close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûsuf Sûresi 24. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velekad hemmet bih(i)(s) vehemme bihâ levlâ en raâ burhâne rabbih(i)(c) keżâlike linasrife ‘anhu-ssû-e velfahşâ/(e)(c) innehu min ‘ibâdinâ-lmuḣlasîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Andolsun ki kadın, ondan murat almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Andolsun kadın onu çok arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını (ve vicdanına doğan uyarı ilhamlarını) görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamış (ve kalbi ona kaymıştı). Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona duyarlılık bağışlamıştık). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Gerçek şu ki, kadın ona karşı arzu doluydu; eğer Yûsuf Rabbinin zinayı yasaklayan kesin delilini, hatırına getirmemiş olsaydı, onun da ona bir arzu ve isteği doğmuş gitmişti. Böylece biz ondan kötülüğü, çirkin ve taşkınca halleri geri çevirmek için, kesin delilimizi hatırlatmış olduk. Gerçekten de o Yûsuf, bizim seçkin kullamızdan biriydi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Andolsun ki, hanım, ona karşı gerçekten arzu doluydu. Rabbinin ikazını, emir ve hükümlerini, koyduğu ahlâkî kuralları düşünmemiş olsaydı, Yûsuf da ona meyletmiş gitmişti. Biz kötülük ve zinayı, gayri meşrû ilişkileri, haddi aşmayı, cimriliği, ahlaksızlığı ondan uzaklaştırmak için böyle hatırlatmalarda bulunduk. O bizim samimi, ihlâslı davranışlarda bulunan kullarımızdan biri idi.
Ahmet Varol
swap_vert close
Andolsun kadın onu arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını görmeseydi o da onu arzu etmişti. Bu şekilde kötülük ve fuhşu ondan savmak için istedik. O bizim seçkin kullarımızdandı.
Ali Bulaç
swap_vert close
Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydio da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Kadın, gerçekten ona niyyetlenmiş ve o da kadına niyyetlenmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin burhânını (ilâhî ihtar) görmemiş olsaydı, olacak olan olurdu. İşte biz, ondan fenalığı ve fuhşu gidermek için böyle yaparız. Çünkü o, bizim ihlâslı kullarımızdandır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Andolsun! Kadın onunla çok ilgilendi. O da kadınla ilgilendi; eğer Rabbinden gelen bir burhanı (delili) görmeseydi… Biz böyle yaptık pasiflikten ve günah olan bir işten onu koruyalım. Şüphesiz o halis kılınmış kullarımızdandır.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.
Besim Atalay
swap_vert close
Kadın ona yöneldi, Tanrının belgesini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona yönelirdi, ondan hem kötülüğü, hem de fuhşu böylecene döndürdük, o bizim arı kullarımızdandır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Andolsun ki, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin (zinadan alıkoyan) delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, (erdemli duruşuyla) bizim samimi kullarımızdandı.
Cemil Said
swap_vert close
Lâkin kadın ısrâr itdi. Yûsuf belki râzı olabilür idi lâkin Allâh’dan gelen bir ihtâr ânı men’ iyledi. Bu ihtârı ânı sû-i hâl ve fuhuşdan men’ içün virdik çünki hâlis ’ibâdımızdan idi.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
And olsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rabbin'den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kadın onu kesinlikle arzulamıştı; eğer rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadını arzulardı. Böylece onu, kötülükten ve ahlâksız bir iş yapmaktan uzak tutmak istedik. Şüphesiz o samimi kullarımızdandı.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.  
 Tefsircilerin çoğuna göre Hz. Yusuf’un kadına olan bu meyli cinsel bir meyil idi. Fakat bazı tefsirciler peygamberlerin böyle bir meyle kapılmaktan masûn ve münezzeh olduklarını belirterek âyetteki ilgili sözü «O da kadını dövmeye niyet etmişti. Fakat Allah’ın ikazı ile bundan vazgeçti» şeklinde yorumlamışlardır. Her halükârda Hz. Yusuf bu niyet ve meylinden vazgeçmişti.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlâsa mazhar edilmiş has kullarımızdandır
Emrah Demiryent
swap_vert close
Kasem olsun ki, kadın (Yûsuf’un nefsinden murad almak için, kendi hür irâdesi ile planlı ve kasıtlı bir şekilde) onunla olmaya azmetti. Eğer Rabbinin delilini görmeseydi, o da kadına (azmederek, kastederek, herhangi bir şehevî istek ya da arzu ile değil de gayr-i ihtiyârî bir şekilde, kalbine gelebilecek olan *anlık bir düşünceye) meyledecekti. İşte böylece (peygamberlerimize bahşetmiş olduğumuz ismet hâli, o) kötülüğü ve fenalığı ondan uzaklaştırdı (da o, gayr-i ihtiyârî bir şekilde kalbine gelebilecek olan anlık düşünce/meyil dahi meydana gelmedi.) Şüphesiz o, (tarafımızdan) ihlâsa erdirilmiş (iffetli) kullarımızdandı.
* “anlık bir düşünceye) meyledecekti”; Bazı müfessirler anlık bir düşünceyi, Züleyhâ’yı itmek olarak değerlendirmişlerdir. Zira itmeye meyletseydi gömleği önden yırtılacaktı. Ancak Rabbinin burhanı olarak kapıya koşması emredildi ve koşarken gömleği arkadan yırtılmıştır. Peygamberler, ismet (günahsızlık) sıfatına sahiptirler. Hayatlarının hiçbir döneminde (çocukluk, gençlik, peygamberlik öncesi veya peygamberlik vazifesini yaparken) küçük-büyük, gizli-açık hiçbir günaha meyletmezler, her daim ilâhî koruma altındadırlar.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı¹ sayesinde² kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu³ çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles⁴ kullarımızdandı.
1- İlahi rehberlik. Allah'tan kesin doğruları ortaya koyan yol gösterici. 2- İlahi rehberliğe uymakla. 3- Her türlü aşırılık. 4- Arıtılmış kullar. Saf, berrak, arı-duru, samimi, erdemli hale getirilmiş olan kullar. Şeytanların etki edemedikleri kullar.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhân gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen gerçekten (kadın) ona meyletmişti. Ve Rabbinin delîlini görmeseydi,(o da) ona meyletmişti.(1) İşte (biz) kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştıralım diye böyle(delîlimiz gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
(1)Burada zikredilen “delil”den maksad: Bir kavle göre Hazret-i Yûsuf (as)’ın Ken‘an’da bulunan babasının timsâlini görmesidir. (İşârâtü’l-İ‘câz, 257)Âyet-i celîlede geçen meyiller arasında büyük fark vardır. Çünki kadın, hislerini tatmîn için ona meylini fiiliyâta dökerek kâh teşvik, kâh korkutma çâreleriyle cidden teşebbüste bulunmuştu. Yûsuf (as) ise, böyle bir hâlde iken dahi, helâli helâl, harâmı haram olarak görmüş ve bir insan olarak yaratılışının gereği olan meyline rağmen, onda tasarruf ederek hissiyâtına hâkim olmuştu. (Kurtubî, c. 5/9, 166-167)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ve gerçekten, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin (zinayı haram kılan) delilini (kanıt ve vicdanına doğan uyarı ilhamlarını) görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Şüphesiz o, bizim samimi kullarımızdandı. *
(*) Bürhan: Allah Teala’nın peygamberlerini, günahlardan uzak tutan ilahî korumasıdır. Hz. Yusuf (a.s) zinanın çirkin bir davranış olduğunu biliyordu. Fakat o sırada ilahî ismet kendisine yetişip bu davranışın iğrençliğini gözle görülecek derecede (aynel yakin) gösterdiğinden, ayet-i kerime bunu reâ fiiliyle beyan buyurmuştur (Âlusi).  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kadın Yusuf ile ilişkiye girmek için o’na saldırdı Yusuf da Rabbinin işaretlerini görmese, kadınla ilişkiye girecekti. İşte biz böylece Yusuf’dan kötü olan, şehevi arzuları giderdik. Muhakkak ki Yusuf doğru işler yapan kullarımızdandı.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ant olsun ki kadın Yusuf’u istiyordu. Eğer tanrısının belgesini daha önce görmüş olmasaydı Yusuf’ta onu istiyecekti. Biz böylece, kötülüğü, çirkinliği ondan uzaklaştırdık. Çünkü Yusuf Bizim öz kullarımızdandı.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
* Kadın ise o işi kastetmişti; Yusuf da ona uyacaktı [²]. Rabbinden burhan görmemiş olsaydı [³] olacak olurdu. İşte böylece biz ondan kötülüğü, hayasızlığı gideririz. Çünkü o bizim halis muhlis kullarımızdandır.
[2] Veya def'ini istiyordu.[3] Zinanın kötü bir şey olduğunu hakkıyle bilmemiş olsaydı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Andolsun kadın onu arzulamıştı ve o da onu arzu etmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin delilini [burhân] görmeseydi (arzusuna yenik düşerdi). Böylece Biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. Çünkü o, Bizim arınmış ve samimi kullarımızdandı [muhlesîn].
Kadri Çelik
swap_vert close
Şüphesiz kadın ona kastetmişti. O da eğer Rabbinin kesin kanıtını görmemiş olsa idi kadına kastedecekti. İşte ondan kötülüğü ve çirkinliği böylece engelledik. Doğrusu o bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Gerçekten kadın Yûsuf’u arzulamıştı; eğer ihânet ve nankörlüğün çirkin bir davranış olduğuna dâir Rabb’inin kendisine ilhâm ettiği uyarı ve işâretini göz ardı etmiş olsaydı, Yûsuf da yenilip ona yönelecekti. Fakat Allah’ın yardımı sayesinde, arzularına gem vurarak iffetini korumasını bildi. İşte böylece Biz, onu kötülük ve ahlâksızlıktan korumak için kalbine sebat ve kararlılık verdik. Çünkü o, dürüstlüğü, samîmiyeti ve tertemiz ahlâkıyla seçkin kullarımızdan biriydi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
And olsun, ona arzu duydu; o da ona arzu duydu. O, kendi rabbinin bürhanını / kanıtını / işaretini ya görmeseydi! İşte böyle onu Fuhuş’tan / Çirkin İşler’den ve Kötülük’ten uzak tutmamız içindir. O, bizim Muhlis (İhlâslı / Samimi arı-duru) kullarımızdandır.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Şayet Yusuf, Allah'tan bir işaret almasaydı, ya o, kadına; ya da kadın, ona sahip olacaktı. Onu, kaba ve çirkin bir oyunun eşiğinden bu şekilde çekip aldık. Çünkü o, bizim has kullarımızdandı.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Andolsun ki kadın Yusuf’a iyice kancayı takmıştı. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi, Yusuf’un da gönlü kadına kaymaya başlamıştı. Böylece biz kötülük ve fuhuşu ondan uzaklaştırmak için Yusuf’a doğru yolu gösterdik. Yusuf Rabbinin gösterdiği yoldan giderek duygularının esiri olmadı! Şüphesiz o doğruluk üzerine samimi insandı.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. [*] İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.
Ayetin [ve hemme bihâ] ifadesinin sonuna secavend konulmaması gerekmektedir. Çünkü Hz. Yusuf’un o kadına yönelik herhangi bir arzusu vs. yoktu. Buna göre ayetin “O kadın Yusuf’a meyletmişti; Yusuf da o kadına meyletmişti” şeklindeki tercümesi doğru olamaz.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Gerçekten kadın, onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) hükümlerini göz ardı etseydi (Yûsuf) da o (kadını) arzulamıştı.¹ Böylece onu kötülük ve fuhuştan biz koruduk, çünkü o, seçilmiş² kullarımızdandı.
1 Yûsuf (a.s), kadına meyletmedi ama bu, onun erkeklik hissinin eksikliğinden zannedilmemeli. Öyle olsaydı Yûsuf (a.s)’ın iffetinin bir manası olmazdı. Bu başka bir sebepten değil, tamamen Allah’a olan saygısındandı. Eğer bu iş helâl olsaydı o da azmetmiş gitmişti. Ama o, bir Peygamberdi ve Allah, onu bu konudaki hükmünü bildirerek korumuştu. Âyetin (وَهَمَّ بِهَا) kısmını Suyûti; “o kadını kovmaya, dövmeye yöneldi” diye izah etmiştir.2 Muhlas: Sırf Allah’a itaat için seçilmiş, lekesiz anlamına gelir. Bu kelime bazı kıraatlerde muhlis diye de okunur. Muhlis ise; dini yalnız Allah’a has kılan, ihlâslı demektir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Gerçek şu ki, kadın o’na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, [bu ayartma karşısında] eğer Rabbinin burhanı o’nun içine doğmamış olsaydı [bu arzuya yeniliverecekti]; ²³ İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o’ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi. ²⁴
23 Parantez içinde verilen ilave, Zemahşerî’ye göre ayette kapalı olarak ifade edilmiştir. Ayrıca, bu ayetle ilgili yorumunda Zemahşerî, iffetli, erdemli olmanın gerçek anlamının, insanın içinde kötü arzuların hiç uyanmaması değil, fakat bu arzulara karşı yenik düşmemesinden ibaret olduğunu belirtmektedir. Karş. Buhârî ve Müslim’in Ebû Hureyre’ye dayanarak kaydettikleri ünlü Hadis: “Yüceler yücesi Allah şöyle buyurur: Bir kulum iyi bir iş yapmayı [sadece] arzu etse, Ben bu [arzuyu] iyi bir amel olarak değerlendiririm; eğer bu arzusunu yerine getirirse, onu on katıyla değerlendiririm; eğer kötü bir iş yapmayı arzu eder ama bunu yapmazsa, bundan Benim rızam için [yani, ahlakî kaygılar sonucu -ki, yukarıdaki ayette bu “Rabbinin burhanı” ifadesiyle dile getirilmiştir] kaçındığını görerek, bunu da iyi bir iş olarak değerlendiririm”.24 Lafzen, “Bizim içtenlik sahibi seçkin kullarımızdan biriydi”.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Doğrusu kadın, onunla olmayı aklına koymuştu. Eğer Rabbi bu işin çirkinliğini ona ilham ederek göstermeseydi, Yusuf da ona uyacaktı. Biz, onu kötülük ve çirkin işlerden uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü o, bizim çok samimi kullarımızdandı. 13/11, 58/22
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.
Orhan Kuntman
swap_vert close
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti, -eğer Rabbinin burhânını (kendisine verilen hikmet ve ilim gereği zinânın ne kadar çirkin bir şey olduğunu)- görmemiş olsaydı Yusuf da ona meyledebilecekti. İşte böylece biz zinâyı ondan uzaklaştırmak için delilimizi gösterdik, kuşkusuz o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandır.
Osman Fırat
swap_vert close
Muhakkak ki, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin (onu koruyan) delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da onu istemişti. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için yaptık. Çünkü o muhsin kullarımızdandı.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve hakikaten kadın O'na kasdetmişti. O da eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsa idi kadına kasdetmekte bulunacaktı. İşte O'ndan fena bir kasdi ve fuhşa atılmayı defedelim diye öyle (bürhanımız gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti. İşte böylece Biz fenalığı ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için bürhanımızı gösterdik. Çünkü o, Bizim tam ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Bürhan: Allah Teala’nın peygamberlerini, günahlardan uzak tutan ilahî korumasıdır. Hz. Yusuf (a.s) zinanın çirkin bir davranış olduğunu biliyordu. Fakat o sırada ilahî ismet kendisine yetişip bu davranışın iğrençliğini gözle görülecek derecede (aynel yakin) gösterdiğinden, ayet-i kerime bunu reâ fiiliyle beyan buyurmuştur (Âlusi).  
Süleyman Ateş
swap_vert close
Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zeliha ona karşı sarf-ı himmet idüb çalışdı. Eğer Yûsuf, rabbinin burhânını görmemiş olsa idi Zeliha'ya o da sarf-ı himmet iderdi. Böylece ondan fenâlığı ve fuhşı çevirmek içün ona burhânımızı gösterdik. Yûsuf bizim muhlis kullarımızdandı.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur[*]. Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.
[*] Bürhan: Şems 91/8; Allah dışlamadığı (lanetlemediği) kişiye yaptığının iyi veya kötü olduğunu ilham eder.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kadın ona gerçekten niyeti kurmuştu. Rabbinin delilini görmüş olmasaydı, Yusuf da ona kapılıp gidecekti. Kötülüğü ve fuhşu böylece ondan uzaklaştırdık. Çünkü o ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı bayıķ ķaśd eyledi ya'nį zelįħā aña daħı ķaśd eyledi. ya'nį yūsuf aña eger görmese-di çalabı’sı ḥüccetini şundayuķ tā döndürevüz andan yavuzlıġı daħı zişt işi ya'nį zinā bayıķ ol ķulllarumuzdandur aru olınmışlar
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Taḥḳīḳ ḳaṣd eylemiş‐idi Zelīḫā Yūsufa. Yūsuf daḫı aña meyl eylemiş‐idieger Tañrı burhānın görmese‐y‐di. Anuñ gibi giderürüz anuñ üstinden ziyān‐ıla yamanlıḳları. Taḥḳīḳ Yūsuf bizüm muḫliṣ ḳullarumuzdandur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Doğrudan da (qadın) ona meyl salmışdı. Əgər Rəbbinin dəlilini (xəbərdarlığını) görməsəydi, (Yusif də) ona meyl edərdi. Biz pisliyi və biabırçılığı (zinanı) ondan sovuşdurmaq üçün belə etdik. O, həqiqətən, Bizim sadiq bəndələrimizdəndir!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
She verily desired him, and he would have desired her if it had not been that he saw the argument of his lord. Thus it was, that We might ward off from him evil and lewdness. Lo! he was of Our chosen slaves.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
And (with passion) did she desire him, and he would have desired her, but that he saw the evidence(1668) of his Lord: thus (did We order) that We(1669) might turn away from him (all) evil and shameful deeds: for he was one of Our servants, sincere and purified.
1668 She was blinded with passion, and his plea had no effect on her. He was human after all, and her passionate love and her beauty placed a great temptation in his path. But he had a sure refuge-his faith in Allah. His spiritual eyes saw something that her eyes, blinded by passion, did not see. She thought no one saw when the doors were closed. He knew that Allah was there and everywhere. That made him strong, and proof against temptation. 1669 The credit of our being saved from sin is due, not to our weak earthly nature, but to Allah. We can only try like Joseph, to be true and sincere: Allah will purify us and save us from all that is wrong. Tempted but true, we rise above ourselves.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَقَدْ
andol-sun ki
هَمَّتْ
meylet- mişti
بِه۪ۗق
ona
وَهَمَّ
ve mey- letmişti
بِهَاۚ
ona
لَوْلَٓا
eğer ol-masaydı
اَنْ رَاٰ
görmesi
بُرْهَانَ
burhânını
رَبِّه۪ۜ
Rabb- inin
كَذٰلِكَ
işte böylece
لِنَصْرِفَ
uzaklaştır- mamız için
عَنْهُ
ondan
السُّٓوءَ
kötülüğü
وَالْفَحْشَٓاءَۜ
ve fuhşu
اِنَّهُ
çünkü o
مِنْ عِبَادِنَا
kullarımızdandı
الْمُخْلَص۪ينَ
ihlâslı olan(lar)
Andolsun ki kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin burhânını (apaçık delilini) görmeseydi o da ona meyletmişti. İşte böylece Biz kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik), çünkü o ihlâslı kullarımızdandı.
قَد
Edat
قَد
Katiyen, muhakkak, doğrusu, hakikaten, kesin olarak, andolsun
هَمَّ
Fiil-I
ه م م
Yüz tuttu, azmetti, yeltendi, meyletti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
هَمَّ
Fiil-I
ه م م
Yüz tuttu, azmetti, yeltendi, meyletti
بِهَا
Zamir
بِهَا
Onunla, onlar hakkında
لَوْلَا
Tahdid edatı + Şart edatı
لَوْلَا
olmamış olsa, olmasa, keşke, eğer olmasaydı
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
بُرْهَان
İsim
ب ر ه ن
Delil, burhân
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
صَرَفَ
Fiil-I
ص ر ف
Çevirdi, uzaklaştırdı, döndürdü, yöneltti
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
سُوٓء
İsim
س و ا
Kötülük, fena
فَحْشَٓاء
İsim
ف ح ش
Fuhşiyat, aşırılık, hayâsızlık
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَبْد
İsim
ع ب د
Kul, köle, âbd
مُخْلَص
Edilgen fiil-IV
خ ل ص
İhlâslı olan, hâlis kılınmış