close
close
Kelimenin Kök Hâli ve Türevleri
close

Yûnus Sûresi 15. Ayet Meali

Türkçe Transcript
swap_vert close
Ve-iżâ tutlâ ‘aleyhim âyâtunâ beyyinâtin(ﻻ) kâle-lleżîne lâ yercûne likâenâ-/ti bikur-ânin ġayri hâżâ ev beddilh(u)(c) kul mâ yekûnu lî en ubeddilehu min tilkâ-i nefsî(s) in ettebi’u illâ mâ yûhâ iley(ye)(s) innî eḣâfu in ‘asaytu rabbî ‘ażâbe yevmin ‘azîm(in)
Abdulbaki Gölpınarlı
swap_vert close
Onlara apaçık delilleri muhtevi olan ayetlerimiz okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar, bize bundan başka bir Kur'an getir, yahut da değiştir onu dediler. De ki: Ben onu kendiliğimden değiştiremem, ben, ancak bana vahyedilene uyarım ve şüphe yok ki ben, isyan ettiğim takdirde o pek büyük günün azabından korkarım.
Abdullah-Ahmet Akgül
swap_vert close
Onlara (münafıklara ve inkârcılara); apaçık belgeler olan ayetlerimiz okunduğu zaman, (günahları ve din tahribatları nedeniyle) Bizimle karşılaşmayı (ve huzurumuza çıkmayı ummayan ve) arzulamayanlar: "(Bu hükümler ve haberler bize ağır geliyor) Bundan başka bir Kur’an getir, veya (nefsimizin hoşuna gidecek şekilde) Onu değiştir" derler. (Ey Resulüm!) Onlara de ki: "Onu (Kur’an’ın apaçık hüküm ve haberlerini) kendi nefsi tahmin ve tedbirimle değiştirmem asla olacak şey değildir. Ben sadece Bana vahyedilene tâbiyim. Eğer Rabbime isyan ederek (Kur’ani haber ve hükümleri değiştirir ve yanlış mana verirsem) gerçekten büyük bir günün azabından korkup çekinirim."
Abdullah Parlıyan
swap_vert close
Ve hal böyleyken, ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla, kendilerine okunup ulaştırılsa, o bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler “Ya bize bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir” derler. De ki: “onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değil. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. Bakın bu konuda, Rabbime baş kaldıracak olursam, dehşet veren o büyük günün azabından korkarım.”
Ahmet Tekin
swap_vert close
Onlara, birliğimizi ispat eden, şirkin bâtıl olduğunu anlatan âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman, bizim huzurumuzda hesaba çekilmeyi, mükâfatı ummayanlar, cezalandırılma endişesi duymayanlar: “Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir” dediler. Sen: “Onu kendiliğimden değiştirmem söz konusu olamaz. Ben sadece, bana vahyolunana, Kur'ân'a tâbî olurum. Eğer Rabbime âsi olursam, büyük bir günün azâbına dûçar olmaktan korkarım” de.
Ahmet Varol
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz apaçık bir şekilde okunduğunda bize kavuşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir" derler. De ki: "Benim onu kendiliğimden değiştirmem sözkonusu olamaz. Ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Ben, Rabbime karşı gelirsem büyük bir günün azabından korkarım."
Ali Bulaç
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: 'Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir.' De ki: 'Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım.'
Ali Fikri Yavuz
swap_vert close
Böyle iken, âyetlerimiz, müşriklere birer açık delil olarak okunduğu zaman, karşımızda hesap vermeyi ummayanlar: “- Bundan başka bir KUR'AN getir veya bunu değiştir” dediler. Sen de ki: “- Onu kendiliğimden değiştirmekliğim, benim için mümkün değil. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbime isyan edersem, gerçekten büyük bir günün (kıyametin) azabından korkarım.”
Bahaeddin Sağlam
swap_vert close
Ayetlerimiz, onlara açık olarak okunduğu zaman, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar “Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” derler. De ki: “Kendi tarafımdan onu değiştirmek benim elimde değil. Ben ancak bana vahyolana tabi olurum. Şüphesiz, eğer ben (O’na) isyan edersem, büyük bir günün azabının başıma gelmesinden korkarım.
Bayraktar Bayraklı
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara açık açık okunduğu zaman bize kavuşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Doğrusu, Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”
Besim Atalay
swap_vert close
Bizim açık âyetlerimiz onlara okunduğunda bize kavuşmayı umunmayanlar: «Bundan başka, bir Kur'anı getiresin, ya da değiştiresin I» demektedirler, diye-sin ki: «Ben kendiliğimden değiştiremem; ancak ben, bana vahyolunmuş bulunana uyarım, ben Allahıma karşı azacak olsam, ulu günün azabından korkarım»
Cemal Külünkoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bizimle karşılaşmayı beklemeyenler derler ki, “bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir.” (Onlara) de ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbime karşı gelirsem; büyük bir günün azabından korkarım.”
Cemil Said
swap_vert close
Bizim âyâtımız öldükden sonra bize rücû’ itmeği ümîd iylemiyenlere okundığı vakit "Bize başka kitâb getir ve yâhud bunı biraz değişdir." diyorlar. Ânlara di ki: "Ben kendiliğimden bir şey değiştiremem, ben bana vahy olanı bilürim korkarım ki itâ’atsizlikde bulunur isem yevm-i ’azîmde rabbimin ’azâbına uğrarım"
Diyanet İşleri (Eski)
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım."
Diyanet İşleri (Yeni)
swap_vert close
Âyetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım.”
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
swap_vert close
Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunup anlatılınca bize geleceklerine inanmayanlar, “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir” dediler. Onlara şöyle de: “Onu kendiliğimden değiştirmeye hak ve yetkim yoktur, ben ancak bana vahyedilene uyuyorum. Eğer rabbime itaatsizlik edersem şüphesiz dehşetli bir günün azabından korkarım.”
Diyanet Vakfı
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.
 Zamanımızda olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim’in indiği devirde de kendi kafalarına göre din isteyenler veya Allah’ın hükümlerinin kendi arzu ve heveslerine göre değiştirilmesini isteyenler olmuştur. Halbuki Kur’an belli dönemlerdeki insanların geçici ve değişken arzularını karşılamak için değil, kıyamete kadar bütün insanlığın ruhî, ahlâkî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, dünyevî ve uhrevî saadetin yolunu göstermek için indirilmiştir. Bu sebepledir ki, âyette belirtildiği gibi Peygamber de dahil olmak üzere hiç kimsenin Kur’an’ın hükümlerini değiştirme yetkisi yoktur.  
Edip Yüksel
swap_vert close
Onlara apaçık olan ayetlerimiz okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kuran getir, yahut onu değiştir!," derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Rabbime karşı gelirsem, büyük gününazabından korkarım."
Elmalılı Hamdi Yazır
swap_vert close
Böyle iken, âyetlerimiz, kesin birer belge olarak kendilerine okunduğu zaman, o bizimle karşılaşmayı ummayanlar, "Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir." dediler. De ki, "Onu kendiliğimden değiştiremem, benim açımdan bu olacak bir şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."
Elmalılı Meali (Orijinal)
swap_vert close
Böyle iken âyetlerimiz birer beyyine olarak karşılarında okunduğu zaman likamızı arzu etmiyenler «bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir» dediler, de ki, onu kendiliğimden değiştirmekliğim benim için olacak şey değildir, ben ancak bana vahyolunana ittiba' ederim; ben, rabbıma isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azâbından korkarım
Emrah Demiryent
swap_vert close
Onlara âyetlerimiz apaçık bir şekilde okunduğu zaman, bize kavuşmayı (öldükten sonra tekrar diriltilmeyi) ummayanlar (müşrikler), “Bundan başka bir Kur’ân getir veya bunu (n, hoşumuza gitmeyen bazı yerlerini) değiştir” derler. (Resûlüm! O müşriklere) de ki: “Benim onu kendiliğimden değiştirmem söz konusu olamaz. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. *(Farz-ı muhâl) ben, Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım!”
* “Farz-ı muhâl”; Gerçekleşmesi asla mümkün olmayan bir konu hakkındaki varsayım, “kesinlikle olamaz ve olmayacak fakat sayalım ki oldu” manasında.  
Erhan Aktaş
swap_vert close
Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: “ Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir. ” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım.”
Hasan Basri Çantay
swap_vert close
Âyetlerimiz onlara, apaçık deliller (i muhtevi) olarak, okunduğu zaman (öldükden sonra) bize kavuşmayı ummayan onlar (o müşrikler): «Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir, yahud onu değişdirl» dedi (ler). Deki: «Onu kendiliğimden değişdirmem benim için olmayacak şeydir. Ben, vahy olunagelenden başkasına tâbi olmam. Eğer Rabbime isyan edersem şübhesiz büyük günün azabından korkarım».
Hayrat Neşriyat
swap_vert close
Ve onlara âyetlerimiz apaçık olarak okunduğu zaman, bize kavuşmayı ummayanlar: “Bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir!” dedi. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem, benim için olmayacak şeydir! (Çünki ben,) ancak bana vahyolunana tâbi' olurum! Şübhesiz ki ben, Rabbime isyân ettiğim takdirde, (gelecek)büyük bir günün azâbından korkarım!”(1)
(1)Kur’ân’da, puta tapmanın kötülüğünden ve kâfirlere yapılan tehdidlerden bahsedilince, müşrikler Resûl-i Ekrem (asm)’a: “Bize bunlardan bahsetmeyen başka bir kitab getir! Şâyet Allah sana böyle bir kitab indirmezse, ya sen onu kendi nefsinden uydur, yâhut yanındaki Kur’ân’da değişiklik yaparak isteklerimizi yerine getir!” dediklerinde bu âyet-i celîle nâzil oldu. (Nesefî, c. 2, 224)  
İhsan Aktaş
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açık açık okunduğu (tebliğ edildiği) zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir”dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştiremem. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer ben Rabbime isyan edersem, büyük bir günün (ahiret gününün) azabından korkarım. *
(*) Zamanımızda olduğu gibi, Kur’an-ı Kerim’in indiği devirde de kendi kafalarına göre din isteyenler veya Allah’ın hükümlerinin kendi arzu ve heveslerine göre değiştirilmesini isteyenler olmuştur. Hâlbuki Kur’an belli dönemlerdeki insanların geçici ve değişken arzularını karşılamak için değil, kıyamete kadar bütün insanlığın ruhî, ahlâkî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak, dünyevî ve uhrevî saadetin yolunu göstermek için indirilmiştir. Bu sebepledir ki, âyette belirtildiği gibi Peygamber de dâhil olmak üzere hiç kimsenin Kur’an’ın hükümlerini değiştirme yetkisi yoktur. (Diy. Vakfı Meali 15. Ayet Açıklaması)  
İlyas Yorulmaz
swap_vert close
Onlara açıklayıcı ayetlerimiz okunduğu zaman, “Bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir” dediler. Deki: “Kendi kendime o’nu değiştirmem mümkün olmadığı gibi, zaten bende bana vahy olan bu kitaba uyuyorum. Eğer ben Rabbimin emirlerine (yetkim olmadığı halde değiştirerek) isyan edersem, büyük hesap gününün azabından korkarım.”
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açıklayıcı belgeler olarak okununca, Bize kavuşmayı ummıyanlar dediler: "Sen bize ya bundan başka bir Kur’an getir, ya da onu değiştir." De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmek elimden gelmez . ben yalnız benim gönlüme bildirilene uyarım. çünkü eğer ben çalabıma karşı ayaklanacak olursam, ulu bir günün azabından korkarım."
İsmail Hakkı İzmirli
swap_vert close
Onlara bizim âyetlerimiz pek açık olarak okunduğu vakit bize kavuşmayı ummayanlar «— bundan başka bir Kur/an getir [¹] veya bunu değiştir» derler. Onlara de ki: Onu kendiliğimden değiştirmek elimden gelmez. Ben yalnız bana vahiy olunana tâbi olurum. Şayet ben Rabbime âsi olursam kıyamet gününün büyük azabından korkarım.
[1] Mabutlarının ayıpları zikrolunmayan bir Kur'an.  
İsmail Yakıt
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, Biz’e kavuşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!” derler. De ki: “Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana tabi olurum. Şayet ben Rabbime karşı gelirsem büyük bir günün azabından korkarım.”
Kadri Çelik
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, “Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir” dediler. De ki: “Onu ben kendiliğimden değiştiremem, ben ancak, bana vahyolunana uyarım. Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabına uğramaktan korkarım.”
Mahmut Kısa
swap_vert close
Apaçık birer belge olan ayetlerimiz, ne zaman onlara tebliğ ve uyarı amacıyla okunsa, Hesap Gününde huzurumuza geleceklerini hiç ummayan o inkârcılar, “Bize bundan farklı bir Kur’an getir, ya da hiç değilse, işimize gelmeyen ayetleri iptal edip keyfimize uygun hâle getirerek onda bazı değişiklikler yap!” diyorlar. Onlara de ki: “Kur’an’ı kendi görüşlerim doğrultusunda değiştirmeye benim yetkim yok; zira o benim değil, Allah’ın sözüdür. Ben ancak, bana gönderilen emir ve direktiflere uyarım. Çünkü Rabb’ime karşı geldiğim takdirde, büyük bir günün azâbından korkarım.”
Mahmut Özdemir
swap_vert close
Onlara, açık belgeler olarak bizim âyetlerimiz okunacağı zaman bizimle karşılaşmayı ummayanlar dedi ki: “Bundan başka bir kur’ân getir veya bunu değiştir!”. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyedilene uyarım. Rabbime isyan edersem, şüphesiz ben, çok büyük bir günün azabından korkarım”.
Mehmet Çakır
swap_vert close
Kendilerine ayetlerimiz açık seçik okununca, Bize hesap verme beklentisinde olmayanlar: " bize bundan başka bir Kuran getir ya da onu değiştir " diyorlar. Resulüm! onlara şunu söyle: " onu benim değiştirmem mümkün değil. Çünkü ben, sadece bana vahyedilene uymak zorundayım. Çünkü ben, Rabb’ime karşı gelerek ahiret cezasını göze alamam.
Mehmet Çoban
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz açıkça okunduğu zaman hesap vermeyi aklına getirmeyenler; “Ya bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir!” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için mümkün değildir. Ben bana vahyolunandan başkasına uymam! Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım!”
Mehmet Okuyan
swap_vert close
Onlara ayetlerimiz açıkça [tilavet] edildiği (okunup aktarıldığı) zaman, (öldükten sonra) bizimle karşılaşmayı ummayanlar (ahirete inanmayanlar), “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir!” dediler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. [*] Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.” [*]
Vahye uymayla ilgili ayetler için bkz. Âl-i İmrân 3:103, dipnot 1.,Benzer mesajlar: En’âm 6:15; Zümer 39:13.  
Mehmet Türk
swap_vert close
Bizim açık âyetlerimiz, Bize kavuşacaklarını ummayanlara okunduğu zaman, (sana):¹ “Ya bundan başka bir Kur’an getir ya da bu (Kur’an’ı) değiştir.”² dediler. Sen de onlara: “Onu kendi keyfime göre değiştirmem mümkün değil. Ben ancak bana vahyolunana tâbi olurum ve ben Rabbime isyan edersem büyük günün (âhiretin) azabından korkarım.” de.³
1 Veya “Bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanlar”2 Ya bize uymayan bu Kur’an’ı yok et ya da Kur’an’ı bize uydur. Yani bize, bizim canımızın istediği gibi bir din getir…3 Ben bana ne vahyolunursa ancak ona uyarım. Yani ben herhâlde hiçbir şeyi değiştirmeyerek sadece vahye uyarım. Şayet bazı âyetlerde bir nesih ve değiştirme meydana gelirse o da ancak vahiy ile olabilir, ben ona da olduğu gibi uyarım. Başka bir ihtimal söz konusu değildir.  
Muhammed Esed
swap_vert close
VE [hal böyleyken:] ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine okunup ulaştırılsa, o Bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler, “Bize bundan başka bir söylem/bir öğreti getir; ya da bunu değiştir” ²³ diyecek olurlar. [Ey Peygamber] de ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değil; ben ancak bana vahyedilene uyarım. Bakın, [bu konuda] Rabbime baş kaldıracak olursam, dehşet veren o [Büyük] Gün (gelip çattığında) azabın [beni bulmasın]dan korkarım!”
23 Zımnen şunu demek isterler: “neyin eğri neyin doğru olduğu konusunda bizim kendi görüşlerimize uyan bir öğreti getir”. Yukarıda ayette geçen ifade, (hem Hz. Peygamber zamanında hem de sonraki çağlarda) pek çok bilinemezci (agnostic) tarafından Kur’an’ın ahlaka ve ahirete ilişkin öğretilerine yöneltilen son derece indî eleştirilere ve özellikle böylelerinin, Kur’an’ın Muhammed (s)’in kendi “uydurması” olduğu ve dolayısıyla kendi kişisel görüşlerinden başka bir şey ifade etmediği yolundaki iddialarına ilişkin îma yollu bir atıf durumundadır. “Bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler” ifadesi için bkz. yukarıda 12. not.  
Mustafa Çavdar
swap_vert close
Hakikatin apaçık belgeleri olan ayetlerimiz onlara okununca, bizimle karşılaşmayı hesaba katmayanlar: “Bize bundan başka bir Kuran getir veya bunu değiştir” derler. De ki: – Bunu kendi arzuma göre değiştirme yetkim yok, zira ben sadece bana vahyedilen Kuran’a uymak zorundayım, eğer Rabbime isyan edersem o zaman ben o korkunç günün azabından korkarım. 6/50- 51, 7/203, 46/9
Mustafa İslamoğlu
swap_vert close
Bir de ne zaman hakikatin apaçık kanıtları olan âyetlerimiz onlara okunsa, Bizim (rahmetimizle) buluşma arzusu ve umudu olmayan o kimseler derler ki: “Git, bize bundan başka bir hitab[¹⁵⁸⁷] getir, ya da onda değişiklik yap!”[¹⁵⁸⁸] (Ey Nebî)! De ki: “Onu kendime göre değiştirmem olacak şey değil. Ben yalnızca bana vahyedilene uyarım: çünkü ben Rabbime karşı gelecek olursam, korkunç bir Gün’ün azabından korkarım.”
[1587] Kur’an’ın sözlük mânası için bkz: 25:30, not 39. Burada belirsiz formda gelen Kur’an, isme değil vasfa yakın bir mastar olarak çevrilmelidir. Unutulmaması gereken nokta, “Kur’an” ifadesinin müşriklere atfen kullanılan bir cümle içerisinde geçmesidir. Bu ve buna benzer bir bağlamda “Kur’an” olarak çevirmek anlama problemine yol açacaktır. Çünkü, Hatib’in ve ilk muhatapların bu kelimeye yükledikleri anlamla modern muhatabın zihnindeki kavramlaşmış anlam bire bir örtüşmemektedir. Kelime kavramsal anlamını sonraki dönemlerde kazanmış, hatta tedvin asrından sonra “Mushaf” isminin yerine kullanılmaya başlanmıştır. Oysa Kur’an, hatib olan Allah’la muhatab olan insan arasında canlı, aktif ve yaşanan bir diyalogun eseri olarak sözlü bir “hitab”, Mushaf ise Allah Rasûlü’nden sonra vahiy metninin kaydedildiği yazılı bir “kitap”tır. Anlama faaliyetinin ilk ve zorunlu adımı, anlamın kaynağından hedefine taşınırken yolda uğradığı “anlam kaybını” asgariye indirmektir. İşte bu yüzden, kur’ânin lafzı için yalnızca mantukunu değil mefhumunu da iyi yansıttığını düşündüğümüz “hitab” karşılığını kullandık. [1588] Müşriklerin bu talebi açıkça gösteriyor ki, onlar mesajını, hedefini ve inşâ etmek istedikleri dünyayı çok iyi bildikleri bir Kur’an’a karşı çıktılar. İtirazları Kur’an’ın getirdiği öğretinin özüne, içeriğine yönelikti. Onlar esasen iyi ve kötüyü belirleme yetkisinin ellerinden çıkmasına itiraz ediyorlardı. “Değiştir” demekle, itirazlarının Hz. Muhammed’e değil vahyin kaynağına yönelik olduğunu itiraf ediyorlardı. Bununla zımnen “hayat tarzımıza dokunmayacak bir içeriğe razıyız” demiş oluyorlardı.  
Orhan Kuntman
swap_vert close
(Ey Muhammed buna rağmen) Bize kavuşmayı ummayanlar, -kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman- "Bize bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" (İşimize gelmeyen, kıyametten, hesaptan ve cezadan bahseden, putlarımızı ayıplayan bu Kur’an'ı bırak da bize okuyacak başka bir kitap getir veya hoşlanmadığımız bazı ayetlerini olsun hoşumuza gidecek şekilde değiştir) dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem asla olacak şey değildir! Ben, ancak bana vahyolunana uyarım, şayet ben, Rabbime karşı gelecek olursam, elbette o büyük günün azabından korkarım."
Osman Fırat
swap_vert close
Onlara açık açık âyetlerimiz anlatıldığı zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’ân getir veya bunu değiştir. " dediler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şâyet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azâbından korkarım. "
Ömer Nasuhi Bilmen
swap_vert close
Onlara Bizim zâhir âyetlerimiz okunduğu zaman, Bize mülâki olacaklarını ummayanlar dedi ki: «Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir.» De ki: «Onu kendi tarafımdan değiştirmek benim için sahih olamaz. Ben ancak bana vahyolunana tâbi olu-um, başkasına değil. Şüphe yok ki, ben Rabbime isyan eder olursam büyük bir günün azabından korkarım.»
Suat Yıldırım
swap_vert close
Böyle iken, âyetlerimiz kendilerine, açık deliller halinde okunduğunda, âhirette huzurumuza varacaklarını ummayanlar, “Bize bundan başka bir Kur'ân getir veya bunu değiştir! ” derler. De ki: “Onu kendiliğimden değiştirmem asla olacak bir şey değil. Çünkü ben sadece bana vahyedilene tâbi olurum ve eğer sizin arzunuza uyar da Rabbime isyan edersem, o müthiş günün azabından korkarım. ”
Süleyman Ateş
swap_vert close
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şayet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım."
Süleyman Tevfik
swap_vert close
Onlara (müşriklere) âşikâr âyetlerimiz tilâvet olundukda, likâmızı ümîd itmeyenler: "Bize bundan başka bir Kur'ân getir veyâhud onı tebdîl it" dirler. Onlara di ki: "Ben kendi tarafımdan onı tebdîl ider değilim. Ben ancak bana vahy olunan şeye ittibâ' iderim. Eğer rabbime 'isyân ider isem büyük günün 'azâbından korkarım."
Süleymaniye Vakfı
swap_vert close
Onlara, birbirini açıklayan âyetlerimiz okununca, bizimle karşılaşmayı beklemeyenler derler ki “Bize başka bir Kur’an(ayetler kümesi)[*] getir, ya da onu değiştir.” De ki “Onu kendiliğimden değiştirmeye yetkim yoktur. Ben sadece bana yapılan vahye uyarım. Eğer Rabbime karşı gelirsem büyük bir günün azabından korkarım.”
[*] Kur'an kelimesi küme anlamına gelir. Bir konuyu anlatan muhkem bir ayet ile onu açıklayan müteşabih ayetler kümesi o konuya ait ayetler kümesi (Kur'an) dir. Kur'an kelimesine bu manayı vermemizin delillerinden biri (İsra 17/78)'de bildirilen وَقُرْآنَ الْفَجْرِ (kur'âne el fecri) 'dır. Sabah kızıllığının kümeleşmesi anlamına gelir. Kur'an-ı Kerim'in bu metodunu (ayetlerin birbirini açıklaması) daha detaylı şeklinde öğrenmek için (Hud 11/1-2), (Al-i İmran 3/7), (Fussilet 41/3) ve ilgili dipnotlara bakınız.  
Şaban Piriş
swap_vert close
Ayetlerimiz açık açık onlara okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: -Bundan başka bir Kur'an getir ya da bunu değiştir, dediler. De ki:-O'nu kendi arzuma göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.
Ümit Şimşek
swap_vert close
Kendilerine apaçık âyetlerimiz okunduğunda, Bize kavuşmayı ummayanlar, “Bize bundan başka bir Kur'ân getir veya onu değiştir” derler. De ki: Ben onu kendiliğimden değiştiremem. Ben, ancak bana vahyedilene uyarım. Rabbime isyan edecek olursam, büyük bir günün azabından korkarım.
Yaşar Nuri Öztürk
swap_vert close
Ayetlerimiz onlara açık-seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut bunu değiştir." De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim."
Eski Anadolu Türkçesi
swap_vert close
daħı ķaçan oķına anlaruñ üzere āyetlerümüz bellüler eyitti anlar kim ümid dutmazlar görmegümüzi “getür ķur’ān uşbundan ayruķ yā degşür anı.” eyit “olmaya benüm kim degşürem anı gendüzündin yañadın uymazın illā aña kim daħı olınur baña. bayıķ ben ķorķarın eger ben āsį olam çalabuma 'aźābından ulu günüñ.”
Satıraltı Meal (1534)
swap_vert close
Daḫı ḳaçan oḳunsa anlar üstine bizüm āyetlerümüz beyān eyleyici, eyitti olkişiler ki ḳorḳmazlar bizüm ḥażretümüze durmaḳdan: Getür bize bir Ḳur’ānbundan özge, yā tebdīl eyle. Eyit yā Muḥammed: Anı tebdīl eylemekelümden gelmez benüm ḳatumdan, ben uymazın illā baña vaḥy olan nesneye.Ben ḳorḳarın eger ‘āṣī olsam Tañrı Ta‘ālā[ya] ulu ‘aẕābdan ḳıyāmetde.
Bunyadov-Memmedeliyev
swap_vert close
(Müşriklərə) ayələrimiz açıq-aydın oxunduğu zaman (qiyamət günü haqq–hesab üçün) Bizimlə qarşılaşacaqlarına ümid etməyənlər: “Bundan ayrı bir Qur’an gətir və ya onu dəyişdir!” – deyərlər. Onlara de: “Mən onu özbaşına (istədiyim kimi) dəyişə bilmərəm. Mən ancaq mənə gələn vəhyə tabe oluram. Əgər Rəbbimə asi olsan, (müsibəti) böyük günün (qiyamət gününün) əzabından qorxuram”.
M. Pickthall (English)
swap_vert close
And when Our clear revelations are recited unto them they who look not for the meeting with Us say: Bring a Lecture other than this, or change it. Say (O Muhammad): It is not for me to change it of my own accord. I only follow that which is inspired in me. Lo! If I disobey my Lord I fear the retribution of an awful Day.
Yusuf Ali (English)
swap_vert close
But when Our Clear Signs are rehearsed unto them, those who rest not their hope on their meeting with Us, Say: "Bring us a Reading(1402) other than this, or change this," Say: "It is not for me, of my own accord, to change it: I follow naught but what is revealed unto me: if I were to disobey my Lord, I should myself fear the penalty of a Great Day (to come)."
1402 Reading , in the Arabic, the word is "Qur'an", which may mean Reading or in the special sense, the Qur'an. The duty of Allah's Messenger is to deliver Allah's Message as it is revealed to him, whether it please or displease those who hear it. Selfish men want to read their own desires or fancies into religious precepts, and thus they are often willing to use Religion for their own ends. Most of the corruptions of Religion are due to this cause. But Religion is not to be so prostituted.  
Muhammed Hüseyin (R.A.)
play_arrow bookmark save_alt more_vert
  • content_copyÂyeti Kopyala
  • linkLinki Kopyala
  • photo_cameraGörüntü Oluştur
  • videocamVideo Oluştur
وَاِذَا
ve o za-man ki
تُتْلٰى
okunur
عَلَيْهِمْ
onlara
اٰيَاتُنَا
âyetle- rimiz
بَيِّنَاتٍۙ
apaçık olarak
قَالَ
dedi
الَّذ۪ينَ
o kim-seler ki
لَا يَرْجُونَ
ummuyorlar
لِقَٓاءَنَا
bize ka- vuşmayı
ائْتِ
getir
بِقُرْاٰنٍ
bir Kur'ân
غَيْرِ
başka
هٰذَٓا
bun- dan
اَوْ
ve- ya
بَدِّلْهُۜ
bunu değiştir
قُلْ
de ki
مَا يَكُونُ
olacak şey değil
ل۪ٓي
benim için
اَنْ اُبَدِّلَهُ
onu değiş- tirmem
مِنْ تِلْقَٓائِ۬
tarafından
نَفْس۪يۚ
kendim
اِنْ اَتَّبِعُ
uymam
اِلَّا
an- cak
مَا
o şeye ki
يُوحٰٓى
vahyolunur
اِلَيَّۚ
bana
اِنّ۪ٓي
çünkü ben
اَخَافُ
korkarım
اِنْ
eğer
عَصَيْتُ
isyan edersem
رَبّ۪ي
Rabb-ime
عَذَابَ
azabından
يَوْمٍ
bir gü- nün
عَظ۪يمٍ
büyük
Onlara âyetlerimiz apaçık okunduğu zaman (öldükten sonra) Bize kavuşmayı ummayanlar, (resule) "ya bundan başka bir Kur'ân (bize) getir veya bunu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam; çünkü ben Rabbime isyan edersem elbette büyük bir günün azabından korkarım."
اِذَا
İsim
اِذَا
O zaman ki, ne zaman ki, o takdirde
تَلَى
Fiil-I
ت ل و
Okudu, tilavet etti, takip etti
عَلَى
Zamir
عَلَى
Üzerinde, hakkında, karşı, dolayı, -a, -e
ءَايَة
İsim
ا ي ي
Âyet, mucize, alamet, işaret, nişane, ibret, delil
بَيِّنَة
İsim
ب ي ن
Apaçık delil, apaçık mucize
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
الَّذ۪ي
İsim
الَّذ۪ي
O kimse ki, o şey ki, o zat ki, o ki
لَا
Edat
لَا
Hayır, yapmayın, asla, hiç
رَجَا
Fiil-I
ر ج و
Umdu, ümit etti, arzu etti, umut bağladı
لِقَٓاء
Fiilimsi-III
ل ق ي
Kavuşma, karşılaşma
اَتَى
Fiil-I
ا ت ي
Geldi, getirdi
قُرْءَان
İsim
ق ر ا
Kur'ân, okuma, okunuş
غَيْر
İsim
غ ي ر
Değil, (ondan) başka, dışında, gayrı, hariç
هٰذَا
İşaret zamiri
هٰذَا
Bu, budur
اَو
Bağlaç
اَو
Veya, ya da, hatta, yahut
بَدَّلَ
Fiil-II
ب د ل
Değiştirdi, çevirdi, tahrif etti
قَالَ
Fiil-I
ق و ل
Dedi, buyurdu, söyledi
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
كَانَ
Fiil-I
ك و ن
İdi, oldu
ل۪ي
Zamir
ل۪ي
Bana, beni, benim, benim için
اَن
Edat
اَن
Ki, diye, iken, ötürü, -mek, -mak
بَدَّلَ
Fiil-II
ب د ل
Değiştirdi, çevirdi, tahrif etti
مِن
Harf-i cer
مِن
-den, -dan
تِلْقَٓاء
İsim
ل ق ي
Taraf
نَفْس
İsim
ن ف س
Kendi, kendisi, nefis, can
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
اِتَّبَعَ
Fiil-VIII
ت ب ع
Tabi oldu, uydu, peşine düştü, takip etti
اِلَّا
Edat
اِلَّا
Ancak, sadece, başka, hariç, dışında, yalnız
مَا
Zamir
مَا
Ne, şey, geçmiş zamanın olumsuzluk eki
اَوْحٰى
Fiil-IV
و ح ي
Vahyetti, işaret etti
اِلٰى
Edat
اِلٰى
-e kadar, -a kadar, -e, -a
اِنّ
Edat
اِنّ
Şüphesiz, kesinlikle, muhakkak, elbette, gerçekten, zira, çünkü, doğrusu, daima. Cümledeki bilgiyi pekiştirmek için kullanılır.
خَافَ
Fiil-I
خ و ف
Korktu
اِن
Edat
اِن
Eğer,  -se, -sa
عَصَا
Fiil-I
ع ص ي
İsyan etti, asi oldu, karşı geldi
رَبّ
İsim
ر ب ب
Rabb (Allah'ın esması, ismidir. Rahmetiyle terbiye eden demektir), efendi
عَذَاب
İsim
ع ذ ب
Azap, ceza
يَوْم
İsim
ي و م
Gün, gündüz
عَظِيم
İsim
ع ظ م
Azîm (Allah'ın ismi, esmasıdır. Anlaşılamayacak kadar azamete ve büyüklüğe sahip olan demektir), çok büyük, azametli, kocaman, muazzam