17,18. Oysa o (müşriklerden) birisine, Rahman (olan Allah)’a yakıştırdıkları ve (kendileri tarafından) sadece (hayatın) süsü olarak büyütülen¹ (kız çocuğu) müjdelendiği zaman, içi hüzünle dolarak yüzü kapkara kesilir ve içerisinden çıkamayacağı bir bunalıma düşer.²
1 Küfür ve şirk toplumlarında kadın, genellikle toplumun bir süs eşyası ve erkeklerin arzularını tatmin aracı olarak algılandığı için kız çocuklarından hep utanıla gelmiştir. Çünkü başkasının kızını bu tür amaçlarla kullanmayı bir zevk olarak görenler, bunun vahametini ancak kendi kız çocukları dünyaya gelince anlarlar. Utançlarından onları ya toprağa gömer ya da kendileri için bir kara leke olarak görürler. İşte bu âyet, böylelerinin ruh halini tasvir etmektedir.2 18. âyet genelde, “Süs içerisinde yetiştirilip savaş edemeyecek olan (kız çocuğunu) mu istemiyorlar?” diye tercüme edilmiştir. Ancak (وَهُوَ فِى الْخِصَامِ غَيْرُ مُب۪ينٍ) bölümündeki (هُوَ) zamirinin yukarısına ve bu meale uyumsuzluğu ve kız çocukları için yapılan isnadın Allah’a yakışmaması sebebiyle yukarıdaki gibi tercüme edilmesi daha uygundur. Bk. (Nahl: 58-59)