close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 83. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Femâ âmene limûsâ illâ żurriyyetun min kavmihi ‘alâ ḣavfin min fir’avne vemele-ihim en yeftinehum(c) ve-inne fir’avne le’âlin fî-l-ardi ve-innehu lemine-lmusrifîn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Firavun'un, kendilerini bir musibete uğratmasından korktukları için Musa'ya, kavminden bir soy inandı ancak, başkaları inanmadı ve gerçekten de Firavun, yeryüzünde pek yüceydi ve gerçekten o, buyruktan çıkmış kişilerdendi.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Sonunda Musa’ya kendi kavminin bir zürriyetinden (bazı gençlerinden) başka iman eden olmadı. Firavun’un ve önde gelen adamlarının kendilerini belalara (fitnelere) uğratmaları korkusuyla (insanlar onun çağrısına yanaşmadı). Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorbaydı ve o gerçekten (azgınlaşıp) ölçüyü taşıranlardandı.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Firavun ve onun seçkin çevresi, kendilerine kötülük yapar korkusuyla, başkaları geri dururken, kavminden az bir kısmı Musa'ya inandı. Çünkü Firavun, o ülkede gerçekten nüfuz ve iktidar sahibiydi; ve üstelik ölçüsüz ve acımasız biriydi.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Firavun'un ve devlet görevlilerinin, kendilerine baskı, zulüm ve işkence ederek, hürriyetlerinin tamamen engellenmesinden korktukları için kavminden bir grup gençten başka kimse Mûsâ'ya güvenip itimat etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde, ülkede üstünlük iddiasında bulunan bir diktatördü. Cahilce meşruiyet sınırını aşanlardan, ağır-adaletsiz hükümler içeren kurallar koyanlardan, kural tanımayanlardan, Allah’a âsi olanlardandı.
Ahmet Varol
swap_vert close
Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük etmeleri korkusuyla, kavminden Musa'ya, bir genç takımdan başka iman eden olmadı. Şüphesiz Firavun yeryüzünde iyice büyüklenmişti ve o çok aşırı gidenlerdendi.
Ali Bulaç
swap_vert close
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuylaiman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Sonunda, Firavun ve etrafındakilerin belâsı korkusundan, Mûsa'ya kavminden ancak bir zürriyet iman etti. Çünkü Firavun o yerde (Mısır'da) çok üstün idi ve pek aşırı giden taşkınlardandı.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Firavun ve erkânının kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminden gelen, yeni neslin inanmasından başka kimse Musa’ya inanmadı. Çünkü Firavun yeryüzünde üstünlük sağlamıştı. Ve çünkü o müsriflerden idi.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için, halktan bir grup gençten başka kimse Mûsâ'ya iman etmedi. Çünkü Firavun, yeryüzünde ululuk taslayan bir diktatör ve haddi aşanlardan biri idi.
Besim Atalay
swap_vert close
İmdi Musa'ya, ancak kendi ulusundan bir kimse — Firavun ile öne gelenlerinin işkencelerinden korka korka— inanmışdı, evet Firavun yeryüzünde azmıştı, taşkınlardan olmuştu
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Firavunun ve seçkin çevresinin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir grup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Çünkü Firavun bölgesinde küstahça böbürlenen ve hak hukuk tanımayan (acımasız bir diktatör) idi.
Cemil Said
swap_vert close
Mûsâ’ya kavminden başkası inanmadı. Büyükleri Fir’avn’dan korkdılar. Zîrâ Fir’avn arzda hükümfermâ idi, ve istediğini yapıyordı.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapmasından korktuklarından, milletinin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Firavun ve ileri gelenlerinin kötülük yapmaları korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde zorba bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Hâsılı, kavminden ancak az sayıda insan, Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük edeceğinden korka korka Mûsâ’ya iman etti. Çünkü Firavun o topraklarda gerçekten güç ve iktidar sahibiydi, üstelik kötülükte sınır tanımaz biriydi.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa’ya iman etmedi. Çünkü Firavun yeryüzünde ululuk taslayan (bir diktatör) ve haddi aşanlardan idi.
 Zira o tanrılık iddiasına kalkışmış ve peygamberlerin torunlarını dahi kendisine kul edinmişti.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Firavun ve erkanının işkence ve baskısından korktukları için Musa'ya, halkından ancak bir kaç kişi inandı. Firavun, yeryüzünde haddi çok aşan bir tiran idi.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Firavun ve adamlarının kendilerini belaya uğratacağı korkusundan dolayı Musa'ya kendi kavminin bir oymağından başka kimse iman etmedi. Çünkü orada Firavun çok üstün idi ve o kesinlikle aşırı giden taşkınlardandı.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Hasılı Fir'avn ve cem'ıyyetinin belâsı korkusundan ibtîdâ Musâya kavminin bir zürriyetinden başka iyman eden olmadı, çünkü Fir'avn o yerde çok üstün idi ve çok aşırı giden müsriflerden idi
Emrah Demiryent
swap_vert close
Firavun ve adamlarının kendilerine kötülük etmeleri korkusuyla, kavminden Mûsâ’ya bir grup gençten başka kimse îmân etmedi. Şüphesiz Firavun yeryüzünde iyice büyüklenmişti ve o haddi aşanlardandı.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Firavun ve melelerin¹, kendilerine kötülük yapacaklarından korktukları için, Musa'ya halkından az sayıda gençten başka inanan olmadı. Zira Firavun, o yerde çok büyüklenmişti. O, çok aşırı gidenlerdendi.
1- Halkın ileri gelenleri, imtiyaz sahibi seçkinleri. Din adamları/ruhban sınıfı.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Neticede (ve bidâyetde) Musâya kavminin bir zürriyyetinden başkası — Fir'avn ile elebaşlarının kendilerine açacağı belâdan korkusuna — îman etmedi. Çünkü Fir'avn o yerde (Mısırda) cidden gaalibdi ve cidden aşırı gidenlerdendi.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Buna rağmen Fir'avun'un ve ileri gelenlerinin, kendilerini fitneye (işkenceye)atmasından korktukları için Mûsâ'ya, kavminin (genç) bir tâifesinden başkası îmân etmedi. Çünki Fir'avun yeryüzünde çok büyüklenen (bir zorba) idi. Ve doğrusu o, gerçekten(haddi aşarak) isrâf edenlerdendi.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Firavun ve etrafındakilerin, kendilerine işkence etmesinden korktukları için kavminin (küçük) bir bölümünden başkası Musa’ya iman etmedi. Şüphesiz Firavun, o yerde (kendi ülkesinde) ululuk taslayan (hak hukuk tanımayan zorba) bir kişi idi. Ve o, gerçekten (zulüm, haksızılık, azgınlık ve kötülükte) aşırı gidenlerdendi.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Firavun ve önde gelen yöneticilerinin kendilerinden intikam alır korkusuyla, Musa’ya ancak kendi soyundan (İsrail oğullarından) birkaç kişi iman etti. Çünkü Firavun, bulunduğu toprakların güçlü yöneticisi ve acımasız birisiydi.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Sonunda Musa’ya kendi ulusundan türeyenlerden başkası inanmadı. Bu da Firavun’un ileri gelenlerinin kendilerine kötülük edecekleri korkusundan ileri gelmişti. Çünkü o ülkede Firavun kuvvetçe çok üstün bulunuyordu, hem de gerçekten çok aşırı gidiyordu.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Musa/ya ilk defa ancak kavminin birtakım çocukları [¹], Fir/avun ve ileri gelenlerinin mihnete duçar etmeleri korkusu ile beraber iman getirdiler. Çünkü Fir/avun Mısır toprağında kibirli ve zorba idi. Zulümde haddi aşanlardandı.
[1] İsrail oğullarının gençleri veya Fir'avunluların pek azı.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Firavun ve ileri gelen adamlarının, kendilerine bir kötülük/işkence yapmasından korktukları için, kavminin içinden Musa’ya yalnız genç bir kuşaktan başka inanan olmadı. Şüphesiz Firavun yeryüzünde çok ululanan ve çok aşırı gidenlerdendi.
Kadri Çelik
swap_vert close
Firavun ve erkânının kendilerine kötülük yapmasından korktuklarından, kavminin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve hakikaten aşırı gidenlerdendi.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Firavun ve kurmaylarının kendilerine eziyet edeceğinden korktukları için, kavminden ancak bir grup genç Mûsâ’ya açıkça iman etti. Diğer pek çoğu ise, inancını gizlemek zorunda kaldı. Çünkü Firavun, yeryüzünde küstahça böbürlenen ve hak hukuk tanımayan acımasız bir diktatör idi.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara fitne (belâ) olur diye Firavun’dan ve ekibinden korktukları için, Musa’ya kavminden çok genç bir takımdan başkası inanmadı. Firavun, Ülke’de üstün / yüksek konumdaydı. O, elbette Aşırı Gidenler’dendir.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Musa'ya kendi halkından pek az bir topluluk güven işareti verdi. Onlar da Fıravun ve kurmaylarının kendilerine zarar vermesinden korka korka. Çünkü bu ülkede Fıravun, gerçekten karşı konamaz dev bir güç olmuştu.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Firavun ve adamlarının kötülük yapmasından korktukları için bazı gençlerden başkası Musa’ya inanmadı. Çünkü Firavun yeryüzünde çok büyüklenen, zulümde çok aşırı gidenlerdendi. Halkın gözünü iyice korkutmuştu.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Firavun ve yöneticilerinin kendilerine [fitne] (sıkıntı) vermelerinden korkmaları nedeniyle, kavminden bir grup insandan başka kimse Musa’ya iman etmemişti. Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde kibirlenen biriydi ve elbette o, haddi aşanlardandı. [*]
Benzer mesaj: Zuhruf 43:54.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Firavun ve onun ileri gelenlerinin; kendilerine belâ olacakları korkusuyla Mûsa’ya (Firavun’un kavminden)¹ küçük bir gurup dışında kimse îman etmedi. Çünkü Firavun kesinlikle yeryüzünde diktatörlük taslayan ve haddi aşanlardan (birisi) idi.
1 Hz. Mûsa’ya inananların, sadece kendi kavminden olduğu kanaatinde olanlar da vardır. (Kurtubî, İbnu Kesir) Cümlenin gelişine göre bu daha doğrudur. Ancak, Hz. Mûsa’ya bu esnada, kavminin pek çoğunun îman ettiği, âyetin devamından anlaşıldığı için, yukarıdaki meâl tercih edilmiştir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
Firavun ve onun seçkinler çevresi kendilerine zulmeder korkusuyla ¹⁰⁴ [başkaları geri dururken] kavminden ancak birkaç kişi Musa’ya olan inançlarını açıkladılar: ¹⁰⁵ çünkü Firavun ülkede gerçekten de nüfûz ve iktidar sahibiydi, ve üstelik ölçüsüz, acımasız biriydi.
104 “‘Alâ havf” ifadesi, imanlarını açığa vurmaktan çekinmeyenlere izafeten, “korku[ların]a rağmen” anlamıyla yorumlanacak olursa, yukarıdaki cümlenin anlamı şöyle olacaktır: “Firavun ve onun seçkinler çevresinin kendilerine zulmedecekleri yolundaki korkularına rağmen, kavminden küçük bir grup Hz. Musa’ya olan inançlarını açığa vurdu”. Ayet’in bu yolda anlaşılması, bizim tercümemizi destekleyici yönde, çoğunluğun korku yüzünden imanlarını açığa vurmaktan kaçınmış olduğu anlamını da içinde taşıyacaktır.105 Lafzen, “Musa’ya inandılar”. Ayetin (Türkçe söz dizimi itibariyle zorunlu olarak başa gelen -T.ç.n.) devamı, burada söz konusu olanın, imanın kendisi değil onun açığa vurulması olduğunu gösterdiği için bizim aktarımımız da bu yönde olmuştur. Zürriyet (lafzen, “nesil/kuşak”) terimine gelince, terimin çok kere “bir kimsenin soyundan gelen küçük bir grup insan [ya da birkaç kişi]” anlamında kullanıldığını belirten güvenilir pek çok kaynak bulunmaktadır (Taberî, Beğavî, Râzî ve İbni Kesîr’in kaydettiği üzre İbni ‘Abbâs; Taberî ve İbni Kesîr’in kaydettiğine göre Dehhâk ve Katâde); bunun içindir ki, biz de terimi bu yönde aktardık. Kur’an, bazı Mısırlıların da Hz. Musa’nın tebliğ ettiği mesajlara inanıp bu inançları açığa vurduklarını söylediğine göre (örn. 7:120-126), burada “onun halkı” ya da “onun kavmi” ifadesiyle işaret edilmek istenenin sadece İsrailoğulları’nı değil, hem onları hem de Mısırlıları, yani, Hz. Musa’nın içinde yaşadığı bütün bir Mısır toplumunu kapsadığı rahatlıkla düşünülebilir. Nitekim, müteakip cümlecikte geçen ve açıkça Mısır toplumunun “ileri gelenleri”ni ifade eden “onların seçkinler topluluğu” terimindeki aidiyet zamiri de bu görüşü desteklemektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Firavun’un ve onun yakın çevresinin işkencelerinden korktukları için Musa’nın toplumundan çok küçük bir grup dışında Musa’ya iman ettiğini açıklayan olmadı. Zira Firavun ülkede tam bir zorbaydı ve o haddi aşan biriydi. 7/168- 169
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Firavun ve onların önde gelenleri kendilerine işkence ederler korkusuyla,[¹⁶⁶¹] Musa’ya, onun kavminden sadece bir avuç insan iman etti.[¹⁶⁶²] Çünkü Firavun ülkede gerçekten de otorite ve baskı sahibiydi; zaten o dengesizin[¹⁶⁶³] tekiydi.
[1661] ‘Ala havfin, Zemahşerî’nin de tercih ettiği gibi “korkmakla birlikte”, “korkuya rağmen” şeklinde de anlaşılabilir. [1662] “Onun kavminden” ifadesindeki zamir Firavun’a gidebileceği gibi Hz. Musa’ya da gidebilir. Birinci anlam İbn Abbas’a, ikinci anlam ise öğrencisi Mücâhid’e atfedilir (Taberî). İbn Abbas’ın yorumuna uygun olarak bu ibareyi “zamir kendisinden hemen önceki isme gider” kuralından istisna tutmak kaydıyla, “Firavun’un kavminden” biçiminde okuyabiliriz. Yukarıdaki çekince bir yana, bu yorumu haklı kılan gerekçeleri şöyle sıralayabiliriz: 1) İsrâiloğulları zaten Hz. Musa’nın önderliğini benimsemişlerdi ki, Mısır’dan çıkışta hep birlikte onu takip ettiler. 2) Onlar öteden beri işkence ve baskı görüyorlardı (7:129). 3) Gösteri Kur’an’a göre, Hz. Musa’nın isteğiyle bir bayram günü şehir halkının gözü önünde yapılmıştı (20:59). Belli ki Hz. Musa’nın bundan amacı mesajını Mısır halkına da duyurmaktı. 4) “Onların yönetici seçkinleri” anlamına gelen meleihim’deki “onlar” çoğul zamiri ile kastedilenin İsrailoğullarına zulmeden Mısırlı yönetici seçkinler olması, İsrâiloğulları ileri gelenleri olmasından daha makuldür. 5) Tarihen sabittir ki, Hz. Musa’ya iman eden yerlilerden bir kısım insan da onlarla birlikte Mısır’dan çıkmışlardı (Çıkış 12:38). 6) Bizim “bir avuç insan” diye çevirdiğimiz zurriyyetun ile, öteden beri ataları İbrahim, İshak, Yakub ve Yusuf’un tevhid inancına bağlı olan İsrâiloğulları değil, Firavun toplumuna mensup iman etmiş küçük bir azınlık kastedilse gerektir. Zira 85 ve 86. âyette bu grubun kendilerinden Allah’a sığındıkları zalim ve kâfir topluluk, her hâlde İsrâiloğullarının geri kalanı değil Firavun toplumu idi. [1663] Musrife verdiğimiz anlam.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Buna rağmen) -Firavun ve kavminin kendilerine işkence etmesinden korkuya düştükleri için- kavminden bir gurup gençten başkası Musa'ya iman etmedi, çünkü Firavun o beldede hüküm sahibi idi ve cidden aşırı gidenlerdendi. (Hatta ilahlık davasına kalkışmıştı)
Osman Fırat
swap_vert close
Firavun ve ileri gelenlerinin baskıları ve korkusu ile kavminin küçük bir bölümünden başkası Mûsâ’ya iman etmedi. Çünkü Firavun, o yerde ululanan bir kişi idi. O, gerçekten aşırı gidenlerdendi.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Artık Mûsa'ya imân etmedi, ancak kavminden bir zürriyet kendilerinin Fir'avun'dan ve onların cemaatinden bir belaya uğrayacaklarından korkar oldukları halde imân etmiş oldular. Fir'avun ise muhakkak ki, o yerde yüksek idi ve şüphe yok ki, o haddi tecavüz edenlerden idi.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Hasılı, başlangıçta Mûsâ'ya, kendi kavminden, genç bir kuşaktan başka iman eden olmadı. Kavmi, Firavun'un ve ileri elen yetkililerinin, kendilerine işkence edeceklerinden korkuyorlardı. Çünkü Firavun o ülkede son derece despot ve çok aşırı gidenlerdendi.
Süleyman Ateş
swap_vert close
Fir'avn'ın ve adamlarının, kendilerine kötülük yapmasından korktukları için kavminin içinde Musa'ya, yalnız genç bir kuşaktan başkası inanmadı. Çünkü Fir'avn, yeryüzünde çok ululanan ve çok aşırı gidenlerden idi.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Kavminden ancak bir zürriyet (Benî İsrâîl) Fir'avn ve adamları tarafından başlarına belâ getirmesinden korkmakla berâber Mûsâ'ya îmân itdiler. Çünki Fir'avn, yeryüzünde sâhib-i şevket ve satvet-i müsriflerden idi.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Firavun’un ve kendi önderlerinin baskısından korkmaları sebebiyle Musa’ya halkının gençleri dışında kimse inanmadı. Firavun orada tam bir hâkimiyet kurmuştu ve aşırılıklar içindeydi.
Şaban Piriş
swap_vert close
Firavun ve çevresindekilerin işkence yapmasından korkmalarından dolayı kavminden Musa'ya çok küçük bir grubun dışında inanan olmadı. Çünkü Firavun o yerde hakimdi ve O, aşırı gidenlerdendi.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Firavun ile kavmin ileri gelenlerinden başlarına bir belâ gelir diye korktukları için, Musa'ya, kavminden genç bir neslin dışında iman eden olmadı. Firavun gerçekten de memlekette bir zorba kesilmişti ve çok aşırı giden biriydi.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Firavun ve kodamanlarının kendilerine kötülük etmelerinden korktukları için, kavmi arasından bir gençlik grubu dışında hiç kimse Mûsa'ya inanmadı. Çünkü Firavun, o toprakta gerçekten çok üstündü ve gerçekten sınır tanımaz azgınlardan biriydi.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
pes inanmadı mūsā’ya illā bir nesl ķavmundan ķorķu üzere fir'avn’dan daħı serverlerinden kim 'aźāb eyleye anlara daħı bayıķ fir'avn ġālibdür yirde daħı bayıķ ol ḥaddan geçicilerdür.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Pes īmān getürmezler Mūsāya illā bir ẕürriyet ḳavminden Fir‘avndan daḫıçerisinden ḳorḳup ki anlara ‘aẕāb itmeyeler. Taḥḳīḳ Fir‘avn cebbār idi yiryüzinde. Daḫı ol me[l]‘ūn (?) müsriflerden idi.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Fir’onun və ə’yanlarının bəlası qorxusundan Musaya öz qövmündən (və ya Fir’on camaatından) yalnız kiçik bir dəstə (nəsil) iman gətirdi. Çünki Fir’on o yerdə hakim idi. O, (küfr və azğınlıq etməkdə) həddi aşmışdı.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
But none trusted Moses, save some scions of his people, (and they were) in fear of Pharaoh and their chiefs, that they would persecute them. Lo! Pharaoh was verily a tyrant in the land, and Lo! he verily was of the wanton.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But none believed in Moses except some children of his People,(1466) because of the fear of Pharaoh and his chiefs, lest they should persecute them; and certainly Pharaoh was mighty on the earth and one who transgressed all bounds.
1466 The pronoun "his" in "his People" is taken by some Commentators to refer to Pharaoh. The majority of Pharaoh's people refused to believe at the time, but the sorcerers believed (7:120-122), and so did Pharaoh's wife (66:11), and ultimately Pharaoh himself, though too late (10:90). If we took "his" to refer to Moses, it would mean that the Israelites were hardhearted and grumbled (7:129) even when they were being delivered from Egypt, and only a few of them had any real faith in Allah's providence and the working of His Law, and they feared Pharaoh even more than they feared Allah.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
فَمَٓا اٰمَنَ
buna rağmen iman etmedi
لِمُوسٰٓى
Mûsâ'ya
اِلَّا
an- cak
ذُرِّيَّةٌ
bir grup
مِنْ قَوْمِه۪
kavminden
عَلٰى خَوْفٍ
korktuklarından dolayı
مِنْ فِرْعَوْنَ
Firavun'dan
وَمَلَا۬ئِهِمْ
ve ileri ge- lenlerinden
اَنْ يَفْتِنَهُمْۜ
kendilerini belaya uğratmasından
وَاِنَّ
ve şüp- hesiz
فِرْعَوْنَ
Firavun
لَعَالٍ
çok büyük- lenen idi
فِي الْاَرْضِۚ
yeryüzünde
وَاِنَّهُ
ve ger-
çekten o
لَمِنَ الْمُسْرِف۪ينَ
elbette israf edenlerdendi
Buna rağmen Firavun ve (kavminin) ileri gelenlerinin, kendilerini belaya uğratmasından korktukları için kavminden bir grup (genç)ten başkası Mûsâ'ya iman etmedi; çünkü Firavun yeryüzünde büyüklük taslayan (bir zorba) idi ve o gerçekten (haddi aşarak Allah'ın ona verdiği saltanatı) israf edenlerdendi.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
ءَامَنَ
Fiil-IV
ا م ن
İman etti, inandı, emin kıldı
مُوسٰى
Özel isim
مُوسٰى
Hz. Musa (a.s.)
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
ذُرِّيَّة
İsim
ذ ر ر
Soy, nesil, zürriyet, grup
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قَوْم
İsim
ق و م
Kavim, topluluk, toplum
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
خَوْف
İsim
خ و ف
Korku
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
مَلَاٌ
İsim
م ل ا
İleri gelenler
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
فَتَنَ
Fiil-I
ف ت ن
Kötülük yaptı, şaşırttı, imtihan etti, aldattı, fitneye düşürdü, belaya uğrattı, yaktı, işkence etti
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
فِرْعَوْن
Özel isim
فِرْعَوْن
Firavun
عَال
Etken fiil
ع ل و
Büyüklenen
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مُسْرِف
Etken fiil-IV
س ر ف
Müsrif, israf eden, haddi aşan