Şu gömleğimi götürün! Babamın yüzüne sürün onu; gözleri aydınlanacaktır.[¹⁹¹²] Sonunda tüm ailelerinizle birlikte bana gelin!”
[1912] Burada Hz. Yusuf “Herhangi bir gömlek” (kamîsan) veya “benim herhangi bir gömleğimi” (bi-kamîsî) değil, “bu gömleğimi” diyor. O gömlek arkadan yırtılan iffet gömleğidir. Keramet gömlekte değil, iffettedir. Bu noktada “Yakub kör mü olmuştu?” sorusu akla gelebilir. Görme yetisinde bir problem olduğu kesin gibi. Fakat bu problemin derecesi hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değil. Belki görme duyusu zayıflamıştı, belki de hepten yok olmuştu. Strese bağlı bu görme kusuru Yusuf’un yaşadığı müjdesini alınca stresle birlikte yok oldu.
Soru: Buradaki ye’ti basîran kesin olarak kör oluşuna değil de, gömleğin delil oluşuna delâlet edebililir mi? Yani Yakub nebi, gömleği görünce çocuklarının anlattığı hikâyenin doğruluğuna ikna olmuş olamaz mı?
Cevap: Olamaz. Fe-elkûhu ‘alâ vechi ebî (Babamın yüzüne koyun/sürün onu) diyor, elkûhu emâme ebî (babamın önüne koyun onu) demiyor.
İtiraz: Tamam, öyle de, ‘alâ ‘ayney ebî (babamın iki gözü üzerine) de demiyor.
Bütün bu sorgulamalardan çıkan sonuç, ye’ti basîran ibaresinin ne yalnız mecazi ne de yalnızca lafzi manaya hasredilemeyeceğidir. Belki ara bir açıklaması vardır. Gözlerinin kör olmasa da zayıflamış olduğu sonucu çıkabilir. Bu zayıflığı telafi için dokunma duyusuyla tanımasını ifade için ‘alâ vechi ebî geçiyor olabilir.