Ve mallarında (Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin icabı, yardım) isteyen ve (iffetinden dolayı yardım istemeyip) mahrum (yoksun) olanlar için (ayrılmış) bir hak (bir pay) vardı (ve onu gönül rızasıyla ayırıp verirlerdi). *
(*) Yardım talebinde bulunan ve iffetinden dolayı yardım talebinde bulunmayanlara hem varlıklı insanların hem de devletin malında, servetinde payları vardır. Bu nedenle İslam/Kur’an/devletinde ister yardım talebinde bulunsun ister iffetinden dolayı yardım talebinde bulunmasın fakir, yoksul, muhtaç ve işsiz olanlar için/iş bulamayan bütün vatandaşlar için/ yüce Allah’ın farz kıldığı sosyal yardım düzeninin gereği, zekât ve gelirler bütçesinden mutlaka yardım edilmeli ve bunlar için işsizlik maaşı bağlanmalıdır. Çünkü Kur’an, bir sosyal yardım düzeninin gereği, yoksul, fakir, muhtaç ve işsizlere yardım için zekâtı farz kılarak, böylece bir sosyal yardımlaşma kurumunu oluşturmuş olup bunu İslam dininin bir rüknü hâline getirmiştir. Yani hukuk sistemini Kur’an’dan alan bir devlet mutlaka bu sosyal yardımlaşma kurumunu oluşturup uygulamaya koymalıdır, yoksa İslam dininin böyle mühim bir rüknü yerine getirmediğinden ona İslam devleti denilemez, ona ancak halkı Müslüman olan devlet denir.