close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zuhrûf Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve ce’alû lehu min ‘ibâdihi cuz-â(en)(c) inne-l-insâne lekefûrun mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve bazı kullarının, onun bir parçası olduğuna, ondan vücuda geldiğine hükmettiler, gerçekten de insan, apaçık bir nankördür elbet.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ama buna rağmen Allah’ın yarattığı) Kendi kullarından (bazı kişileri ve güçleri) O’na bir (cüz) parça kılarak (Allah’ın vekili, kefili ve şefaatçisi diye) yakıştır(ıp şirke sürüklendiler.) Doğrusu insan, açıkça nankörlük etmektedir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ama hâlâ o inkârcı putperestler kullarından bir kısmını, O'ndan bir parça sayarak O'na ortak koştular. Böyle düşünen insan, gerçekten apaçık bir nankördür.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlar, kullarından bir kısmına, Allah'ın akrabası, yakını yakıştırmasında bulundular. Böyle düşünen insan, gerçekten çok nankördür, açıkça azgın kâfirdir.
Ahmet Varol
swap_vert close
(Böyleyken) kullarından O'na bir parça nisbet ettiler. [1] Doğrusu insan apaçık bir nankördür.
1.Kullarından bazılarını O`na nisbet ederek O`nun çocukları gibi gösterdiler. Çünkü çocuk ebeveynden bir parça gibi görülür.  
Ali Bulaç
swap_vert close
(Buna rağmen) Kendi kullarından O'na bir parça kılıp-yakıştırdılar. Doğrusu insan, açıkça bir nankördür.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm o kâfirlere, gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye sorsan, “Allah'dır” derler. Bununla beraber tuttular), O'na kullarından bir çocuk isnad ettiler (Melekler Allah'ın kızlarıdır, dediler). Gerçekten insan, küfrü aşikâr bir nankördür.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
(Durum bu iken) onlar, Allah’ın kullarından bir kısmını, O’nun bir parçası saydılar. Şüphesiz insan, apaçık bir nankördür.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
Besim Atalay
swap_vert close
Onlarsa, kullarından nicelerini O'na eş tutmuşlardır, açıktan açığa insan iyilik bilmez
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Müşrikler tuttular (“melekler Allah'ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun cüz'ü (parçası) saydılar. Gerçekten insan çok nankördür (şirk ve inkâr içindedir).
Bkz. 2/116, 5/17, 72, 9/30, 16/57, 43/15, 53/21  
Cemil Said
swap_vert close
Halbuki Allâh’ın ’ibâdı meyânında çocukları vardır didiler. İnsan cidden nankördür.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.*
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Böyle iken (“melekler Allah’ın kızlarıdır” demek suretiyle) kullarından bir kısmını O’nun parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kimi kullarını O’nun bir parçası saydılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankör!
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir cüzü kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.  
 Burada yahudilerden bir bölümünün Uzeyr’i, hıristiyanların da İsa’yı Allah’ın oğlu saydıklarına, müşriklerin ise melekleri, Allah’ın kızları kabul ettiklerine işaret edilmiştir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kullarından bazılarını O'na bir pay olarak ayırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Buna rağmen insanlar, Allah'ın kullarından bir kısmını O'nun bir parçası saydılar. Gerçekten de insan apaçık bir nankördür.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Öyle iken tuttular kullarından ona bir cüz tasladılar, hakıkat insan çok nankör, açık bir küfürbazdır
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Bunca hakikate rağmen, müşrikler, “Melekler Allah’ın kızlarıdır” demek sûretiyle) kullarından bir kısmını, O’nun cüz’ü saydılar. Şüphesiz (bu sapkınlığı söyleyen ve inanan) insan, apaçık bir nankördür (kâfirdir)!
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bazı kullarını, O'nun bir parçası saydılar.¹ Gerçekten, o insan², açıkça nankörlük etmektedir.
1- Allah'ın velileri, azizleri, kralları, oğulları, çocukları, hayvanları… 2- Buradaki insandan kasıt, insanların tamamını değil, belli bir insan gurubudur. “El insan” da ki “el” takısı; belli olanı, bilineni işaret etmektedir.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
(Böyle iken) kullarından kimi Ona bir cüz' isnâd etdiler. Hakıykat, insan açıkça küfürbazdır!
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ama (onlar) kullarından bir kısmını (Îsâ, Üzeyr O'nun çocuğudur, meleklerkızlarıdır diye) O'na bir cüz' saydılar. Doğrusu insan apaçık bir nankördür.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Böyle iken onlar (Allah’tan başkasına tanrısal nitelikler yakıştıranlar) tuttular, kullarından bir kısmını (bazı kişileri ve güçleri) O’nun (zatım olan Allah’ın) bir parçası saydılar (ve ona babalık atfettiler). Gerçekten (böyle yapan) insan, besbelli bir nankördür. *
(*) Yahûdîlerden bir bölümü Uzeyr’i Allah’ın oğlu saymıştı. Hırıstiyanlar Îsâ’yı Allah’ın oğlu saydılar. Müşrikler de melekleri Allah’ın kızları sayıyorlardı. Bugün vahdet-i vücûd mezhebinin mülhidleri de varlıkları Allah’ın birer parçası saymaktadırlar. Bunların hiçbirisi doğru değildir. ( S. Ateş Meali 16. Ayet Açıklaması) Veya söz diziminin izin verdiği gibi: “O’nun ulûhiyetinden bir parçayı, onun yarattığı bazı varlıklara yakıştırırlar” (Râzî). Birincisi Kilisenin şirk türünü, ikincisi Mekke’nin şirk türünü çağrıştırmaktadır. (M. İslamoğlu Meal Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
İnsanlar, Allah’ın yarattığı kullarından bir kısmını Allah’ın bir parçası yaptılar[23]. Gerçekten insanlar Rablerine karşı açıkça inkârcı kesildiler.
[23] Bu ayet, tasavvuftaki vahdet-i vücut nazariyesini ret etmekte ve açık bir küfür olduğunu bildirmektedir.  
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Böyle iken kulları arasından kimini Onun parçası saydılar. Doğrusu, insan açıktan açığa iyilik nedir bilmiyendir.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Müşrikler bazı kullarını onun bir cüz/ü [²] yapmışlardı. İnsan hakikaten apaşikâr bir nankördür.
[2] Çocuğu veya ortağı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Kullarından birini O’nun bir parçası/oğlu telakki ettiler. Muhakkak ki insan apaçık bir nankördür.
Kadri Çelik
swap_vert close
Ama onlar, kullarından bir kısmını, O'nun bir parçası (oğlu) kıldılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Fakat inkârcılar, Allah’ın bazı seçkin kullarının O’nun bir parçası olduğunu ve meleklerin, O’nun “kızları” olduğunu iddia ediyorlar.Görüyorsun değil mi, ilâhî nur ile aydınlanmayan insan, nasıl da apaçık nankörlük eden zâlim bir yaratığa dönüşüyor!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Bir de O’nun kullarından O’na bir cüz’ (parça) yakıştırdılar. İnsan, elbette açıkça nankördür.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Bazıları da Tanrı'yı, kendilerinden biri imiş gibi düşlüyor. Şu insan pek nankör:
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara her şey gerçeğiyle açıklandığı halde; insanlardan bir kısmı kendilerini Allah’ın vücudundan bir parça saydılar. Böylece insanlara ilahlık makamı verdiler. Hâlbuki Rabbinden başka ilah yoktur. İnsan yaratılışına karşı nankörlük içindedir. Üstelik verilen özelliklerinin, verilen nimetlerin kıymetini bilmemektedir.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlar (müşrikler), kullarından bir kısmını O’nun (Allah’ın) bir parçası saydılar. Şüphesiz ki (müşrik) insan, apaçık bir nankördür. [*]
Bazı hristiyanlar Hz. İsa’nın (Mâide 5:17, 72, 73; Tevbe 9:30), bazı yahudiler Hz. Üzeyir’in (Tevbe 9:30I, hatta bazı yahudi ve hristiyanlar bizzat kendilerinin “Yüce Allah’ın oğlu” (Mâide 5:18) olduklarını iddia ediyorlardı. Bazı mecusilerin “Hürmüz ve Ehremen Allah’ın oğullarıdır” şeklinde bir kabulü olduğu iddia edilmektedir (Yazır, [Hak Dini Kur’an Dili], III, 480-482). Bunlara ilave olarak Mekkeli müşrikler de melekleri Yüce Allah’ın kızları sanıyorlardı. Cinlerle Allah arasında soy bağı olduğunu iddia ediyorlardı. Kur’an bütün bu iddiaları kökten reddetmekte ve böyle inananları da kâfir olarak isimlendirmektedir.  
Mehmet Türk
swap_vert close
(Buna rağmen) onlar, Allah’ın kullarından bir kısmını, Onun bir parçası¹ saydılar.² Gerçekten insan çok nankördür.
1 Bu âyetle; a- Allah’ı kullarından bir parça kabul eden “hulûl teorisi”nin bâtıl olduğu, b- Allah’a çocuk isnat etmenin küfür olduğu, c- Müşriklerin her puta bir hisse vererek onları Allah’ın bir parçası haline getirmelerinin şirk olduğu, d- Maddeyi Allah’la özdeşleştirme durumuna getiren “vahdet-i vücut felsefesi”nin küfür olduğu anlaşılmaktadır. Bu bölüm; “(Buna rağmen) onlar Allah’ın (ilâhlığından) bir kısmını, bazı varlıklara yakıştırırlar.” diye de anlaşılabilir. 2 Hulûl: Sözlükte “bir şeyi çözmek, bir yere intikal etmek, yerleşmek” anlamlarında mastar olan “hulûl” kelimesi isim şeklinde de kullanılır. “İlâhî zâtın veya sıfatların yaratıklardan birine veya tamamına intikal edip onlarla birleşmesi anlamında bir felsefi terim”dir. İslâm düşünce tarihinde itikadî tartışmalara konu teşkil eden “hulûl”; Allah’ın insan veya başka bir maddî varlık görünümünde ortaya çıkması, diye tanımlanabilir. Batıl dinlerde hulûl (incarnation), insanüstü ilâhî bir kudretin belli bir amaç doğrultusunda çoğunlukla insan, bazen da hayvan sûretinde tamamen veya kısmen yeryüzünde görünmesini (bedenlenmesini) ifade eder. Hulûl inancının köklerini, eski İran ve Hint dinlerine, Zerdüştlük ve Budizm’e dayandıranlar bulunduğu gibi Sâbiîler veya firavunlar tarafından ortaya atıldığını kabul edenler de vardır. Hulûl inancı, gerçek önemine özellikle Hinduizm ve Hristiyanlıkta kavuşmuştur. Hıristiyanlığa göre Tanrı, insanlığı kurtarmak amacıyla Nâsıralı Îsâ’nın kişiliğinde bedene bürünmüştür. Bununla birlikte eski Mısır’dan Grekler’e kadar pek çok dinde de görünmektedir. İslâm âleminde hulûl inancını benimseyen ilk kişinin “ilâhî bir cüzün Hz. Ali’ye ve onun soyundan gelen imamlara intikal ettiğini” iddia eden münafık Abdullah b. Sebe’ olduğu belirtilir. Daha sonra teşekkül eden aşırı Şiî fırkalarda hulûl ilkesi ortak bir inanç haline gelmiştir. Hulul inancı iki grupta toplanmıştır. 1. Mutlak Hulûl: Allah’ın zâtıyla her şeye hulûl ettiğini ve her yerde bulunduğunu kabul edenler. Bu tür hulûlün kapsamına öncelikle “panteist felsefeler” ve onların bir türü olduğu ileri sürülen “vahdet-i vücûd” nazariyesinin dâhil olduğu kabul edilir ve bu nazariyenin belli başlı temsilcileri de İbn’ül-Fârız, Muhyiddin İbnü’l-Arabî v.b. dir. Zira onlar, tasavvufta “seyr ü sülük” merhalelerini aşarak “fenâ fillâh” mertebesine erenlerin, “Allah’tan başka hiçbir varlığın bulunmadığını tecrübe ile bildiklerine ilişkin” düşüncelerini açıkça beyan etmişlerdir. İbnu Teymiyye, hulûl inancının asıl temsilcilerinin sûfîler olduğunu kaydeder. 2. Muayyen Hulûl. Allah’ın zâtı veya sıfatlarıyla muayyen bir şahsa yahut belirli bir nesneye intikal ettiğini kabul edenlerdir. Hıristiyanların Hz. Îsâ, Şiîler’in imamları, bazı sûfîlerin de şeyhleri hakkında benimsedikleri inançlar, bu tür hulûle örnek olarak gösterilir. Başta Ehl-i sünnet olmak üzere Mu‘tezile’ye ve mûtedil Şîa’ya mensup İslâm kelâmcıları ister mutlak ister muayyen olsun, bütün şekilleriyle hululün İslâm akaidine aykırı olduğunda da ittifak etmişlerdir. Kelâmcılar her türlü hulûlü imkânsız görmekte ve bu inancı benimseyenleri tekfir etmektedir. Allah’a karşı nankörlük, bir küfürdür. Çünkü Halik’ı mahlûktan veya mahlûku Halik’tan bir parça yapmak yahut Halik’ın mahlûkunu tamamen Onun bir eseri olarak görmeyip Allah’a eş görmek, tam bir küfürdür.  
Muhammed Esed
swap_vert close
AMA hâlâ ¹² O’na bir çocuk yakıştırırlar, üstelik yarattıklarından birini! ¹³ Belli ki, (böyle düşünen) insan şükretmeyi terk etmiş bir nankördür!
12 Yani, çoğu insanın var olan her şeyi Allah’ın yarattığını kolaylıkla kabul ettiği (yukarıda 9. ayet) gerçeğine rağmen bazıları O’nun eşsizliğini, benzersizliğini unutmaya yatkındırlar.13 Lafzen, “O’na [bazı] kullarından (‘ibâd) bir parça isnad ederler”: karş. 6:100 ve ilgili notlar. Cüz’ ismi (lafzen, “parça”) burada açıkça, “çocuk” kavramında işaret edildiği gibi, “Kendinden bir parça”yı gösterir: ifadeyi yukarıdaki şekilde çevirmemin sebebi budur. Diğer taraftan, eğer cüz’ ismi lafzî anlamıyla alınırsa yukarıdaki cümle (Râzî’nin de belirttiği gibi) daha genel bir anlam kazanır: yani “onlar, O’nun ulûhiyyetinden bir parçayı O’nun tarafından yaratılan bazı varlıklara yakıştırırlar.” Ama ayetin Allah’a “soy/çocuk” isnad edilmesine açıkça işaret eden siyâkı-sibâkı, benim çevirimin daha uygun olduğunu gösterir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ama buna rağmen Allah’ın kullarından bir kısmını ondan bir parçaymış gibi kabul ettiler. Şu bir gerçek ki bunu yapan insan apaçık bir nankörlük içindedir. 16/57.59
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
AMA kalkarlar, kullarından birilerini Allah’tan bir parçaymış gibi telakki ederler:[⁴³⁷⁸] Şu bir gerçek ki, (bunu yapan) insan katmerli bir nankörlük içindedir.[⁴³⁷⁹]
[4378] Veya söz diziminin izin verdiği gibi: “O’nun uluhiyetinden bir parçayı, O’nun yarattığı bazı varlıklara yakıştırırlar” (Râzî). Birincisi Kilisenin şirk türünü, ikincisi Mekke’nin şirk türünü çağrıştırmaktadır. Tercihimiz bağlamla uyumludur. Zımnen: Yaratılışın çift/zıt kutupluluğu yasasını anlamazlar, ontolojik olarak birinin varlığı diğeri üzerinde yükselen bu kutuplardan her birini bağımsız varlıklar gibi algılarlar. Parça-bütün ilişkisini doğru kuramazlar. [4379] Lafzen: “açık seçik bir nankörlük”. Sûrenin girişindeki el-kitâbu’l-mubîn inkârın karşılığıdır. Nankörlüğün mubîn olması, “katmerli” oluşuna delâlet eder.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Öyle iken (bazıları) tuttular da, -kullarından bir kısmını- O'ndan bir parça saydılar. (Kimi "Evlat edindi" kimi "Melekler Onun kızlarıdır" diyerek, O'nun vahdâniyetini inkâr ettiler, kimi de, Rablerinin bu eşsiz yaratıcı gücünü hiçe sayarak, hiçbir işe yaramayan putlarını ilah edindiler. O’na ortak koşmaya yeltendiler. Kuşkusuz böyle) İnsan gerçekten -Rabbine karşı- çok nankördür!
Osman Fırat
swap_vert close
Ve O’na (Allah’a ) onun kulunu(İsa’yı) O’nun (Allah’ın) bir parçası yaptılar. Şüphesiz insan apaçık bir nankördür.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Öyle iken onun için kullarından bir cüz isnat ettiler. Şüphe yok ki, (bu gibi bir) insan elbette apaçık bir küfürbazdır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Öyle iken, müşrikler tuttular kullarından bir kısmını O'nun cüz'ü (parçası) saydılar. Gerçekten insan çok nankördür.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Tuttular, O'na kullarından bir parça tasarladılar.Gerçekten insan apaçık bir nankördür.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Ve müşrikler bu kadar kudret ve kuvvet sâhibi Cenâb-ı Hakk'a şerîk ve evlâd isnâd itdiler. Tahkîk insân âşikâr sûretde ni'mete küfür idicidir.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Tutup bazı kullarını, O’nun bir parçası (O’nun evladı) yaptılar. Bu insanların nankörlüğü[*] gerçekten çok açık.
[*] Kafirlik, nankörlük olarak çevrilmiştir. Bu kişilerin yaptığı esasında Allah'ı ikinci sıraya koymak, O'nu ve ayetlerini görmezlikten gelmektir.  
Şaban Piriş
swap_vert close
(Buna rağmen) O'na, kendi kullarından bir parça yakıştırdılar. İnsan gerçekten apaçık bir nankördür.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Fakat onlar, kullarından bir kısmını, Allah'ın bir parçası saydılar. Doğrusu, insan apaçık bir nankördür.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Kullarından O'na bir pay çıkardılar/bir parça isnat ettiler. Hiç kuşkusuz, insan apaçık bir nankördür.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķıldılar anuñ-içün ķullarından [261b] bir nice bayıķ ādemį kāfir olıcıdur bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı kāfirler Allāh ḳullarından bir ülüş ḳıldılar. Taḥḳīḳ ādem oġlı ulukāfirdür.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Amma (müşriklər mələklər Allahın qızlarıdır deyə) Ona Öz bəndələrindən övlad isnad etdilər. Həqiqətən, insan (Allahın ne’mətlərinə) açıq-aşkar naşükürdür!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And they allot to Him a portion of His bondmen! Lo! man is verily a mere ingrate.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Yet they attribute(4620) to some of His servants a share with Him (in his godhead)! truly is man a blasphemous ingrate avowed!
4620 As a contrast to the men of true understanding are the ungrateful blasphemous creatures, who offer a share in godhead to others besides Allah! They imagine sons and daughters to Allah, and forget the true lesson of the whole of Creation, which points to the Unity of Allah. This theme is further developed in the following Section.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَجَعَلُوا
hâl böyle iken kıldılar
لَهُ
O'na
مِنْ عِبَادِه۪
kullarından
جُزْءاًۜ
bir cüz
اِنَّ
ger- çekten
الْاِنْسَانَ
insan
لَكَفُورٌ
elbette bir nankördür
مُب۪ينٌۜ
apaçık
Hâl böyle iken (müşrikler "kızlar Allah'a aittir," Yahudiler "Üzeyir," Hristiyanlar ise, "Îsâ O'nun oğludur" demek suretiyle) kullarından bir kısmını O'nun bir cüzü saydılar. Gerçekten insan apaçık bir nankördür (şirk ve küfür içindedir).
جَعَلَ
Fiil-I
ج ع ل
Kıldı, yaptı, verdi, var etti, yarattı, uğrattı
لَهُ
Zamir
لَهُ
Onun, ona
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
جُزْء
İsim
ج ز ا
Parça, grup, cüz
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
اِنْسَان
İsim
ا ن س
İnsanlar, insanlardan olan, kabile
كَفُور
İsim
ك ف ر
Çok nankör, kâfir, inkâr edici
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan