close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Zâriyât Sûresi 19. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vefî emvâlihim hakkun lissâ-ili velmahrûm(i)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Ve mallarında, dileyene ve mahrum olana bir hak vardı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı (ve onu gönül rızasıyla ayırıp verirlerdi. Asla cimrilik ve bencillik etmezlerdi.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
ve sahip oldukları herşeyden, yardım isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara bir pay ayırırlardı.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Allah'ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, yardım isteyenler, medet umanlar ve iffetinden sesini çıkarmayan yoksullar için, onların mallarında, servetlerinde vermekle mükellef oldukları paylar, haklar vardır.
bk. Kur’ân-ı Kerim, 6/141; 17/26; 30/38; 70/24.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Onların mallarında dilenip-isteyen (ve iffetinden dolayı istemeyip de) yoksul olan için de bir hak vardı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Onların mallarında dilencinin ve (ihtiyacını açıklayamayan) mahrumun bir hakkı vardır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Mallarında, dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Besim Atalay
swap_vert close
Onların mallarında, dilenen kimselerle, yoksun olanların payları vardır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ve sahip oldukları her şeyden, (yardım) isteyenlere ve (iffetlerinden dolayı isteyemeyen) sıkıntı içinde bulunanlara bir pay (ayırırlardı).
Cemil Said
swap_vert close
Mallarından bir kısmı fukarâ ve ’aceze içün idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Mallarında (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyip) mahrum olanlar için bir hak vardır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Yardım isteyenlere ve yoksullara mallarından belli bir pay ayırırlardı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.
Edip Yüksel
swap_vert close
Paralarında, isteyenler ve yoksullar için bir pay vardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Onların mallarında isteyen ve istemeyen yoksullar için bir hak vardı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Ve mallarında sâil ve mahrum için bir hak vardı
Emrah Demiryent
swap_vert close
Sahip oldukları mallarından, (yardım) isteyenlere ve (iffetlerinden dolayı isteyemeyen) sıkıntı içinde bulunanlara (muhakkak) bir pay ayırırlardı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Mallarından –istesin, istemesin- ihtiyaç sahipleri için bir pay ayırırlardı.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Onların mallarında sâilin ve (kemâl-i iffetinden dolayı dilencilik etmeyen) yoksulun da bir hakkı vardı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Onların mallarında, dilenen ve (iffetinden dolayı dilenmeyen) yoksul için bir hak vardır (verirler)!
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve mallarında (Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı yardım istemeyip) mahrum (yoksun) olanlar için (ayrılmış) bir hak (bir pay) vardı (ve onu gönül rızasıyla ayırıp verirlerdi). *
(*) Yardım talebinde bulunan ve iffetinden dolayı yardım talebinde bulunmayanlara hem varlıklı insanların hem de devletin malında, servetinde payları vardır. Bu nedenle İslam/Kur’an/devletinde ister yardım talebinde bulunsun ister iffetinden dolayı yardım talebinde bulunmasın fakir, yoksul, muhtaç ve işsiz olanlar için/iş bulamayan bütün vatandaşlar için/ yüce Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin gereği, zekât ve gelirler bütçesinden mutlaka yardım edilmeli ve bunlar için işsizlik maaşı bağlanmalıdır. Çünkü Kur’an, bir sosyal yardım düzeninin gereği, yoksul, fakir, muhtaç ve işsizlere yardım için zekâtı farz kılarak, böylece bir sosyal yardımlaşma kurumunu oluşturmuş olup bunu İslam dininin bir rüknü hâline getirmiştir. Yani hukuk sistemini Kur’an’dan alan bir devlet mutlaka bu sosyal yardımlaşma kurumunu oluşturup uygulamaya koymalıdır, yoksa İslam dininin böyle mühim bir rüknü yerine getirmediğinden ona İslam devleti denilemez, ona ancak halkı Müslüman olan devlet denir.  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Sahip oldukları mallarında, isteyenlerin ve fakir bırakılanların hakları olduğunu bilirler.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Onlar mallarından dilenenler, dilenemiyen yoksullar için pay ayırırlardı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onların mallarında, dilenen, malı kalmayan [⁴] için bir hak ve nasip vardır.
[4] Veya hayasından dilenmeyen fakir.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için (ayrılmış) bir hak vardı.
Kadri Çelik
swap_vert close
Onların mallarında hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için bir hak vardı.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Ve Allah’ın kendilerine imtihan için emanet verdiği mallarında, yardımisteyen fakirlerin ve yardıma muhtaç oldukları hâlde dilenmekten çekinen yoksulların da hakkı olduğunu bilir, onların payını mutlakaayırırlardı.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Mallarında, Mahrumlar (Yoksunlar) ve İsteyenler için bir hak vardır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
17,18,19. Geceleri az uyurlar,// seherlerde tevbe istiğfar ederlerdi. // Mallarında fakir ve yoksulun hakkı olduğunu bilirlerdi...
Mehmet Çoban
swap_vert close
Allah’a inananlar bilirler ki; sahip oldukları mallardan yoksulların, fakirlerin, yolda kalmışların hakları vardır. Yoksulların kimi açıkça ister, kimi de arından isteyemez. İnananlar isteyemeyenleri yüzlerinden tanır. Onlara gizliden gizliye yardım ederler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Mallarında açıktan isteyen ve açıktan isteyemeyen kişiler için hak vardır. [*]
Bu cümle infakın, sadakaların ve zekâtın “kâr”dan değil, “mal”dan verilmesi gerektiğinin apaçık delilidir. Benzer mesajlar: En‘âm 6:141; Tevbe 9:103; İsrâ 17:26; Rûm 30:38; Me‘âric 70:24.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Onların mallarında da isteyen ve isteyemeyen yoksullar için bir hak vardır.¹
1 Yani onlar, sadakalarını ve zekâtlarını verirlerdi.  
Muhammed Esed
swap_vert close
ve sahip oldukları her şeyden, [yardım] isteyenlere ve sıkıntı içinde bulunanlara ¹² bir pay [ayırırlardı].
12 Zımnen, “Ama buna rağmen yardım dilenemeyenlere” -bu ifade, ister insanlar, isterse konuşma yeteneğinden yoksun hayvanlar olsun, bütün canlı varlıklar için geçerlidir (Râzî) ve ihtiyacın maddî mi, yoksa hissî mi olduğu önemli değildir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Ve onlar mallarından, isteyen istemeyen tüm ihtiyaç sahipleri için pay ayırırlardı. 2/267-271
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
mallarında, isteyebilen ve isteyemeyen muhtaçların da bir payı vardı.[⁴⁷¹³]
[4713] İnsan olması şart değil; ihtiyacını dile getiremeyen bütün canlıları kapsar (Râzî).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
Onların mallarında, yoksullar ve muhtaçlar için ayrılmış, bir pay vardı. (Bunları onlara gönülden seve seve verirlerdi)
Osman Fırat
swap_vert close
Onların mallarında dilenci ve yoksul için bir hak vardı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve mallarında da dilenen ve yoksul bulunan için bir hak var idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Mallarında isteyenlerin ve yoksulların hakkını ayırırlardı.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Mallarında dilenci ve yoksul için hak vardı.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Mallarında sâillere ve fakîrlere hak vardı. (Sadaka virirlerdi.)
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Mallarından, isteyenlere ve yoksullara pay ayırırlar.
Şaban Piriş
swap_vert close
Onların mallarında isteyen ihtiyaç sahipleri için de bir hak vardı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Mallarında, isteyen ve istemeyen yoksullar için bir pay vardı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
İhtiyaç sahibi için, yoksul için bir hak vardı mallarında onların.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı malları içindedür anlaruñ ḥaķ, dileyici içün daħı maḥrum içün.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı māllarında ḥaḳ var‐ıdı, dilencilere ve dilencilik idebilmeye[nlere].
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Mallarında da dilənçinin və (abrına qısılıb dilənməyən) yoxsulun haqqı (payı) var idi.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And in their wealth the beggar the outcast had due share.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And in their wealth and possessions (was remembered) the right of the (needy,) him who asked, and him who (for some reason) was(5001) Prevented (from asking).
5001 True charity remembers not only those in need who ask, but also those who are prevented by some reason from asking. The man of true charity seeks out the latter. There may be various reasons which prevent a man from asking for help: (1) he may be ashamed to ask, or his sense of honour may prevent him from asking; (2) he may be so engrossed in some great ideal that he may not think of asking; (3) he may even not know that he is in need, especially when we think of wealth and possessions in a spiritual sense, as including spiritual gifts and talents; (4) he may not know that you possess the things that can supply his needs; and (5) he may be a dumb and helpless creature, whether a human being or a dumb animal, or any creature within your ken or power. Charity in the higher sense includes all help, from one better endowed to one less well endowed. Cf. n. 179 to 2:177; also 2:273-274, and notes 322 and 323.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ
ve mallarında vardı
حَقٌّ
bir hak
لِلسَّٓائِلِ
isteyen için
وَالْمَحْرُومِ
ve muhtaç için
Onların mallarında, (yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı isteyemeyen) muhtaçlar için bir hak vardı.
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَال
İsim
م و ل
Mal, sermaye
حَقّ
İsim
ح ق ق
Hakk (Allah'ın esması, ismidir. Hakk olan, gerçek olan demektir), hak, hakkını verdi, hakiki, gerçek, hakikat
سَٓائِل
Etken fiil
س ا ل
İsteyen, soran, sorup isteyen
مَحْرُوم
Edilgen fiil
ح ر م
Muhtaç olan, mahrum kalan