ 17:53.  
Mehmet Türk
swap_vert close
17,18. Tağut’a¹ kulluktan kaçınan ve Allah’a gönülden yönelenlere bir (kurtuluş) müjdesi vardır. Öyleyse hak sözü işiten ve onun en güzeline uyan² kullarıma müjde ver. Çünkü onlar Allah’ın kendilerini hak yola eriştirdikleridir ve onlar, temiz akıl sahipleridir.³
1 Tağut: kelime olarak azan, azgın, azman, azdırıcı demektir. Terim olarak ise: “Allah’a karşı zorla veya gönül rızası ile tapınılan, rab kabul edilen veya edilmeyen insan, şeytan, put ve her türlü düşünce ve sistem” demektir. Bk. (Bakara: 257 ve dipnotu, Nisâ: 60,76, Mâide: 60, Nahl: 36) 2 Yani bunlar; Peygamberlerin getirdiği bütün sözleri dikkatle dinleyen, müteşabihlerini kendi veya birilerinin keyfine göre dünyalık kazançlar elde etmek, itibar kazanmak veya paralel bir din icat etmek için yamultmayıp, o sözün en güzeli olan muhkemlerini yaşayan kimselerdir. 3 17. âyet; cahiliye döneminde dahi, “Allah’tan başka ilâh yoktur” diyen, Zeyd b. Amr, Ebû Zer ve Selmân-ı Farisî (r.a) hakkında nâzil olmuştur. Hz. Ebû Bekir Müslüman olunca ona; Talha, Zübeyr, Osman b. Affan, Abdurrahman b. Avf ve Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a) gelip durumunu sorarlar, o da Hz. Muhammed (a.s)’a îman ettiğini söyler ve onlar da Müslüman olurlar. Bunun üzerine de 18. âyet nâzil olur. (Vahidî)  
Muhammed Esed
swap_vert close
[şu] söylenen her sözü [dikkatle] dinleyen ve onların en güzeline uyan [kullarım]a: ²² [çünkü] Allah’ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar [gerçek] akıl-iz‘ân sahipleridir!
22 Râzî’ye göre bu ifade, her dinî yükümlülüğü (terimin en geniş anlamıyla) kendi akılları ışığında değerlendiren ve akıllarının geçerli veya mümkün gördüklerini kabul edip akıllarına yatmayanları reddeden kişileri tasvir etmektedir. Yukarıdaki ayet, Râzî’nin sözleriyle, “insanın, aklın sunduğu kanıtlara (hüccetü’l-‘akl) uymasının ve eleştirel değerlendirme (nazar) ve mantıksal çıkarımın (istidlâl) [bulgularıyla] uyumlu sonuçlara varmasının yüceltilmesini ve övülmesini” ifade etmektedir. Benzer bir yorum, daha basit terimlerle de olsa, Taberî tarafından da yapılmıştır.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Bunlar, her türlü sözü dinleyip sonra en güzeline uyarlar. İşte Allah’ın gösterdiği doğru yola uyan kimseler bunlardır. İşte gerçek ve temiz akıl sahipleri bunlardır. 23/1...12
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar:[⁴¹¹⁸] İşte Allah’ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, aktif akıl sahipleridir.[⁴¹¹⁹]
[4118] Sözün gücünün ve düşünceye saygının bundan daha iyi bir ifadesi olamaz. [4119] el-Elbâb: Her ne kadar tekili zor söylendiği için çoğul kullanıldığı söylense de (İtkân II, 301), bizce bu kelimenin hep çoğul gelmesi tasavvur da dahil tüm akletme süreçlerini kapsadığı içindir. Tasavvur terimlerle oluşur, terim ve kavramların anlamları da toplumsal mutabakat yoluyla oluşur. Lebbe hem “gerekli ve sabit olana”, hem de “bir şeyin en kaliteli haline ve en değerli yanına” delâlet eder. Akla bu yüzden lubb denilir. Burada çoğul geldiğine göre sadece akla değil, başta akletme yeteneğinin çıkış noktası olan tasavvur olmak üzere akletme sürecinin tamamını ve bu sürece dahil olan akleden kalp, fıtrat, vicdan, muhayyile gibi yetileri ifade etse gerektir.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinlerler (anlarlar) de, en güzeline uyarlar. İşte bunlar, Allah'ın hidayete erdirdiği kimselerdir, selim akıl sahiplerinin ta kendileridir.
Osman Fırat
swap_vert close
Sözü dinleyip de onun en güzeline uyanlar var ya, işte onlar Allah’ın hidayete erdirdiği kimselerdir. İşte onlar temiz akıl sahipleridir.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
O kimseler ki sözü dikkatle dinlerler, sonra onun en güzeline tâbi olurlar. İşte onlar o kimselerdir ki, onları Allah hidâyete erdirmiştir. Ve işte selim akıllara sahip olanlar da ancak onlardır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
17, 18. Tağuta ibadet etmekten kaçınıp gönülden Allah'a yönelenlere müjdeler var! O halde sözü dinleyip sonra da en güzelini tatbik eden kullarımı müjdele! İşte onlardır Allah'ın hidâyetine mazhar olanlar ve işte onlardır akl-ı selim sahibi olanlar. [2, 256;7, 145]
Tağut: Azgınlık mânasına gelen bir masdardır. Belagatta sıfat yerine masdar kullanmak, o sıfatla nitelendirmenin pek ileri bir derecede olduğuna delalet eder. Biri hakkında “güzel” demekle, bir başkası hakkında “güzelliğin ta kendisi” demek arasındaki fark pek bârizdir. Allah’tan başkasına ibadet edene tağî (âsi, azgın)denir. Ama azgınlığın ta kendisi kesilmiş, kendisini tanrılaştırıp başkalarını kendisine kul yapmak isteyen ise “tağut” olur.[39,17] “En güzeli tatbik” ten maksat şudur: Dini meselelerden: vacib ile mendub arasında kaldıklarında vacibi, mübah ile mendub arasında kaldıklarında mendubu seçerler. Hasılı, Allah nezdinde ağırlığı en fazla olanı tercih ederler.Yahut çeşitli sözleri dinleyip en güzel olan Kur’ân’a uyarlar. Yahut kavl’den maksat Allah’ın emri olup “Allah’ın emrine kulak verip, en güzeline uyarlar” yani mesela, kısas ile af karşısında, af tarafını tercih ederler. Yahut hem iyi hem kötü tarafı olan sözün, iyi tarafını söyleyip, kötü tarafını terk ederler, şeklinde yorumlanmıştır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
17,18. Şunlar ki bütün putların 'ibâdetinden ictinâb ile Allâh Te'âlâ'nın 'ibâdetine rücû' ve müteveccih oldılar, onlara müjde vardır. Yâ Muhammed! Kelâmı işidüb onun en eyisine tâbi' olan kullarımı tebşîr it. Allâh'ın hidâyet itdikleri onlardır ve 'akl-ı kâmil sâhibleri de onlardır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Sözü dinleyip en güzeline uyanları, Allah’ın doğru yola ileteceği müjdesini ver. Onlar, sağlam duruşlu olanlardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onlar, sözü dinleyip en güzeline uyarlar. Onlar, Allah'ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimselerdir. Onlar, sağduyu sahibi olanlar onlardır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Onlar sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar.(6) İşte onlar Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimselerdir. Onlar, aklıselim sahiplerinin tâ kendileridir.
(6) 7:145’in açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Onlar ki, sözü dinler de onun en güzeline uyarlar. İşte bunlardır, Allah'ın kılavuzladıkları; işte bunlardır, akıl ve gönül sahipleri.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
anlar kim işidürler sözi ya'nį ķur’ānı yā dükeli sözi pes uyarlar görklüsine anlar. anlardur kim ŧoġru yol gösterdi anlara Tañrı daħı anlardur 'aķıllar isleri.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Benüm ol ḳullarum ki sizi işidürler ve anuñ yaḫşısına uyarlar anlar. Olkişilerdür ki anlara hidāyet virdi Tañrı Ta‘ālā ve hem anlardur ‘aḳl issileri. |
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
O kəslər ki, sözü (öyüd-nəsihəti) dinləyib onun ən gözəlinə (düzgününə) uyarlar. Onlar Allahın doğru yola yönəltdiyi kimsələrdir. Ağıl sahibləri də elə onlardır!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Who hear advice and follow the best thereof. Such are those whom Allah guideth, and such are men of understanding.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Those who listen to the Word, and follow the best (meaning) in it:(4269) those are the ones whom Allah has guided, and those are the ones endued with understanding.
4269 The Commentators construe this clause in two alternative ways. {1) If "word" be taken as any word, the clause would mean that good men listen to all that is said and choose the best of it. (2) If "word" be taken to mean Allah's Word, it would mean that they should listen reverently to it, and where permissive and alternative courses are allowed for those who are not strong enough to follow the higher course, those "endued with understanding" should prefer to attempt the higher course of conduct. For example, it is permitted (within limits) to punish those who wrong us, but the nobler course is to repel evil with good (23:96), we should try to follow the nobler course. I prefer the latter construction: it accords better with my interpretation of the last verse: see n. 4268.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
اَلَّذ۪ينَ
onlar ki
يَسْتَمِعُونَ
dinlerler
الْقَوْلَ
sözü
فَيَتَّبِعُونَ
ve tabi olurlar
اَحْسَنَهُۜ
en güzeline
اُو۬لٰٓئِكَ
işte onlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
هَدٰيهُمُ
kendilerine hidâyet verdi
اللّٰهُ
Allah
وَاُو۬لٰٓئِكَ
yine işte onlar
هُمْ
kendi- leridir
اُو۬لُوا
sahipleri
الْاَلْبَابِ
gönül
Onlar ki sözü dinlerler ve sözün en güzeli (olan âyetleri)me tabi olurlar. İşte onlar, Allah'ın hidâyete erdirdiği kimselerdir ve yine onlar (Rabbine yönelen) gönül (ve akıl) sahipleridir.
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
اِسْتَمَعَ
Fiil-VIII
س م ع
Dinledi, kulak verdi
قَوْل
İsim fiil
ق و ل
Söz, laf, hitâp
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اَحْسَن
İsim
ح س ن
Daha güzel, en güzel
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
هَدَى
Fiil-I
ه د ي
Hidâyet etti, başarıya ulaştırdı, yol gösterdi, sevk etti
اَللَّه
Özel isim
ا ل ه
Allah
اُولٰٓئِك
İşaret zamiri
اُولٰٓئِك
İşte onlar, işte, böylece
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
اُولِى
İsim
ا و ل
Sahip
اَلْبَاب
İsim
ل ب ب
Gönüller