close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 54. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Velev enne likulli nefsin zalemet mâ fî-l-ardi leftedet bih(i)(k) veeserrû-nnedâmete lemmâ raevû-l’ażâb(e)(s) vekudiye beynehum bilkist(i)(c) vehum lâ yuzlemûn(e)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Zulmeden kişi, yeryüzünde ne varsa hepsine sahip olsaydı kurtulmak için hepsini de bağışlardı. Azabı görünce nadim olurlar ve aralarında adaletle hükmedilir. Zulüm görmez onlar.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Eğer (ellerinden gelseydi, dünyada iken küfre ve kötülüğe dalıp) zulmeden her nefis, (inkâr ve isyan eden herkes ahirette) yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa (bile) bunu (uğrayacakları azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizleyip (içten içe derin bir hasret ve nedamet çekeceklerdir), oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Kıyamet günü, yaratılış gayesine aykırı hareket eden herkes, dünyadaki herşey onun olsa, o gün kurtulmak için onu fidye olarak verirdi. Ve o zalimler, kendilerini bekleyen azabı görünce, pişmanlıklarını açıklayacak bir yapıda olurlar veya için için yanarlar. O gün onların arasında, adaletle hükmolunur ve asla haksızlığa uğratılmazlar.
Ahmet Tekin
swap_vert close
Baskı zulüm işkence ile temel hak ve hürriyetleri Allah yolunu ve Allah yolundaki faaliyetleri engelleyen, İslâm dini aleyhinde propaganda yapan herkes yeryüzündeki bütün servet ve imkâna sahip olsa, cezadan kurtulmak için elbette onu feda eder. Azâbı gördükleri zaman, için için pişmanlık duyacaklar. İşte böyle bir zamanda bile mü'minlerle kâfirler arasında hakları, mükâfatları ve cezalarının tesbiti ile ilgili âdil bir muhakeme yapılarak kararlar icra edilir. Onlara haksızlık da yapılmaz.
Ahmet Varol
swap_vert close
Zulmeden her bir can, yeryüzünde olanların tümüne sahip olsaydı bunu fidye olarak verirdi. Azabı gördüklerinde pişmanlıklarını açığa vururlar. Aralarında adaletle hüküm verilir ve hiç bir haksızlığa uğratılmazlar.
Ali Bulaç
swap_vert close
Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlerler, oysa onlar haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Küfre varmakla zulmeden her nefis, eğer bütün yeryüzündekine sahip olsaydı, azabı gördükleri vakit, hepsi pişmanlığı açığa vurarak kendini kurtarmak için onu mahakkak feda ederdi. Fakat kendilerine zulüm yapılmaksızın, aralarında adaletle (günahları kadar azabla) hüküm verilmesi takdir edilmiştir.
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Eğer yeryüzündeki her şey (küfür ile) zulmeden bir kişinin olsa (ateşten kurtulmak için) fidye olarak verir. Azabı gördüklerinde, içlerindeki pişmanlığı gizlerler. O gün adalet ile aralarında hüküm verilir. Ve asla kendilerine zulmedilmez.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Zulmeden herkes, yeryüzündeki bütün servete sahip olsa azaptan kurtulmak için elbette onu feda eder ve azabı gördükleri zaman, için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmedilir ve onlara zulmedilmez.
Besim Atalay
swap_vert close
Yeryüzü bir zalimin olsaydı, azabı görünce hepsini de, kurtulmalık vererek, pişmanlık gösterirdi, hükmolunur araları adaletle, zulme de uğramazlar
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
(Hakka karşı direnerek ve kötülüğü âdet haline getirerek) kendisine zulmetmiş olan herkes, o gün yeryüzünün bütün servetine sahip olsa elbette bunu (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi. Onlar (kendilerini bekleyen) azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü dahi kendilerinde bulamayacaklar. O gün aralarında tam bir adaletle hükmedilir ve kimseye en küçük bir haksızlık yapılmaz.
Cemil Said
swap_vert close
Dünyâda iken zulüm iden her nefis bütün arzın zenginlikleriyle kurtulmak isterler lâkin kendilerini bekleyen ’azâbı görünce me’yûsiyetlerini saklayamazlar haklarında karâr virilecekdir. Zulüm görmiyeceklerdir.
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
(O gün) zulmetmiş olan herkes, eğer yeryüzündeki her şeye sahip olsa, kendini kurtarmak için onu fidye verir. Azabı gördüklerinde, için için derin bir pişmanlık duyarlar. Onlara zulmedilmeksizin aralarında adaletle hükmedilir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Haksızlık yapmış olan her insan, dünyadaki her şey kendisinin olsa (o gün) kurtulmak için onu feda ederdi. Onlar azabı gördükleri vakit pişmanlıklarını içlerinde saklayacaklar. Onlar hakkında adaletle hüküm verilecek, kendilerine haksızlık edilmeyecektir.
Diyanet Vakfı
swap_vert close
(O zaman) zulmeden herkes yeryüzündeki bütün servete sahip olsa (azaptan kurtulmak için) elbette onu feda eder. Ve azabı gördükleri zaman için için yanarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlara zulmedilmez.
Edip Yüksel
swap_vert close
Zulmetmiş bir can yeryüzündeki her şeye sahip olsa, onu fidye olarak vermek isteyecektir. Azabı gördüklerinde derin pişmanlık duyacaklar. Adaletle yargılanacaklar ve onlara zulmedilmeyecektir.
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Zulüm yapmış olan herkes, azabı görünce yeryüzündeki her şeyin sahibi olsa da, (o azaptan kurtulmak için) hepsini feda ederdi. Ve içten içe pişmanlık duyardı. Fakat aralarında adaletle hüküm verilir ve hiçbirine zulüm yapılmaz.
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Zulmetmiş olan her nefis bütün Arzdakine malik olsa idi, azâbı gördükleri vakıt hepsi içten içe nedamet ederek kendini kurtarmak için onu fedâ ederdi, fakat beyinlerinde kaza, adalet ile imza edilmiştir, hiç birine zulmedilmez
Emrah Demiryent
swap_vert close
(Îmânsız bir şekilde ölerek ebedî cehennem azabına müstahak olan ve bu sebeple kendine) zulmeden her nefis (sahibi,) eğer yeryüzünde bulunan her şeye sahip olsaydı, (uğrayacağı azaba karşılık olarak) onu kesinlikle fidye olarak verirdi. Ve (onlar, müstahak oldukları) azabı gördükleri zaman (dünya hayatında iken îmân etmedikleri için, içten içe duydukları) pişmanlıklarını açığa vururlar. Aralarında adaletle hüküm verilir ve onlar (hiçbir) haksızlığa uğratılmazlar.
Erhan Aktaş
swap_vert close
Zulmedenler, yeryüzündekilerin tamamı kendilerinin olsaydı, kurtulmak için onları fidye olarak verirlerdi. Azabı gördükleri zaman içten bir pişmanlık duyarlar. Ancak aralarında hakkaniyetle¹ hüküm verilir ve haksızlığa uğratılmazlar.
1- Tarafsızca.  
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Zulmeden herkes, eğer yerde bulunan (bütün) eşyâye mâlik olsaydı, (azâbdan kurtulmak için) onu behemehal feda ederdi. Onlar azabı görünce peşîmanlıklarını açıklarlar. (Ne çare ki) aralarında, kendilerine haksızlık yapılmaksızın, adaletle hüküm olunmuşdur.
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Şübhesiz ki zulmeden (ve böylelikle cezâyı hak eden) her nefis yeryüzünde bulunan herşey, (kendisinin) olsaydı, (o azabdan kurtulmak için) onu kesinlikle fedâ ederdi. Ve azâbı gördüklerinde, için için pişmanlık duyarlar. Artık aralarında adâletle hüküm verilir ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.
İhsan Aktaş
swap_vert close
Zulmetmiş (baskı ve işkence ile temel hak ve hürriyetleri ve Allah yolundaki faaliyetleri engellemiş) olan herkes eğer dünyadaki her şey onun olsa, o gün (hesap günü) kurtulmak için onu fidye olarak mutlaka feda ederdi. Ve (o gün) onlar (insanlara zulmetmiş olanlar), azabı görünce (korkudan nutukları tutulur ve içten içe) duydukları pişmanlığı açığa bile vuramazlar. Ve o gün onların arasında (hak ve) adaletle hükmolunur ve asla haksızlığa uğratılmazlar.
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Kendi kendilerine (inkâr etmelerinden dolayı) haksızlık yapmış olanlar, yeryüzündekilerin tamamını (azaptan kurtulmak için) feda ederlerdi. Başlarına gelecek azabı gördüklerinde, pişmanlıklarını gizlerler. Onlara haksızlık yapılmadan, adaletle aralarında hüküm verilir.
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Kıyıcılık eden herkes yeryüzünde olanların hepsi de kendinin olsaydı kurtulmak için onlardan vazgeçerdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını açığa vururlar. Onların araları yine de doğrulukla yargılanır. Onlara kıyılmaz.
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Küfür ile zulmeden herkes, yerde ne var ise hepsi kendisinin olsaydı, azaptan kurtulmak için onu fidye verirdi. Onlar azap gördüler mi pişmanlıklarını gizlerler [¹]. Onların araları [²] hakkaniyetle hükmolunur, onlar zulme ve gadre de uğramazlar.
[1] Gördükleri azaptan dolayı kendilerinde ağlamaya, bağırmaya takatları kalmaz.[2] Mü'minler ile kâfirler arası.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Eğer zulmeden her bir nefs, yeryüzündeki her şeye sahip olsaydı hepsini (azaptan kurtulmak için) fidye olarak verirdi.²² Azabı gördükleri zaman içlerinde derin bir pişmanlık duyarlar. Aralarında adaletle hükmolunur ve onlar asla zulme uğratılmazlar.
22 Krş. Ra’d, 13/18; Meâric, 70/11-14  
Kadri Çelik
swap_vert close
Zulmeden her nefis, yeryüzündekilerin tümüne sahip olsa bunu (azaba karşılık) mutlaka fidye olarak verirdi. Onlar azabı görünce pişmanlıklarını gizlemeye çalışırlar. Onların arasında adaletle hükmedilir ve onlara asla zulmedilmez.
Mahmut Kısa
swap_vert close
Dünyanın gelip geçici menfaatleri uğruna âhiretlerini berbat edenler, ne büyük bir aldanış içinde olduklarını o gün anlayacaklar. Öyle ki, yeryüzünün tüm serveti zâlimlerin elinde olsaydı, cehennem azâbından kurtulmak için hepsini seve seve fedâ ederlerdi. Fakat ne çare! Azâbı gördükleri zaman, pişmanlık acısı bir kor gibi yüreklerini yakıp kavuracak! Fakat son pişmanlık fayda vermeyecek. Hiç kimseye en ufak bir haksızlık yapılmaksızın, aralarında âdaletle hükmedilecek ve böylece zâlimler, sonsuz azâba mahkûm edilecekler.
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Eğer Yeryüzü’ndeki şeyler zulmetmiş her bir nefse ait olsa, onu fidye verirdi / feda ederdi; Azab’ı gördüklerinde İçten Pişmanlık duydular. Oysa aralarında “Tam Adalet” ile hükmedildi. Haksızlığa uğratılmazlar.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Keşke azabı görünce pişman olan zalimler, yeryüzündeki tüm mal varlıklarını verip de kurtulabilse!? aralarında hakça bir yargılama yapılacak ve kimseye haksızlık edilmeyecektir.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Ahirette hesaba çekilip yaptıklarıyla suçlanan, suçları nedeniyle cezalandırılan kişi, yeryüzünün tamamına sahip olsa, cezadan kurtulmak için tamamını fidye olarak vermeye kalksa, fidyesi asla kabul edilmez. Azabı gördükleri zaman pişmanlık duysalar pişmanlıkları fayda vermez. Onlara adaletle hükmedilir. Asla haksızlığa uğratılmazlar. Azap edilenler, azapla cezalandırılmalarından dolayı, kendilerine haksızlık edilmediğine şahit olurlar. Bilirler ki; sadece kendi yaptıklarından sorulmakta, sadece kendi yaptıklarının cezasını çekmektedirler.
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Haksızlık eden kişi yeryüzündeki (her şeye) sahip olsaydı (azaptan kurtulmak için) elbette onu fidye olarak verirdi. [*] Azabı gördüklerinde, pişmanlık gizlemiş (veya pişmanlıklarını açıklamış) [*] olacaklardır. Aralarında adaletle hükmedilecektir ve kendilerine haksızlık edilmeyecektir.
Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Âl-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15; Me‘âric 70:11-14.,Buradaki [eserrû] fiili [ezdâd] (çift anlamlı) kelimelerdendir. Anlamı hem pişmanlığı “gizlemek” hem de onu “açıklamak”tır. Benzer mesaj: Sebe’ 34:33.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Şâyet yeryüzünde bulunan her şey, zulmeden her bir kişinin olsaydı, onlar azabı gördüklerinde pişmanlıklarını ortaya koyar, (kendilerini kurtarmak için) onu fidye olarak verirlerdi. Ama onlara, aralarında asla zulmedilmeksizin adaletle hüküm verilecektir.
Muhammed Esed
swap_vert close
Haksızlık yapan ⁷⁵ herkes, dünyadaki her şey onun olsa, [o Gün] onu kurtulmak için fidye olarak verirdi. ⁷⁶ Ve [o zalimler kendilerini bekleyen] azabı görünce pişmanlıklarını gösterecek gücü (bile) kendilerinde bulamayacaklar. ⁷⁷ Yine de onlar hakkında adaletle yargıda bulunulacak; kendilerine zulmedilmeyecektir.
75 Burada, Hz. Peygamber’i bile bile yalanlayıp Kur’an’ın mesajını reddederek.76 Karş. 3:91 ve ilgili 71. not.77 Eserrahû fiili, öncelikle, “onu gizledi” ya da “saklı tuttu” anlamına geliyor; bu itibarla, eserru’n-nedâmete (geçmiş zaman kipinde çekilmiş olmasına rağmen yukarıdaki anlam akışı içinde, açıktır ki, gelecekteki bir olayı göstermektedir) cümleciği, “pişmanlıklarını gizleyecekler” şeklinde tercüme edilebilir. Bununla birlikte, Kur’an’ın konuyla ilgili başka pek çok açıklaması gözönünde bulundurulursa Hesap Günü’nde günahkarlar, pişmanlıklarını gizlemek şöyle dursun, tersine, telaş ve dehşet içinde bütün güçleriyle asıl bunu belirtmeye çalışacaklar; bunun içindir ki bazı müfessirler (örn. Ebû ‘Ubeyde’ye dayanarak Beğavî) bu tekil ayette eserrû fiilinin ilk anlamının karşıtını ifade ettiği görüşünü ileri sürmüşler ve cümleyi, “pişmanlıklarını açığa vuracaklar” şeklinde yorumlamışlardır. Ne var ki, oldukça kuvvetli görünen bu yoruma, başta Ebû Mansûr el-Ezherî olmak üzere bazı dilbilimciler tarafından, dilbilimsel açıdan şiddetle karşı çıkılmıştır (karş. Lane IV, 1337); Bütün bu mülahazalar ışığında, eserra fiilinin “gizlemek” anlamı veren ilk çağrışımı bütünüyle gözardı edilemeyeceğine göre, yukarıdaki Kur’ânî cümlenin (Zemahşerî’nin yorumladığı yönde) gayriihtiyarî olarak “gizlemek” anlamında mecazî boyutuyla anlaşılması ve netice olarak bundan, günahkarların, son derece derin pişmanlıklarını gösterecek gücü kendilerinde bulamadıkları anlamının çıkarılması gerekmektedir.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
(O gün) Kendine zulmedip yazık etmiş olan herkes, yeryüzündeki her şey kendinin olsa cehennemden kurtulmak için onu fidye olarak vermek ister. Nitekim azabı gördüklerinde pişmanlıklarını bile açığa vurmaktan aciz olacaklar. Zira aralarında adaletle hüküm verilecek ve hiç kimseye haksızlık edilmeyecektir. 13/18, 39/47, 18/49, 21/47, 40/17...20
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
(Şirk koşarak) zulüm işlemiş her birey, eğer yeryüzündeki her şey kendisinin olsa onu (Hesap Günü) kurtuluş akçesi olarak vermek isterdi.[¹⁶³¹] Onlar asıl pişmanlığı, kendilerini bekleyen azabı görünce yüreklerinin en derinlerinde yaşayacaklar.[¹⁶³²] Ne ki onların aralarında herkese lâyık ilâhî bir hakkaniyetle hükmolunacak; ve onlara hiç haksızlık yapılmayacak.[¹⁶³³]
[1631] Hesap Günü’nden kaçanlar, hesabı verilemeyecek bir hayat yaşayanlardır. [1632] Eserra fiilinin zıt anlamlı müşterek bir sözcük olduğunu ve hem “bir şeyi gizledi” hem de “açığa çıkardı” anlamına geldiğini söyleyenler (Beydavî ve Râzî) Ebu Ubeyde’ye dayanırlar. Fakat Ferrâ, Ebu Ubeyde’nin bu fiilin “açıkladı” anlamı için şiirden gösterdiği tek delilde okuma hatası yaptığını söyler (Mekâyîs III, 67). Âyetteki eserru’n-nedâmete ibaresi “yüreğin ta derinliklerinde hissedilen vicdan azabına” delâlet etse gerektir. Dolayısıyla, söz konusu fiil yaşanan pişmanlığın tezahürünü değil, sahibinin kalbî ıstırabını ifade etmektedir (Bunu pekiştiren bir pişmanlık tasviri için krş: 25:27). Âyet, ilki ilâhî yargı, ikincisi ilâhî ceza olmak üzere iki duruma ışık tutmaktadır: ilk cümlesi zalimlerin sorgulama dışı kalmak için gösterecekleri olağanüstü çabayı, ikinci cümlesi ise sorgulama sonucu suçu sabit görülenlerin yaşayacağı asıl şaşkınlığı ifade etmektedir. [1633] Kıstın ‘adlden farklı olduğunun delili âyetin hiç kimseye haksızlık yapılmayacağını vurgulayan son cümlesidir. ‘Adl anlamına alındığında bu cümle zait olurdu. Adâlet herkese hak ettiği kadar vermek, kıst kötüyü asla hak ettiğinden fazlasıyla cezalandırmamak fakat iyiyi liyakatine göre kat kat fazlasıyla ödüllendirmektir. Bu ise özünde Allah’ın kendi “hakkından feragate” dayandığı için kıst kullanılmıştır (Bkz: 49:9).  
Orhan Kuntman
swap_vert close
O gün, o zalimlerden her biri yeryüzündeki bütün servete sahip olsa -azaptan kurtulmak için- hepsini feda ederlerdi. Çünkü onlar azabı gördükleri zaman pişmanlıklarını dile getirmişlerdir, (ne çare ki tevbe ve bağışlanma dilekleri kabul buyurulmamış ve) Aralarında -kendilerine hiç haksızlık yapılmaksızın- adaletle hükmolunmuştur.
Osman Fırat
swap_vert close
Şayet zulmeden her nefis (insan ) yer yüzünde ne varsa onu (kurtulmak için) fidye olarak vermek isterdi. Ve azabı gördüklerinde de pişmanlıklarını gizlediler ama aralarında kıstla (adil bir ölçüyle) hüküm verilir ve onlar zulme de uğramazlar.
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Eğer zulmetmiş olan her şahıs için bütün yerde bulunanlar olsa idi elbette onları feda ederdi ve azabı gördükleri zaman için için nedâmette bulunmuş olurlar. Ve onların arasında adâletle hükmolunmuş olur ve onlar zulmolunmazlar.
Suat Yıldırım
swap_vert close
Kendi nefsine zulmeden her kişi, dünyadaki bütün şeylere malik olsaydı bile, cezadan kurtulmak için hepsini fidye olarak verirdi. Onlar cezaları olan azabı görünce içten içe duydukları pişmanlığı açığa vururlar. Ne çare ki, kendilerine asla haksızlık edilmeksizin, aralarında adaletle hüküm verilmiştir.
Eserre: Hem açığa vurmak, hem de, acının şiddeti sebebiyle kişinin nutku tutulduğundan söyleyememesi yani içinde gizlemek hakkında kullanılır. Yani bu kelime bu iki zıt mânaya gelmesi itibariyle ezdaddandır.  
Süleyman Ateş
swap_vert close
(O zaman), kendisine zulmeden her kişi, yeryüzünde ne varsa hepsi kendisinin olsaydı (azabdan kurtulmak için) onu fidye verirdi. Azabı gördükleri zaman, içlerinde pişmanlık duyarlar, aralarında adaletle hükmedilir, asla haksızlığa uğratılmazlar.
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Zulüm iden her nefis, dünyâda bulunan şeylerin kâffesi onun olsa cümlesini, 'azâbı gördiği zamân, fedâ iderdi. O derece nâdim ve pişmân olurlar ki bunı izhâra kâdir olmazlar. Aralarında 'adâletle hüküm olunur ve zulüm olunmazlar.
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Yanlışlara dalmış her bir kişinin elinde yeryüzünün bütün malları olsa, o gün tereddüt etmeden fidye olarak verirler. Azabı görünce için için pişmanlık duyacaklardır. Aralarındaki yargılama hakka uygun şekilde yapılmış ve haksızlığa uğratılmamışlardır.
Şaban Piriş
swap_vert close
Zulmetmiş herkes yeryüzündeki her şeyi fidye olarak vermek ister.. Azabı gördüklerinde pişmanlık duyarlar. Oysa onlara zulmedilmeden aralarında adaletle hükmedilmiştir.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Zulmetmiş olan herkes, o gün dünyada ne varsa fidye olarak vermek ister. Azabı gördüklerinde için için pişmanlık duyarlar. Sonra kimseye bir haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hükmedilir.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Zulmetmiş her benlik, yeryüzündekiler kendinin olsa, kurtulmak için tümünü fidye verecektir. Azabı gördüklerinde pişmanlığı ta içlerinde duyarlar. Aralarında adaletle hükmedilmiştir. Asla zulme uğratılmazlar!
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı eger bayıķ olsadı her nefsüñ kim žulm eyledi ol kim yirdedür yolu viredi anı ya'nį gendüzin ķurtaradı. daħı eşikere eylediler peşimanlıķ ol vaķt kim gördiler 'aźābı. daħı hükm olındı aralarında 'adl-ıla daħı anlar žulm eylenilmezler.
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı eger olsa‐y‐dı her ẓulm idici nefse her ne kim yir yüzinde var‐ısa, fidāvirürdi anı, özini ‘aẕābdan ḳurtarmaġ‐ıçun. Daḫı peşīmānlıġı yüreklerindengeçürürler ‘aẕābı gördükde. Daḫı ḥükm olur anlar ortasında ‘adl ile.Hīç daḫı anlara ẓulm olmaz.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
Əgər zülm etmiş bir şəxs yer üzündə olan hər şeyə sahib olsaydı, onu (Allahın əzabından qurtarmaq üçün) fidyə verərdi. Onlar əzabı gördükləri zaman için-için peşman olarlar. İnsanlar arasında ədalətlə hökm olunar, onlara zülm edilməz. (Birinin günahı o birinin boynuna qoyulmaz və heç kəsə günahından artıq cəza verilməz).
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And if each soul that doeth wrong had all that is in the earth it would seek to ransom itself therewith; and they will feel remorse within them, when they see the doom. But it hath been judged between them fairly and they are not wronged.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
Every soul that hath sinned, if it possessed all that is on earth, would fain give it in ransom:(1444) They would declare (their) repentance(1445) when they see the penalty: but the judgment between them will be with justice, and no wrong will be done unto them.
1444 Cf. 3:91, and 13:18 . 1445 Declare their repentance: the verb in the original is asarru, which may mean either "declare" or "reveal" or else "conceal" or "hide". The classical Commentators are divided as to the meaning to be adopted here. If the first, which I prefer, the sense would be: "When the Penalty stares the sinners in the face, they would give anything to escape it, and they would even openly declare their repentance, which would be a source of shame and ignominy to them." If the latter meaning be taken, the sense would be: "They would give anything to escape the Penalty; but the hardest thing of all for them is frankly to confess and repent, and so they conceal their sense of shame and ignominy", (Cf. 34:33).  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَلَوْ
ve eğer
اَنَّ
şüp- hesiz
لِكُلِّ
herbiri için olsa
نَفْسٍ
nefsin
ظَلَمَتْ
zulmetti
مَا
o şey-ler ki
فِي الْاَرْضِ
yeryüzündedir
لَافْتَدَتْ
kesinlikle feda ederdi
بِه۪ۜ
onu
وَاَسَرُّوا
ve gizlediler
النَّدَامَةَ
pişmanlığı
لَمَّا
o za-man ki
رَاَوُا
gör-düler
الْعَذَابَۚ
azabı
وَقُضِيَ
ve hüküm verildi
بَيْنَهُمْ
aralarında
بِالْقِسْطِ
adaletle
وَهُمْ
ve onlar
لَا يُظْلَمُونَ
zulme uğratılmazlar
(O gün) Zulmeden herkes yeryüzünde ne varsa (azaptan kurtulmak için) şüphesiz onu feda eder ve azabı gördükleri zaman için için pişmanlık duyar. Artık onların aralarında adaletle hükmedilir ve onlara (asla) zulmedilmez.
لَو
Masdar harfi
لَو
Olsa, şayet, keşke
اَنّ
Edat
اَنّ
Muhakkak, şüphesiz, diğini. Mastar cümlesi oluşturmak için kullanılır. (Genellikle cümle ortasında kullanılır, kendisinden önce bir fiil olması gerekir.)
كُلّ
İsim
ك ل ل
Hep, hepsi, bütün
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
فِى
Bulunma hâl eki
فِى
İçinde, -de, -da
اَرْض
İsim
ا ر ض
Yeryüzü, yer, arz, toprak, yurt
اِفْتَدٰى
Fiil-VIII
ف د ي
Fidye verdi, feda etti
بِه
Zamir
بِه
Onunla, kendisiyle
اَسَرَّ
Fiil-IV
س ر ر
Gizledi, sakladı, gizli tuttu
نَدَامَة
İsim
ن د م
Pişmanlık
لَمَّا
Zaman zarfı
لَمَّا
Ne zaman ki, zaman, vakit
رَاَى
Fiil-I
ر ا ي
Gördü, anladı, bildi, düşündü
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
قَضَى
Fiil-I
ق ض ي
Hükmetti, bitirdi, hüküm verdi, takdir etti, tamamladı, yerine getirdi, karar verdi
بَيْن
İsim
ب ي ن
Arasında
قِسْط
İsim
ق س ط
Adalet
هُمْ
Zamir
هُمْ
Onlar (erkekler için kullanılır)
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
ظَلَمَ
Fiil-I
ظ ل م
Zulmetti, haksızlık etti