close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zumer Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Fa’budû mâ şi/tum min dûnih(i)(k) kul inne-lḣâsirîne-lleżîne ḣasirû enfusehum ve ehlîhim yevme-lkiyâme(ti)(k) elâ żâlike huve-lḣusrânu-lmubîn(u)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Artık siz, onu bırakıp dilediğinize kulluk edin. De ki: şüphe yok, ziyana düşenler, o kişilerdir ki kıyamet günü, kendilerini ve kendileriyle ilgisi olanları ziyana sokarlar; bilin ki budur apaçık ziyan.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
"Siz de (imtihan için serbestsiniz), O’nun dışında dilediğinize ibadet edin (hepsi geçersizdir)." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, (İslami ölçüleri hayat ve şeriat prensibi, Allah’ın rızasını ise asıl hedefi edinmeyenler) işte böylece kıyamet gününde kendilerine, ailesine, (yakın çevresine ve müntesiplerine) yazık edenlerdir. Haberiniz olsun, bu (ahiret kaybı) apaçık bir hüsranın ta kendisidir."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Siz de ey günahkarlar! Allah'ın dışında dilediğinize kulluk edin. De ki: Gerçekten zarar ve ziyana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini zarara sokanlardır. Dikkat edin, budur apaçık zarar ve ziyan.
Ahmet Tekin
swap_vert close
“Ey Allah'a şirk koşanlar! Siz de Allah'ın sünnetine, düzeninin yasaları uygun iradesinin tecellisi içinde, tercihinizi isabetli kullandığınızı zannederek, O'nun dışında, yarattıklarından, dilediğinize tapın.” de. “Kıyamet günü, asıl hüsrana uğrayanlar, dünyada birbirlerini, kendilerini, ailelerini, vatandaşlarını, milletlerini hak yoldan uzaklaştırarak zarar ve ziyana sokan liderler, güç ve iktidar sahipleridir. Bilesiniz ki, işte kıyas kabul etmeyecek zarar budur.”
Ahmet Varol
swap_vert close
Artık O'ndan başka dilediğinize ibadet edin." De ki: "Gerçekte ziyana uğrayanlar, kıyamet günü kendilerini de ailelerini de ziyana sokanlardır. İyi bilin ki, bu apaçık bir kayıptır."
Ali Bulaç
swap_vert close
'Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin.' De ki: 'Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun; bu apaçık olan hüsranın kendisidir.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Artık siz de O'ndan başka dilediğinize tapın.” De ki: “- Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü hem kendilerini, hem de kendilerine bağlı olanları hüsrana düşürenlerdir.” İyi bilin ki, apaçık ziyan işte budur.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Siz, O’nun dışında istediğiniz şeye ibadet edin.” De ki: “Gerçek zarar edenler, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini kaybedenlerdir. İşte apaçık (en büyük) kayıp budur!
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
“Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk ediniz!” De ki: “Gerçekten iflas edenler, kıyamet günü kendilerini ve ailelerini zarara uğratanlardır. Dikkat ediniz, apaçık kayıp işte budur.”
Besim Atalay
swap_vert close
Ondan ayrı dilediğiniz nesneye varın tapının»; yine diyesin ki: «En çok ziyan edenler, kıyamet günü hem kendilerine, hem de bileşince bulunanlara, ziyan etmiş olanlardır», bilesin ki açık ziyan işte budur
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey müşrikler:) “Siz de Allah'tan başka dilediğiniz şeylere kulluk edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve yakınlarını hüsrana uğratanlardır. İyi bilin ki; apaçık hüsran işte budur.”
Cemil Said
swap_vert close
14,15. "Allâh’a hâlisâne ’ibâdet ideceğim. Siz Allâh’ın yerine istediğiniz putlara tapınız kendilerini ve ehillerini mahv idenler kıyâmet gününde cidden hâsir olacaklardır. Ânların hüsrânları âşikârdır."
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: Hüsrana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
“Siz de Allah’tan başka dilediğiniz şeylere ibadet edin!” De ki: “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. İyi bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
“Artık siz de O’nun dışında dilediğinize tapın bakalım!” Ve ekle: “Kesin olan şu ki, asıl kaybedenler, kıyamet gününde hem kendilerini hem de yakınlarını ziyan edecek olanlardır. Bilesiniz ki kesin hüsran işte budur!”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(Ey Allah'a eş koşanlar!): Siz de O'ndan başka dilediğinize tapın! De ki: Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu apaçık hüsrandır.
Edip Yüksel
swap_vert close
"Siz de O'nun dışında dilediğinize tapınız."De ki, "Asıl kaybedenler, ahiret gününde kendilerine ve ailelerine kaybettirenlerdir." Apaçık kayıp budur
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
"Siz de O'ndan başka dilediğinize kul olun." De ki: "Asıl hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerine ve mensuplarına ziyan edenlerdir. Evet, işte asıl açık hüsran budur."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Siz de onun berisinden dilediğinize kul olun, de ki: asıl husrâna düşenler Kıyamet günü kendilerine ve mensublarına ziyan edenlerdir. Evet, odur işte asıl açık husran.
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Hak ve bâtıl, apaçık bir şekilde size bildirildi, ancak siz Allah’a ortaklar koşmakta diretiyorsunuz. Artık) *O’ndan başka dilediğinize ibadet edin! De ki: Hiç şüphesiz, hüsrana uğrayanlar, hesap günü hem kendilerini hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Bilin ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir.”
* “O’ndan başka dilediğinize ibadet edin!”; Âyet-i kerîmedeki bu ifade, emir ya da serbestlik ifadesi olmayıp, esasında bir tehdit ifadesidir. Yani; Allah Teâlâ, imtihân gereği sizin hak-bâtıl tercihlerinizde, cüz’î irâdelerinize müdahalede bulunmaz. Hak bâtıl hususunda tercih sizindir. Velâkin unutmayın ki, yapmış olduğunuz tercihin muhakkak bir karşılığı vardır. Kendilerine bahşedilen cüz’î irâdeleri ile hakkı tercih edenler Allah Teâlâ’nın rızasına nail olurken, bâtılı tercih edenler Allah Teâlâ’nın gazabına düçar olacaklardır, manasındadır.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Siz de O'nun yanı sıra istediğinize kulluk edin. De ki: “Asıl kaybedenler, Kıyamet Günü'nde kendilerini ve yakınlarını kayba uğratacak olanlardır.” Dikkat edin! İşte apaçık kayıp budur.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
«Artık siz de Onu bırakıb dilediğinize tapın»! De ki: Hakıykat hüsrana düşenler, kıyamet günü kendilerini de, mensûblarını da hüsrana uğratanlardır. Dikkat et ki bu, apaçık hüsranın ta kendisidir».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
“Artık (siz) O'ndan başka neye isterseniz tapın!” De ki: “Asıl hüsrâna uğrayanlar, kıyâmet günü hem kendilerini, hem de âilelerini hüsrâna uğratanlardır.” Dikkat edin! İşte o apaçık hüsran budur!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Artık siz de (ey putperestler! Ona kulluk etmedikten sonra) neyi dilerseniz ona kulluk edin!" (Çünkü size tebliğini yaptığım dinde bir zorlama ve dünyevi bir ceza yoktur.) De ki: Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini (yakınlarını) ziyana sokanlardır. Bilesiniz ki, bu açık hüsrandır.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
“Sizde Allah’dan başka dilediğinize kulluk edin. ”Deki “Kendisine yazık edenler, ancak ve ancak kendine ve ehline (kendi inançlarını kabul ettirdiği yakınlarına) kıyamet günü yazık eder. Şimdi, o hesap günün de bu, apaçık bir ziyan (kaybetme) değil midir?”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Haydi, siz Allah’ı bırakıp da dilediğinize tapın da görelim. De ki: "Kendilerine yazık edenler kalkış günü kendilerine de kendilerinden olanlara da yazık etmiş olacaklardır." Bilesin ki açıktan açığa kendine yazık etmek işte budur.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Haydi siz de O/ndan başka dilediğinize ibadet edin»; de ki ziyana uğrayanlar kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini ziyana sokanlardır. Haberiniz olsun ki âşikâr bir ziyan, işte budur.
İsmail Yakıt
swap_vert close
De ki: “(Ey Müşrikler!) Siz de O’ndan başka dilediğinize kulluk ediniz.” De ki: “Muhakkak ki zarar edenler, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana/zarara sokanlardır. İyi biliniz ki bu apaçık hüsranın tâ kendisidir.”
Kadri Çelik
swap_vert close
“Siz, O'nun dışında dilediklerinize ibadet edin.” De ki: “Gerçekten hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de yakınlarını hüsrana uğratanlardır. Haberiniz olsun, bu apaçık olan hüsranın ta kendisidir.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
“O hâlde, ey inkârcılar! Eğer cehenneme girmek istiyorsanız, Allah’ın yanı sıra dilediğiniz varlıklara tapının bakalım! Ancak, bunun acı sonuçlarına katlanmak zorundasınız!” Ey Müslüman! Onlara de ki: “Gerçek anlamda zarara uğrayanlar, Hesap Gününde hem kendilerini, hem de yakınlarını ziyana sürükleyecek olanlardır! Dikkat edin, bu gerçekten de apaçık bir hüsrandır!”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
“O’ndan başka dilediğinize kulluk edin bakalım(!)” De ki: -“Hüsrana Düşenler, Kıyâmet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürmüş olanlardır. Dikkat edin! Bu Açıkça Hüsran’dır / Zarar’dır”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Siz ise onun ötesinde kime istiyorsanız ona kulluk edebilirsiniz " de. De ki: " Eğer birileri kıyamet gününde hem kendini hem aile efradını kaybetmişse! Bundan daha büyük bir kayıp olur mu? "
Mehmet Çoban
swap_vert close
"Siz isterseniz Allah’ın yasalarından başka yasalara uyun! Allah’ın dışındaki yasa koyuculara itaat ederek onlara ibadet edin! Beni ilgilendirmez. Şüphesiz Allah’ın yasalarına karşı çıktığınız için hesap günü cezaya uğrayacak sizlersiniz. İyi bilin ki kim Allah’ın yasalarına karşı çıkarak insanların yasalarına uyarsa, ahiret hayatı geri dönülmez kayıp olur. Benden söylemesi! Ben sadece apaçık uyarıcıyım! Gerisi size kalmış! İster Allah’ın yasalarına uyar cennete gidersiniz, ister insanların yasalarına uyarak cehenneme gidersiniz! Size baskı uygulayacak değilim! Sizi zorla Müslüman edecek de değilim! Eğer baskıya yönelirsem Rabbim beni cezalandırır! Hiç kimse de engel olamaz!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Siz de O’nun peşi sıra dilediğinize tapın (bakalım)! De ki: “Şüphesiz ki kaybedenler, kıyamet günü kendilerine ve ailelerine (destekçilerine) yazık edenlerdir. Dikkat edin! Asıl apaçık kayıp işte budur.
Mehmet Türk
swap_vert close
-(Ey Kâfirler!) Siz de O (Allah’ın) dışında dilediğinize kulluk edin.-¹ (Ey Muhammed! Kâfirlere): “Gerçekten kendilerine yazık edenler, kıyamet günü hem kendilerini, hem de yakınlarını perişan edeceklerdir. İşte bu apaçık ziyanın ta kendisi değil midir?”² de.
1 Bu ifâde kâfirler için bir tehdit ve azarlamadır. Benzeri bir azarlama için Bk. (Fussilet: 40)2 Âyetin son bölümü; “dikkat edin işte bu, apaçık bir ziyandır!” diye tercüme edilebilir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
[Siz de, ey günahkarlar,] O’nun dışında dilediğinize kulluk ed[ip etmemeniz kendi elinizdedir]!” De ki: “[Gerçekten] hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini, hem de dost ve akrabalarını kaybedecek olanlardır: ¹⁸ bu [ap]açık bir kayıp değil midir?
18 Yani onlar, Kıyamet Günü, bu dünyadaki bütün sevdiklerinden ve yakınlarından geri dönülemez biçimde koparılacaklardır. “Kişinin kendini kaybetmesi” ile, bana göre, bir sonraki cümlede insanın öteki dünyada uğrayacağı “apaçık bir kayıp” olarak tanımlanan, kişinin insan olarak benzersizliğinin ve gerçek/öz kimliğinin tahribata uğraması kasdedilmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Siz de, bu halinizle Allah’tan başka istediğinize kulluk edin! De ki: – Gerçekten hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana sürükleyecek olanlardır. İşte göz göre göre hüsrana uğramak budur! 26/214, 31/33, 42/45
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Artık siz de, O’nu bıraktıktan (sonra) neyi tercih ederseniz ona kulluk edin!” Uyar: “Gerçek şu ki, asıl hüsrana uğrayanlar, Kıyamet Günü hem kendilerini hem de yakınlarını hüsrana uğratanlardır:[⁴¹¹⁵] bakın bu, işte bu değil midir açık kayıp?
[4115] Allah insanı bizzat kendisine zimmetlemiştir. Bu yüzden insanın en büyük emaneti kendisidir. Hasirû enfusehum, “kendini kaybetmeyi” ifade eder. Kendini kaybedenin kazanacağı hiçbir şey yoktur.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey müşrikler ben sizi gereğince uyardım, ister imana gelin, ister) Bundan sonra O'ndan başka dilediğinize tapının. De ki: Gerçekten kendilerine yazık edenler, kıyamet gününde hem kendilerini, hem de çoluk çocuğunu azaba uğratanlardır. İyi bilin ki bu apaçık hüsranın (pişman olmanın) ta kendisidir.
Osman Fırat
swap_vert close
Siz de O’ndan başka dilediğinize kulluk edin. De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyâmet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir. İşte bu, apaçık bir ziyan değil midir!"
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
«Artık siz de onun ötesinde dilediklerinize ibadet ediniz!» De ki: «Şüphe yok hüsrâna düşenler o kimselerdir ki, kendi nefislerini ve kendi mensuplarını Kıyamet gününde helâke düşürmüş olurlar. Agâh olunuz! İşte en apaçık helâk da ondan ibaretir.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Siz O'ndan başka dilediğinize kulluk edin! Asıl ziyan edenler, asıl hüsrana uğrayanlar, büyük duruşma günü olan kıyamette hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Unutmayın ki besbelli hüsran budur!
Süleyman Ateş
swap_vert close
Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin. De ki: "Ziyana uğrayanlar kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyan edenlerdir. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır!"
Süleyman Tevfik
swap_vert close
"Siz de O'ndan gayrı dilediğiniz şeylere 'ibâdet idiniz." Di ki: "Yevm-i kıyâmetde nefislerini ve ehil ve 'ıyâllerini zarara sokanlardır ki tamamıyla ziyân iderler. Âgâh olun ki bu, âşikâr ve bedîhî bir hüsrândır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Haydi, Allah’tan önce neyi tercih ediyorsanız ona kulluk edin.” De ki “Asıl kaybedenler, (mezardan) kalkış günü kendini ve ailesini kaybedenlerdir.” Bilin ki apaçık hüsran işte budur.
Şaban Piriş
swap_vert close
Siz de, ondan başka dilediğinize kulluk edin. De ki:-Hüsrana uğrayacaklar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana uğratanlardır. Dikkat edin, apaçık hüsran işte budur!
Ümit Şimşek
swap_vert close
Siz Ondan başka kime isterseniz kulluk ededurun. De ki: Asıl hüsranda olanlar, kıyamet gününde kendilerini ve ailelerini hüsrana düşürmüş olanlardır. Apaçık hüsran işte budur.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
"Siz O'nun dışında dilediğinize kulluk/ibadet edin." De ki: "Hüsrana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini hem de ailelerini hüsrana atanlardır. Dikkat edin! Apaçık hüsranın ta kendisi işte budur."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
“pes ŧapuñ anı kim diledüñüz andan ayruķ.” eyit “bayıķ ziyānlular anlardur kim ziyān eylediler gendüzilerine daħı evi ķavumlarma ķıyāmet güni ay şol oldur ziyān bellü!
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes ṭapuñuz neye [di]leseñüz Tañrıdan özge. Eyit ziyānlulardur ol kişilerki ziyān itdiler kendüleri, ehllerini daḫı ḳıyāmet güninde bilmiş oluñuz ki ol‐dur ulu ziyān.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Siz də Ondan başqa istədiyinizə ibadət edin!” De: “Əsl ziyan çəkənlər (axirəti əldən verənlər) qiyamət günü özlərini və ailələrini (özlərinə bağlı olanları) ziyana uğradanlardır. Bax, açıq-aşkar ziyan budur!”
M. Pickthall (English)
swap_vert close
Then worship what ye will beside Him. Say: The losers will be those who lose themselves and their housefolk on the Day of Resurrection. Ah, that will be the manifest loss!
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
"Serve ye what ye will(4264) besides him." Say: "Truly, those in loss are those who lose their own souls and their People(4265) on the Day of Judgment: Ah! that is indeed the (real and) evident Loss!
4264 This is not a command or permission but a reproach and warning. The address of the Prophet of Allah may be paraphrased thus: 'Whatever happens I will follow the command of Allah. He has revealed Himself, and I know that He is One, supreme over all creatures. Him alone will I serve. Is there any so ignorant as to seek anyone else? Let him do so and see the results. The loss will be his own. For he falls from Grace into Evil.' (R). 4265 The cult of Evil results in the destruction of all that is best and most valuable in us, as well as poisons all the affections which link us to our families, and people, in the Final Adjustment, which we call the Day of Judgement.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَاعْبُدُوا
artık âbd olun
مَا
o şey- lere ki
شِئْتُمْ
dilediniz
مِنْ دُونِه۪ۜ
O'ndan başka
قُلْ
de ki
اِنَّ
muhak- kak
الْخَاسِر۪ينَ
hüsrana
uğrayanlar
الَّذ۪ينَ
o kimse- lerdir ki
خَسِرُٓوا
hüsrana uğrattılar
اَنْفُسَهُمْ
kendilerini
وَاَهْل۪يهِمْ
ve ehlini
يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ
kıyamet günü
اَلَا
dikkat edin
ذٰلِكَ
işte budur
هُوَ
o
الْخُسْرَانُ
hüsran
الْمُب۪ينُ
apaçık
"(Ey müşrikler!) Artık siz de O'ndan başka dilediğinize âbd ol(up kulluk ed)in!" De ki: "Muhakkak ki kıyamet günü (en çok) hüsrana uğrayanlar hem kendilerini hem de ehlini (ve gittiği yolda onu takip edip izinden gidenleri) hüsrana uğratanlardır." Dikkat edin! İşte bu apaçık hüsrandır.
عَبَدَ
Fiil-I
ع ب د
Âbd oldu, taptı, kulluk etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
شَاءَ
Fiil-I
ش ي ا
Diledi, istedi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
دُون
İsim
د و ن
Başka, başkası, arka, hariç, önce, dışında
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
خَاسِر۪ين
Etken fiil
خ س ر
Hüsrana uğrayanlar
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
خَسِرَ
Fiil-I
خ س ر
Hüsrana uğradı, kaybetti
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اَهْل
İsim
ا ه ل
Ehl, halk, aile, sahip
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
قِيٰمَة
İsim
ق و م
Kıyamet
اَلَٓا
Edat
اَلَٓا
Dikkat edin
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
هُوَ
Zamir
هُوَ
O
خُسْرَان
İsim
خ س ر
Zarar, hüsran
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan