close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 61. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Vemâ tekûnu fî şe/nin vemâ tetlû minhu min kur-ânin velâ ta’melûne min ‘amelin illâ kunnâ ‘aleykum şuhûden iż tufîdûne fîh(i)(c) vemâ ya’zubu ‘an rabbike min miśkâli żerratin fî-l-ardi velâ fî-ssemâ-i velâ asġara min żâlike velâ ekbera illâ fî kitâbin mubîn(un)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Hiçbir işe girişmezsin, onun vahyettiği Kur'an'dan hiçbir ayet okumazsın ve siz hiçbir iş işlemezsiniz ki o işe koyulduğunuz zaman biz, sizi görmeyelim, tanık olmayalım ve yeryüzünde ve gökte zerre miktarı bir şey bile yoktur ki Rabbinden gizli kalsın; bundan daha da küçük, daha da büyük hiçbir şey yoktur ki apaçık kitapta tespit edilmiş olmasın.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
(Ey Nebim!) Senin içinde bulunduğun herhangi bir durumda (olsun), bir konu hakkında Kur’an’dan herhangi bir şey okuduğunda (olsun, velhasıl) sizin işlediğiniz herhangi bir iş ve meşguliyet yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, Biz sizin üzerinizde (gözetleyen ve kaydettiren) şahitler (olarak) durmuş olmayalım. Yerde ve gökte (ezelden ebede) zerre ağırlığınca (her atom parçacığına kadar) hiçbir şey Rabbinden saklı kalmaz. Bunun daha küçücüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kader programında) kayıtlı olmasın. (Her şey tayin, taksim ve tanzim edilmiştir.)
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve sen ey peygamber! Hangi şartlarda olursan ol, bu ilâhî kitaptan okunacak hangi konuyu, dile getirirsen getir ve siz ey insanlar! Hangi işi yaparsanız yapın, unutmayın ki devamlı biz üzerinize gözlemci bulunuyoruz. Çünkü ne yerde, ne gökte tartıya gelmeyecek kadar küçük şeyler bile, senin Rabbinin bilgisinden dışarıya çıkamaz; ne bundan daha küçüğü, ne de büyüğü yok ki, O'nun apaçık kitabı olan Levhi Mahfuz'da, yani Allah'ın yanındaki sahifede bulunmasın.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Davet, tebliğ, teşri', ibadet ve dünya düzeni kurma gibi hangi hayırlı hal içinde olursan ol; okunması ibadet olan, bütün ilâhî kitaplardaki dînî-ilmî esasları içeren, Allah tarafından sana indirilen Kur'andan ne okursan oku, neyi hayata geçirirsen geçir ya Muhammed; siz ey insanlar şuurlu ve maksatlı hangi ameli işlerseniz işleyin, unutmayın ki, siz o işlere dalıp giderken, biz sizin üzerinizde şahidiz, muhasebe kayıtlarını tutuyoruz. Ne yerde, ne de gökte, zerre kadar bir şey bile Rabbinden gizli kalmaz. Zerreden daha küçük ve ondan daha büyük her şey doğruları, hakkı ortaya koyan, kâinatın kayıt sicilinde, kanunlar ve ilkeler kitabında, bilgi işlem merkezinde, Levh-i Mahfuz'da yazılıdır.
bk. Kur’an-ı Kerim, 2/44; 6/59; 11/6; 26/217-218.  
Ahmet Varol
swap_vert close
Ne durumda olursan ol, onun hakkında Kur'an'dan ne okursan oku ve siz ne yaparsanız yapın girişimde bulunduğunuzda biz sizin üzerinize şahidiz. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden gizli değildir. Bundan küçük olsun büyük olsun ne varsa hepsi apaçık bir kitaptadır.
Ali Bulaç
swap_vert close
Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
(Ey Rasûlüm), sen herhangi bir işde bulunsan, Kur'an'dan her ne okusan, sen ve ümmetin herhangi bir amel yapsanız, siz ona dalıp dururken, muhakkak biz üzerinizde şâhid bulunuruz. Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinizden gizli kalmaz; ne bundan daha küçük, ne de daha büyük... Ancak bunların hepsi LEVH-İ MAHFUZ'da yazılıdır.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ey Muhammed! Ne işte olursan ol, Kitaptan ne okursan oku; ey insanlar, içinde dalarak ne iş yaparsanız yapın, şüphesiz Biz sizin üzerinize şahidiz. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığında hiçbir şey Rabbinden kaybolmaz. O zerreden ne küçük, ne büyük hiçbir şey yok ki, Kitab-ı Mübin’de (ana rehberde) olmasın. [Mademki hiçbir şey Allah’ın şuhudundan ve murakabesinden kaybolmuyor, demek haşir ve kıyamet haktır.]
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Ne zaman sen bir iş yapsan, ne zaman Kur'ân'dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre miktarı bir şey Rabbinden gizli kalabilir! Bundan daha küçüğü de daha büyüğü de apaçık bir kitapta kayıtlıdır.
Besim Atalay
swap_vert close
Herhangi bir nesne yapacak olsan, bunun için Kur'andan bir şey okuman, ya da bir işe dalarsanız, size tanığım, yerde, gökte zerre ağırlığında bir şey Tanrıdan gizli kalmaz, bundan daha küçük, daha büyük her şey açık kitaptadır
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Ey Resul!) Sen her ne yaparsan yap, Kur'an'dan hangi parçayı okursan oku (ve siz ey insanlar), hangi işi gerçekleştirirseniz gerçekleştirin işinize daldığınız andan itibaren biz üzerinizde gözlemci bulunuyoruz. Ne yerde ve ne de gökte bulunan zerre ağırlığınca bir şey Rabbinizden saklı kalmaz. Gerek bundan daha küçüğü ve gerekse daha büyüğü mutlaka apaçık bir kitapta, (Allah'ın) Bilgi İşlem Merkezinde kayıtlıdır.
Bkz. 6/59, 11/6, 26/217-218  
Cemil Said
swap_vert close
Yâ Muhammed! Biz hâzır ve nâzır olmaksızın hiç bir hareketde bulunamazsın, Kur’ân’dan bir harf tilâvet idemezsin. Arzda ve semâvâtda bir zerrelik ağırlığı bile Allâh’ın nazarından kaçamaz kitâb-ı mübînde yazılı olmayan küçük büyük hiç bir zerre yokdur.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ne iş yaparsan yap ve sizler ona dair Kuran'dan ne okursanız okuyun; ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda, mutlaka Biz sizi görürüz. Yerde ve gökte hiçbir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü veya daha büyüğü şüphesiz apaçık bir Kitap'dadır.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(Ey Muhammed!) Sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur’an’dan ne okursan oku ve (ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz ona daldığınızda biz sizi mutlaka görürüz. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca, (hatta) bu zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinden uzak (ve gizli) olmaz; hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da yazılı)dır.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Ne zaman sen bir faaliyet göstersen, Kur’an’dan bir bölüm okusan ve siz ne zaman bir iş yapsanız, o işe koyulduğunuzda muhakkak ki biz üzerinizde gözetleyici oluruz. Ne yerde ne de gökte, zerre miktarı bir şey bile rabbinin bilgisi dışında kalmaz; bundan daha küçük veya daha büyük ne varsa istisnasız apaçık bir kitapta yazılıdır.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Ne zaman sen bir işte bulunsan, ne zaman Kur’an’dan bir şey okusan ve siz ne zaman bir iş yaparsanız, o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidizdir. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü yoktur ki apaçık kitapta (levh-i mahfuzda) bulunmasın.
 Bu âyet-i kerimede Allah Teâlâ’nın ilminden hiçbir şeyin gizli kalmayacağı, dolayısıyla insanların bütün yaptıklarını bildiği ifade edilmekte, itaatkâr kullar sevindirilmekte, âsiler ise tehdit edilmektedir.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Ne durumda bulunursanız bulunun, Kuran'dan ne okursanız okuyun, hangi işi yaparsanız yapın, siz onlarla uğraşırken biz mutlaka size tanık oluruz. Göklerde ve yerde bulunan bir atom ağırlığı bile Rabbinin kontrolünün dışına çıkamaz. Atomdan da küçük olsun büyük olsun, her şey apaçık bir kitapta kayıtlıdır.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Hangi işi yaparsan yap, Kur'ân'dan ne okursan oku, ne işte çalışırsan çalış, unutmayın ki, siz ona dalıp gitmişken, biz sizin üzerinizde şahidiz. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar hiç bir şey Rabbinin gözünden kaçmaz. Ne zerreden daha küçük, ne de ondan daha büyük! Ancak bunların hepsi apaçık bir kitaptadır.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Her hangi bir şeinde bulunsan, Kur'andan her ne okusan ve her hangi bir amel yapsanız, siz ona dalıb coşarken mutlak biz üzerinizde şahid bulunuruz, rabbından ne Yerde ne Gökte zerre miskali ve ondan ne daha küçük ne daha büyük hiç bir şey kaçmaz hepsi bir kitabı mübîndedir
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Resûlüm!) Sen hangi işte bulunursan bulun, (tarafımızdan, kalbine yerleştirilen) Kur’ân’dan ne okursan oku ve (siz, ey insanlar, sizler de) hangi şeyi yaparsanız yapın, siz o yaptığınız işe daldığınız zaman, biz o yaptıklarınıza şahidiz. İster yerde, ister gökte, zerre ağırlığınca, hatta zerreden daha küçük veya daha büyük olsun, hiçbir şey Rabbinizden gizli kalmaz, hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (levh-i mahfûzda yazılı) dır.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Ne durumda olursanız olun ve Kur'an'dan onun hakkında ne okursanız okuyun; hangi işle uğraşıyorsanız uğraşın unutmayın ki Biz mutlaka yaptıklarınıza tanığız. Göklerde ve yerde zerre ağırlığınca hiçbir şey Rabb'inizden gizli kalamaz. Ne bundan daha küçüğü ne de daha büyüğü yoktur ki, hepsi apaçık bir Kitap'ta olmasın.
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Sen her hangi bir işde bulunmaya dur, onun hakkında Kur'andan bir şey okumayadur ve sizler de hiç bir iş işlemeye durun ki onun içine daldığınız vakit biz başınızda şâhidizdir. Ne yerde, ne gökde zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de haaric olmamak üzere (hepsi) muhakkak apaçık bir kitabda (yazılı) dır.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
(Ey Resûlüm!) Her ne hâlde bulunsan, o Kur'ân'dan her ne okusan ve (ey insanlar) her ne iş yapsanız, ona daldığınız zaman mutlaka (biz) üzerinizde şâhidizdir. Ne yerde, ne de gökte zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalır; ne bundan daha küçük, ne de daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki, apaçık bir kitabda (Levh-i Mahfûz'da) bulunmasın!(2)
(2)“Nasıl, küçük küçük cüzdanlar (nüfus kütüğü gibi), büyük bir kütüğün vücûdunu (varlığını) ihsâs eder (hissettirir) ve küçük küçük senedler, bir defter-i kebîrin (büyük bir defterin) bulunduğunu iş‘âr eder(bildirir) ve küçük kesretli (pek çok) teraşşuhâtlar (sızmalar), büyük bir su menbaını işmâm eder(hissettirir). Aynen öyle de: Küçük küçük cüzdanlar hükmünde, hem birer küçük Levh-i Mahfûz ma‘nâsında, hem büyük Levh-i Mahfûz’u (kader defterini) yazan kalemden teraşşuh eden (sızan) küçük küçük noktalar sûretinde olan benî-beşerin (insanoğlunun) kuvve-i hâfızaları, ağaçların meyveleri, meyvelerin çekirdekleri, tohumları elbette bir hâfıza-i kübrâyı (büyük bir hâfızayı), bir defter-i ekberi (en büyük defteri), bir Levh-i Mahfûz-ı A‘zam’ı ihsâs eder, iş‘âr eder ve isbât eder. Belki keskin akıllara gösterir.” (Zülfikār, 10. Söz, 7)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
(Ey Resulüm!) Ne durumda bulunursan bulun, Kur’an’dan ne okursan oku (ne anlatırsan anlat) ve (ey insanlar,) hangi işi yaparsanız yapın, siz onlarla uğraşırken biz mutlaka sizin üzerinizde gözlemci olarak bulunuyoruz. Ne yeryüzünde, ne de göklerde (uzayda) bulunan zerre (atom) ağırlığınca hiçbir şey Rabbinden gizli kalmaz. Bundan (atomdan) daha küçük olanı da (elektron, proton, nötron ve atomaltı parçacıklar gibi) ve daha büyük olanı da, istisnasız hepsi, kesinlikle (her şeyi) açıklayan bir kitapta (kâinatın kayıt sicilinde yazılı)dır.*
(*) Yüce Allah: a) tevhidle ilgili olmayan bazı ayetlerde kendisi için (BİZ) zamirini kullanmakla kudret, azamet ve yüceliğini ifade etmektedir. b) Aynı zamanda BİZ zamiriyle, karşı tarafa enaniyet ve bencilik değil, saygı ifade edilmektedir. Not: Ayette “bundan daha küçüğü” ifadesiyle, atomdan daha küçük birimlerdeki bilginin, “Bundan daha büyüğü” ifadesiyle ise moleküller gibi bileşimlerin bilgisinin önemine dikkat çekildiği anlaşılmaktadır… ATOMUN EN KISA TARİHİ! Atom, daha fazla bölünemeyecek en küçük madde parçası anlamında doğdu. Onun bölünebilir yapıda olduğu 19. yüzyıl sonunda J.J Thomson’un ELEKTRONU bulmasıyla ve H. Becquerel’in radyoaktifliği keşfiyle anlaşıldı. Atomdan küçük, atomu da oluşturan maddeler. En çok bilinenleri, alt parçacıklardan (kuarklardan) oluşan proton, elektron, nötrondur. J.J .Thomson 1897 yılında elektronu keşfetti. 1900’lü yılların başlarında Ernest Rutherfort (1871 1937) günümüz atom modelinin temelini teşkil eden esas yapıyı ortaya koydu. Atom’un; kütlesinin büyük bir kısmını oluşturan çekirdek ve bu çekirdek etrafında dönen elektronlardan yapıldığını ortaya koydu. Rutherfort çekirdeği oluşturan pozitif yüklü parçaya “proton” adını verdi. 1932 yılında Chadwick nötronu buldu. Daha sonra Kuantum teorisi doğrultusunda Niels Bohr (1883 1962) Bohr atom modelini ortaya attı ve elektronların belli yörüngelerde bulunabildiğini ve bunun plank sabiti ile ilgili olduğunu ifade etti. İşte 1897 yılına kadar da varlığı bilinmeyen ve henüz keşf edilmemiş olan atomdan daha küçük atomaltı parçacıklarının varlığından Kur’an-ı Kerim’in 1400 seneden beri söz etmiş olması, bu kitab’ın 1400 sene önce yaşamış olan bir beşerin/Hz. Muhammed’in sözü olamayacağının açık bir göstergesidir. Ayrıca ayette geçen (مبين) ‘’mubin’’ ismi fail olup anlamı, ‘’ her şeyi açıklayan’’ demektir. (مبين) اسم فاعل من أبان (تعريف و معنى كتاب مبين في معجم المعاني الجامع)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Hangi durumda olursanız olun, Kur’an’dan ne okursanız okuyun ve ne yaparsanız yapın, bunları yapmaya çalıştığınız her şeyde sizin şahitleriniz biziz. Rabbinizden, göklerde ve yerde olan en küçük bir zerre dahi kaçmaz, hatta ondan daha küçük veya daha büyükleri bile açık bir kitapta kayıtlıdır.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Hangi işe girişirseniz girişin, bu iş üzerine Kur’an’dan ne okursanız okuyun, hangi işi yaparsanız yapın, siz ona dalıp gittiğiniz sırada Biz ona tanık olmıyalım olmaz .Yerlerde, göklerde bir çimge ağırlığında bir nesne bile senin çalabından gizli kalmaz. Bundan daha küçüğü de bundan daha büyüğü de, apaçık kütükde bulunmasın olmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Hiçbir işte bulunmazsın, bu işin için Kur/an/dan hiçbir şey okumazsın [⁶], sizler de [⁷] hiçbir iş işlemezsiniz ki o işe daldığınız esnada içinizde biz hazır bulunmayalım. Ne yerde, ne gökte zerre ağırlığınca bir şey Allah/tan gizli kalmaz. O/ndan daha küçük veya daha büyük bir şey yoktur ki açık Kitap/ta [⁸] bulunmasın.
[6] Veya Allah tarafından nazil olan Kur'an'da hiçbir âyet okumazsın.[7] Ümmet de dahil olduğu halde.[8] Levh'i Mahfuz'da.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
(Ey Peygamber!) Sen hangi işte bulunursan bulun, Kur’an’dan ne okursan oku ve (siz ey insanlar!) hangi şeyi yaparsanız yapınız, siz ona daldığınız vakit Biz size mutlaka şahidiz. Yerde ve gökte zerre miktarı hiçbir şey Rabbinden gizli değildir. Hatta zerreden daha küçük veya daha büyük olsun mutlaka hepsi apaçık bir Kitap’tadır²⁴.
24 Her şeyin mevcut olduğu Kitap, Allah’ın sınırsız ve sonsuz ilmini ifade eden Levh-i Mahfuz adı verilen Kitap’tır. Krş. En’âm, 6/59  
Kadri Çelik
swap_vert close
Hangi işte olursan ol, Allah'tan Kur'an namına ne okursanız okuyun ve ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız an, biz mutlaka üstünüzde şahitlerizdir. Yerde ve gökte hiç bir zerre Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü de daha büyüğü de şüphesiz apaçık bir kitaptadır.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Hangi işle meşgul olursan ol, Kur’an’dan hangi bölümü okursan oku; Ve siz ey insanlar, ne iş yapıyor olursanız olun, Yani, nerede, ne zaman ve hangi şartlarda olursanız olun,Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın ki, siz bu işlere dalıp giderken Biz mutlaka sizin söz, niyet ve eylemlerinize birebir şâhitlik ediyoruz. Kısacası, yerin derinliklerinde olsun, uçsuz bucaksız göklerde olsun, zerre ağırlığınca küçük ve önemsiz bile olsa, hiçbir şey Rabb’inin bilgisinden kaçmaz; hattâ ne bundan küçük ve ne de büyük hiçbir şey yoktur ki, varlıkla ilgili yasaların, yazgıların belirlendiği apaçık bir Kitapta kaydedilmiş olmasın. O hâlde ey inkârcılar, yaptığınız zulmün yanınıza kâr kalacağını zannetmeyin ve siz ey Müslümanlar, umudunuzu yitirmeden, yılgınlığa kapılmadan yolunuza devam edin!
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Ne durumda olursan ol, bundan kur’ân’dan ne okursanız okuyun, ne amel işlerseniz işleyin, ona daldığınız anda biz size şahidiz. Ne Gökler’de, ne Yer’de zerre ağırlığında hiçbir şey, ister bundan daha küçük, isterse daha büyük olsun, -hepsi ancak açıkça bir kitaptadır- hiçbiri senin rabbinden kaçmaz.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Resulüm! Sen hangi konumda olursan ol, Kuran’dan ne okursan oku, yani siz iş olarak ne yaparsanız yapın, biz, bütün girişimlerinizi, anında görüntüleriz. Yer yüzündeki ufacık zerreden, fezada yüzen irili ufaklı nice gök maddesine kadar hiçbir şey Allah’tan bağımsız hareket edemez. Hepsinin hareketi önceden bellidir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
İş yaparken, Kur’an okurken, yaptığınız şeylere şahit oluruz. Yeryüzünde gökyüzünde bulunan hiçbir şey Rabbinin bilgisi dışına çıkmaz. Yaratılan varlıklar hakkındaki bütün bilgiler, varlıkların yasası olarak katımızdaki kitapta yazılıdır. Her şeyin kaydı mutlaka yapılır. Hiç kimse yaptığını inkâr edemez. Hiç kimse ben öyle değil böyle yaptım diyemez.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Her ne işte bulunsan, o işle ilgili Kur’an’dan her ne [tilâvet] edersen (okuyup aktarsan) [*] ve siz her ne iş yapıyorsanız o işe daldığınız zaman biz mutlaka üstünüzde şahidiz. Yerde de gökte de zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden uzak (ve gizli) kalmaz. [*] Bundan daha küçük ve daha büyük (hiçbir şey) yoktur ki apaçık bir kitapta (ilahi kanunda) bulunmasın.
Kur’an’da [tilâvet] ifadesi vahyin tebliğ edilmesi, vahyin herhangi bir konunun gündeme getirilmesi, izinin sürülmesi, takip edilmesi anlamlarına gelmektedir. [Tilâvet] kavramının anlamları arasında “gündeme getirmek”, “hayatın merkezine almak”, “gündem yapmak” da bulunmaktadır. Dolayısıyla ayette sözü edilen [tilavet] ile kastedilen Hz. Muhammed’in vahyi muhataplarına tebliğ etmesi olarak anlaşılmalıdır. Ayetin ilk cümlesinde “her ne iş yaparsan” ifadesinin kapsamında Kur’an [tilavet]i de yer almasına rağmen bunun ayrı olarak kullanılmasının sebebi öneminden kaynaklanmaktadır. Kur’an’da her işle ilgili doğrudan veya dolaylı olarak, hüküm açısından veya mesaj açısından bir Kur’an göndermesi vardır. Kur’an’dan o işle ilgili kısmın [tilavet] edilmesi, o konuda Kur’an’ın dediğinin yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Kur’an, hayatla ilgili esaslar içerdiği için onun [tilavet]i de ayetleri hayata aktarılmasıdır, hayata taşınmasıdır Benzer mesaj: Sebe’ 34:3.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Ve (Ey Muhammed!) Sen ne iş yaparsan yap, Kur’ân’dan ne okursan oku ve (ey insanlar!) siz de ne yaparsanız yapın, o işe başlar başlamaz Biz, sizi görürüz. Ve Rabbinden yerde de gökte de zerre ağırlığınca hiç bir şey gizli kalmaz, hatta ondan daha küçük ve daha büyük ne var ne yok hepsi, apaçık kitapta (Levh-i Mahfuz’da) yazılıdır.¹
1 (كِتَابٌ مُبِينٌ) levh-i mahfuz yani “Allah’ın bilgisindeki her şeyin yazılı olduğu kitap” demektir. Kur’an da oradan indirilmiştir. Bk. (En’am: 59, Hûd: 6, Neml: 75, Sebe’: 3)  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [SEN, ey Peygamber] hangi koşullarda olursan ol, bu [ilahî kitaptan] okunacak hangi konuyu ⁸² dile getirirsen getir ve [siz ey insanlar] hangi işi yaparsanız yapın, [unutmayın ki] siz bu işlere giriştiğiniz an[dan itibaren] Biz üzerinizde gözlemci bulunuyoruz: ⁸³ çünkü ne yerde, ne de gökte tartıya gelmeyecek kadar küçük şeyler bile senin Rabbinin bilgisinden kaçamaz; ne bundan daha da küçüğü, ne de bundan büyüğü yoktur ki [O’nun] apaçık takdirinde kaydedilmiş olmasın.
82 Yahut: “O’ndan hangi meseleyi (discourse: kur’ân) okursan oku”.83 Lafzen, “tanıklar bulunuyoruz”; öznenin yüceltme vurgusu için çoğul kullanılmasıyla uyumlu olsun diye orijinal metinde nesne de çoğul kullanılmıştır. Bu cümlenin baş kısmında muhatabın tekil olmasından anlaşıldığı üzere, ayette Hz. Peygamber’e ve onun Kur’an tilâvetine (seslendirmesine, dile getirmesine) özel olarak atıfta bulunulması, ilahî vahyin insan hayatı için taşıdığı büyük, gözardı edilemez önemini vurgulamak içindir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hangi koşullarda bulunursan bulun ve Kuran’dan hangi konuyu gündeme taşırsan taşı biz sizin Allah rızası için yaptığınız eylemlere mutlaka şahidiz. Zira ne yeryüzünde ne de gökyüzünde zerre kadar bir şey Rabbinden gizli kalamaz. İster ondan daha küçüğü veya büyüğü olsun hepsi apaçık kitapta kayıtlıdır. 18/49, 24/64, 54/52- 53
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
VE SEN (ey Nebî); hangi konumda bulunursan bulun, Kur’an’dan hangi mesajı gündeme getirirsen getir; sizler de hangi işe girişirseniz girişin, her an (ve) mekânda[¹⁶³⁹] Biz sizin üzerinizde tarife sığmaz bir şahidiz.[¹⁶⁴⁰] Nitekim ne yerde ne de gökte zerre miktarı bir şey bile Rabbinin bilgisinden saklı kalamaz.[¹⁶⁴¹] Ne bunun daha küçüğü ne de büyüğü yoktur ki, hepsi apaçık bir fermanda kayıtlı olmasın.[¹⁶⁴²]
[1639] İz zarfı zamana, fî ise mekâna delâlet ettiği için. [1640] Belirsizlik çeviriye “tarife sığmaz” olarak yansımıştır. Özne saygı ve yüceltme amacıyla çoğul olarak (Biz) gelince, nesne de çoğul gelmiştir (şahidiz). Krş: Allah aslâ uyumayan ve unutmayan bir şahittir (2:255). [1641] Ya‘zubu (ya da ya‘zibu) “saklanır, uzak olur, kayba karışır” anlamına gelir (Râğıb). [1642] Benzer bir âyet için krş: 34:3.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed) Ne işte bulunsan, Kur'an’dan ne okusan ve (Ey Muhammed ümmeti) siz ne zaman bir iş yaparsanız -onunla meşgul olduğunuz anda- mutlaka biz sizlerin üzerinde şahitlik ederiz. (Bütün amellerinizi görür ve tesbit ederiz) Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca bir şey, Rabbinden (ilminden) gizli kalamaz, bundan daha küçüğü ve daha büyüğü hariç olmamak üzere hepsi muhakkak apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) yazılıdır. (Herkesin bu uyarılarından ibret alıp, yarın ceza gününde kendisini azaba sürükleyecek kötü amellerden sakınması gerekir.)
Osman Fırat
swap_vert close
Ne işte bulunsan, Kur’ân’dan ne anlatırsan ve siz ne iş yapıp içine daldığınızda üzerinizde biz şâhidiz (her yaptığınızı görürüz). Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca bir şey, Rabbinin bilgisinden kaçmaz. Ne bundan küçüğü, ne de büyük hiçbir şey yoktur ki, hepsi apaçık bir Kitapta olmasın.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Ve sen bir işte bulunmazsın ve ondan, Kur'an'dan bir şey okumazsın ve sizler de amelden bir şey yapmazsınız ki, illâ Biz sizin üzerinize o işe daldığınız zaman şahitleriz. Ve Rabbinden ne yerde ve ne de gökte zerre miskali bir şey gaib bulunmaz ve ondan ne daha küçük ve ne de daha büyük bir şey yoktur ki, illâ apaçık olan bir kitapta (yazılıdır).
Suat Yıldırım
swap_vert close
Herhangi bir işte bulunsan, onun hakkında Kur'ân'dan herhangi bir şey okusan, Sen ve ümmetinin fertleri her ne iş yapsanız, siz o işe dalıp coştuğunuzda, mutlaka Biz her yaptığınızı görürüz. Yerde olsun, gökte olsun, zerre ağırlığınca bir varlık bile Rabbinin ilminden kaçamaz. Ne bundan küçük, ne bundan büyük hiçbir şey yoktur ki, hepsi apaçık bir kitapta olmasın. [2, 44; 6, 59; 11, 6; 26, 217-218] {KM, Matta 10, 30}
Süleyman Ateş
swap_vert close
Ne işte bulunsan, Kur'an'dan ne okusan ve siz ne iş yapsanız mutlaka biz, içine daldığınız an üzerinizde şahidiz (her yaptığınızı görürüz). Ne yerde, ne de gökte zerre ağırlığınca bir şey, Rabbin(in bilgisin)den kaçmaz. Ne bundan küçük, ne de büyük hiçbir şey yoktur ki, hepsi apaçık bir Kitapta olmasın.
Allah'ın bilgisi her şeyi içine almıştır. O'nun bilgisi dışında kalan hiçbir şey yoktur. Her olay, ancak O'nun bilgisi ve izniyle olur.  
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Yâ Muhammed! Sen bir işde olmazsın, Kur'ân'dan bir şey tilâvet itmezsin, a'mâlden bir 'amel işlemezsin ve yâhud ona 'azim itmezsin illâ biz sizin üzerinize şâhid ve göriciyiz. Yerde ve gökde bir zerre kadar, ondan daha küçük veyâ daha büyük hiç bir şey rabbinden gizli kalmaz. Cümlesi kitâb-ı mübîn'de (Levh-i mahfûz'da) yazılıdır.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Herhangi bir durumdayken, Kur’ân’dan bir şey okuyorken ya da sizler bir iş yapıyorken, ona dalıp gittiğinizde mutlaka size şahit oluruz. Yerde ve gökte zerre ağırlığında bir şey bile Rabbinden gizli kalmaz. Bunların küçüğü de büyüğü de mutlaka açık bir defterdedir.
Şaban Piriş
swap_vert close
Ne durumda olursan ol, Kur'an'dan ne okursanız okuyun ve ne yaparsanız yapın; yaptıklarınıza daldığınız anda kesinlikle biz sizin üzerinizde şahit olmuşuzdur. Yerde ve gökte zerre kadar bir şey; bundan küçüğü de büyüğü de Rabbinden gizli değildir, apaçık bir kitaptadır.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Sen hangi işte olsan, o işe dair Kur'ân'dan ne okuyacak olsan, yahut siz ne iş yapsanız, siz ona dalıp gittiğinizde Biz size şahidizdir. Ne yerde, ne de gökte, zerre ağırlığınca birşey bile Rabbinden gizli kalmaz. Bundan küçük olsun, büyük olsun, ne varsa hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.(10)
(10) 34:3’ün açıklamasına bakınız.  
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Bir iş ve oluşta bulunsan, Kur'an'dan bir şey okusan; herhangi bir iş yapsanız, siz ona dalıp gitmişken biz üstünüzde mutlaka tanıklarız. Ne yerde ne gökte zerre ağırlığınca bir şey, ondan daha küçüğü de daha büyüğü de Rabbinden uzakta/gizli kalmaz; tümü apaçık bir kitaptadır.
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı olmayasın iş içinde daħı oķımayasın andan ķur’ān’ı daħı işlemeyesiz hįç iş illā kim olduķ üzerüñüze ḥāżırlar ol vaķt kim girürsiz anuñ içine. daħı gizlü ķalmaz çalabundan [108b] hįç ķarınca aġırı yirde ne daħı gökde ne daħı giçirek şundan ne daħı uluraķ illā kitāb içindedür bellü.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Bir iş işlemeseñ daḫı oḳumasañ bir nesne Ḳur’āndan, daḫı bir ‘amel işleme‐señ illā biz sizüñ üstüñüze raḳīb‐biz ol vaḳtda ki işlemek istersiz anı. Daḫıġāyib olmaz Allāh ‘ilminden ẕerre aġırınca nesne yirlerde ne daḫı gökler‐de. Andan kiçisi olsa daḫı, andan ulu olsa daḫı ol kitāb içindedür, levḥ‐imaḥfūẓdur.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Ya Peyğəmbərim!) Sən nə iş görsən, Qur’andan nə oxusan, (ümmətinlə birlikdə) nə iş görsəniz, onlara daldığınız (onları etdiyiniz) zaman Biz sizə şahid olarıq. Yerdə və göydə zərrə qədər bir şey sənin Rəbbindən gizli qalmaz. Ondan daha böyük, daha kiçik elə bir şey də yoxdur ki, açıq-aydın kitabda (lövhi-məhfuzda) olmasın!
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And thou (Muhammad) art not occupied with any business and thou recitest not a lecture from this (Scripture), and ye ( mankind) perform no act, but We are Witness of you when ye are engaged therein. And not an atom's weight in the earth or in the sky escapeth your Lord, nor what is less than that or greater than that, but it is (written) in a clear Book.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
In whatever business thou mayest be, and whatever portion thou mayest be reciting from the Qur´an,- and whatever deed ye (mankind) may be doing,- We are witnesses thereof when ye are deeply engrossed therein. Nor is hidden from thy Lord (so much as) the weight of an atom on the earth or in heaven. And not the least and not the greatest of these things but are recorded in a clear Record.(1450)
1450 There is nothing that men can do but Allah is a witness to it. We may be deeply engrossed in some particular thing and for the time being be quite unconscious of other things. But Allah's knowledge not only comprehends all things, but has all things actively before it. Nothing is hidden from Him. And His knowledge has another quality which human knowledge has not. Human knowledge is subject to time, and is obliterated by time. Allah's knowledge is like a Record and endures forever. And His Record has a further quality which human records have not. The most permanent human record may be quite intelligible to those who make it but may be ambiguous to others and may become unintelligible with the progress of time, as happens almost invariably to the most enduring inscriptions from very ancient times: but in Allah's "Record" or knowledge there is no ambiguity, for it is independent of time, or place, or circumstance. This is the force of Mubin ("clear") here.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَمَا تَكُونُ
ve olmazsın
ف۪ي شَاْنٍ
bir işte
وَمَا تَتْلُوا
ve okumazsın
مِنْهُ
ondan
مِنْ قُرْاٰنٍ
Kur'ân'dan
وَلَا تَعْمَلُونَ
ve yapmazsınız
مِنْ عَمَلٍ
bir amelden
اِلَّا
ancak
كُنَّا
Biz idik
عَلَيْكُمْ
üzerinizde
شُهُوداً
şahidler
اِذْ
o za-man ki
تُف۪يضُونَ
dalarsınız
ف۪يهِۜ
ona
وَمَا يَعْزُبُ
ve gizli değildir
عَنْ رَبِّكَ
Rabbinden
مِنْ مِثْقَالِ
ağırlığı bir şey
ذَرَّةٍ
zerre
فِي الْاَرْضِ
yerde
وَلَا
ve ne
فِي السَّمَٓاءِ
gökte
وَلَٓا اَصْغَرَ
ve ne daha küçük
مِنْ ذٰلِكَ
bundan
وَلَٓا اَكْبَرَ
ve ne daha büyük
اِلَّا
an- cak
ف۪ي كِتَابٍ
bir kitaptadır
مُب۪ينٍ
apaçık
Her ne işte olursan ol, Kur'ân'dan her ne okursan oku ve siz her ne yaparsanız yapın, ona daldığınız zaman Biz mutlaka üzerinizde şahidizdir. Yerde, gökte zerre ağırlığınca bir şey Rabbinden gizli değildir. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de yoktur ki apaçık bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) bulunmasın.
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
شَاْن
İsim
ش ا ن
İş, şe'n
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
عَمِلَ
Fiil-I
ع م ل
İşledi, yaptı, amel etti, çalıştı, iş yaptı
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
عَمَل
İsim
ع م ل
Amel, iş
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
شَاهِد
Etken fiil
ش ه د
Şahidlik eden, göz önünde
اِذ
Zaman zarfı
اِذ
Bir vakit, o vakti ki, bir zaman, o zaman
اَفَاضَ
Fiil-IV
ف ي ض
Akın etti, aktı, döktü, daldı
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
عَزَبَ
Fiil-I
ع ز ب
Gizli kaldı
عَن
Ayrılma hâl eki
عَن
-den, -dan, hakkında
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
مِثْقَال
İsim
ث ق ل
Her türlü ağırlık ölçüsü, miktar
ذَرَّة
İsim
ذ ر ر
Zerre
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
سَمَٓاء
İsim
س م و
Gök, sema
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَصْغَر
İsim
ص غ ر
Daha küçük, en küçük
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
ذٰلِك
İşaret zamiri
ذٰلِك
İşte bu, bunun için, bunda böyle
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
اَكْبَر
İsim
ك ب ر
Daha büyük, ekber
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
كِتَاب
İsim
ك ت ب
Kur'ân, kitap, yazılmış olan, mektup
مُبِين
Etken fiil-IV
ب ي ن
Mubîn (Allah'ın esması, ismidir. Apaçık hakk olan demektir), apaçık, Mübin, açıklayıcı, açıklayan