(Ey Resulüm!) Ne durumda bulunursan bulun, Kur’an’dan ne okursan oku (ne anlatırsan anlat) ve (ey insanlar,) hangi işi yaparsanız yapın, siz onlarla uğraşırken biz mutlaka sizin üzerinizde gözlemci olarak bulunuyoruz. Ne yeryüzünde, ne de göklerde (uzayda) bulunan zerre (atom) ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden gizli kalmaz. Bundan (atomdan) daha küçük olanı da (elektron, proton, nötron ve atomaltı parçacıklar gibi) ve daha büyük olanı da, istisnasız hepsi, kesinlikle (her şeyi) açıklayan bir kitapta (kâinatın kayıt sicilinde yazılı)dır.*
(*) Yüce Allah: a) tevhidle ilgili olmayan bazı ayetlerde kendisi için (BİZ) zamirini kullanmakla kudret, azamet ve yüceliğini ifade etmektedir. b) Aynı zamanda BİZ zamiriyle, karşı tarafa enaniyet ve bencilik değil, saygı ifade edilmektedir. Not: Ayette “bundan daha küçüğü” ifadesiyle, atomdan daha küçük birimlerdeki bilginin, “Bundan daha büyüğü” ifadesiyle ise moleküller gibi bileşimlerin bilgisinin önemine dikkat çekildiği anlaşılmaktadır… ATOMUN EN KISA TARİHİ! Atom, daha fazla bölünemeyecek en küçük madde parçası anlamında doğdu. Onun bölünebilir yapıda olduğu 19. yüzyıl sonunda J.J Thomson’un ELEKTRONU bulmasıyla ve H. Becquerel’in radyoaktifliği keşfiyle anlaşıldı. Atomdan küçük, atomu da oluşturan maddeler. En çok bilinenleri, alt parçacıklardan (kuarklardan) oluşan proton, elektron, nötrondur. J.J .Thomson 1897 yılında elektronu keşfetti. 1900’lü yılların başlarında Ernest Rutherfort (1871 1937) günümüz atom modelinin temelini teşkil eden esas yapıyı ortaya koydu. Atom’un; kütlesinin büyük bir kısmını oluşturan çekirdek ve bu çekirdek etrafında dönen elektronlardan yapıldığını ortaya koydu. Rutherfort çekirdeği oluşturan pozitif yüklü parçaya “proton” adını verdi. 1932 yılında Chadwick nötronu buldu. Daha sonra Kuantum teorisi doğrultusunda Niels Bohr (1883 1962) Bohr atom modelini ortaya attı ve elektronların belli yörüngelerde bulunabildiğini ve bunun plank sabiti ile ilgili olduğunu ifade etti. İşte 1897 yılına kadar da varlığı bilinmeyen ve henüz keşf edilmemiş olan atomdan daha küçük atomaltı parçacıklarının varlığından Kur’an-ı Kerim’in 1400 seneden beri söz etmiş olması, bu kitab’ın 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin/Hz. Muhammed’in sözü olamayacağının açık bir göstergesidir. Ayrıca ayette geçen (مبين) ‘’mubin’’ ismi fail olup anlamı, ‘’ her şeyi açıklayan’’ demektir. (مبين) اسم فاعل من أبان (تعريف و معنى كتاب مبين في معجم المعاني الجامع)