“Ben derdimi[¹⁹⁰⁶] ve hüznümü sadece Allah’a arz ediyorum!”[¹⁹⁰⁷] dedi (ve ekledi): “Üstelik Allah sayesinde, sizin bilmediklerinizi biliyorum!
[1906] Bessî, lafzen “(gönlümden) kopup gelenleri, iç dökmelerimi” (Râğıb). İbn Abbas’a göre burada “keder, dert, gam” anlamına kullanılmıştır (Taberî).
[1907] Bu nokta ‘bittim noktası’dır. Kulun gücünün bittiği yerde Allah’ın yardımı başlar. Allah Rasûlü’nün bittim noktası tam da bu döneme denk gelen Taif dönüşü idi. O, elleri ve ayakları kan revan içinde Ninovalı Addas’ın şahitliğinde “İlâhî” demişti, “Kuvvetimin azaldığını, gücümün tükendiğini, insanlar yüzünden küçük düştüğümü sana arz ediyorum! Ey merhameti sonsuz olan! Ey ezilmişlerin Rabbi! Ey benim Rabbim! Kimlerin eline bıraktın beni!.. Bana gaddarlık yapan yabancıların eline mi? Yoksa, dâvâmı ipotek edecek bir düşmana mı? Eğer sen bana gücenmedinse, kesinlikle bunlara aldırmıyorum. Lakin iyiliğin beni rahatlatacaktır. Senin nuruna sığınırım; karanlıkları aydınlatan nuruna, dünya ve âhiretimi aydınlatacak nuruna... Gelecek gazabından, bana ulaşacak öfkenden kaçıp kurtulacak bir sığınak arıyorum. Sana sığındım, yeter ki razı ol! Güç ve kuvvet sendendir, yalnız senden!” (İbn Hişam, Sira II, 29-30).